<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914</id><updated>2012-02-12T10:46:31.594-08:00</updated><category term='karerliler'/><category term='direnis'/><category term='devrimci'/><category term='yunan ic savasi'/><category term='karer'/><category term='baris'/><category term='elektra'/><category term='eylü'/><category term='cewlik'/><category term='e-karer'/><title type='text'>Berdan Ildan  Günlügü</title><subtitle type='html'>EMEGIN DEGERINI BILMEYENLER YASAMI GERCEK ANLAMDA KAVRAYAMAZLAR</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>610</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-4203528066363248382</id><published>2012-01-14T12:50:00.001-08:00</published><updated>2012-01-14T12:51:04.103-08:00</updated><title type='text'>"Hansel ve Gretel’in Gerçek Öyküsü....Kitap</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-dj59JQhjy-Y/TxHqslqG6tI/AAAAAAAABbY/CNAMGhCCiS4/s1600/79b7950c8b.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 218px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-dj59JQhjy-Y/TxHqslqG6tI/AAAAAAAABbY/CNAMGhCCiS4/s320/79b7950c8b.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5697593055344257746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hansel ve Gretel’in Gerçek Öyküsü"&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Çocukluğumuzun bilindik masallarından “Hansel ve Gretel”. Bu masalda üvey anneleri tarafından istenmeyen, sevilmeyen bu çocuklar ormana bırakılmak istenirler ve babaları tarafından bırakılırlar. Ceplerine çakıl taşları dolduran bu çocuklar, babaları onları ormana götürürken gizli gizli bu taşları yol üzerine bırakırlar ve evin yolunu tekrar bulup dönerler. Fakat üvey anneleri onları tekrardan ormana bıraktırmaya kararlıdır. Ne yazık ki bu defa Hansel ve Gretel’in ceplerinde çakıl taşları yoktur, bu yüzden yemeleri için verilen ekmekleri yollara minik parçalar halinde atarlar. Babaları ormana bırakıp gittiğinde onlar yolu bu defa bulamayacaklardır. Attıkları ekmekler kuşlara yem olmuştur çünkü… Ormanda bir kulübe bulurlar. Cadı Magda’nın kulübesini. Magda çocukları sahiplenir ve bakmaya başlar…&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İşte şimdi de “Hansel ve Gretel’in Gerçek Öyküsü”ne geçiyorum. Louise MURPHY’nin tekrar kaleme aldığı bu öykü 2. Dünya Savaşı sırasında Polonyalı iki Yahudi çocuğu anlatıyor. Polonya, savaş sırasında “cehennemin merkezi” olarak adlandırılmıştı. Almanlar'ın öncelikli planı Yahudileri, Çingeneleri, Polonyalı liderleri öldürmek, yaşlıları ve çocukları ise yeni Alman düzeninin hâkim olacağı şehirlerin kurulmasında kullandıktan sonra ölüme mahkûm etmekti.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Peri masalındaki sözkonusu acımasız üvey anne yoktur romanda. Gettoyu terkeden baba, çocuklar ve üvey anne motosiklette kaçmaya başlarlar. Fakat daha fazla ilerleyemeyeceklerdir, SS’lerin dışındaki herkese motosiklet kullanmak yasaktır çünkü. Ormandan geçerken çocukları kendilerine güvenli bir yer bulmaları için bırakırlar. Kendi isimleri onların Yahudi olduğunu ortaya çıkaracağı için üvey anneleri onlara yeni isimler bulur “Hansel ve Gretel”. Ormanda köyden uzak bir kulübe bulurlar. “Büyücü Magda” olarak tanınan yaşlı bir kadının evidir burası. Magda çocukları kabul eder. Çocukları SS’e akrabası olarak tanıtır ve onlara yemek alabilmek için karne çıkartmayı başarır. Gretel kulübenin içinde bulunduğu ormanı çok sever ve sık sık evden uzaklaşıp derinliklerine iner. Magda bunun tehlikeli olduğunu ona anlatmıştır. Yine böyle bir gezisinde iki adamın tecavüzüne uğrar ve aklını yitirir. Artık Hansel için her şey daha zor olur. Onu sürekli koruyan ablası bilincini kaybetmiştir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Babaları ve üvey anneleri yolda karşılaştıkları partizanlara katılırlar. Sovyet Ordusu her gün biraz daha Polonya’ya yaklaşırken artık onlar da öncü müfrezenin içindelerdir. Üvey anneleri yaşamını Ruslar bölgeye varamadan önce yitirir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Köyden tekrar kaçmaları gerektiğinde bu sefer Hansel Gretel’i korumak zorundadır. Hansel bu kitapta yaşama isteğinin, inadın, karalılığın ve asla vazgeçmemenin adıdır aynı zamanda. Uzun yolculukları tekrar başlamıştır. Kulübe, orman çok gerilerdedir artık. Geldikleri yere, gettoya dönmeye çalışırlar. Artık Naziler terketmiştir Polonya’yı. Gretel yolda her şeyi hatırlar kardeşini koruması gerektiğini, ölüleri ve savaşı… Hatırlayamadığı tek şey gerçek adlarıdır. Şartlanmayı, korkuyu getiren bu savaş çocuklara isimlerini unutturmuştur. Söylememeleri gereken şeyi düşünememişlerdir bile. Bu tarz düşünceler o günün Polonya’sında ölüme davetiye çıkartacak türden düşüncelerdir. Ve tekrar gettoda buldukları babaları kulaklarına fısıldayacağı ana kadar da isimlerini hatırlayamayacaklardır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ve Magda, iyi yürekli, sevgi dolu cadımız. Sevebilmenin ve her şeye rağmen sevgide ısrar etmenin cadısı. Özgür Polonya’yı görmeyi ne kadar da hak ediyordun. Senin sonun da ne yazık ki binlerce insan gibi gaz odası oldu. Fakat ocakta yakıldıktan sonra küllerinin her yere yayılmasına engel olamadı gözü dönmüş katiller. İşte o küller konduğu toprakta sevgi yeşertmeye devam ediyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kitabın anlatıcısı da olan sevgili cadımızın son sözleriyle bitirmek istiyorum: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bitti işte. Hikâye dosdoğru anlatıldı. Gerçekler ne daha ağır ne de yalanlardan daha güzeldi. Yine de gerçeği sevmemi sağlayan bir şeyler vardı. Ve bu sevgi dönüp dolaşıp doğrular size bir armağanmışçasına sunulana dek içimi kemirdi. Çünkü bir şeye duyduğumuz sevgi sahip olduğumuz her şeyin sonudur.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Çark dönüyor. Mavi gökyüzü ve yeşil zeminde uzun bir yol kat ediyoruz. Ancak dünyayı ve canı terk etiğimizde ruhumuzun kadehinde sadece sevgi kalır. Sonsuza kadar bu sevgiyi içeriz. Biliyorum. Çünkü ben Magda’yım. Ben cadıyım.”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-4203528066363248382?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/4203528066363248382/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2012/01/hansel-ve-gretelin-gercek-oykusukitap.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/4203528066363248382'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/4203528066363248382'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2012/01/hansel-ve-gretelin-gercek-oykusukitap.html' title='&quot;Hansel ve Gretel’in Gerçek Öyküsü....Kitap'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-dj59JQhjy-Y/TxHqslqG6tI/AAAAAAAABbY/CNAMGhCCiS4/s72-c/79b7950c8b.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-9202890152991089251</id><published>2011-12-08T01:45:00.001-08:00</published><updated>2011-12-08T01:47:49.518-08:00</updated><title type='text'>Gece kelebeği...kitap</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-b97KKwgtTII/TuCHoDTZBtI/AAAAAAAABbM/Fuy7AMsweJ4/s1600/perperik_site.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 256px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-b97KKwgtTII/TuCHoDTZBtI/AAAAAAAABbM/Fuy7AMsweJ4/s320/perperik_site.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5683691851892721362" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ........Sonunda annemle kendimize daha güvenli bir yer bulduk.&lt;br /&gt; Yeni evimiz bir söğütlüktü. Annem, meşe dallarını ve evden getirdiği bir palası da &lt;br /&gt;yere sermişti. Bazı zamanlar gündüzleri de bu yeni yuvamızdan çıkmıyorduk. &lt;br /&gt;Annem iki küçük dalı birbirine bağlayarak ince söğüt dallarından bir bebek ördü bana. &lt;br /&gt;Çok güzel bir bebekti, yapraklardan elbiseler giydirdik. Otlardan saçlar taktık başına. &lt;br /&gt;Tütün yaprakları gibi sararmış iki meşe yaprağından bir etek giydirdik bebeğimize. &lt;br /&gt;Annem, benimle konuşur gibi bebeğimizle konuşuyordu.Bebeğe isim aradık. &lt;br /&gt;Türkçe’de “Gece Kelebeği” anlamına gelen “Perperık-a Söe” ismini verdik. Bu ismi &lt;br /&gt;neden verdiğimizi ben de bilmiyorum. Sanırım, bebeğimize giydirdiğimiz eteğin sarımsı&lt;br /&gt; iki meşe yaprağının kelebek kanatları gibi durmasındandı. Annem bana anlattığı tüm masalları, artık Perperık-a Söe’ye anlatıyordu. Ve annem söğüt dallarından bu yeni&lt;br /&gt; evimizde hep masallar anlattı. Masal anlatırken, Perperık-a Söe’nin annemi nasıl can kulağıyla dinlediğine bakar, şaşardım. (sf. 18)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; .........Kumandan, “Çözün!” demiş, çözmüşler Çavdar’ı. Ne var ki, Çavdar &lt;br /&gt;kalkmamış ayağa, şaşkınca etrafındaki jandarma çemberine bakmış. Bakıp durmuş kendisini görmek için birbirinin üstüne yığılmış asker kalabalığına. Sanki, o an etrafında dizilen jandarma alayı değil de, sıra sıra karlı dağlarmış. Sanki gökyüzünden bir insan kümesinin içine düşmüş de, düştüğü yerde öylece kalakalmış. Bir kıpırtı bekler gibiymiş. Etrafını çepeçevre sarmış bu asker yığınında bir kıpırtının olması için adeta yalvarıyormuş. Çıt yokmuş. Bulutlar dahi durmuş durduğu yerde. Dönüp, Doğık’a bakmış. Ne olur, &lt;br /&gt;beni bu yalnızlığın içinde bırakıp gitme der gibiymiş. Musahibi Hüseyin’e bakmış. Kimse anlamamış ne düşündüğünü. Bakışları, soğuk karların kestiği çıplak ayağına takılmış. &lt;br /&gt;Üstüne başına bakmış, göğsünden yarı yarıya kopmuş, öylece sallanan teneke&lt;br /&gt; madalyasına gitmiş eli. Duymamış kumandanın emrini. Bir teneke gaz yağı dökülmüş tepesinden aşağı, hiç kıpırdamamış. Doğık’ın gözleri kararmış, Çavdar Hüseyin’in yere yayılmış siyah bir nokta gibi yitip gittiğini görmüş. Bir alev topu insan çemberinin içinde dönmüş, çığlıklar atmış, yer gök sarsılmış. Bulutlar birbirine girmiş. Dönmüş, alevden bir bulut kümesi nasıl dönerse gökyüzünde, öyle dönmüş. Bağırmış, “Ulan,” demiş, “ulannn...” İmdat istemiş. Alev almış bir gece kelebeği nasıl kendisini yakan ateşin etrafında&lt;br /&gt; dönerse öyle dönmüş, yanık bir et kokusu almış Deşt Ovası’nı... (sf. 252) &lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-9202890152991089251?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/9202890152991089251/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/12/gece-kelebegikitap.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/9202890152991089251'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/9202890152991089251'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/12/gece-kelebegikitap.html' title='Gece kelebeği...kitap'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-b97KKwgtTII/TuCHoDTZBtI/AAAAAAAABbM/Fuy7AMsweJ4/s72-c/perperik_site.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-8021805223475833134</id><published>2011-11-21T11:39:00.001-08:00</published><updated>2011-11-21T11:48:06.649-08:00</updated><title type='text'>Düşleri avuçlarında tutmak</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-frgevwxmUSs/TsqpH2X_mCI/AAAAAAAABbA/ZnmLJuPL0YM/s1600/dilsiz%2Bgezi%2B014.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-frgevwxmUSs/TsqpH2X_mCI/AAAAAAAABbA/ZnmLJuPL0YM/s320/dilsiz%2Bgezi%2B014.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5677536232574261282" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Düşlerimde Kasım yaprakları onlarca,pınarlarımı aydınlatıyor/damlaları üşüşmüş pınarlarıma bir deniz güzelliğinde...Vakitler kusursuz gece çagrıştırmakta,yıldızlar aydınlatmakta,biliyorum Zilan uyandırıyor çicekleri bu Kasım son günlerinde.düşleri ile Mirabel kardeşler kelebekleri salıyorlar al al deryalara.yakamozlara,şimdi ihanet kol geziyor,kirli kırpık sakal cumhuriyetinde.13 yaşında acılar/körpeçik cocuklar,direniyor ihanete....Sürgün gece aydınlıgı engelleyebilir mi ? yada izbe karanlıklar.geceninde sahibi hep aydınlık,her kes kendi düşleri ile yüzleşsin.en cokta alçaklar.....Bekliyoruz artık özgürlüğü bu uzak sürgün Kasım yapraklarında............&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berdan ildan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-8021805223475833134?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/8021805223475833134/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/11/dusleri-avuclarnda-tutmak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/8021805223475833134'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/8021805223475833134'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/11/dusleri-avuclarnda-tutmak.html' title='Düşleri avuçlarında tutmak'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-frgevwxmUSs/TsqpH2X_mCI/AAAAAAAABbA/ZnmLJuPL0YM/s72-c/dilsiz%2Bgezi%2B014.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-3734578736688633284</id><published>2011-10-16T22:32:00.001-07:00</published><updated>2011-11-28T12:33:31.649-08:00</updated><title type='text'>İlk adımlar şiir kitabı çıkt....</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-x1LFYsSqff8/Tpu-CsvPV3I/AAAAAAAABas/FXUr5bgOfd0/s1600/untitled.png"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 220px; height: 156px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-x1LFYsSqff8/Tpu-CsvPV3I/AAAAAAAABas/FXUr5bgOfd0/s320/untitled.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5664329909926844274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;‎1700 yilinda Zeynele Kal önderliğinde dokuz cemre yildizi düşünce Civrakta şafakta yola cikmislar...kitlikta,kiranda. Tüm kutsal dağlari aşıp bir gece vakti dağlarin doruklarinda yakamozlari görmüsler ve orada konaklamislar. O dokuz günün sonunda bu kutsal yer Çewlik Peri su etrafindaki Heserbaba daglarini asip Karer'e ışık hüzmeleri icinde varmislar,dokuz ziyaret görmüşler her ziyarete bir lokma vermisler dokuz gün icinde/niyaz eylemiş analar.Iste o kutsal topraklarda iki Agustos sicaginda yetim sevdalara bir aclik daha katilmis.Bir can daha cogallasmis.2 Agustos 1964 yilinda yasama benide katmis emek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaş,açlik yeni sürgünlerin ic catiskilarinin isaretleri vermeye baslamis ve turnalar göcü baslamis,duslerimiz yine yollara dizilmis kamyon kasalariyla.Sonra sokak sokak emek ve alinteri icinde düşlerimiz emeklemeye basladi,her santim karesine illegal imgelerimiz düşmüş,sokaklarinda fasist sürülere,iskence tezgahlarinda imamin polislerine ve yine teslim olmadik,pasaporta isinmadi içimiz KIRMIZI Bülten taktilar pesimize / sürgün kent varoslarinda kızıl bir düş sürüvencisiyim ....Iste ol hikayemiz bu....yasar ildan &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-3734578736688633284?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/3734578736688633284/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/10/ilk-admlar-siir-kitab-ckt.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/3734578736688633284'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/3734578736688633284'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/10/ilk-admlar-siir-kitab-ckt.html' title='İlk adımlar şiir kitabı çıkt....'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-x1LFYsSqff8/Tpu-CsvPV3I/AAAAAAAABas/FXUr5bgOfd0/s72-c/untitled.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-4195156207562476904</id><published>2011-10-12T03:36:00.001-07:00</published><updated>2011-11-28T12:33:31.653-08:00</updated><title type='text'>Duvarlarınızın hükmü yok...kitap</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-uZed4W67QyU/TpVtvqRdlII/AAAAAAAABag/f81BiWY6B-s/s1600/imagesCAS2G5VK.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 144px; height: 144px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-uZed4W67QyU/TpVtvqRdlII/AAAAAAAABag/f81BiWY6B-s/s320/imagesCAS2G5VK.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5662552772057076866" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Açmaz açmaz &lt;br /&gt;hiç bir zaman deme&lt;br /&gt;açacaktır bu narçiçeği....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boyun eğmeyen ve her koşulda içer de ve dışar da direnen bizim onurumuzdur.Türkiye ve Kuzey Kürdistan  zindanlarında sürmekte olan direniş ve o direnişlere giden yolda köklü eylemlerin motor gücü devrimcilerin dişe diş mücadelesi var her satırında.paragrafında.iminde.Zindan direnişlerinde binlerce bedel var,vücutlarında,düşlerinde köklü ve kalıcı tahribatlar.Faşist sömürgeci rejimin asıl amacı bu devrimci tutsakları teslim almak,her şart altında direnişin odağında ki devrim ve sosyalizmin teori ve pratigini zindanlarda da yenmek.işte sömürgeci rejimin duvarlarının hükmünün olmadığının iradesi var okumalarda.Sessizce ölüme gidiş değildir yaşadıkları,devrimci tutsaklar onun gereklerine göre davranıyorlar.Devrim ve sosyalizm davası ezen ile ezen arasında ki en zalim.kıyıcı ve devrimcilerin en ön savaş mevzilerinde ki dövüşkenliklerine vurgudur DUVARLARINIZIN HÜKMÜ YOK kitabı...Her satırında telavuz edilmesi zor tarihsel gerçeklikler var,iste o tarihin lokomotiflerinin her daim çarpışmaların daha çetin ve acımasız hattında onlar var...İşte devrimci tutsakların zindanlarda yüksek inanç ve devrimci kararlılıkğın bilinciyle  sürdürdükleri bu büyük aşk devrimci direnişci DUVARLARINIZIN HÜKMÜ YOK sizin gözlerinde yükleyecek damlaları ve zindanlarda ölenlerimizin mavi gökyüzünün sonsuzluklarında ki o ülkede mevzilenmişler de büyütmüşlerdir.Devrimci tutsaklar ve ailelerinin on binlerce aile ve yakınlarının üzerinde de korkunç faşist saldırılar hala devam etmekte,onbinlerce tutsak sömürü ve baskı altındadırlar hücrelerde.İşte bu kitap on binlerin iradesini okuyalım/okutalım.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-4195156207562476904?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/4195156207562476904/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/10/duvarlarnzn-hukmu-yokkitap.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/4195156207562476904'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/4195156207562476904'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/10/duvarlarnzn-hukmu-yokkitap.html' title='Duvarlarınızın hükmü yok...kitap'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-uZed4W67QyU/TpVtvqRdlII/AAAAAAAABag/f81BiWY6B-s/s72-c/imagesCAS2G5VK.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-5313075166553023343</id><published>2011-10-05T01:41:00.000-07:00</published><updated>2011-11-28T12:33:31.658-08:00</updated><title type='text'>Meleklerin Mısraları......kitap</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-ufAnt4s3yL0/TowYdFyaKEI/AAAAAAAABaY/2Blm7e41d_Q/s1600/melegin-misralari-onkapak.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 210px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-ufAnt4s3yL0/TowYdFyaKEI/AAAAAAAABaY/2Blm7e41d_Q/s320/melegin-misralari-onkapak.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5659925719746750530" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Meleklerin mısrası.....kitap&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşında durduğum güne değin. toprağımızda duruyormuşcasına. &lt;br /&gt;Hayata hep umud katacağız &lt;br /&gt;Birimiz zindandan diğerine rüzgarla taşıyacak&lt;br /&gt;devrimin ince gülünü&lt;br /&gt;Seninle konuşacağız voltada&lt;br /&gt;Ve sen bizim seni dinleyeceğimizi sanarak o güne değin &lt;br /&gt;Sesini seslerimize katarak firar edeceksin düşlerimize.....Ve zindanda yatarken bile düşler bir damla gibi akar mısaralara/yasak imlere...Sokaklara,dağlara,rüzgarlara,kuşlara ve çiceklere duyulan aşk hücresidir imleri.Serhildanlardan beslenen bir yeraltı damlasının buluşmasıdır bedenlerde.Açlık grevi,ölüm oruçlarının çagrışımıdır kendimizde oluşturacagımız im kitapta.Özgürlüklerimizin zindanları aştıklarının çok somut imidir kitap.Kimse susturamaz bizi.biz istersek evren/yerküre ve insan dair her şey bizimle vardır/var olacaktır/varızdır.İste Meleklerin Mısrası sömürge bir ülkede ezen bir halkın dilinden kaleme alınmış.Kitap yasaklanmış kendi dilinden.Ortaya çıkan bu zülümden mısralarda payına düşeni almış...İşte özgürlügün azadileştigi o zindanlarda anlam yüklenmiş mısaralarına.meleklerin melodisi aç yüreklere yoldaşca bir dokunuşun tebesümleri var her iminde.......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-5313075166553023343?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/5313075166553023343/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/10/meleklerin-msralarkitap.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/5313075166553023343'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/5313075166553023343'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/10/meleklerin-msralarkitap.html' title='Meleklerin Mısraları......kitap'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-ufAnt4s3yL0/TowYdFyaKEI/AAAAAAAABaY/2Blm7e41d_Q/s72-c/melegin-misralari-onkapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-9172190168528433881</id><published>2011-10-01T14:04:00.000-07:00</published><updated>2011-11-28T12:33:31.663-08:00</updated><title type='text'>Görülmüştür mektup.....Muhabbetin imlerinde</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-rRJRFRV8hvE/ToeBYqfknAI/AAAAAAAABaQ/pZf0M6-xHp4/s1600/etha-20110104-muhabbet-kurt-tahliye-10_display.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-rRJRFRV8hvE/ToeBYqfknAI/AAAAAAAABaQ/pZf0M6-xHp4/s320/etha-20110104-muhabbet-kurt-tahliye-10_display.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5658633717537872898" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;erinliklerin derin bir yara/Sagyanda dut ağacında saklı im/Heserbaba semaha dönen/gözyaşlarım üstüne akıyor gözyaşların.................&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tasarımlarımda Temmuz sıcaklığı semaha dönen/voltalardan adımlarını özgürlüğe zılgıtlayan/bir kelebek tel örgüleri aşıyor..ürkek güvercinler mavi gökyüzünü pikeliyorlar/ve hüzünlendiriyor GÖRÜLMÜŞTÜR damgalı imler..............&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cok eskiden kalma bir yara sol yanımdaki imde,ölüme meydan okurken o kuytulukta düşlerimin kıyılarında sakladıgım yakamoz,ve bu damlalarımda biriktirgim bir yeraltı im'i.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-9172190168528433881?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/9172190168528433881/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/10/gorulmustur-mektupmuhabbetin-imlerinde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/9172190168528433881'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/9172190168528433881'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/10/gorulmustur-mektupmuhabbetin-imlerinde.html' title='Görülmüştür mektup.....Muhabbetin imlerinde'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-rRJRFRV8hvE/ToeBYqfknAI/AAAAAAAABaQ/pZf0M6-xHp4/s72-c/etha-20110104-muhabbet-kurt-tahliye-10_display.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-381372372232728123</id><published>2011-09-30T13:04:00.001-07:00</published><updated>2011-11-28T12:33:31.667-08:00</updated><title type='text'>Ekin Sinar'a..</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-gH_Z_u1Z0Ow/ToYg8D-Wf8I/AAAAAAAABaI/wbKpVpGN3Ys/s1600/223456_2037486857315_1248567961_32497166_3482095_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 228px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-gH_Z_u1Z0Ow/ToYg8D-Wf8I/AAAAAAAABaI/wbKpVpGN3Ys/s320/223456_2037486857315_1248567961_32497166_3482095_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5658246198068674498" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ekin Sinar Dülek'e&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne zaman yildiz düsse sürgü sehre,&lt;br /&gt;seni düsünürüm esmer cocuk,&lt;br /&gt;gözlerin gözlerime deger,&lt;br /&gt;pinarlarim deryalasir kuytuluklarinda varoslarin/esmer cocuk,&lt;br /&gt;seninle yildizlarin altinda saklambac oynamak isterdim/sana masal anlatmak Kürtce,&lt;br /&gt;cocukca düslerimi acardim sonra sana/birlikte aglardik/birlikte akitirdik kutsal Dersim nehrine/kayip yildizlar icin dilek tutar/semah dönerdik/siir okurduk Zazaca/...&lt;br /&gt;gitmek isterdik Lac maviliginde,&lt;br /&gt;Mora Sor ask masalindaki ilk öpücügü konduruduk kutsal teberiklere,o özgür günler adina Ekin cocuk....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;agladikca,&lt;br /&gt;güldükce cicekler/oynadikca,islandikca,hoscakal yazan görülmüstür mektuptalari okurdum sana Ekin cocuk,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hey sen Ekin cocuk...!&lt;br /&gt;güvercinlerle dans etmelisin voltada,&lt;br /&gt;yagmur yagarken,&lt;br /&gt;kosmalisin kizlar kogusuna/bende selam söylemelisin agiz dolusu firari kahkahalariyla/yildizlara bakip ne güzel sey demelisin hey Ekin cocuk/em kine/...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biliyorum simdi 2.5 yasindasin/emekleyerek voltada atiyormussun hani/dizlerin kan icinde Ekinim&lt;br /&gt;o zamanda aglamamissitin/bu kan mi seni aglatacak Ekin cocuk,annenin kucagindayken o siyahi gökyüzü aglaya aglaya/simdi mevsim Temmuz ardi kizil gün dogumu/ve yagmur yagiyor bak simdi o gökyüzüne Ekin cocuk....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah direnc cocuk&lt;br /&gt;Ekin cocuk&lt;br /&gt;esmer cocuk....zindanin tadini cikart&lt;br /&gt;devrimci tut düslerinimizi&lt;br /&gt;hüznü koy ver gitsun/direnusi/direncu tasu damarlaruma esmer cocuk/devrim cocuk/yoldas cocuk/ne zaman seni düsünsem gözlerime yildiz düser cocuk......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Ekin Sinar dokuz aylikken annesi Xezal Dülek ile beraber gözaltina alindi tam bir bucuk yildir Bakirköy Kadin Tutuk evinde tutsak.....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-381372372232728123?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/381372372232728123/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/09/ekin-sinara.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/381372372232728123'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/381372372232728123'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/09/ekin-sinara.html' title='Ekin Sinar&apos;a..'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-gH_Z_u1Z0Ow/ToYg8D-Wf8I/AAAAAAAABaI/wbKpVpGN3Ys/s72-c/223456_2037486857315_1248567961_32497166_3482095_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-6358880417546150992</id><published>2011-09-30T04:03:00.000-07:00</published><updated>2011-11-28T12:33:31.672-08:00</updated><title type='text'>düşe düşen düş</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-ATZr9ZbscFE/ToWjdc-w7-I/AAAAAAAABZ4/Av4Nwilp-mc/s1600/167374_192478150769571_100000221632204_798968_5030573_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-ATZr9ZbscFE/ToWjdc-w7-I/AAAAAAAABZ4/Av4Nwilp-mc/s320/167374_192478150769571_100000221632204_798968_5030573_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5658108233251876834" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;günesin ışınlarında vurulmuş&lt;br /&gt;esmer olmuş ten,&lt;br /&gt;ateş&lt;br /&gt;ve isyan oldular&lt;br /&gt;yeraltı nehirlerinde&lt;br /&gt;su taşıdılar magmanın derinliklerine&lt;br /&gt;dagılmadı kabarcıkları&lt;br /&gt;damla damla ısıttılar&lt;br /&gt;ateş barutunda düşleri&lt;br /&gt;bir şafak vakti&lt;br /&gt;düşlerini düşlerine düş yaparak&lt;br /&gt;güneşe yürüdüler&lt;br /&gt;dillerinde şiirler&lt;br /&gt;zılgıtlarında türküleri &lt;br /&gt;hudutsuz okyonuslara gittiler......berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-6358880417546150992?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/6358880417546150992/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/09/duse-dusen-dus.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/6358880417546150992'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/6358880417546150992'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/09/duse-dusen-dus.html' title='düşe düşen düş'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-ATZr9ZbscFE/ToWjdc-w7-I/AAAAAAAABZ4/Av4Nwilp-mc/s72-c/167374_192478150769571_100000221632204_798968_5030573_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-1049547164442684141</id><published>2011-09-28T07:18:00.000-07:00</published><updated>2011-11-28T12:33:31.676-08:00</updated><title type='text'>Ümüş Eylül...GÖRÜLMÜŞTÜR</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-CSMu5GA9oqM/ToMtQrBb1sI/AAAAAAAABZw/MkAKg1jk__w/s1600/tutsak_dergisi-2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 234px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-CSMu5GA9oqM/ToMtQrBb1sI/AAAAAAAABZw/MkAKg1jk__w/s320/tutsak_dergisi-2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5657415321357375170" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dağların doruklarına doğru koşmaya başladılar,son kez damladı gözlerinde damla,hayata dair,gölgeleri arkalamış düşler.Aydınlık şafakların teravi namazında yüreklerine sıkışan ince sızıya aldırış ederek yürüdüler.kokularını beyaz mendile sürdüler,bir anda yıldız yaladı toprağı,Sagyan.harabe evler.kimliksiz mezarlar.Düşler darmadağın Maskan yolunda.Kavak ağaçları.kesilmiş ormanlar.kurumuş su yatakları.Silah sesleri ve savaş tenekelerinin seslerinde başka ses yok.Tanrının çoktan terk ettiği ve niyaz edenlerin azaldığı düşler....Artık sürgün varoşlarda yitirdigimiz ölülerimize aglıyoruz diyor babam,ekliyor belkide aglamıyoruz aglar gibi yapıyoruz..Bir sebebi olmalı elbet babamn belirlemesinin dükünleşen düşlermidir yoksa boyun eğdirilmişlikmidir....Her kes sevdiklerine ağıt yakar.ama analarımızın agitlara damıttıkları gözyaşı düşleri bir nehre akar.Yaşadığımızı o damlalardan öğreniyoruz biraz...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;içimizde hiç solmayan baharın.dağ yamaçlarında ki çiçeklerin güzelliğinde GÖRÜLMÜŞTÜR damgalı düşler.demiri tavlayan usta elde,gökyüzünün içimizi ısıtan mavisinde,havalandırmaya çıkmasakta gözlerinizin sıcaklıgına sıgındırıyoruz diyorlar GÖRÜLMÜŞTÜR damgalı imgeleri...&lt;br /&gt;Sizinle gökyüzü çocuklar&lt;br /&gt;Güneşin sofrasında....Gelecegimizin düşlerininde sizleri buluşturmaya davettir ÜMÜS EYLÜL ...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;O koca dut yüzyıllık imgemiz.suya,ateşe ve semaha niyaz eden.Şimdi kıpkızıl akar Peri suyu.Nasırlarımızda kı yaralara merhem,mealimize derman Heserbaba,düş rengi/annemin beyaz tülbenti,sonra Kanireşten delikli taşa parlak ışık taşıyan o niyaz,karanlıklarımızı aydınlatan o düş...İnsan yüreğinin derinliklerinde sakladıgı yasak bir elma/Düşlerde aglar/yanlız kaldıgında/umutsuzluğa ddüştügünde/iste harbiden düşler o zaman ağlamaklı olur delikanlıca...Bir Newroz sabahıydı,soğuk topragı kavuruyordu.kardelenler yakarış içindeydiler...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Şimdi onu doruklara taşıma eylemi haydi....................ne durursun GÖRÜLMÜŞTÜR düşlere koş sende&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;berdan ildan&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-1049547164442684141?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/1049547164442684141/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/09/umus-eylulgorulmustur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/1049547164442684141'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/1049547164442684141'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/09/umus-eylulgorulmustur.html' title='Ümüş Eylül...GÖRÜLMÜŞTÜR'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-CSMu5GA9oqM/ToMtQrBb1sI/AAAAAAAABZw/MkAKg1jk__w/s72-c/tutsak_dergisi-2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-3772599370219202267</id><published>2011-09-27T05:13:00.000-07:00</published><updated>2011-11-28T12:33:31.681-08:00</updated><title type='text'>Bildiğin Gibi Değil ....Kürdistan'da çocuk olmak ve gercek iz...kitap</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-zAT-d0lIwiI/ToWkImm8-cI/AAAAAAAABaA/jRxw5deBWs4/s1600/268031_185220748205774_182298061831376_531910_6898108_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 213px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-zAT-d0lIwiI/ToWkImm8-cI/AAAAAAAABaA/jRxw5deBWs4/s320/268031_185220748205774_182298061831376_531910_6898108_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5658108974570731970" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildiğin Gibi Değil.....kitap &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuyasın beni&lt;br /&gt;inceden içine dolan&lt;br /&gt;gerçeğin arasında&lt;br /&gt;yakılan çoçuk düşlerimizin izleri gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hain bir çıngırak&lt;br /&gt;ya çoçuklar bari siz uzatın ellerinizi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve bildiğin gibi değil uzak bakışlarda...Kürdistanın gözleri çalındı karanlık gecelerde,düşlerini koyunlarında sakladı çocuklar çocuk düşlerini sonra taşıdılar kan ve barut ile zindan içinde...Yazar demis ya Kaktüsler susuzda büyür biz sürgün sehirlerde postal sesleri ve boya sandıkları ve Eylül günlerinde zindanlarda büyüdüğümüzden umuda sakladık düşlerimizi.Babalarımız deri kokardı.elleri tütün renginde.Ve Kürdistan bir başkadır düş ve çocuk olmak.o yüzden şair demiş ki onlar ateşin ve güneşin cocukları...Kürdistan'da her çocugun var bir hikayesi.elma yerken ağlayan.arkadaşının evi yakılan.taş atan çocuklar.90'lı yıllar gözaltında kaybedilme.tecavüze ugrama ve zindan.şimdi yine aynı ölüm.kayıp.tecavüz ve soykırım....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-3772599370219202267?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/3772599370219202267/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/09/bildigin-gibi-degil-kurdistanda-cocuk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/3772599370219202267'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/3772599370219202267'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/09/bildigin-gibi-degil-kurdistanda-cocuk.html' title='Bildiğin Gibi Değil ....Kürdistan&apos;da çocuk olmak ve gercek iz...kitap'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-zAT-d0lIwiI/ToWkImm8-cI/AAAAAAAABaA/jRxw5deBWs4/s72-c/268031_185220748205774_182298061831376_531910_6898108_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-5059525193236265175</id><published>2011-09-26T13:14:00.000-07:00</published><updated>2011-11-28T12:33:31.685-08:00</updated><title type='text'>toprağı uyandıran o yıldız</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-euaZQ5i-ERA/ToDf0_zjfGI/AAAAAAAABZg/rF0gtTIFQiw/s1600/315031_278164858866207_100000180844118_1321182_5680414_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-euaZQ5i-ERA/ToDf0_zjfGI/AAAAAAAABZg/rF0gtTIFQiw/s320/315031_278164858866207_100000180844118_1321182_5680414_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5656767233551203426" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;sokağın ortasında ki cangıllardan mühtemelen yuva kuran çalıkuşu/şimdi aşk anı/helin...ve yağmur dövüyor karanlık karanlıkta yürüyen adamı...&lt;br /&gt;...aşk direnmekte şimdi&lt;br /&gt;ve kuşatıyor damlalar her yeri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bulutlar şimdi intihar hali/derinliklerimizde hazin bir ihanet imgesi/............&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;toprağı uyandırıyor yıldız/yağmurlar gri bulutlarda&lt;br /&gt;üşüyor sokaktaki yanlız çocuk&lt;br /&gt;gözlerinde ki damlalar aydınlatıyor karanlığını gecenin&lt;br /&gt;.........&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sirenleri calıyor ambulanlar&lt;br /&gt;kimdi kuşatılmış sokaklarda ölenler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yagmur bu düşüyor çıplak bedenlere&lt;br /&gt;üşüyor kadın.........&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-5059525193236265175?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/5059525193236265175/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/09/toprag-uyandran-o-yldz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/5059525193236265175'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/5059525193236265175'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/09/toprag-uyandran-o-yldz.html' title='toprağı uyandıran o yıldız'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-euaZQ5i-ERA/ToDf0_zjfGI/AAAAAAAABZg/rF0gtTIFQiw/s72-c/315031_278164858866207_100000180844118_1321182_5680414_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-1737641940583792353</id><published>2011-09-26T13:08:00.000-07:00</published><updated>2011-11-28T12:33:31.689-08:00</updated><title type='text'>tutsak düşler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-WHXkPp3fBLo/ToDcyfihulI/AAAAAAAABZY/xpceIDGBZWM/s1600/182986_199044250108106_190843600928171_773325_5475093_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 288px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-WHXkPp3fBLo/ToDcyfihulI/AAAAAAAABZY/xpceIDGBZWM/s320/182986_199044250108106_190843600928171_773325_5475093_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5656763891995228754" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;yağmurun tutsağı olmuş gözler,&lt;br /&gt;toprağın&lt;br /&gt;ve güneşin&lt;br /&gt;uyanık bir seher yeli&lt;br /&gt;aşka sözcük&lt;br /&gt;sokaklarda sıkılı sol yumruk&lt;br /&gt;aşk Rubaisi&lt;br /&gt;ta uzaklarda biriktirdiğimiz/devrim davası.........&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-1737641940583792353?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/1737641940583792353/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/09/tutsak-dusler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/1737641940583792353'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/1737641940583792353'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/09/tutsak-dusler.html' title='tutsak düşler'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-WHXkPp3fBLo/ToDcyfihulI/AAAAAAAABZY/xpceIDGBZWM/s72-c/182986_199044250108106_190843600928171_773325_5475093_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-4224346256199706941</id><published>2011-09-26T10:10:00.000-07:00</published><updated>2011-11-28T12:33:31.695-08:00</updated><title type='text'>yaşamak adına bir imge</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-vyxCYmdEmVU/ToCzn1GGhaI/AAAAAAAABZQ/ZH9H02fOoRM/s1600/25085_392802164520_380419089520_3574901_2202809_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 208px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-vyxCYmdEmVU/ToCzn1GGhaI/AAAAAAAABZQ/ZH9H02fOoRM/s320/25085_392802164520_380419089520_3574901_2202809_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5656718628826285474" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;yaşamın labirent gölgelerinde ışığa yürüyoruz o kızıl düş gezgincilerimin gülümsemeleriyle ....umudu dirence yüklemek için bir bir aşıyoruz her merhametsiz imgeyi......................asme sağyanlı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eylül rüzğarlarını taşır yaralarıma/mealimi anlar sular.meydan okur şiirler/demirparmaklıklara/gözlerim bakar ayışığında dağlara/boyuun eğmez çocuklar/esmer gecelerde dolanır yıldızlar/vede memelekette hürriyet...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...topraga renk veren bu eller&lt;br /&gt;berketlendiren bu alınteri&lt;br /&gt;çırılçıplak mavi gökyüzü&lt;br /&gt;gözlerinde öpüşen kardeşlik&lt;br /&gt;dağlara esen Eylül rüzgarı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;..............barışa dair............25.09.2011...Köln&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-4224346256199706941?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/4224346256199706941/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/09/yasamak-adna-bir-imge.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/4224346256199706941'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/4224346256199706941'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/09/yasamak-adna-bir-imge.html' title='yaşamak adına bir imge'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-vyxCYmdEmVU/ToCzn1GGhaI/AAAAAAAABZQ/ZH9H02fOoRM/s72-c/25085_392802164520_380419089520_3574901_2202809_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-6951689034740048273</id><published>2011-09-04T11:14:00.000-07:00</published><updated>2011-09-18T09:56:32.819-07:00</updated><title type='text'>Metristen Munzura Bir Firarın öyküsü...kitap gözaltında kaybedildi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-La2KB_Ll71w/TmPAVHP2FnI/AAAAAAAABYk/aWYkrqBnTYo/s1600/etha-20110904-halil-gundogan-01_ext.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 224px; height: 299px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-La2KB_Ll71w/TmPAVHP2FnI/AAAAAAAABYk/aWYkrqBnTYo/s320/etha-20110904-halil-gundogan-01_ext.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5648569826608027250" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;1958 yılında Dersim Ovacık'ta doğan Halil Gündoğan, İlk ve orta öğrenimini Erzincan ve Dersim'de tamamladı. 1976 yılında İstanbul'a giden Gündoğan, çeşitli iş kollarında işçi olarak çalıştı. Lise yıllarında başladığı devrimci mücadeleyi örgütlü olarak olarak sürdürdü. Birkaç kez göz altına alındı ancak kısa tutukluluktan sonra serbest bırakıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül askeri darbesinden sonra 1981 yılında yeniden gözaltına alındı ve dört aylık işkenceli sorgulardan sonra tutuklandı. TKP(ML) – TİKKO davasından idam cezası istemiyle yargıladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1988 yılında 28 siyasi tutukluyla birlikte Metris askeri hapishanesinden tünel kazarak firar etti. Kısa bir süre Avrupa'nın değişik ülkelerin kalan Gündoğan, Türkiye'ye dönerek siyasal mücadele yaşamına 'kırsal alan'da devam etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1995 yılında Erzincan'da tekrar gözaltına alınarak tutuklandı ve Erzurum hapishanesine konuldu. TKP(ML)- TİKKO davasından ikinci kez idam cezası istemiyle DGM tarafından yargılanarak ağır müebbet cezasıyla cezalandırıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaldığı cezaevinde, "Metris'ten Munzur'a Bir Firar Öyküsü" ve "Mao Zedung Değerlendirmeleri" isimli kitapları yazdı. Bir çocuk babası olan verilen iki ayrı müebbet hapis cezası verilen Halil Gündoğan'ın 2018 yılında tahliye edilmesi bekleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gündoğan, 2010 yılı itibarıyla Ankara Sincan 1 Nolu F- Tipi Hapishanesi'nde tutulmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-6951689034740048273?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/6951689034740048273/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/09/metristen-munzura-bir-firarn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/6951689034740048273'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/6951689034740048273'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/09/metristen-munzura-bir-firarn.html' title='Metristen Munzura Bir Firarın öyküsü...kitap gözaltında kaybedildi'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-La2KB_Ll71w/TmPAVHP2FnI/AAAAAAAABYk/aWYkrqBnTYo/s72-c/etha-20110904-halil-gundogan-01_ext.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-3879789516684410278</id><published>2011-08-17T10:57:00.000-07:00</published><updated>2011-08-17T10:59:03.706-07:00</updated><title type='text'>Bir gögebakan ciceginide ugurladik....</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-Hz9mWGL5VEs/TkwBYu2uGMI/AAAAAAAABYU/cKRZV9CinOA/s1600/belli-tepe5.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 96px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-Hz9mWGL5VEs/TkwBYu2uGMI/AAAAAAAABYU/cKRZV9CinOA/s320/belli-tepe5.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5641885957594421442" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Mihri Belli kimdir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komünist, siyasetçi, yazar Mihri Belli, 1916'da Silivri'de dünyaya geldi. Marksist düşünce ve devrimci eylemle 1936'da iktisat okumak için gittiği Amerika'da tanıştı. Orada bulunduğu sürede gençlik ve işçi hareketlerine katıldı. Bir süre Missisipi'de siyahiler arasında faaliyet yürüttü. 1940'da Türkiye'ye döndü. Mustafa Suphi'nin kuruculuğunu yaptığı Türkiye Komünist Partisi (TKP ) ile ilişkiye geçti. 1942 yılı sonlarında TKP'nin Merkez Komite üyeliğine seçildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parti MYK üyesi ve İlerici Gençler Birliği kurucusu &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1943-1944 yıllarında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde Ordinaryüs Profesör Fritz Neumark'ın asistanlığını yapan Mihri Belli, orada İlerici Gençler Birliği'nin kurucu ve örgütleyicilerinden biri oldu. 1944'de İlerici Gençler Birliği koğuşturmasında tutuklandı, iki yıl hapis ve sürgün cezasına çarptırıldı. Bu ilk tutuklanmasını, toplam 11 yıllık hapis ve 18 yıllık sürgün cezaları takip etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunan iç savaşında gerillaydı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1946'da yurt dışına çıktı. Yunan iç savaşına gerilla olarak katıldı. Demokratik Ordu saflarında tabur komutanlığına kadar yükselen Belli, çatışmalarda iki kez yaralandı. Bulgaristan ve Sovyetler Birliği'nde tedavi gördü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'51 tevkifatında 7 yıl tutuklu kaldı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mihri Belli, 1950'de Türkiye'ye pasaportsuz girmekten ve tabanca bulundurmaktan tutuklandı ve kısa süre hapis yattı. Serbest bırakıldıktan sonra ertesi yıl, ünlü 1951 TKP tevkifatında tekrar tutuklandı ve 7 yıl hapis ve 2 yıl 4 ay mecburi ikamet cezasına mahkum edildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 yıl illegal yaşadı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mihri Belli ilk kez 1960'larda yasal olarak, kendi adıyla konuşma ve yazma olanağını elde etti. "Türk Solu" ve "Aydınlık Sosyalist Dergi" adlı dergilerin yayınlanmasına yardımcı oldu. Bu dönemde de konuşmaları ve yazılarından dolayı iki kez tutuklandı, aylarca hapis yattı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mihri Belli bu dönemde ünlü Milli Demokratik Devrim (MDD) tezlerini geliştirdi. Arkadaşlarıyla birlikte kitlesel bir nitelik kazanmaya başlayan gençlik hareketinin Deniz Gezmiş, Mahir Çayan gibi liderleriyle ilişkiye geçti. MDD kısa süre içinde solcu gençlik hareketi içinde önemli bir etkinlik sağladı ve Türkiye'de, 68 kuşağı gençlik hareketinin devrimci ve Marksist bir nitelik kazanmasında rol oynadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filistin Kurluluş Örgütü (FKÖ) ile... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mihri Belli, 12 Mart 1971 darbesinin ardından yakalanmamak için yurt dışına çıktı. Bir süre Filistin Kurtuluş Örgütü'nün konuğu oldu. Ardından Türkiye'ye giriş yaptı. Ama birkaç ay sonra tekrar yurtdışına çıkarak Batı Avrupa'ya geçti. Orada bir süre kalarak Yurtsever dergisinin yayınlanmasına yardımcı oldu. Ecevit'in önderliğindeki CHP'nin en büyük parti olarak çıktığı 1973 seçiminde Türkiye'deydi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni partideki Kürt kelimesi partiyi kapattırdı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1974 Af Yasasından sonra arkadaşlarıyla birlikte 1975'de Türkiye Emekçi Partisi'ni kurdu. Parti kurulur kurulmaz Sıkıyönetim Mahkemesi savcılığı harekete geçti Program ve tüzükte Kürt sözcüğünün kaldırılmasını istedi. Aradan yıllar geçtikten sonra Anayasa Mahkemesi harekete geçti ve Partiyi Kürtlere eşit hakları savunduğu için TEP'i kapattı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suikast girişimi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belli'ye, 1979'da suikast girişiminde bulunuldu. Saldırıda ağır yaralandı. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra, 1981 sonlarına doğru yurt dışına çıktı. Bir süre Ortadoğu'da kaldı. "Faşizme Karşı Birleşik Cephe"nin kuruluşuna katıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öcalan ile görüştü &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oradan İsveç'e geçti. Tüm bu süreç boyunca Kürt hareketini yakından izledi. 1992'de Türkiye'ye döndü. 1997'de Abdullah Öcalan ile buluşarak Kürt sorununun fedarasyona gidilmeden de üniter devlet çatısı altında eşitlik temeli üzerinde gönüllü birliğin kurulabileceği konusunda görüş birliğine vardıkları uzun bir görüşme yaptılar. Bu görüşme sonradan kitap olarak yayınlandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1996'da ÖDP, 2002'de de SDP kurucusu oldu. 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde DEHAP'tan İstanbul birinci bölgede milletvekili adayı oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2005'te 50 yıl önce hapiste yaptığı portreler, "Hapisaneden çizgiler" adı altında sergilendi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belli başlı kitapları: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Rigas'ın Dediği &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Türk Solu – Dün, Bugün &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Türkiye: Yapı, Ulusal Sorun &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Gurbetten Notlar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Gerilla Anıları &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Asıl Mesele O Kiraz Ağaçları &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İnsanlar Tanıdım, Mihri Belli'nin Anıları &lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-3879789516684410278?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/3879789516684410278/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/08/bir-gogebakan-ciceginide-ugurladik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/3879789516684410278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/3879789516684410278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/08/bir-gogebakan-ciceginide-ugurladik.html' title='Bir gögebakan ciceginide ugurladik....'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-Hz9mWGL5VEs/TkwBYu2uGMI/AAAAAAAABYU/cKRZV9CinOA/s72-c/belli-tepe5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-620709494422480965</id><published>2011-08-10T03:25:00.000-07:00</published><updated>2011-08-10T03:26:52.334-07:00</updated><title type='text'>Gulizar ......Bitmeyen Yolculuk....kitap</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-F08x1n8xzaA/TkJc6GRjm7I/AAAAAAAABYM/6oPC4dWm4dc/s1600/kitap-1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 190px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-F08x1n8xzaA/TkJc6GRjm7I/AAAAAAAABYM/6oPC4dWm4dc/s320/kitap-1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5639171836607699890" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gulizar ......Bitmeyen Yolculuk....kitap &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ögleden sonra günes Pülümürde her yeri yakip kavuruyor,cicekler solgun günesten,savas arabalari her yani yakip yikiyor,teyyareler havada ucuyor yil 1938.Daragacinda sallanan Pir.Her yer yangin yeri,Pülümür deresi kan akiyor.Yakici günesin altinda yüzlerce kadin cocuk kipirtisiz,bir birlerine kenetlenmis askerlerin onlara ne yapacaklarini düsünüyorlar.Güliz...ar iki yasindadir birazdan kör mistonun mitralyözleri kursuna dizecektir.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teyyare havada bir kus gibi pike yapti kuslar ürkerek uzaklatilar.Üc kirlangic Pülümür suyundan gagalarina su alip hizla uzaklastiklarinda silah sesleri taradilar oraya topladiklarini.....Sonra kara dumanli trenlere bindirdiler sag kalanlarin Hitlerin yaptiginin aynisini kör mistonun askerleri yapmisti Gülizarin düsleri Pülümürde kursuna dizildi tüm ailesiyle beraber.Ve Sorguna yola cikar karavagon....Iste Gulizarlarin kursuna dizilen düsleri...simdi cogaltma zamani düsleri.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iste El yayinlari tarihsel bellegiyle,Pülümürün dokusuyla,katledilen Gülizarlarin düslerini bize sunan bir belge roman...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-620709494422480965?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/620709494422480965/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/08/gulizar-bitmeyen-yolculukkitap.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/620709494422480965'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/620709494422480965'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/08/gulizar-bitmeyen-yolculukkitap.html' title='Gulizar ......Bitmeyen Yolculuk....kitap'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-F08x1n8xzaA/TkJc6GRjm7I/AAAAAAAABYM/6oPC4dWm4dc/s72-c/kitap-1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-5122001264537145326</id><published>2011-08-03T04:26:00.000-07:00</published><updated>2011-08-03T04:45:41.233-07:00</updated><title type='text'>Anadoluyum ben taniyormusun...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-qBGI3UhOn2A/Tjk04Gs-4HI/AAAAAAAABYE/a5opUU1LDdQ/s1600/6778.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 179px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-qBGI3UhOn2A/Tjk04Gs-4HI/AAAAAAAABYE/a5opUU1LDdQ/s320/6778.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5636594547107487858" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Utanırım,&lt;br /&gt;Utanırım fukaralıktan,&lt;br /&gt;Ele, güne karşı çıplak...&lt;br /&gt;Üşür fidelerim,&lt;br /&gt;Harmanım kesat.&lt;br /&gt;Kardeşliğin, çalışmanın,&lt;br /&gt;Beraberliğin,&lt;br /&gt;Atom güllerinin katmer açtığı,&lt;br /&gt;Şairlerin, bilginlerin dünyalarında, &lt;br /&gt;Kalmışım bir başıma,&lt;br /&gt;Bir başıma ve uzak.&lt;br /&gt;Biliyor musun.....Haziran bahardir,barikattir,asktir,bir yangin ayidir.Zaferler kadar hep beraber sloganidir sokaklarda zilgizlarla kardeslesen.Anadoluyum ben taniyormusun diyen sair Ahmed Arif Haziranda salincak kurmak icin aramizdan ayrildi ise yüzdende kutsaldir kizil Haziran.Ölmek zordur haziranda.1925 yilinda bir kusluk vakti üc kursun sesiyle Amed'de dogmus,o günde bu günlere kadar yasamindan siirler,devrimci imgeler hic eksik olmamis.&lt;br /&gt;Akşam erken iner mahpusaneye. &lt;br /&gt;Ejderha olsan kar etmez. &lt;br /&gt;Ne kavgada ustalığın, &lt;br /&gt;Ne de çatal yürek civan oluşun. &lt;br /&gt;Kar etmez, inceden içine dolan, &lt;br /&gt;Alıp götüren hasrete....Hasretinden prangalar eskitir 49'lar davasinda sonra 1960,1971 ve 12 Eylül'ün karanligini ve yasak günler,iskenceler ve zindanlar görür,yanliz degildir,kitaplarin kursuna dizildigine tanik olur ve Kasaplar deresi Zilan ve Otuzüc kursunu ölümsüzlestirir....Bunlar,&lt;br /&gt;Engerekler ve çıyanlardır,&lt;br /&gt;Bunlar,&lt;br /&gt;Aşımıza, ekmeğimize&lt;br /&gt;Göz koyanlardır,&lt;br /&gt;Tanı bunları,&lt;br /&gt;Tanı da büyü...Yüzyillara dair bir düs gezginidir imgeleri alip götüre hasrete,hesap sorandir,imgeler soluk katar,barikatlara serhildanlar tasir,iskencede direnistir Ahmed Arif siirleri,hep yoldasimizdir bir ay gibi....Ay karanlık... &lt;br /&gt;İtten aç/Yılandan çıplak, &lt;br /&gt;Vurgun ve bela &lt;br /&gt;Gelip durmuşsam kapına &lt;br /&gt;Var mı ki doymazlığım? &lt;br /&gt;İlle de ille/Sevmelerim, &lt;br /&gt;Sevmelerim gibisi? &lt;br /&gt;Oturmuş yazıcılar &lt;br /&gt;Fermanım yazar &lt;br /&gt;N'olur gel, &lt;br /&gt;Ay karanlık....Kazlicesmeden Tersanelere,Tekstilden Tekele,Altinsehirden Cukurovanin kizil gelincik tarlalarina,acligi,yoksullugu,evsizligi,issizligi ve umud tasir bize bir yavru serce gibi.Vay kurban der....Beni, gözlerin götürür&lt;br /&gt;Gözlerin&lt;br /&gt;Aşkla, acıyla...&lt;br /&gt;Kuşatmışlar&lt;br /&gt;Sesimi, soluğumu&lt;br /&gt;Kesilmiş&lt;br /&gt;Tuz-ekmek payım&lt;br /&gt;Vurgunum&lt;br /&gt;Ve darda,&lt;br /&gt;Gözaltındayım.&lt;br /&gt;Dal, kor keser&lt;br /&gt;Penceremde açarsa&lt;br /&gt;Kuş, vurulur&lt;br /&gt;Üzerimden uçarsa.&lt;br /&gt;Ve hal böyle böyle,&lt;br /&gt;Yol bu yöndeyken....Kimi aska dair bir hüzündür,kimi ilk opücügüdür gerillanin,kimi Dersimdir,kimi Adilos bebeler,kimileri haberin var midir.Zindan voltalarindan seslenir,duvarlari asar,tünel kazar firari güvercinler,görüs günüdür.....Haberin var mı taş duvar? &lt;br /&gt;Demir kapı, kör pencere, &lt;br /&gt;Yastığım, ranzam, zincirim, &lt;br /&gt;Uğrunda ölümlere gidip geldiğim &lt;br /&gt;Zulamdaki mahzun resim. &lt;br /&gt;Görüşmecim yeşil soğan göndermiş &lt;br /&gt;eKaranfil kokuyor cigaram &lt;br /&gt;Dağlarına bahar gelmiş memleketimin,,,,Ihaneti kursuna dizdiren dizleriyle umut sairimizdir Ahmed Arif.Iste bu zulüm macera degil,leylak ve kardeslik tohumlari saciyor her bir siiri yoldas yoldas,hewal hewal,kardes kardes,alinteri,emek anadiluyum ben taniyorumusun....Bin selam olsun Ahmed Arif siilerine....Vurulsam kaybolsam derim, &lt;br /&gt;Çırılçıplak, bir kavgada, &lt;br /&gt;Erkekçe olsun isterim, &lt;br /&gt;Dostluk da, düşmanlık da. &lt;br /&gt;Hiçbiri olmaz halbuki, &lt;br /&gt;Geçer süngüler namluya. &lt;br /&gt;Başlar gece devriyesi jandarmaların... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hırsla çakarım kibriti, &lt;br /&gt;İlk nefeste yarılanır cıgaram, &lt;br /&gt;Bir duman, kendimi öldüresiye. &lt;br /&gt;Biliyorum, "sen de mi?" diyeceksin, &lt;br /&gt;Ama akşam erken iniyor mahpusaneye. &lt;br /&gt;Ve dışarda delikanlı bir bahar, &lt;br /&gt;Seviyorum seni, &lt;br /&gt;Çıldırasıya ....................&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-5122001264537145326?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/5122001264537145326/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/08/anadoluyum-ben-taniyormusun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/5122001264537145326'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/5122001264537145326'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/08/anadoluyum-ben-taniyormusun.html' title='Anadoluyum ben taniyormusun...'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-qBGI3UhOn2A/Tjk04Gs-4HI/AAAAAAAABYE/a5opUU1LDdQ/s72-c/6778.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-4537159320587377968</id><published>2011-08-02T04:25:00.000-07:00</published><updated>2011-08-02T04:27:11.828-07:00</updated><title type='text'>Ozanca düslere ozanca....</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-oPcTIZnU7No/TjffC2QzE3I/AAAAAAAABX8/a4Cabwrc0Gs/s1600/253208_228093257228377_100000831124746_558424_3321658_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-oPcTIZnU7No/TjffC2QzE3I/AAAAAAAABX8/a4Cabwrc0Gs/s320/253208_228093257228377_100000831124746_558424_3321658_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5636218698696168306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;..Ozanca&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun varligini düsünüyorum,gözlerimde bir ince sizi,duraksiyorum,irkiliyo​rum yasamin o soguk yüzüyle,hemen yildizlara bakip siir okuyorum,sanki sokaklarindayim Cewlikin,ruhum dipdiri,söz veriyorum tüm cocuklara bir kez daha,karanlik gökyüzünde bir güvercin geciyor hizla,ah iste o güvercinin sonsuzluguna kadar,umut hep Ozanca olacak....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artik hic aglamayacagim diyor esmer cocuk,onlardan medetde ummuyorum,onlardan afda dilemiyorum,korkularimi su karanlik sokakta atese verip arindiriyorum,cesaret cicegim annem,seni cok seviyorum,bir düs kapliyor gögüs kafesimi,darliyorum,dag...larin menzilinde ki Tamama ruhumu oksuyor,Karer daginin cimenlerine uzaniyorum,sonra masmavi gökyüzüne bakip gülümsüyorum,ay isigi gözlerimi yakamozluyor,sonra ninnisinde uyuyorum annemin,yesil ormanda ki ask masalini anlatiyor,Mem ü Zin'i,Peri nehrinin cagaltisini duyuyorum,Aliye Helimenin tirpan sesini,sonra gururdayan ac mideleri,gözlerim bugulaniyor anne ,sonra yine güvercinler üsüsüyor daglara...........düsler kervani yoldasca Ozanlara....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-4537159320587377968?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/4537159320587377968/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/08/ozanca-duslere-ozanca.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/4537159320587377968'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/4537159320587377968'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/08/ozanca-duslere-ozanca.html' title='Ozanca düslere ozanca....'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-oPcTIZnU7No/TjffC2QzE3I/AAAAAAAABX8/a4Cabwrc0Gs/s72-c/253208_228093257228377_100000831124746_558424_3321658_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-3457951595055025315</id><published>2011-08-02T04:04:00.000-07:00</published><updated>2011-08-02T04:06:01.805-07:00</updated><title type='text'>Tolika....kitap</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-iIEF2cyjdt8/TjfaFtBw29I/AAAAAAAABX0/akEN9JUWIqs/s1600/Tolika-Bacikam-al-beni__42430085_0.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 290px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-iIEF2cyjdt8/TjfaFtBw29I/AAAAAAAABX0/akEN9JUWIqs/s320/Tolika-Bacikam-al-beni__42430085_0.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5636213250198658002" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;bacikam al beni,bacimkam al benim...kiz kardesim al beni yanina diye bagiriyordu Samsun Bafra daglarina cikan yigit Rum delikanlilari,1919 yilinda Mezifonda yoksul Rum cocuklari Potnos sehirlerinden sürüldüler.Bafranin daglarinda yetim agitlara karisti direngenlik,alcakca katledilmektense yigitce ölmesini bilen Rum yigitleri o daglari mesken tuttular,benim meskenim daglardir.Yorga Andreadias Bacikam Al Beni ...kitabin bitirdim.Bafra daglarinin ne cok öyküleri var oysa ama lakin sömürgeci Kemalist rejim yok etmis bu tarihi,Rum halklari soykirimdan gecirilmis Merzifonda,Amasyada,Samsun​ ve Trabzonda 1908 mesrutiyetin ilk yillarinda halklar kardescede olsa Rum,Ermeni ve Müslümanlar ic ice yasiyorlar sairin degigi bi kiz alip vermisler yüz yillar boyu 1914 birinci paylasim savasi bu kardeslemeyide dinamitler.Istiklal Mahkemleri sudan gerekcelerle binlerce Rum emekcisini idam eder...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Kirya Sofia söyle der sayfa 33.de..."Onlar biz Hiristiyanlari,bizde onlari Müslümanlari hemseri olarak görüyorduK"bizi sadece ayiran en temel özellik din olgusuydu diyor....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarikamiz 92 ve 93 tümenleri yenilgiye alindiklarinda Amasya Selanikli göcmenlerle doldurulur....Sonra Tamamalar artik linc,tecchir,tecavüz,yagma​,yikma baslar yil 1915-16 yillaridir.Sömürgeci Kemalistin Topal Osmanlari özel harpciler devrededirler tipki simdiki AKP ceteci iskenceci imamin ordusu gibii......berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-3457951595055025315?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/3457951595055025315/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/08/tolikakitap.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/3457951595055025315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/3457951595055025315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/08/tolikakitap.html' title='Tolika....kitap'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-iIEF2cyjdt8/TjfaFtBw29I/AAAAAAAABX0/akEN9JUWIqs/s72-c/Tolika-Bacikam-al-beni__42430085_0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-8371276550996731457</id><published>2011-07-31T03:51:00.000-07:00</published><updated>2011-07-31T04:05:11.266-07:00</updated><title type='text'>düs yangini</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-eZfk-LnrCv8/TjU2Iu4fc8I/AAAAAAAABXs/x5zDHUHrSAM/s1600/n1275283319_182460_3347.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 256px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-eZfk-LnrCv8/TjU2Iu4fc8I/AAAAAAAABXs/x5zDHUHrSAM/s320/n1275283319_182460_3347.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5635470032375870402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asme penceremden ranzama uzanir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            karanligin hain zamani an'da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daglarin serinligini tasir hücreme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;          yüregim deryalara hazirlanir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;güzelliginin imgeleri arar kör kuyularda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...birak ihanet dolansin tüm karanliklarda gecelerin&lt;br /&gt;             &lt;br /&gt;             diz cöksün sessizliginde..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ellerini ovustursun pust,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;les koksun midesi alkolden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yüregimin ezgisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              zihin tasarimlarimin teorik pratik devrim pusulasi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yüregimin nasirli düsleri devrim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aski omuz baslarimda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         bir sokak sarkicisinin esturümanin isareti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; bu gece karanliginda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     esir düser karanliklar aydinliga....umutla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her imge daglara seslenir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  her nota devrim cagristirir sürüvencilerin tinisinda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; her yürek bir devrimci ask &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;esir düser tutsak düs/düsler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  bu HÜRRIYET   icin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu ÖZGÜRLÜK   icin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;apansiz gelir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ask&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gerillasi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;devrim..                karanliklari yara yara....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-8371276550996731457?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/8371276550996731457/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/07/dus-yangini.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/8371276550996731457'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/8371276550996731457'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/07/dus-yangini.html' title='düs yangini'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-eZfk-LnrCv8/TjU2Iu4fc8I/AAAAAAAABXs/x5zDHUHrSAM/s72-c/n1275283319_182460_3347.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-5631846895685577693</id><published>2011-07-31T03:41:00.000-07:00</published><updated>2011-07-31T03:43:31.157-07:00</updated><title type='text'>ölüm</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-Y1vvISYdJbQ/TjUxzi9F21I/AAAAAAAABXk/CN92_aTbsNc/s1600/254199_149267671812838_100001888190005_313086_4231960_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 261px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-Y1vvISYdJbQ/TjUxzi9F21I/AAAAAAAABXk/CN92_aTbsNc/s320/254199_149267671812838_100001888190005_313086_4231960_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5635465270350175058" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;ölüm yoruldu esmer cocuklarin pesinden kosa kosa&lt;br /&gt;ölüm yoruldu,&lt;br /&gt;günes sokaga düstügü o Temmuz günü....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-5631846895685577693?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/5631846895685577693/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/07/olum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/5631846895685577693'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/5631846895685577693'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/07/olum.html' title='ölüm'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-Y1vvISYdJbQ/TjUxzi9F21I/AAAAAAAABXk/CN92_aTbsNc/s72-c/254199_149267671812838_100001888190005_313086_4231960_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-462247230396452189</id><published>2011-07-31T03:36:00.000-07:00</published><updated>2011-07-31T03:40:59.768-07:00</updated><title type='text'>esmer cocuk</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-L8XTNU89eHM/TjUxN77GWWI/AAAAAAAABXc/3ANaUyBk1OE/s1600/n1117753961_30186425_1651174.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 213px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-L8XTNU89eHM/TjUxN77GWWI/AAAAAAAABXc/3ANaUyBk1OE/s320/n1117753961_30186425_1651174.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5635464624217676130" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;agladi gece boyunca cocuk,&lt;br /&gt;daglarin öbür yakasinda da tutsak cocuk.&lt;br /&gt;direndikten sonra hücreye bir resim yapti,&lt;br /&gt;elinde kizil bayrak,&lt;br /&gt;yüzünde kizil bir posu,&lt;br /&gt;özgürlüge kosan bir cocuk resmi.&lt;br /&gt;gece boyu aglayan cocuk,&lt;br /&gt;safakta kalkti.&lt;br /&gt;kizil gökyüzüne bakti oda gözyaslarilya azadinin resmini cizdi....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-462247230396452189?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/462247230396452189/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/07/esmer-cocuk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/462247230396452189'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/462247230396452189'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/07/esmer-cocuk.html' title='esmer cocuk'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-L8XTNU89eHM/TjUxN77GWWI/AAAAAAAABXc/3ANaUyBk1OE/s72-c/n1117753961_30186425_1651174.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-1057010110321804481</id><published>2011-07-28T06:35:00.001-07:00</published><updated>2011-07-28T06:36:35.310-07:00</updated><title type='text'>yagmur</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-mW_WOPUSGQ4/TjFl1Ggw4_I/AAAAAAAABXU/zET8AXBX3eo/s1600/rain.gif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 257px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-mW_WOPUSGQ4/TjFl1Ggw4_I/AAAAAAAABXU/zET8AXBX3eo/s320/rain.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5634396571772707826" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yagmur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam bir aydir sürgün bu kentte günes yüzü görmedim,bir aydir araliksiz yagmur yagiyor,her yani saganak yagmurlar basiyor,hava nemli ve rutubetli,yari acik cezaevi.Dün aksam korkunc simsekler cakti öyle ki yüregimin derinliklerine akimlar düzenler gibi.Nihayet bu gün Persembe yagmur birazcik diren gibi dindirdi acilarini.havayil... temizleyen bir meltem rüzgari tasidi Dersim daglarindan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iyi ki yagmur beraberinde yagmurlu rüzgarlari tasidi,komsum evinin önünü temizliyor,kolay gele diyesinden bir selam verdim ama aldiris etmedi hani bende esmerdim bu sürgün sehirde.Zaman zaman elimde kitap dolasir cöreklenirim bir banka dalarim sayfalara,sonra amansiz bir ruzgar yalar saclarimi.Yagmur ciseler ardindan sonra bazen günes.Icimde gözyaslarimi karisir topraga sonra gaz bambalariyla öldürülen esmer düser usuma damlalar yagmur cagristirir sürgün kentlere....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yagmur rüzgar Dersim'de esmeye basladi,dur durak bilmeden Munzur'a akar,gün ilerledikce kizil camurlara bürünür daglar vicik vicik agir ayaklar.sonra üsür ciplak ayaklar,agirlasir beden,uykuya dalarsin Alibogazinda.Hava kudurdukca kudurur.Ve uzak iklimlerde düs tasir zirvelerine,sonra cicekleri düsünürsün hikmetinden ve yagmur baslar yine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökyüzü yildizlara bürünür yagmurlarin ardindan,bir asme gökyüzü hikmetinden sual olunmaz hani,piril piril yildizlar,masmavi kizil gökyüzü,ayni yildizlara bakar tm gözler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve günesde bir asi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dünyanin tüm sürgün sehirlerinde ki kayip yagmurlara....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-1057010110321804481?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/1057010110321804481/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/07/yagmur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/1057010110321804481'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/1057010110321804481'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/07/yagmur.html' title='yagmur'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-mW_WOPUSGQ4/TjFl1Ggw4_I/AAAAAAAABXU/zET8AXBX3eo/s72-c/rain.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-6252403524672833944</id><published>2011-07-25T04:55:00.000-07:00</published><updated>2011-07-25T04:56:42.385-07:00</updated><title type='text'>sivali öyküler...benav...kitap</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-3sfj6PNIxx8/Ti1Z9lhAN5I/AAAAAAAABXM/d39NnXQZKqQ/s1600/Kitap_20110622120411_1_12.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 209px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-3sfj6PNIxx8/Ti1Z9lhAN5I/AAAAAAAABXM/d39NnXQZKqQ/s320/Kitap_20110622120411_1_12.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5633257623487788946" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sivali öyküler....Benav&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ke kust ?&lt;br /&gt;Me di ne ! Me di ne ! Me dine&lt;br /&gt;Deng bi pepuke ket&lt;br /&gt;...#Pepuk pepuk ke kust&lt;br /&gt;Sekini bi dengeki bedeng got ; We kust&lt;br /&gt;Pepuk pepuke ke kust ?&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;Min kusst,min kusst min kusssssttttt...deniz güzel...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölümün korkurkunc lamlusunu ensesinde his ettiginde günes Nemrut'a bahari tasiyordu Nisan yagmurlariyla. Medine elleri arkadan bagli saginda dedesi ve solunda kardesi ile o safak vakti gözyaslari icinde ölüme gidiyordu.Medinenin elleri kalin iplerle baglanmis bir hayvan gibi cekerek katletmeye götürüyorlardi Medine daha onalti yasindaydi.Kücük Medine ciplak ayaklari ile yürümek istemesede onu ölüme götürüyorlardi.Yildizlar aydinlik tasirken Semsura Medine diye bir ciglik sesi karisti kursunun sesine.Yasli kadin cigliklarini atti avluda ki kuyuya.....&lt;br /&gt;kalkti&lt;br /&gt;basinda ki yazmayi düzeltti&lt;br /&gt;kan kardesi elbisesiyle&lt;br /&gt;katilin odasinda cikti....dilek öz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iste özgürlük kan icinde,namus kan revan icinde,kanlar icin kayaliklar simsiyah al al kan revan icinde Me di ne,medine m e d i n e ezim...Bir kac dakikada ölüm ölüme meydan okudu o namus icin,bir bakis gönderdi Medine Nemrud günesine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;acilarin ahlarini topluyoruz kadinlarin&lt;br /&gt;sesini,sözünü,nefesni&lt;br /&gt;gözlerim kanlanmis düslerini&lt;br /&gt;topluyoruz kadinlarin.....gülazer akin...siirler Adiyaman cezaevinde ki bayan tutsaklardan....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berdan ildan....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-6252403524672833944?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/6252403524672833944/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/07/sivali-oykulerbenavkitap.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/6252403524672833944'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/6252403524672833944'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/07/sivali-oykulerbenavkitap.html' title='sivali öyküler...benav...kitap'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-3sfj6PNIxx8/Ti1Z9lhAN5I/AAAAAAAABXM/d39NnXQZKqQ/s72-c/Kitap_20110622120411_1_12.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-4833282850671131711</id><published>2011-07-21T08:58:00.001-07:00</published><updated>2011-07-21T08:59:10.304-07:00</updated><title type='text'>sorgu...kitap</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-sMbfwj_j9Mk/TihMxWaEMVI/AAAAAAAABXE/fSpWYvlw6Dc/s1600/62770-Sorgu.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 218px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-sMbfwj_j9Mk/TihMxWaEMVI/AAAAAAAABXE/fSpWYvlw6Dc/s320/62770-Sorgu.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5631835744739012946" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sorgu....kitap&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yasama sevdali bir damlayim&lt;br /&gt;hain tuzaklarda&lt;br /&gt;ihanet pusularinda&lt;br /&gt;...ben sürgün mezepotamyanin devrimci bir emekcisiyim&lt;br /&gt;sinirsiz düslerin izini arayan&lt;br /&gt;bir yanim Spartaküse dayanir&lt;br /&gt;bir yanim Zogroslarin zirvesine&lt;br /&gt;ihaneti kursuna dizen atesin ve günesin yoldasiyim ben&lt;br /&gt;bir yanim vardiya&lt;br /&gt;bir yanim sürgün&lt;br /&gt;sorsaniz ihanete&lt;br /&gt;bir alcak pusudur düslerimizde bogdugumuz&lt;br /&gt;yüregimizde ask devrimi ihanetleri kursuna diziyor her sorguda....Kitabin kapaginda ki resim sevgili yoldas Abidin Dino'nun "Konusmuyor adli calismasi"kitabin imgesine direngenligi resmetmis.Cezayir halk kurtulus savasinda Cezayir'in özgürlügü icin onlarin saflarinda esir düsen Audin yoldas sorguda zaferle basegmez fASIZME:Parasütcüler adli iskenceciler tarafindan direndigi icin tipki Hasan Ocak gibi gözaltinda kaybedillir,bedeni iskence izlerinden taninmayacak haldedir.Dekan olan Audin yoldasin evine operasyon düzenleyen iskenceci parasütcüleri Henri Alleg'i onun evinden apar topar gözaltina alir.Iste uluslararasi kapitalist barbarlik düzenini korumak icin o düzen icin bu böcekler sadece iskence yaparlar.Iste Cazayir ic savasinda Fransiz parasütcülerin kullandiklari yöntemlerle bu barbarlik düzenlerine karsi savasan devrimcilere karsi kullandiklari yöntemler ayni.Yani iskenceciler din,dil,irk,mezhep,ülke ayirimi yapmadan gerici,fasist,kapitalist,emper​yalist rejimler icin iskence yaparlar,gözaltinda kaybederler,tecavüz ederler,sakat birakirlar,iskencede katlederler.Gerilla Bilanco cikartiyor adli kitap ve belgelerde daha detaylari var,söyleki iskence yaptiklarinda bile bu onursuz köpekler icki icip en alcakca yöntemleri kullaniyorlar.Kibris emniyet müdürü bunlardan biri hazir gündemdeyken.Osmanlidan Cumhuriyete dönemi ve simdiye kadar binlerce sorgu gördü bu ülkenin gercek devrimcileri,komünistleri,yurt​severleri,aydinlari,ögrenciler​i.Hepside ser verip sir vermediler.Iskencelerin yukardakileri yapmaktan baska bizlerin ise kendi onurumuz,halkimiz,partimiz,yol​daslarimiz,ailemiz ,devrim ve sosyalizm icin direnmekten baska bir düsümüz yok.Hazir Temmuz ayindayken Kemal Pir Diyabekir zindaninda ben Kemal Pir Esat bu yaptiklarini bir gün PKK sana üc kursunla ödettirir dediginde cok isabetli bir söz iste iskencecilerin sonu....10 Haziran 1995 Xizir günü Gazi mahallesinden apar topar gözaltina alindim..Iste bu ve tüm mücadelelerde bizlerin biraktigi bazilarimizin bunlari kalicilastirdigi gelecek kusaklara birakilan armaganlardir.Duvarda ki sarmasik,Direnme savasi,Cangil günler.Seni halk adina ölüm mahkum ediyorum,Kamo,Dörtlerin gecesi,Gerilla bilanco cikartiyor vb.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adin ne ulan ermeni dölü....bilmiyorum&lt;br /&gt;nerde oturuyorsun...................​........bilmiyorum&lt;br /&gt;anasini s......k...i................ko​nus...konus....konus ulan o.puu...cocu.....Iste bu kitapta direnenlerin sorgularda ki devrimci tavirlari var ADRESSIZ SORGULAR ...simdi sevdalari yüklenip direnme zamani devrimler....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berdan ildanDevamını Gör&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-4833282850671131711?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/4833282850671131711/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/07/sorgukitap.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/4833282850671131711'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/4833282850671131711'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/07/sorgukitap.html' title='sorgu...kitap'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-sMbfwj_j9Mk/TihMxWaEMVI/AAAAAAAABXE/fSpWYvlw6Dc/s72-c/62770-Sorgu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-2029768670089363801</id><published>2011-07-19T14:02:00.001-07:00</published><updated>2011-07-19T14:03:29.339-07:00</updated><title type='text'>Cözüm; ÖZGÜRLÜK</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-LNiG-ud2j5w/TiXxHbcrrZI/AAAAAAAABW8/UOjBmbfztJ4/s1600/274549_602019627_5823620_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 180px; height: 238px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-LNiG-ud2j5w/TiXxHbcrrZI/AAAAAAAABW8/UOjBmbfztJ4/s320/274549_602019627_5823620_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5631172019026111890" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Demokratik özerklik nedeniyle Kürt özgürlük hareketinin gelistirdigi siyasal kriz ve bunun sömürgeci Türk rejimin tüm kliklerinde yarattigi ortam ve AKP gerici-fasist partisinde yarattigi panik bir kez daha gösterdi ki sömürgeci fasist rejim 86 yillik hegomanyasini ne pahasina olursa olsun tek dil,tek vatan,tek bayrak ya sev ya terk et diyerek sürdürme refleksinde.Balkon konusmasinda ki yeni cilgin durumda bölgenin,Kürt özgürlük bilesenlerinin ve hatta Afrika ülkelerinde yasanan degisimlerin özgürlük istiyoruz siarlariyla gerici fasist rejimleri yerle bir ettigini düsünürsek,hatta ABD ve AB emperyalistlerinin bazi taktik unsurlarini da hesaba katarsak sömürgeci AKP gerici fasist hareketinin Kürt ulusuna karsi tavri Suriye Esat tavri gibi acik;Siddete dayanan yok etme,imha ve inkar siyasetine devam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Secimlerde ve öncesinde sömürgeci rejimin provakatif bir sekilde YCK operasyonlari,secilmis belediye baskanlarinin tutuklanmalari,tüm Kürdistan sehirleride genclere yönelik tutuklama furyalari,özel Tim birliklerinin gerilla kiyafetleri ile bazi eyaletlerde halka baski uygulamalari ve gerilla cenazelerine yapilan iskenceler devleti suc üstü yakalandiginin bir ifadesi,Artik onlarin isbirlikcileri de AKP'nin bu pisliklerini gizleyemez oldular,basta Hatip Dicle ve bagimsiz adaylarin YSK tarafindan tasfiye edilmesi ve mücadelenin sokaklarda ki tayin edici gücü sömürgeci rejime geri adim attirdi ise TBMM boykot sömürgeci rejimin özgürlükleri pacavraya cevirdiyse simdi de AMED SURLARINDA demokratik özerklik tam anlamiyla sömürgeci rejimi köseye sikistirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sömürgeci fasist rejimin Silvan'da kendi pususunda suc üstü yakalandiginda hemen MGK güdümlü AKP,CHP ve MHP ortak bir deklerasyonla Kürtleri ve PKK ile DTK hedef tahtasina oturtarak bu rolüde sokaklarda ki MGK günlüklerinde ki Sari kiz,eldiveb ve Balyoz rumuzlu masalarini devreye soktular.Türk sömürgeci rejimin mili duygularini kiskirtma görevinide kendi isbirlikci medyalarina havale ettiler.MGK Silvan'da ki delilleri apar topar toplamasi,profesyonel asker alimlarinin Genelkurmay internet sitesinden duyurulmasi,Silvanda ölen askerlere otopsi yapilmamasi esasinin amaci DEMOKRATIK ÖZERKLIK TALEBININ bir bütün olarak her yerde ezilmesi icindir.Bakanlar kurulunda CHP,MHP ve AKP sömürgeci mecliste kaleme aldiklari bildiri ile Kürt özgürlük sorunu irkcilara havale edilmis oldu.Kürt özgürlük blogunun ayni zamanda kendi arasinda ki mutabakat sömürgeci rejimin Kürtlere karsida bir mutabakata yok etmeye dogru evrimlestigi görmek gerekiyor.Simdi 86 yillik bu yok edici rejimden Hakikatlari Arastirma Komisyonu ya da Baris Konseyleri  olusturulabilir mi ?Iste fasist Türk sömürgeci rejimin tek mutabakti siyasal özerklik isteyen kim olursa olsun susturmaktir.Artik,Kürt Özgürlük Mücadelesine karsi sömürgeci kirli savas yöntemleri daha genis boyutlarda,cephesi ve kirli yöntemleri genisletilerek ve cesitlendirilerek" Adiyaman'da cukur Metinner STK diye fasistlere yazdigi bildiri"Kürt özgürlük hareketi bogulmak isteniyor ki isbirlikci hainlere yol görünsün.Yeni yöntemler,yeni araclar ve askeri,silahli ve silahsiz tüm kirli savas taktikleri devreye sokarsalar soksunlar BU KIRILMIS YOL GÖRÜNMÜSTÜR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Silvan'da ki ölümlerden birinci derecede sorumlu MGK,AKP,CHP ve MHP ile vatan sag olsun diyen o zihniyettir.Hangi vatan,kimdir bu vatanin gercek sahipleri...!Iste sömürgeci rejimin bu irkci taktikleri 86 yildir emekcilerin zihinleri öyle bir tahrip etmistir ki Türk emekcilerini sövenizm ve irkcilikla zehirleyip Kürt halkinin üzerine sürme taktigi her defasinda sokaklarda saldiriya dönüstürülmüstür.Hitler bozuntusu Tayyip Erdogan diyor ki eger silah birakmasalar bu isi asker ve siville cözer diyor,iste o konusmadan sonra metrepollere "5 bin köy bosaltilmis ve 4 bin köyü yakan"üzerine salan bu irkci fasist konusmadir.Misaki Millici AKP ulusal bütünlügü koruma adina kemalizmin altiokunu kabesi yapmis.Iste Egede CHP belediye baskaninin Kürt emekcilerinin gecekondularini hemen secimlerden sonra baslarina yikmasi,Trabzon'da emekci Kürt proletaryasina karsi MHP,AKP ile imamin orsununun sivillerinin linc gerisimleri.Metin Metineri alcaginin Adiyaman'da yazdigi bildiri,DBP binalarina yapilan saldirilar,devletin imha operasyonlari,Iran fasizmin saldirilari vb Kürtleri sindirme,hizya cekmenin bir parcasi olarak devreye sokuyor bazen havuc politikasi uyguluyor bazes ise yok etme.Batida ise gittikce ezillerin diger bilesenleriyle kucaklamaya calistiginda Türk emekcilerinide Hopa örneginde görgügümüz gibi gaz bombalari ile sindirmek istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sömürgeci kirli savasin kuralsiz devam eden ihma amacli ve devreye soktugu araclarla yeni bir kitle katliamlarinin ve sürgünlerin habercisidir,ulusal fasist milli zulmun devam niteligindedir.Iste Silvan sürecinden itibaren sömürgeci rejimin tüm medya kanallarinda Kürt karsitligi ile ezilen,sindirilen "ve bu verilecek siringa propagandayla".Kürtlerin bazi kesimleri ikna edilecek bir isbirlikci Kürt yaratmak istiyorlar iste Kemal Burkay ve onun gibilerinin AKP'ye meziyet düzmelerinin nedenide budur.PKK,DBP;KCK ile DTK'nin ilan ettigi DEMOKRATIK ÖZERLIKLIGIN dabelenerek bertaraf edilmesini hedefliyorlar.Irkci sövenist sömürgeci rejim tüm silahlarini kusanmaya basladi.Kürt acilim isbirlikci refaorm denen kirintilarin esasen imha ve inkara dayanan bu cilgin bolkoncu AKP'de görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulusal özgürlük yada Demokratik Özerklik ve yahut sosyalist halk meclisleri´,devrimci konseyler sinirli hedeflere bagli kalmadan diger devrimci,sosyalist,komünist kesimleride kapsayarak sömürgeci rejimin manevralarina yanit vermelidir.Kürt özgürlük hareketi Kürt halkimiz icinde tepeden tirnaga örgütlü ve güclüdür ve sömürgeci fasist rejimin tüm hilelerine ragmen ona tek basina meydan okuyor,ona karsi tek basina savasmamasi icin basta EMEP ki sessizce izlemekle yetiniyor kendi örgütlü güclerini batida daha örgütlü hale getirerek omuz omuza fasizme karsi öne cikmalidir.Türk isci emekcilerine karsi birlesik devrim perpektifiyle yaklsan ESP kendi gücü oraninda bunu en iyisini yapiyor.Isci sinifi ve ezilenlerin öncü tüm bilenleri sömürgeci rejimin bu yok etme ablukasina karsi siyasal özgürlükler kampanyasi ile sürece omuz vermelidirler.Fasist diktatörlügün vahsi saldirilarina karsi önemli bir destek sunmalarina ragmen bu yetersizdir ve halen emekciler icinde cok güclü olmalarina ragmen ezilenlerin muhalefetini birlesik cepheye dönüstüremiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokratik Özerklik yada Demokratik siyasal özgürlüklerin tüm silahlarini kusanmali sömürgeci fasist diktatörlüge karsi savasmaliyiz.sömürgeci rejimin Kürt halkiyla masaya oturup Kürtleri muhatap almasi,operasyonalin durdurulmasi,anadilde egitim,tüm politik tutsaklarin serbest birakilmasi,vb siyasal özgürlükler icin tek yekpare cözüm;Demoktik devrimdir....Türkiye ezilenlerinin ve onun genel kurmaylari sosyalistlerin,devrimcilerin,komünistlerin Kürt halkin özgürlesmesi icin,Türk emekcilerin özgürlesmesi icin bu emekci kardeslik cözüm bayragini tutmali ve onu daha da yükseltmelidirler.Ulusal özgürlükler icin direnen Kürt halkimizin mesru ve hakli talepleri icin savasmalidirlar,seslerini dahada büyütmelidirler.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-2029768670089363801?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/2029768670089363801/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/07/cozum-ozgurluk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/2029768670089363801'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/2029768670089363801'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/07/cozum-ozgurluk.html' title='Cözüm; ÖZGÜRLÜK'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-LNiG-ud2j5w/TiXxHbcrrZI/AAAAAAAABW8/UOjBmbfztJ4/s72-c/274549_602019627_5823620_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-921261929436220346</id><published>2011-07-18T05:59:00.000-07:00</published><updated>2011-07-18T06:01:31.816-07:00</updated><title type='text'>18 Temmuz Müfrezesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-ACxsP4PB8ww/TiQup8K30CI/AAAAAAAABW0/PncSdCPw2ec/s1600/1936-ispanya.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 183px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-ACxsP4PB8ww/TiQup8K30CI/AAAAAAAABW0/PncSdCPw2ec/s320/1936-ispanya.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5630676732181205026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Faşizme karşı oluşturulan 1936 Barcelona barikatı, çok geçmeden bomba ve kurşunlara hedef oldu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;75 yıl önce bugün (18 Temmuz 1936), spor tarihi alışılagelmişin dışında bir olimpiyata sahne olmuştu. Üstelik bu olimpiyat, 1936 Berlin Olimpiyatları öncesinde, ona alternatif olarak organize edilmişti. Nazi Almanyası Berlin Olimpiyatları'ndan kendisini “uygar dünya”nın bir parçası olarak kabul ettirmek, aynı zamanda da Cermen ırkın üstünlüğünü kanıtlamak için yararlanmayı amaçlıyordu. Nazilerin Alman Yahudilerini sokmamakla ırkçı yüzlerini baştan açık ettikleri Berlin Olimpiyatları'nı dünya antifaşistleri boykot etme kararı aldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alternatif olimpiyatları, bu enternasyonal antifaşist eyleme katılan eski bir basketbolcu Georges Rival, Le Monde Gazetesi'ne şöyle tanımlıyor: “Barcelona Olimpiyat oyunlarına katılım, gerek sportif gerekse de politik bir değer yaratıyordu. Biz buraya bir düşünce, bir neden ve madalya için katıldık”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Faşizme karşı oluşturulan bu spor barikatı, bomba ve kurşunlara hedef oldu. Oyunların başlamasından birkaç saat önce, 18 Temmuz gecesi, İspanyol Ordusu, faşist General Franco'nun çağrısı üzerine Halk Cephesi iktidarına karşı ayaklandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İspanya'da İç Savaş başladı. Bunun üzerine oyunlara katılan 3 bin 500 atletten 300'ü gönüllü olarak Cumhuriyet Ordusu'na katıldı. İçlerinden biri Lauren Guyot, tavırlarını şöyle açıklıyordu:“ Onlar için iç savaşın patlak vermesi bilinçli bir karar almalarını çağrıştırdı. Bu bilinçli katılanlar, İspanya İç Savaşı'nın II. Dünya Savaşı'nın arifesi olduğunu görüyorlardı”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1936 Barcelona Olimpiyatı, gerek sporun gerçek ruhuna, kardeşlik, dostça yarışma ve dayanışmaya uygun düşen içeriği gerekse de bunu faşizme karşı enternasyonal bir protestonun aracı kılmasıyla halkların tarihinde silinmeyecek bir iz bıraktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan Berlin Olimpiyatları'nda ise “üstün ırk” atletlerinin en iddialı oldukları 100m, 200m, uzun atlama dallarında birinciliği siyah atlet Jesse Owens'ın kazanması, ırkçı safsatalara olduğu kadar Hitler'in de yüzüne inen bir şamardı! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti team&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-921261929436220346?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/921261929436220346/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/07/18-temmuz-mufrezesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/921261929436220346'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/921261929436220346'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/07/18-temmuz-mufrezesi.html' title='18 Temmuz Müfrezesi'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-ACxsP4PB8ww/TiQup8K30CI/AAAAAAAABW0/PncSdCPw2ec/s72-c/1936-ispanya.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-3026641438688821391</id><published>2011-07-05T00:38:00.000-07:00</published><updated>2011-07-05T00:40:48.776-07:00</updated><title type='text'>Rojbas hewale Kazim</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-2WvB_lZ2qy4/ThK_9-P5HRI/AAAAAAAABWs/AUhlGfTDD68/s1600/226184_220933561254918_100000148263704_998898_806385_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 242px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-2WvB_lZ2qy4/ThK_9-P5HRI/AAAAAAAABWs/AUhlGfTDD68/s320/226184_220933561254918_100000148263704_998898_806385_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625769955941752082" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Merhaba sevgili yoldasim Kazim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öyle düsünüp her sabah günesi rojbasla karsiliyoruz,hayati ve aski&lt;br /&gt;iste sana bir merhaba enleminde demek istedim&lt;br /&gt;bir bakima yaninda his etmen manasinda/umutluca&lt;br /&gt;ama her sey korkunc ve mubarek,bir bakima devrimci bir durum yeryüzü cennetin...Amed NeWroz kutlamalarinda denizin cocuklarindan/daglarin cocuklarina selam olsun,evet su söz taniktir,biz tanigiz,onlar tanik,gözyaslarimiz taniktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iste hayat Mersedes Sosa'nin dedigi gibi Gracias ala vida yanliz,ayaklarimiz hayati sürüdüren bir eylemdir,icimizde büyür kocaman kirmizi bir balon gibi,dilimizde ask prangasi kardeslik türküsü,kokun sinmistir Amed sehrinde ki NeWroz cicegine,ne ölüm korkusu,ne zulüm,ates hattinda yürüyor Hopanin ve Amed'in kardes cocuklari.Bir yanimiz bahar bahce Metin Lokumcu,bir yaniz Vedat Aydin yoldas,hani hatirliyormusun Vedat Aydin Temmuz'da sömürgeci rejim tarafindan kacirildiginda bizde Sisli abide-i hürriyette eylemdeydik ve ben yine gözaltinda alindim sivil otodan bana gülümsemistin...Ve iste hep icimde yürür düslerin sana dair,animsadikca yükü ömrüme yürür,illegal bir ani,bir bilinc olur,su gibi aziz olur Munzur kalbime yürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ölüm devrim acar.....iste sokaklar&lt;br /&gt;iste ölümsüzlük bunun eyleme dönüstürülmüs devrimdir....sokaklarda tas atarken gördük seni/uzun uzun eylemlerde gördük seni biz/illegal bir barikat günü gördük seni Gazi'de/yürüken umudun ordusuu sen hep ates hattinda görecegiz yoldasim,simdi Karameta ile düsleri isliyor deri,tersane,tesktil iscileri...sair demis ya ölüm cicek acar...ölümsüzlük cicegi Kazim Koyuncunun icinde ki baldir......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berdan ildan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merhaba sevgili yoldasim Kazim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öyle düsünüp her sabah günesi rojbasla karsiliyoruz,hayati ve aski&lt;br /&gt;iste sana bir merhaba enleminde demek istedim&lt;br /&gt;bir bakima yaninda his etmen manasinda/umutluca&lt;br /&gt;ama her sey korkunc ve mubarek,bir bakima devrimci bir durum yeryüzü cennetin...Amed NeWroz kutlamalarinda denizin cocuklarindan/daglarin cocuklarina selam olsun,evet su söz taniktir,biz tanigiz,onlar tanik,gözyaslarimiz taniktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iste hayat Mersedes Sosa'nin dedigi gibi Gracias ala vida yanliz,ayaklarimiz hayati sürüdüren bir eylemdir,icimizde büyür kocaman kirmizi bir balon gibi,dilimizde ask prangasi kardeslik türküsü,kokun sinmistir Amed sehrinde ki NeWroz cicegine,ne ölüm korkusu,ne zulüm,ates hattinda yürüyor Hopanin ve Amed'in kardes cocuklari.Bir yanimiz bahar bahce Metin Lokumcu,bir yaniz Vedat Aydin yoldas,hani hatirliyormusun Vedat Aydin Temmuz'da sömürgeci rejim tarafindan kacirildiginda bizde Sisli abide-i hürriyette eylemdeydik ve ben yine gözaltinda alindim sivil otodan bana gülümsemistin...Ve iste hep icimde yürür düslerin sana dair,animsadikca yükü ömrüme yürür,illegal bir ani,bir bilinc olur,su gibi aziz olur Munzur kalbime yürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ölüm devrim acar.....iste sokaklar&lt;br /&gt;iste ölümsüzlük bunun eyleme dönüstürülmüs devrimdir....sokaklarda tas atarken gördük seni/uzun uzun eylemlerde gördük seni biz/illegal bir barikat günü gördük seni Gazi'de/yürüken umudun ordusuu sen hep ates hattinda görecegiz yoldasim,simdi Karameta ile düsleri isliyor deri,tersane,tesktil iscileri...sair demis ya ölüm cicek acar...ölümsüzlük cicegi Kazim Koyuncunun icinde ki baldir......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-3026641438688821391?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/3026641438688821391/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/07/rojbas-hewale-kazim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/3026641438688821391'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/3026641438688821391'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/07/rojbas-hewale-kazim.html' title='Rojbas hewale Kazim'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-2WvB_lZ2qy4/ThK_9-P5HRI/AAAAAAAABWs/AUhlGfTDD68/s72-c/226184_220933561254918_100000148263704_998898_806385_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-9146391321272344334</id><published>2011-07-05T00:02:00.000-07:00</published><updated>2011-07-05T00:12:50.368-07:00</updated><title type='text'>Kontrgerilla Cumhuriyetinde Ergenekoncu Yargi</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-vWppfFq22LA/ThK5aoXIwZI/AAAAAAAABWk/nbE6TxKsvSU/s1600/sivas11.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 149px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-vWppfFq22LA/ThK5aoXIwZI/AAAAAAAABWk/nbE6TxKsvSU/s320/sivas11.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625762751701369234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kontrgerilla Cumhuriyetinde Ergenekoncu Yargi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son bir kac gündür Fettulah Gülen güdümlü haki maskeli yari fasist sivil askeri diktatörlük icine düstügü cikmazi bin bir türlü manevra ile asamayinca Emek-Demokrasi ve Özgürlük bloguna karsi, karsi devrimci saldiriya gecti.Secilmis Kürt vekillerini ve onun fasist diktatörlük kosullarinda ki ye...kpare savunucusu BDP'yi ve cilgin demokrasiye karsi mücadele edenleri yasadisi imamin polisleri tarafinan saldirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün isbirlikci kirpik biyikli basbakanin eli kanli,elini kolunu sallayarak Sivas katillerinin avukati devlet bakani fasist Hayati Yazici ve MHP güdümlü Ortadogu fasist yazari Ender Gökdemir Kürtleri ve Ermenileri tehdit etmekten cekinmiyor.Bu iki agzi salyali fasistin bulustuklari esas yön ise BDP'nin 36 vekil kazanmalari ve onlari güdümünde ki yarginin bagimsiz olmadigi söyledikleri ve MESRUYETIN YOLUNUN AMED'DE GECER diyerek boykotu derinlestirmeleri.Simdi buradan güdümlü yarginin esasen cok özel bicimini adi Kontrgerillaci yargidir.Yürütmüs olduklari bu hukuksuzluk kime hizmet ediyor,sanirsam böyle bir soru sormak fasist Ender Gökdemir bize soruyor ya siz Kürt degilsiniz bizde ona diyoruz ki cok acik ve net sen ergenekocular güdümlü bir fasistsin.Ve o canatan besleniyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi yürütmesi ve yasasi ve yargisi ile tek hakim isbirlikci yesil sermayenin ve onun kontrgerillaci tüm araclari askeri fasist diktatörlükle nasil el ele yürüttüklerinin Hatip Dicle yapilan adaletsizlik kanittir..Ekonomik,askeri,siyasi,psikolik her alanda yapilan operasyonlar topyekün savas ilanindan baska bir sey degildir.Bu top yekün savasa karsi da savas gerek iste bokyotta o araclardan biridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkenin konusma özürlü basbakani kendini Israil siyonizmine satmis,yeniden yapilandirma adi altindan profesyonel katilleri özel kuvvetlerde örgütlemesinin ve operasyonlarin sürmesinin nedeni agzinda ki salyalardan bellidir.Simdi Filistin halki icin sefer cikan dayanisma gemileri su sicak Temmuz atesinde Yunanistanda ali kondular,Yine 6 Filo 1968 yilinin Temmuz sicaginda 6 FILO DEFOL diyenlere o KANLI PAZAR günü saldiranlarla,2 Temmuz Sivas 1993 yilinda saldiranlar ayni...Bu basbakan ayni öyle ise sorun simdiye kadar kontrgerilla varligini resmiyette kabul etmeyen bu özürlüler ve Sivas katillerin avukati AKP gercek cilgin fasist saldiri planlariyla kendini gösteriyor.Özel Harp Dairesi yada Ergenekon devletin örgütledigi her türlü yasal ve yasa disi 1000 operasyonlarin adidir....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatip Dicle vekilimizdir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berdan ildan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O devlein ölüm mangalari simdi AKP güdümlü yargi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-9146391321272344334?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/9146391321272344334/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/07/kontrgerilla-cumhuriyetinde-ergenekoncu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/9146391321272344334'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/9146391321272344334'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/07/kontrgerilla-cumhuriyetinde-ergenekoncu.html' title='Kontrgerilla Cumhuriyetinde Ergenekoncu Yargi'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-vWppfFq22LA/ThK5aoXIwZI/AAAAAAAABWk/nbE6TxKsvSU/s72-c/sivas11.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-5468696882123719218</id><published>2011-07-02T03:01:00.000-07:00</published><updated>2011-07-02T03:21:11.707-07:00</updated><title type='text'>Metin Altiok ve Cewlik düsleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-Gb4GMTcBshI/Tg7xEKkDOzI/AAAAAAAABWc/P-eHoMFrCJA/s1600/madimak.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 126px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-Gb4GMTcBshI/Tg7xEKkDOzI/AAAAAAAABWc/P-eHoMFrCJA/s320/madimak.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5624698038489660210" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;“Öyle ak öyle ak ki teni &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ipekten biçilmiş sanki &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;duyulmamış bu yüzden üstünü örtmek gereği &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çırılçıplak incecik, sedyede bir kız cesedi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onparmağı boyalı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulaşmış ıstampa mürekkebi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kızım sağsa eğer &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir kızım morgta şimdi” ....2 Temmuz Sivas katliamini gerceklestirenler aradan gecen 18 yilin ardindan geriye dönüp baktiklarinda emellerine ulasabildiklerini düsünüyorlarmidir acaba ? Sanirsam düsünmüyorlardir.Katliamin büyük bir vahsetle yaptiklarini katilleri serbest birakip 2 Temmuz Sivas katliamini zaman asimina biraktiklarini nasil düsünebilirler bu fasist sömürgeci katiller.2 Temmuz 1993 Sivas katliami bir korku cenderesinin insaa etme katliamidir.Sivas Madimak otelinde direnerek sehit düsen 33 kizil kanatli yoldaslar,inanci,direnisi,yasama siir ve türkü tadinda bagliliklari,ateste semah dönerek boyun egmeyislerin,kardesce safaklara aski kerbalanin cendersinin isik demetleri gibi umut yüklü sehitlerimiz.&lt;br /&gt;Yanında dağılmış kağıtlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve tütün tabakası var &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bez parçasıyla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağzını tıkamışlar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cesetini sırt üstü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boyunca uzatmışlar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir deniz kabuğunda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dalgaları duyanlar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boş bir mermi kovanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizce nasıl uğuldar”30 Mayis 1987 yilinda Colig yada esas adi Cewlikte katledilen gerillalar icin yazdigi su dizelerin sairi Metin Altiok yoldas ortak düslerimize 2 Temmuz 1993 ile 30 Mayis 1987 katliamlarinin alevleri arasinda gecenlerin diyalektik tarihsel bagini bilincimize imgeliyor.Iste sömürgeci rejimin neyi basardiklari neyi basaramadiklarinin somut örnegi hic kuskusuz ki siirler ve yasam bize taniklik ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Metin Altiok yoldasin devrimci durusu,yasamin her alaninda kendisine dayatilan karsi cikmak icin ölüme meydan okuyor o Cewlikte yesil,sari ve kizil düsler kurar ve o düsleri 2 Temmuz 1993 cuma günü ateste semah dönerek gercege dönüstürür....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Temmuz 2011 Cumartesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-5468696882123719218?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/5468696882123719218/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/07/metin-altiok-ve-cewlik-dusleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/5468696882123719218'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/5468696882123719218'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/07/metin-altiok-ve-cewlik-dusleri.html' title='Metin Altiok ve Cewlik düsleri'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-Gb4GMTcBshI/Tg7xEKkDOzI/AAAAAAAABWc/P-eHoMFrCJA/s72-c/madimak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-5742074289510339832</id><published>2011-06-29T06:56:00.000-07:00</published><updated>2011-06-29T06:58:44.222-07:00</updated><title type='text'>ateste semah Koray Kaya</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-Q0mahKAbRB0/Tgsvj4oUBeI/AAAAAAAABWU/AVfuo4RM4gk/s1600/files.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 274px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-Q0mahKAbRB0/Tgsvj4oUBeI/AAAAAAAABWU/AVfuo4RM4gk/s320/files.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5623640853245593058" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ateste semah....Koray Kaya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Delal,nawe cawemin&lt;br /&gt;gesra neya...&lt;br /&gt;Nav du cawe min&lt;br /&gt;...cehe piya te ye...&lt;br /&gt;Piye te ji müfanke min biese..Baba Tahir 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Madımak Oteli'nde yanarak, yakılarak, boğularak, acı çekerek ve semah dönerek 12 yasinda kalan Koray icin yüzyilönce yazmis bu beyitleri.Bir cicek kalbi cocuklar.2 Temmuz 1993 yilinda gökyüzüne uctu bir kirmizi gül icinde.Otuz üc ca,sürdüler düldüllerini hizirpasalrin inine,semaha sevdali otuz üc kizlbas düs,Temmuzu iki sicakliginda,harladilar cemleri,Kac iklimsiz baharlarin rengini tasidilar Madimaka.Ey sefil soysuz ihanet,hey gökleri kizillastiran zulfikar,atesin gözlerinde simdi Koray.Asme doladi isigini uyukuda ki Koray'a ona bir masal anlatti,bir varmis bir yokmus.Birlikte agladilar,güldüler,düsündüler,sordular,sorguladilar ve sürdüler masallar ülkesine düslerini,bu meydanda cengimiz var er olan meydana gelsin diyerek semaha döndü Koray.Koray Kaya 12 iki yasinda kaldi Ugur Kaymaz gibi.Ay doladi isiklarini Koray ve Ugura birlikte kardesce safaklarda semah döndüler o agacin altinda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyler gibi inler yüreğim, yas doludur;&lt;br /&gt;Sensiz kalıverdim: Bu, cehennem yoludur.&lt;br /&gt;Mahşer günü? Bir Tanrı bilir. Son güne dek&lt;br /&gt;Yazgın çiledir, gönül: Dövün, kıvran, dur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak, geldi bahar: süsledi hasbahçeyi gül:&lt;br /&gt;Dallarda sevinç türküsü söyler bülbül.&lt;br /&gt;Gel gör ki çimenlerde gezip hiç bulamam&lt;br /&gt;Kalbim gibi ölgün, kanayan başka gönül.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göklerdeki yıldızları saydım bir bir;&lt;br /&gt;Gel, sevgili, gel: sabahladım: belki gelir.&lt;br /&gt;Gelmezse, görünmezse içim parçalanır,&lt;br /&gt;Ağlar yüreğim, suskunum: elden ne gelir!...baba tahir uryan siirler.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmak yok,yilginlik yok bak simdi gözlerine oniki yasinda ki Koray Kaya yoldasimin gözlerine,sen o/o sensin ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daima benimlesin yüregimin kizilbas cocugu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berdan ildanDevamını Gör&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-5742074289510339832?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/5742074289510339832/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/ateste-semah-koray-kaya.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/5742074289510339832'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/5742074289510339832'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/ateste-semah-koray-kaya.html' title='ateste semah Koray Kaya'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-Q0mahKAbRB0/Tgsvj4oUBeI/AAAAAAAABWU/AVfuo4RM4gk/s72-c/files.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-1379097720267539209</id><published>2011-06-29T06:54:00.000-07:00</published><updated>2011-06-29T06:55:57.140-07:00</updated><title type='text'>ateste semah Muhlis Akarsu</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-FRugEj0eLkU/Tgsu6EOcrLI/AAAAAAAABWM/KPrOm6J5HkI/s1600/b1027456352_1432812173456_304.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-FRugEj0eLkU/Tgsu6EOcrLI/AAAAAAAABWM/KPrOm6J5HkI/s320/b1027456352_1432812173456_304.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5623640134803827890" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ateste semah....Muhlis Akarsu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yokluk beni mecbur etti&lt;br /&gt;Gurbeti ben mi yarattım&lt;br /&gt;Gençliğimi aldı gitti&lt;br /&gt;...Gurbeti ben mi yarattım....Ezilen türküleri icsellestirilmesi yasamimizin her alaninda dudaklarimizda mirildandigimiz imgelerde somutlanir.Pir Sultan'dan Karacaoglan'a Dadalogluna kadar türkülerin üretimliligini en cok yasam kaynaklarimiza tasiyan Muhlis Akarsu'dur.Sürgünde,gürbette,aclikta,yoksullukta bu türküler hep yanibasimizda bir dots gülüs gibi.Degisen bence sadece hizirpasalar gibi türkülere ihanet edenlerdir.Siz hic ateste semah dönen ozan gördünüz mü ?özünde topraga dönmek olsada/baskasi icin yasamini ates sürmek,yani karanligini inine türkülerle elde saz ile akinlar düzenlemek/ve ölüm sessizliginin icinde yakin ulan yakin sloganlari arasinda selpe calmak/iste Madimak mezarligi hala orada/ne ses var/nede türkü/Yeryüzünü askin yüzü oluncaya dek diyenleri itirazi var bir tek,bir tek ölüm bile hesap kalmayacak diyen...Ne mektup ne haber aldım&lt;br /&gt;Yurdumdan yuvamdan oldum&lt;br /&gt;Her şeyime hasret kaldım&lt;br /&gt;Gurbeti ben mi yarattım..Her zaman özgürlükler böyle elde ediliyor bedenl ödenerek ve sürgünde,yasadigimiz tek sey,kardeslige dair türküler söylemek Akarsu gibi,bir baris elcisi o.Bir ananin gözyasi gibi kabesi insan/bir demir gibi sert,yani kesfedilmemis bir magma o Muhlis Akarsu..&lt;br /&gt;Akşam olur gölge basar&lt;br /&gt;Umuduma yeller eser&lt;br /&gt;Yokluk imkanımı keser&lt;br /&gt;Gurbeti ben mi yarattım...Iste ellerim titriyor,gözleri dolmus pinarlarimda,ates üzerine ne söylenir ki,sazin üzerine düsen damla.Ne sürgün kentin sokaklari,ne ihanet,ne hastalik ve ölüm,bizim rüsva edecek tek sey varilacak yere kan icinde varilacaktir,aslina ölümde degil iste bu dizler yasamin imgeleri...Akarsu sılayı anma&lt;br /&gt;Bu ayrılık geçti sanma&lt;br /&gt;Çaresizdim geldim amma &lt;br /&gt;Gurbeti ben mi yarattım....Diyor ya sevgili Akarsu ben mi yarattim.Nicin semah döndün akarsu&lt;br /&gt;simdi biz sazsiz ne eyleriz&lt;br /&gt;türkülerin sol notasi kirik&lt;br /&gt;bir damla gözyasi Kizilirmak boylari&lt;br /&gt;damlalarimiz bulusursa o menzilde&lt;br /&gt;senin ki gibi atesle semah alasimi&lt;br /&gt;aciyla gülüs dolu&lt;br /&gt;gercege hu canlar/yoldaslar.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berdan ildan.....29.06.2011Devamını Gör&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-1379097720267539209?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/1379097720267539209/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/ateste-semah-muhlis-akarsu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/1379097720267539209'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/1379097720267539209'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/ateste-semah-muhlis-akarsu.html' title='ateste semah Muhlis Akarsu'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-FRugEj0eLkU/Tgsu6EOcrLI/AAAAAAAABWM/KPrOm6J5HkI/s72-c/b1027456352_1432812173456_304.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-2183879384751272775</id><published>2011-06-29T06:52:00.000-07:00</published><updated>2011-06-29T06:54:43.553-07:00</updated><title type='text'>ateste semah Asim Bezirci</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-yNTd8NWPGlI/TgsungrYgvI/AAAAAAAABWE/vziau4qt9xc/s1600/f4d15aca6ef93cceffe5a743d8f7e66b.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 223px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-yNTd8NWPGlI/TgsungrYgvI/AAAAAAAABWE/vziau4qt9xc/s320/f4d15aca6ef93cceffe5a743d8f7e66b.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5623639816023868146" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ateste semah....Asim Bezirci&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günes sokaklari Temmuzluyor her gün biraz daha&lt;br /&gt;yoldaslik gülüsleri icinde&lt;br /&gt;ve Gracias ala vida&lt;br /&gt;...rojbas dünya....Inadina yasamak ve yasatmak kararliginin yilmaz savunucusu sevgili yoldas Asim Bezirici.Devrimci kararliligi ömrüne sigdiran ve ateste semah dönenen kadar asla taviz vermeyen bir sira neferi Asim Bezirci yoldas.Nazim yoldastan,Sebahattin Ali'ye,Orhan Kemal'den Orhan Veli'ye insan olmanin ve yasamin okumak oldugunu savunarak bize tasiyan ates kivilcimi,Sivas Madimak otelinin savunulmasinda süpürgeyle direnecek kadar onur bir aydin.Bedenini siper yapmis kitaplar yanmasinda diye.Iste düs gelecegimizi bu irade kazanacak ve umut kazanacak.Tüm dünyada ezilenler ve onlari öncü müfrezeleri bu atesi zafere tasiyacak.Ates coktan isindi&lt;br /&gt;Temmuz yakiyor bedenleri&lt;br /&gt;Oniki kizil karanfil kokuyor hücreler&lt;br /&gt;Kizilirmak kan kirmizi akiyor&lt;br /&gt;üzerinde orak/cekic&lt;br /&gt;Simdi devrim yakindir diyor o yüz metreyi kosan deniz...Haziran son günündeyiz ve hala hava kursun gibi agir,deniz isiniyor,Cukurovam irgatlarini topluyor,findikta,yagmurlar icinde heybetiyle doga,isinmakta yani sokaklar Asim yoldas.Simdi tüm yüregimle tüm dostlara demet demet günes günderiyorum günesin ülkesinden,hani ölüm bu dayanirsa kapina sefa gelir hos gelir diyeceksin.Benim demet demet kir cicekleri kalkan olsun esmer cocuklara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili Asim yoldas;sinirlarin,siniflarin ve icimizde ki duvarlarin olmadigi bir dünyada mutlaka gö-rü-se-ce-giz inanci ile seni selamliyor,öpüyorum,umudum seninle,ateste semah dönenleri atesin ve günesin olagan sicakligiyla kucakliyorum.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berdan ildan...29.06.2011Devamını Gör&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-2183879384751272775?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/2183879384751272775/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/ateste-semah-asim-bezirci.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/2183879384751272775'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/2183879384751272775'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/ateste-semah-asim-bezirci.html' title='ateste semah Asim Bezirci'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-yNTd8NWPGlI/TgsungrYgvI/AAAAAAAABWE/vziau4qt9xc/s72-c/f4d15aca6ef93cceffe5a743d8f7e66b.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-3258937133466525181</id><published>2011-06-29T06:51:00.000-07:00</published><updated>2011-06-29T06:52:34.072-07:00</updated><title type='text'>ateste semah Asaf Kocak</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-2EHE3_3SApM/TgsuF2-kI9I/AAAAAAAABV8/ZgwnCA5YWIM/s1600/asaf_kocak3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 262px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-2EHE3_3SApM/TgsuF2-kI9I/AAAAAAAABV8/ZgwnCA5YWIM/s320/asaf_kocak3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5623639237894349778" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ateste semah....Asaf Kocak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gelecekte görüyorum bu atesin cocuklarini&lt;br /&gt;gagalarinda su tasiyorlar ates&lt;br /&gt;esitlik&lt;br /&gt;...ve &lt;br /&gt;kardeslik icin&lt;br /&gt;tohumlari anadolu topraklarini coktan cicekledi&lt;br /&gt;dört yan bahar simdi&lt;br /&gt;bak su mavi gökyüzüne&lt;br /&gt;kimdir kanat cirpanalar özgürlüge&lt;br /&gt;kimdir yagmura bereket veren&lt;br /&gt;yeryüzünü kim donatiyor alinteriyle&lt;br /&gt;simdi sürün sizde düslerinizi atese....Daglarin kuytuluk dag yamaclarinda baris gelenedek cicege duruyorlar atesin ve günesin yoldaslari.Yüreklerinde biriktirdikleri düslerini gelecegin düsleri cocuklara armagan etmek icin ömürlerini sürdüler atese.Gülümseyerek ressam bir ülke ciziyor tuvallerine,bir fircaya onlarca renk sigdiriyor.Sivas bizimdir hey be,Sivas semah dönerek dövüsenler bizimdir,bak sevgili yoldaslar su sol gögsünün altinda ki cevhere yeter ki bir güven,ve onunla güne basla,onunla soluk al,ver,onun fircalarinda ki kardeslik renklerinden beslen.Günesin sofrasinda sende semaha dur,güven bize,ses ol,isik ol diyerek dövüsenlere sahip cik,sesleri cogalsin sessiz cigliklarin,o sokaklarda ki zilgitlarla birlessin.Gelecek güzel günlere dair umutlarin nasirli ellerin birligiyle gelecegini unutma.Hani sair demis ya hic bir kursun,hic bir saldiri,hic bir para pul,dokunamaz benim inancima,benim inancim dokunulmazdir,devrimci zirhla kaplidir,ona isleyecek kursun icat edilmemistir,bizim ask halimiz böyle ateslerde sinanmis bir eylemdir.Usulca süzülecek günes/yerköyden dag yamaclarina/bir safak zamani/yüzünü topraga sürecek cemalin/ve yasadim diyebilmek icin/uzatacagiz ellerimizi sokaklarda ki kardeslige/seni kucaklayacagiz o kizil gezegende....daima bizimlesin Asaf Kocak......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berdan ildan...29.06.2011...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-3258937133466525181?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/3258937133466525181/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/ateste-semah-asaf-kocak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/3258937133466525181'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/3258937133466525181'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/ateste-semah-asaf-kocak.html' title='ateste semah Asaf Kocak'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-2EHE3_3SApM/TgsuF2-kI9I/AAAAAAAABV8/ZgwnCA5YWIM/s72-c/asaf_kocak3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-9221049822762998225</id><published>2011-06-29T06:49:00.000-07:00</published><updated>2011-06-29T06:50:40.127-07:00</updated><title type='text'>Korku bulasicidir ama cesaret daha devrimcidir</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-dmZgjeg_HjA/Tgstq2xH1HI/AAAAAAAABV0/Ohdmw4ZyPiY/s1600/149804_1651139368536_1538572952_31577449_3641132_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 262px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-dmZgjeg_HjA/Tgstq2xH1HI/AAAAAAAABV0/Ohdmw4ZyPiY/s320/149804_1651139368536_1538572952_31577449_3641132_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5623638773981500530" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Korku insan has bir duygudur;Ancak zihinsel tasarimini,ezilen insanligin yarattigi bütün yasama dair belleklerimizi bu kutsal teberiklerle besledikten sonra insanlik adina korkuyu bir adim geriletebiliriz,hic durmadan bir akarsu gibi,bir ya...gmur damlasi gibi köklerimizin gercek bilgileriyle düslerimizin sinirsizligini yakalayabiliriz ve bu icimizde ki kollektif kültür birikimizi yükseltmek ve bununla dört yön onalti iklimi yani doganin diyalektik tarihsel yükümlülügü olan bizim kabemiz emektiri biliclerimizde ki iktidarla tacalandirmali ve emegin hükmünün sürdürüldügü bir baska dünya adli o kizil gezegene ölüm hayattiri tasimaliyiz.....berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-9221049822762998225?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/9221049822762998225/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/korku-bulasicidir-ama-cesaret-daha.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/9221049822762998225'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/9221049822762998225'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/korku-bulasicidir-ama-cesaret-daha.html' title='Korku bulasicidir ama cesaret daha devrimcidir'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-dmZgjeg_HjA/Tgstq2xH1HI/AAAAAAAABV0/Ohdmw4ZyPiY/s72-c/149804_1651139368536_1538572952_31577449_3641132_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-6536289049432397643</id><published>2011-06-29T06:48:00.000-07:00</published><updated>2011-06-29T06:49:08.593-07:00</updated><title type='text'>hak devrimci bir eylemdir</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-vJJ-G1NGrro/TgstT64ccnI/AAAAAAAABVs/Txady9Hwtss/s1600/37293_1482733317789_1517522709_1140975_1474915_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-vJJ-G1NGrro/TgstT64ccnI/AAAAAAAABVs/Txady9Hwtss/s320/37293_1482733317789_1517522709_1140975_1474915_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5623638379948962418" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;hak yiyilmez bir onurdur/onurda hic bir seyle ölcülemez ve bedel ödenerek alinir....berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-6536289049432397643?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/6536289049432397643/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/hak-devrimci-bir-eylemdir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/6536289049432397643'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/6536289049432397643'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/hak-devrimci-bir-eylemdir.html' title='hak devrimci bir eylemdir'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-vJJ-G1NGrro/TgstT64ccnI/AAAAAAAABVs/Txady9Hwtss/s72-c/37293_1482733317789_1517522709_1140975_1474915_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-5551048014889478016</id><published>2011-06-29T06:44:00.000-07:00</published><updated>2011-06-29T06:45:48.489-07:00</updated><title type='text'>devrim bir haktir</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-_s7Dh4CBmjQ/TgssiKfOiGI/AAAAAAAABVk/A37tk-3km1M/s1600/24839_378195294874_744474874_3547447_6393218_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-_s7Dh4CBmjQ/TgssiKfOiGI/AAAAAAAABVk/A37tk-3km1M/s320/24839_378195294874_744474874_3547447_6393218_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5623637525144701026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Devrimciler olarak ;bir siyasi akimin,cevrenin,derginin,partinin sempatizani olmamiz kadar dogal insani bir sey yoktur.Dogal olmamasi gereken,siyasi ufkumuzu sempati duydugumuz siyasi akimlarin ufkuyla sinirlandirmak ve devrimci gelismelere at gözlügü ile devrimci bir perpektifle bakmamasini ögrenmemektir.....berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-5551048014889478016?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/5551048014889478016/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/devrim-bir-haktir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/5551048014889478016'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/5551048014889478016'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/devrim-bir-haktir.html' title='devrim bir haktir'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-_s7Dh4CBmjQ/TgssiKfOiGI/AAAAAAAABVk/A37tk-3km1M/s72-c/24839_378195294874_744474874_3547447_6393218_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-2485554974149499384</id><published>2011-06-27T14:33:00.001-07:00</published><updated>2011-06-27T14:35:09.110-07:00</updated><title type='text'>Sivas ellerinde sazim calinmaz....3</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-nKtQB_DrGT8/Tgj3h8r8SNI/AAAAAAAABVc/6nBg7hNUtXU/s1600/konu_405.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 221px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-nKtQB_DrGT8/Tgj3h8r8SNI/AAAAAAAABVc/6nBg7hNUtXU/s320/konu_405.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5623016297370241234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Günlerden öyle bir gündü;&lt;br /&gt;Üzerine tarih düştüğüm.&lt;br /&gt;Gözümün önüne geldi birden&lt;br /&gt;Balkıyan güzel yüzün....&lt;br /&gt;Aylardan Temmuz'du Pir Sultan Abdal etkinlikleri icin Sivas bulunan yetmis sanatci ve yazarin kaldigi Madimak oteline saldirilar basladi.Aziz Nesin Madimak katliamindan bir gün önce Salman Rüstü'nün Seytan Ayetleri adli calismasi icin yaptigi degerlendirmeleri Bizim Sivas ve Hakimiyet adli irkci fasist yerel devlet gazetelerinde Aziz Nesin sahsinda Pir Sultan Abdal kültür ve sanat etkinliklerine müsaade etmeyeceklerini propaganda etmeyeceklerini,Müslüman mahallelerinde salyangoz satmayacaklari Pir Sultan Abdal'in dinsizligi yaydigi icin bu etkinlikleri engeleyecegiz diyerek saldirilari organize etmeye basladilar.Tam Madimak katliamindan bir gün önce "Müslümanlar"adli bildirilerde ciha cagrisi yapilmis.Saldirilar tamda cuma namazi öncesi cevre illerden getirilen kirpik sakalli imamin ordulari ve ergenekoncu ceteler,mili piyangocu kiliginda ki Mitciler cuma namazinda bunlarin kiskirtmasiyla saldirilar basladi...&lt;br /&gt;Ve yüreğim yandı söndü,&lt;br /&gt;Ter bastı avuçlarımı.&lt;br /&gt;Bir işlek kovan uğultusu&lt;br /&gt;Kapladı kulaklarımı....&lt;br /&gt;Cuma namazindan agizlarindan salyalar akan fasist irkciler diger gruplarla fasist irkci sloganlarla saat tam birde fiili saldirilarini yogunlastirdilar.Sivasta bulunan sanatcilarin Madimak oteline saldirdilar,oradan etkinligin devam ettigi Sivas Kültür Merkezine yönelendirildiler,kitap standlari yagma ve talan edildi,bina yakilarak tahrip edildi.Etkinlige katilanlarin direnisi ile fasist irkci saldiri püskürtüldü,devrimci direnise karsi koyamayan fasist ceteler Pir Sultan Abdal'in anitini parcaladilar.Valiligin önünde o saatlerde üc-dört bin kisi toplanmis,valiligin etkinlikleri iptal edilmesi icin irkci sloganlar atmaya basladilar,derin devletin güvenlik gücleri toplananlari dagitmak icin hic uyari yapmiyorlar.Yani eylemin devletin tüm kurumlariyla nasilda Madimak otelinin yakilmasina gittigini görmek gerek,ne gariptir ki Arif Sag Erdal Inönü'yi ariyor ama ne gelen var ne giden....&lt;br /&gt;Uzandım usulca cigarama;&lt;br /&gt;Yavan ömrüme katık.&lt;br /&gt;Ben o gün öldüm gülüm,&lt;br /&gt;Bir daha ölmem artık,,,,Metin Altiok...&lt;br /&gt;Valilik önünde ki kalabalik daha da cogalarak Sivas belediye baskani Temel Karamollaoglu önderliginde Sivas Kültür Merkezine ve Il Kültür müdürlügü,devrimci.demokratlarin ve alevilerin is yerleri tahrip edilerek Madimak'a yavas yavas ilerliyorlardi.Ve belediye baskani kitleyi dahada cesaretlendirmek icin Pir Sultan Abdal aniti yikildi isteginizi yaptik diyerek elinde ki parcalari kitleye gösterip Madimak otelin önünde bu katileri orada toplanmaya baslar ve yakin ulan yakin sesleri yükseltilir.Burda toplanan devletin irkci fasistleri otelin etrafina ki arabalari yakmaya baslarlar,gece yarisina dogru Alibaba mahallesi ablukaya alinir.Iste o saatlerde sokaga cikma yasagi ilan edilir tipki diger katliamlarda ki gibi,ama sokaklarda sadece fasist devletin ceteleri polisleri,askerleri,fasistleri,dinci katileri,Mitcileri,ülkücüleri vardir.Iste o zaman kadar süren saldirilarda devletin yasama,yürütme ve yargisi hic bir müdahalede bulunmaz,polis fasistleri yönlendirerek gün boyu yapilacak eylemleri izledi tipki Ankar'a katil Tansu Cillerin dedigi su söz gibi cok sükür halkimiza hic bir sey olmamistir diyerek molotof atan irkcilarina sahip cikmistir......Aziz Nesin  söyle demisti OLAYLAR DEVLETIN GÖZETIMINDE YAPILDI.....berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-2485554974149499384?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/2485554974149499384/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/sivas-ellerinde-sazim-calinmaz3.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/2485554974149499384'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/2485554974149499384'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/sivas-ellerinde-sazim-calinmaz3.html' title='Sivas ellerinde sazim calinmaz....3'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-nKtQB_DrGT8/Tgj3h8r8SNI/AAAAAAAABVc/6nBg7hNUtXU/s72-c/konu_405.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-1259639867463901363</id><published>2011-06-27T14:31:00.000-07:00</published><updated>2011-06-27T14:32:41.825-07:00</updated><title type='text'>Sivas ellerinde sazim calinmaz....2</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-laOcN1gg1IU/Tgj29vt9bBI/AAAAAAAABVU/FAG-_5EopXQ/s1600/asafkocakvahitakca.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 302px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-laOcN1gg1IU/Tgj29vt9bBI/AAAAAAAABVU/FAG-_5EopXQ/s320/asafkocakvahitakca.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5623015675413752850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sivas ellerinde sazim calinmaz....2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 Ocak Uğur Kaynar (Zara-1956) &lt;br /&gt;20 Şubat Muhlis Akarsu (Kangal-1948) &lt;br /&gt;...03 Mart Nurcan Şahin (Ankara-1995) &lt;br /&gt;04 Mart Erdal Ayrancı (Niğde-1958) &lt;br /&gt;08 Mart Asuman Sivri (Ankara-1977) &lt;br /&gt;10 Mart Mehmet Atay (Divriği-1968) &lt;br /&gt;14 Mart Metin Altıok (Bergama-1941) &lt;br /&gt;21 Mart Huriye Özkan (Ankara-1971) &lt;br /&gt;23 Nisan Sait Metin (Ankara-1970) &lt;br /&gt;01 Mayıs Hasret Gültekin (Ankara-1971) &lt;br /&gt;01 Mayıs Koray Kaya (Ankara-1981) &lt;br /&gt;21 Mayıs Yasemin Sivri (Ankara-1974) &lt;br /&gt;28 Mayıs Handan Metin (Divriği-1973) &lt;br /&gt;26 Haziran Asaf Koçak (Yerköy-1957) &lt;br /&gt;27 Haziran Menekşe Kaya (Ankara-1973) &lt;br /&gt;30 Haziran Yeşim Özkan (Ankara-1973) &lt;br /&gt;02 Temmuz Belkıs Çakır (Ankara-1975) &lt;br /&gt;28 Temmuz Behçet Sefa Aysan (Ankara-1949) &lt;br /&gt;12 Ağustos İnci Türk (Eskişehir-1971) &lt;br /&gt;26 Ağustos Gülender Akça (Divriği-1968) &lt;br /&gt;07 Eylül Murat Gündüz (Ankara-1971) &lt;br /&gt;11 Eylül Sehergül Ateş (Ankara-1963) &lt;br /&gt;04 Ekim Leyla Muhibe Akarsu (Kangal-1958) &lt;br /&gt;06 Ekim Serpil Canik (Ankara-1974) &lt;br /&gt;16 Ekim Muammer Çiçek (Tokat-1967) &lt;br /&gt;06 Kasım Özlem Şahin (Ankara-1976) &lt;br /&gt;07 Aralık Ahmet Özyurt (Ankara-1972) &lt;br /&gt;11 Aralık Serkan Doğan (Ankara-1974) &lt;br /&gt;24 Aralık Gülsün Karababa (Divriği-1971) ...Kavga bilins ister,yürek ister,ateste semaha dönmek ister,fedakarlik ve özveri ister,en önemlisi unutmamak ister.Dahasi her an yanibaslarimizdaymiscasina onlarla cocuk gibi dopdolu gülmeyi ister.Iste 2 Temmuz Madimak'ta ateste semah dönen kahramanlarimizin kizilbas safaklari aydinlatarak ülkemizin her karis topragini bereketlendirdikleri ardillarimizin adlari.Sömürgeci fasizmin yüregine korku salan Pir Sultan Abdal'in yoldaslari hizir pasalarin beynine bir varyos gibi vurmalarinin adlari onlar.Türkiye ve Küzey Kürdistan birlesik devriminin sehrinde bilincleri,yürekleri,kalemleri,siirleri,türküleri ile geldiler,bastan basa cesaret timsaliydiler.Kahpe kirpik sakalci ergenekonculara karsi omuz omuza semah dönerek alev topuna döndüler,ölüme semah dönerek meydan okudular.Ezilenlerin siirlerine yakisir imge atesin ve günesin tililisini haykirdilar,militan birer anka kusuydular onlar.Madimakta sehamta topragi bereketlendirenler,ölümsüzlesen yoldaslarimizi aniyor,emanet aldigim kizil düsleri bilincime katik yaparak daha da kizillastiracagima söz veriyorum bir kez daha........&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-1259639867463901363?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/1259639867463901363/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/sivas-ellerinde-sazim-calinmaz2.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/1259639867463901363'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/1259639867463901363'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/sivas-ellerinde-sazim-calinmaz2.html' title='Sivas ellerinde sazim calinmaz....2'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-laOcN1gg1IU/Tgj29vt9bBI/AAAAAAAABVU/FAG-_5EopXQ/s72-c/asafkocakvahitakca.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-8460050581217626514</id><published>2011-06-25T10:37:00.000-07:00</published><updated>2011-06-25T11:04:52.525-07:00</updated><title type='text'>Sivas ellerinde sazim calinmaz....1</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-A1iD-RJ1kpw/TgYjPxHZVwI/AAAAAAAABVM/vstgOy--2kg/s1600/tara.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 261px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-A1iD-RJ1kpw/TgYjPxHZVwI/AAAAAAAABVM/vstgOy--2kg/s320/tara.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5622219938608011010" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kul Olayım Kalem Tutan Ellere, &lt;br /&gt;Kâtip Arzuhalim Yaz Yare Böyle. &lt;br /&gt;Sekerler Ezeyim Şirin Dillere, &lt;br /&gt;Kâtip Arzuhalim Yaz Yare Böyle. &lt;br /&gt;Güzelim Ey Güzelim Ey Güzelim Ey Ey...1968 sonu 1970'lerin son yillarinda Maras'tan Corum'a,Malatya'dan Sivas'a,Sivas'tan Gazi ve Ümraniye'de gerceklestirilen kitle katliamlarinin en acimasizi olan Madimak katliami zaman asina ugratildi.2 Temmuz dinayet islerine bagli camilerde toplanan ergenekoncu cember sakalli kirpik biyikli fasist gruplar cesitli illerden Sivas sehrine kosullandirildilar.Pir Sultan Abdal kültür ve sanat etkinlikleri icin Pir Sultan sehride bulunan sanatci,yazar,demokrat,aydin ve alevilerin kaldigi mahalleler,oteller,evler,isyerleri tipki Maras katliaminda oldugu gibi önceden tespit edilmis,isaretlenerek tarip edilmislerdir.Ergenekoncu derin devletin SHP,DYP ve RP'nin koalisyonuna bagli özel tipte egitilmis ergenekoncu polis ve askerler saldirilarin basladigi andan Madimak cayir cayir yakilana kadar eylemcilere hic karismamistir.Tam 8 saat hic mudahale edilmemistir,bu saldirilarda 34 aydin ve yazar,demokrat ateslerde semah dönerek yildizlara salincak kurmuslardir,dilerinde yukarida ki türkü ile.Sivas Ellerinde Sazım Çalınır, &lt;br /&gt;Çamlı Beller Bölük Bölük Bölünür. &lt;br /&gt;Yardan Ayrılmışam Bağrım Delinir, &lt;br /&gt;Kâtip Arzuhalim Yaz Yare Böyle. &lt;br /&gt;Güzelim Ey Güzelim Ey Güzelim Ey Ey....Katliamin aylar öncesinden planlanip hazirlandi.Aziz Nesin'e karsi gösteriler fasist gazetelerde günlerce propaganda edildi,gösteriye cagrilar göresel medyada da yapildi.Sivas stratejik bir alandi hem Kürdistan hemde Karadeniz boylarinin bileskesiydi,ergenekoncu devletin birlesik devrimi ezmek icin Sivas katliamini yapmasinin ekseni alevi ve sunni emekcileri kirdirmak icin bu kitle katliamini devreye koydu.Tüm ergenekoncu derin ceteler uykudan uyandirilip Muhsin Yazicioglu,Aptullah Catli,Haluk Kirci,Resat Altay,Bayram Kartal,Mehmet Eymur,Sedat Peker,Drej Ali,Teyfik Agansoy vb diger tetikcileri Sivas'ta toplandigini söylemek icin kahin olmaya gerek yok,iste Ayhan Carkin ifadeleri....Pir Sultan Abdal kültür ve sanat etkinliklerini karsi camilerde vaaz veren imamlar simdi Kürdistan'da resmi devlet kadrolari olarak calisiyorlar,arsivleri acsinlar o zaman.Örtülü ödenekten Tansu Ciller,Dogan Güres ve Erdal Inönü kimlere para transfer etmisler,eh devlet sirri....Pir Sultan Abdal'ım Ey Hızır Paşa, &lt;br /&gt;Gör Ki Neler Gelir Sağ Olan Basa. &lt;br /&gt;Beni Hasret Koydun Kavim Kardaşa, &lt;br /&gt;Kâtip Arzuhalim Yaz Yare Böyle. &lt;br /&gt;Güzelim Ey Güzelim Ey Güzelim Ey Ey...Refah Partisi belediye baskani Temel Karamollaoglu itfaye merdiveninden oteli atese verenlere söyle seslenmedimi§Gazanim mübarek olsun müslüman kardeslerim.Zafere adim adim hep birlikte yaklasacagiz.Allah hepinizden razi olsun.Sizin istekleriniz dogrultusunda her sey gerceklesiyor.Sizin isteklerinizi yapiyoruz...Ve hatirlayiniz yakin ulan yakin sesleri ve alisklar icindeydi bu konusma.....devam edecek.....berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-8460050581217626514?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/8460050581217626514/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/sivas-ellerinde-sazim-calinmaz1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/8460050581217626514'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/8460050581217626514'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/sivas-ellerinde-sazim-calinmaz1.html' title='Sivas ellerinde sazim calinmaz....1'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-A1iD-RJ1kpw/TgYjPxHZVwI/AAAAAAAABVM/vstgOy--2kg/s72-c/tara.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-2414887320234082401</id><published>2011-06-21T09:57:00.001-07:00</published><updated>2011-06-21T11:01:33.920-07:00</updated><title type='text'>Onbinlerin Dönüsü...kitap</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-IVnhSGbjNgk/TgDP4RE-fgI/AAAAAAAABVE/ws8qFHoPZps/s1600/anabasis-onbinlerin-donusu-arkakapak.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 189px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-IVnhSGbjNgk/TgDP4RE-fgI/AAAAAAAABVE/ws8qFHoPZps/s320/anabasis-onbinlerin-donusu-arkakapak.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5620720900522278402" /&gt;&lt;/a&gt;........&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmur çiseliyor. &lt;br /&gt;Serez çarşısı dilsiz, &lt;br /&gt;Serez çarşısı kör. &lt;br /&gt;Havada konuşmamanın, görmemenin kahrolası hüznü &lt;br /&gt;Ve Serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmur çiseliyor. Dünü bugünü gelecegimizin düslerine tasiyalim,simdi biraz umutlarimizda iz sürelim,sömürgeci rejimlerin tarih bilinci sayfalarina devrimi akinlar düzenliyelim,simdi sömürgecilerin basucu kitaplarinda güllik gülistanlik bir sabah vakti yagmur ciseliyor onbinleri üzerine.Iste yasama dair gercekler ayan beyandir artik.Rüzgar ekenler firtina biceceklerdir diye haykiriyor on bin can/onbin feda eylemcisi....&lt;br /&gt;Yağmur çiseliyor, &lt;br /&gt;Serezin esnaf çarşısında, &lt;br /&gt;bir bakırcı dükkânının karşısında &lt;br /&gt;Bedreddinim bir ağaca asılı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmur çiseliyor. &lt;br /&gt;Gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir. &lt;br /&gt;Ve yağmurda ıslanan &lt;br /&gt;yapraksız bir dalda sallanan şeyhimin &lt;br /&gt;                                        çırılçıplak etidir....Önce Toroslar,sonra Sosan,Cewlik ve Kalan.iste Kürt halk ayaklanmalari bunlar,sömürüsüz bir vatan kurma ümidiyle,tirnakla,disle direnmelerin ilk adimlari bu....Iste iskenceyle,soykirimlarlar yok edinlenlerin tarihinin iz düsümleri bu ONBINLERI DÖNÜSÜ.....berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-2414887320234082401?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/2414887320234082401/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/onbinlerin-donusukitap.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/2414887320234082401'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/2414887320234082401'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/onbinlerin-donusukitap.html' title='Onbinlerin Dönüsü...kitap'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-IVnhSGbjNgk/TgDP4RE-fgI/AAAAAAAABVE/ws8qFHoPZps/s72-c/anabasis-onbinlerin-donusu-arkakapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-5377865032039056088</id><published>2011-06-18T06:34:00.001-07:00</published><updated>2011-06-18T06:35:32.330-07:00</updated><title type='text'>Bir Bolsevikin gözyaslari</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-U4JXMcIOAzI/Tfypn1tteyI/AAAAAAAABU0/3_wSI4vaY5A/s1600/c7b934f7-3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 232px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-U4JXMcIOAzI/Tfypn1tteyI/AAAAAAAABU0/3_wSI4vaY5A/s320/c7b934f7-3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5619552936950332194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Digora Xirap Erivan yakınlarında olmasına rağmen Kürdistan’daki köylere benziyordu. Taş ve toprak damlı köyün filinta gençlerinden Tital öbür mahalledeki kızı çok sevdi, onu geleneklere göre ailesinden istediler ama babası onların evlenmesine izin vermedi. Tek çare sevdiği kızı kaçırmaktı. Amcasının oğlu Agit yumuşak huyluydu Tital’in ısrarını ret etmedi ve Xatun kaçırmak için onunla gitmeyi kabul etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam kız bohçasını hazırlamış bahçe de onları bekliyordu. Tital Xatun’u görünce elinde küçük av tüfeğini Agit’e verdi. Ancak Kızın abisi sesleri duymuş ve babasıyla av tüfeklerini alıp dışarı fırlamışlardı. Agit ile Tital ne olduğunu anlamadan onlara ateş ettiler. Agit’de Bahçe duvarına doğu giderken havaya bir el ateş etti. Daha bir adım bile atmadan Xatun düştü. Onlar Xatun ayağının takıldığı için düştüğünü düşündüler ve işin bir çatışmaya dönmesine izin vermeden oradan uzaklaştılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Xatun babasının açtığı ateş sonucu yanlışlıkla vurulmuş ve ölmüştü. Sabah bütün köyü Rus ve Kazak askerleri sardı. Çarın askerleri onları tutuklayıp götürdü. Suç Agit ile Tital’e yüklendi. Agit Sibirya’daki İrkutsk hapishanesine sürgün edildi. Agit burada bir süre yattıktan sonra çıktı ve sürgün hayatı yaşamaya başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anna, Rusya’nın güneş görmeyen Sibirya’nın kar çöllerinde büyümüş güzel bir kadındı. Anna bölge meclisinde temsilci olan zengin Buryat Matthew Lytkina ile evlendi. O bir balık gibi içen ukala biriydi. Çocukları olmuyordu ve çok mutsuzdular. Anna Lukyanovna bu duruma daha fazla dayanamamış ve ondan ayrılmıştı. Ama eşi onunla bir türlü resmiyette boşanmak istemiyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AGİT İLE ANNA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Agit ile Anna yolları kesişti ve birlerini tanıdılar. Anna Lukyanov esmer ve yapılı Agit Polatbekov’u çok sevdi ve onunla evlendi. Onların fedor, Mari, Ana ve Vasili adında dört çocukları oldu. Onlardan biri büyüdüğünde Sibirya’yı sarsacak olan çocuk Fedor Matveyev Litkin’di . Fedor 30 Eylül 1897 Sibirya’nın İrkutsk kentinin Tulun köyünde doğdu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak Anna’ın eski eşi boşanmayı kabul etmediği için nüfus kaydına onun ismiyle kayda geçtiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Agit’in sürgün cezası bittiğinde eşini ve çocuklarını alarak Digora Xirap köyüne geri gitti. Agit’in ailesi onları iyi karşıladı ve bağırlarına bastı. Çocuklar burada Kürtçeyi öğrendi ve gelenekleriyle tanıştı. Yıllar geçtikçe Anna Kafkasya’nın kırsal bölgelerine uyum sağlayamadı ve geri dönmek istedi. Vasili ve Mary burada babalarıyla kalırken Fedor ve Kız kardeşi annesiyle gitti. Onlar sorunu anlayıp anlayışlı şekilde ayrılmışlardı. Vasili babasının yanında büyüdü Kürtler ona Vasiliye Belgo diye çağırıyorlardı. Fedor Lytkin genç yaşlarda okuma yazma öğrendi ve bir süre sonra koleje girdi. Burayı başarıyla bitirdikten sonra İrkuts gymnasium’a gitti. Daha gençken Puşkin, Lermontov, Nekrasov, N. Chernyshevsky Belinsky, Gorki’yi okudu ve şiir yazmaya başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç Fedor babasından hiç kopmadı. Yaz tatillerinde sık sık Kafkasya’ya babasının yanına gidiyordu. Orada Kürtlerin arasında kendini rahat hissediyordu, Ezidi inanç ve ahlaki niteliklerini ve onların o zor koşullarda hayat tarzlarını izledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yazısında şöyle diyordu: “İşte yine kendi köyündeyim yine mavi bir gökyüzü ve ağaç hışırtılarını dinliyorum. Garip biri olmalıyım Sibirya’dayken Kafkasya’nın akan sularını Kafkasya’dayken Sibirya’nın engin ormanlarını özlüyorum.” Sibirya’da yaşadığı sıralarda ise sık sık babasına mektup yazıp şiirlerini gönderiyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babasının köyünde ona Feriq diyorlardı bu yüzden Sibirya’da yazdığı şiirlerin adına Kürtçe ismi olan Feriq Polatbekov imzasını atıyordu. Fedor daha küçük yaştayken Kafkas halkları ile Sibiryalı emekçilerin zorlu yaşam koşulları ve Çarın baskılarına şahit olmuştu. Ona göre Çarlar monarşinin cesetleriydi. Onlar büyük kentlerde hayatlarını refah içinde geçirirken Sibirya, Kafkasya başta olmak üzere imparatorluğun diğer kesimlerindeki halk açlık ve yoksulluk içinde yaşıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAZAR VE ŞAİRDİ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fedor’un dostu Panteley Parnyakov Bolşeviklere katılarak burada Marksist bir grup kurdu. O da buraya katılmış ve Dekabırks koduyla tanınmıştı. Onlar her şeyden önce savaş karşıtıydılar ve bunun talancı karakterini teşhir ediyorlardı. O zaman “Bizim İşimiz” adlı dergiyi yayınladılar. Bu derginin şiarı o zaman Marksistlerde genel kabul gören ‘’Dünya işçileri birleşin” sloganıydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dergide Fedor’un çarlık rejimine karşı ayaklanmaya çağıran yazıları vardı. Dergi çok küçük bir tiraj ile çıkıyordu ama çok el altından yayılıyor ve büyük bir kesim tarafından okunuyordu. Onunla bildiri ve bültenleri yayınlayarak halkı bilgilendirmeye çalışıyorlardı. Gazete de şiirler Feriq imzasıyla çıkıyordu. Artık halkın çoğu bunların Fedor Lytkin’e ait olduğunu biliyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1915’de okul bitmek üzereyken kentin askeri yönetimi okulun müdürüne haber göndermiş şehirde “Bizim İşimiz” diye bir derginin yayınlandığını ve gereğinin yapılması talimatını göndermişti. İşbirlikçi okul müdürü hemen gereğini yapmış ve Fedor Lytkin’i okuldan atmıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fedor eğitimini tamamlamak için Eniseevsk kentine gitti. Ancak onun tecrit edilmesini isteyen ve çarın ajanları ve okul yönetimi onunla ilgili mektubu ondan önce ulaştırmışlardı. Eniseevsk’teki arkadaşları arasında 1905 ve 1907 devrimlerine katılan Bolşeviklerde vardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar burada devrimci çalışmaları yürütürken 1917 Mart ayında burjuva demokratik devriminin gerçekleştiğini ve II Nicholas’ın tahtan indirildiği haberi ulaştı. Fedor buna çok sevindi. O devrimsel gelişmeyi dikkatle izliyor ve büyük bir coşkuyla katılıyordu. Rus devrimini tüm dünya dikkatle izliyordu ve artık çok az zamanın kaldığını biliyordu. Zaten o yıl yeni kurulan Rusya Komünist partisine katılmıştı. Fedor yoğun bir şekilde çalışıyor, okuyordu ve durmadan gazete ve dergilere yazıyordu. Onun şiir ve yazılarına Kafkas halkları ve Sibirya’nın yerli ve sürgün emekçilerinin hayatı damgasını vuruyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;LENİNLE GÖRÜŞEN TEK KÜRT BELKİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rus emekçi Bolşevik devrimcilerini özverili çalışmaları sonuç vermiş ve Ekim’de iktidar işçi Sovyetlere geçerek devrim gerçekleştirilmişti. Aynı yıl İrkutsk’da Sibirya’da Sovyetleri örgütlemek için merkez yürütme komitesi kuruldu ve başkanlığına Lenin ile çalışmış eski Bolşevik N.N Yakovlev seçilirken yardımcılığına ve basın sorumluğuna Fedor Lytkin getirildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14-16 Mart 1918 tarihinde Moskova da Sovyetleri dördüncüsü toplantısı yapıldı. Bu toplantısına Sibirya temsilcileri olarak O. Yakovlev, S. Lazo, B. Ryabikov ve F. Lytkin katıldılar. Onlar toplantı sırasında Lenin ile bir araya geldiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devrim henüz oturmamıştı ki ABD ve Japon emperyalizminin oluşturduğu beyaz ordu Kornilov, Denikin Wrange, Kolçak karşı devrimcilerin komutasında Sibirya’da savaşa başladı. Beyaz müfrezeler Sibirya’a on binlerce emekçi ve devrimciyi katletti. Kolçak Sibirya’yı işgal ederek iktidarı ele geçirdi. 23 Ağustos Uruga demiryolu merkezinde Sibirya meclisinin son toplantısı yapıldı. Fedor’un başkan yardımcısı olarak yer aldığı Sibirya devrimci hükümetinin görevlerinin durdurulmasına ve gerilla savaşına geçilmesine karar verildi. Sibirya’yı savunma görevi F. Lytkin’in de içinde bulunduğu Sibirya koordinasyon kurulunun verildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devrim saldırı ve geri çekilme Lytkin’in şiir ve yazılarıyla belgeleniyordu. Daha sonra Sovyetler buradaki sosyalist mücadelenin büyük kısmının onun şiir ve el yazmalarından oluşan kaynaklardan belgeledi ve ders kitaplarına geçirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SONUNA KADAR BAĞLI KALDI &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanındaki devrimcilerden V. Reabikov son günlerini şöyle anlatıyordu: ‘’Biraz ara verdik. Fedor bir ateş yaktı ve sonra kenarına oturdu. Uzamış sakallarıyla eski Lytkin’e çok benzemiyordu. Ama güçlü yapısı ve ateş gibi yanan gözleri onu ele veriyordu. Ateşin kenarında şapkasını çıkardı ve tekrar şiir okumaya başladı. Ateş yanıyor ve çevresindeki karı eritiyordu. Şiir herkesi büyük bir sessizliğe gömdü.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar burada biraz dinlendikten sonra Beşer ve yedişer kişilik gruplar halinde Olekminsk’e doğru yola çıktılar. Beyaz ordunun arkalarından geldiğinin farkında değillerdi. Beyaz Müfrezelerin bir kolu Lekov ve Litkin’in grubunun peşinden gitti. Onların gece dinlendikleri kampa baskın yapıp hepsini katlettiler. Böylece Fedor Matveevich Lytkina veya diğer adıyla Ferik Agitovich 1918 Ekiminde sosyalizmi savunurken hayatını kaybetti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANF NEWS AGENCY&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-5377865032039056088?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/5377865032039056088/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/bir-bolsevikin-gozyaslari.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/5377865032039056088'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/5377865032039056088'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/bir-bolsevikin-gozyaslari.html' title='Bir Bolsevikin gözyaslari'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-U4JXMcIOAzI/Tfypn1tteyI/AAAAAAAABU0/3_wSI4vaY5A/s72-c/c7b934f7-3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-752088178635689708</id><published>2011-06-10T01:42:00.000-07:00</published><updated>2011-06-10T01:44:42.895-07:00</updated><title type='text'>Kizil Veba...kitap</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-MvFZxU6sfOw/TfHZditkmlI/AAAAAAAABUs/267yAEvesn8/s1600/334043_2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 222px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-MvFZxU6sfOw/TfHZditkmlI/AAAAAAAABUs/267yAEvesn8/s320/334043_2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5616509311865100882" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşmanı ininde yendik bin kez.&lt;br /&gt;Her rüzgar ekişinde fırtına biçti.&lt;br /&gt;Her ateş açışında yangınlara boğuldu. Ateş altında çelikleşti irademiz.&lt;br /&gt;SELAM OLSUN UMUDU YARATANLARA..!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sair demis ya ne gecmis tükendi,nede yarinlari,bütün yollar cikar devrime,gecmis degil,gelecek.Iste kendi tarihini damla damla cogaltan bir devrimci Jak London.Hepimizi onu Demir Ökce'den animsariz sosyalizmin erdem oldugu aclik,savas,isgal ve kapitalist despotizmin binlerce yillik tarihinden beslenen yazar,söz ko...nusu barisa,özgürlüge ve esitlige duyulan özlemin daglardan vardiyalara imgelemleridir Kizil Veba.Bu gün burjuva ve liberal sol büttün kesimleri kücügünden büyügünde kadar sosyalizmin toplumsal maddi gerceklerinden kaciyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihe damgasini vuran toplumsal temel örgütlenme imge olarak sovyetlerdir,yani emekcilerin kendi verdikleri kararlari kendi uyguladiklari bir örgütleme bicimi,sosyal ve siyasal yasam arasinda ki ikiligi,yönetenlerin arasidaki isbölümünü ortadan kaldirmis ve toplumsal yasamda devlet olmaksizinda yürünebileceginin teorik ve pratik hattidir.Iste Jack London gezginci bir sürüvencidir,o toplumsal yasamin baldiri ciplaklarin icinde bir adim öne cikan kahramanidir....Bu barbarlik düzeninde ki yabancilasmanin kendi tarihini yapanlarin toplumsal yasama dair ac nefeslerin ortaklasmasinda karsi...Kapitalizmle kapitalizme karsitligi imgelemis,yoksullarin gözüyle,ezilenlerin düsleriyle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-752088178635689708?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/752088178635689708/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/kizil-vebakitap.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/752088178635689708'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/752088178635689708'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/kizil-vebakitap.html' title='Kizil Veba...kitap'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-MvFZxU6sfOw/TfHZditkmlI/AAAAAAAABUs/267yAEvesn8/s72-c/334043_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-3102813301993518815</id><published>2011-06-10T01:39:00.000-07:00</published><updated>2011-06-10T01:42:26.373-07:00</updated><title type='text'>Yasak alfabe</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-v63fDoJJLtA/TfHY7DesROI/AAAAAAAABUk/Tz7kBYCzUWM/s1600/114684.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 219px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-v63fDoJJLtA/TfHY7DesROI/AAAAAAAABUk/Tz7kBYCzUWM/s320/114684.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5616508719365637346" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sosyalizm,&lt;br /&gt;yani şu demek ki, dayı kızı,&lt;br /&gt;sosyalizm,&lt;br /&gt;...senin anlayacağın yani,&lt;br /&gt;el kapısının yokluğu değil de&lt;br /&gt;imkansızlığı.&lt;br /&gt;ekmeğimizde tuz,&lt;br /&gt;kitabımızda söz,&lt;br /&gt;ocağımızda ateş oluşu hürriyetin,&lt;br /&gt;yahut, başkası yel de,&lt;br /&gt;sen yaprakmışsın gibi titrememek,&lt;br /&gt;bunun tersi yahut...&lt;br /&gt;sosyalizm,&lt;br /&gt;devirmek dağları elbirliğiyle,&lt;br /&gt;ama elimizin öz biçimi,&lt;br /&gt;öz sıcaklığını yitirmeden.&lt;br /&gt;yahut, mesela,&lt;br /&gt;sevgilimizin bizden ne şan, ne para,&lt;br /&gt;vefadan başka bişey beklemeyişi...&lt;br /&gt;sosyalizm,&lt;br /&gt;yani yurttaş ödevi sayılması bahtiyarlığın,&lt;br /&gt;yahut, mesela,&lt;br /&gt;-bu seni ilgilendirmez henüz-&lt;br /&gt;esefsiz,&lt;br /&gt;güvenle,&lt;br /&gt;emniyetle,&lt;br /&gt;gölgeli bir bahçeye girer gibi&lt;br /&gt;girebilmek usulcacık ihtiyarlığa,&lt;br /&gt;ve hepsinden önemlisi,&lt;br /&gt;çocukların ama bütün çocukların,&lt;br /&gt;kırmızı elmalar gibi gülüşü...&lt;br /&gt;Tabiki komünizm henüz uygulanmış değildir. Komünizmin varolması için bir dünya devriminin olması gerekmektedir. Amaç ve mücadelemiz, kapitalizm ile komünizm arasındaki geçiş aşaması olan sosyalizmi kurmaktır.Sosyalizmde devrim işçi sınıfı iktidarı aldıktan sonra bitmez.Henüz yeni başlamıştır.Devrimin ve sosyalizmin kalıcı olabilmesi için devrimin dünya çapında yayılması gerekmektedir. Sosyalizm, emeğin ve emekçinin düzenidir.Üretim kapitalistlerin elinde değildir! Üretim araçlarının üzerinde kolektif mülkiyet vardır ve planlı ekonomi üzerine oturtulmuştur. Sosyalizmin komünizmden farkını şu sözlerle özetleyebiliriz. Komünizm de herkes yeteneğince çalışır ihtiyacını alır. Sosyalizm de herkes emeğince çalışır emeğinin karşılığını alır. Sosyalizm bir öcü değildir!Sosyalizm anti emperyalist, anti faşist, anti militaristtir.Sosyalizm bir arada ve kardeşçe yaşamı savunur!Sosyalizm toplumsal yaşamın şu anda uygulanabilecek en güzel biçimidir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şunuda unutmamamız lazım Leo Huberman'ın sosyalizmin alfabesinde dediği gibi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sosyalizm, yetkinlik getirmeyecektir.Bir cennet yaratmayacaktır. İnsanlığın karşı karşıya olduğu sorunların tümünü çözmeyecektir.Günahkarların evliya olması, cennetin yeryüzüne inmesi,tüm sorunlara çözüm bulunması ütopyacı sosyalistlerde olduğu gibi, yalnızca yapay olarak yaratılmış hayali toplum sisyemlerinde olur.Marksist sosyalistlerin böyle hayalleri yoktur.Sosyalizmin, yalnızca, insanlığın belirli gelişme aşamasındaki belirli sorunları çözümleyeceğini bilirler.Bundan fazlasını iddia etmezler.Ama bu kadarının bile yaşam düzenimizi geniş ölçüde değiştireceğini savunurlar."....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mavi dalgalar team&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-3102813301993518815?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/3102813301993518815/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/yasak-alfabe.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/3102813301993518815'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/3102813301993518815'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/yasak-alfabe.html' title='Yasak alfabe'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-v63fDoJJLtA/TfHY7DesROI/AAAAAAAABUk/Tz7kBYCzUWM/s72-c/114684.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-495821040013610864</id><published>2011-06-07T00:53:00.000-07:00</published><updated>2011-06-07T00:56:17.291-07:00</updated><title type='text'>Karanlik cagin filizi...kitap</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-d54xxO77gbQ/Te3ZUefme5I/AAAAAAAABUc/heUxnJd4WRE/s1600/sezai-kapak3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 224px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-d54xxO77gbQ/Te3ZUefme5I/AAAAAAAABUc/heUxnJd4WRE/s320/sezai-kapak3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5615383256207096722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Karanlik cagin filizi....kitap&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Insan yasayan,sorgulayan,düsünen,düsüngügünü teorik düzlemden yesilin pratigine gecirendir,iste budur insan emekci karasterlik düsündüren.Iste Karanlik Cagin Filizi bulutlara,yildizlara,rüzgarlarda,daglara,vardiyalara dair düsündürüyor,ögretiyor,umudu büyütüyor,dostlari,yoldaslari özlüyor ve hasret cogalt...iyoruz Sezai Ekinci yoldasin bu devrim romantimini okuyoruz.IYIKI BURADA/IYIKI BU SAFTAYMISIM diyoruz.Dönüp ardimiza baktigimizda biz ne cok yasamisim diyesim geliyor.,,,,,Yoldasi söyle tasvirlemis yeralti sularinda ki damlayi...........*Bazı insanlar için "7'sinde neyse 70'inde de o" denir. Sezai Ekinci'nin karakteristik özellikleri de son nefesine kadar öz olarak hiç değişmedi. 1975'lerin genç devrimcisi Sezai nasıl biriyse 27 yıl süren kesintisiz bir mücadele sürecinin ardından son nefesini veren komünist önder Sezai'si de aynıydı. Hep devrimin hamalı... Hep emekçi... Hep bağırtısız çağırtısız... Hep tereddütsüz... Hep gözükara...arka kapak....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aydinlik beyinler ve yüreklerimizi aydinlatacagim tek sey yasak kitaplar,iste o yüzden ben cocuk gibi sevincliyim onlarin yoldaslari oldugum icin,sansliyim,yeni seyler ögreniyorum onlardan ve yasami celiklestirenlerden,ciceklere baris verenlerden,hasil-i kaln,özgür yarinlara saklamayiniz düslerinizi....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umutlu düsler ülkesinde kardesce türküler ve siirler ve kitaplar okumaya,büyük emekci halk korosunun icinde ses olmaya,sesleri diger seslerle cogaltmaya devam edelim,gülüsleriniz kitaplar gibi eksik olmasin yüzünüzden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umutla sevinc ve coskuyla...!iyi okumalar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-495821040013610864?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/495821040013610864/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/karanlik-cagin-filizikitap.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/495821040013610864'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/495821040013610864'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/karanlik-cagin-filizikitap.html' title='Karanlik cagin filizi...kitap'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-d54xxO77gbQ/Te3ZUefme5I/AAAAAAAABUc/heUxnJd4WRE/s72-c/sezai-kapak3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-4523478463417003357</id><published>2011-06-03T14:10:00.001-07:00</published><updated>2011-06-03T14:11:17.594-07:00</updated><title type='text'>sokaklarin dili</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-7Wo1q5oNeaM/TelN8Hx0LRI/AAAAAAAABUQ/vAcC2NK__Qw/s1600/76468_460870687519_254654202519_5462738_7492317_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 270px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-7Wo1q5oNeaM/TelN8Hx0LRI/AAAAAAAABUQ/vAcC2NK__Qw/s320/76468_460870687519_254654202519_5462738_7492317_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5614104105769512210" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;sokaklari seylersin kirmizi bir pankartin illegal harfinde/disarida firtina kopuyor/daglar silanlarin kokusunu tasiyor soluklarimiza/nasilsa isyandir bu gözlerinde cocuk/basini yükselt mavi gökyüzüne/ellerini birlestir emegin nasirli elleriyle/kelepcede olsa ucunda/at yüregini yeryüzüne/cocuksu gözlerinde büyüyecek volkan/günesle sevisecek yagmur/damlalar bulutla/devrim ise daglardan vardiyalara azadiyi naksedecek/senle cocuk......berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-4523478463417003357?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/4523478463417003357/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/sokaklarin-dili.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/4523478463417003357'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/4523478463417003357'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/sokaklarin-dili.html' title='sokaklarin dili'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-7Wo1q5oNeaM/TelN8Hx0LRI/AAAAAAAABUQ/vAcC2NK__Qw/s72-c/76468_460870687519_254654202519_5462738_7492317_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-1332555546252082862</id><published>2011-06-01T04:00:00.000-07:00</published><updated>2011-06-01T04:01:56.420-07:00</updated><title type='text'>3 Haziran 1963</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-27uFtEnXo5M/TeYcH3wN2BI/AAAAAAAABUI/wirqrn8-xdQ/s1600/090522naz%2525C4%2525B1m2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 199px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-27uFtEnXo5M/TeYcH3wN2BI/AAAAAAAABUI/wirqrn8-xdQ/s320/090522naz%2525C4%2525B1m2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5613204907114747922" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"O mavi gözlü bir devdi”, vasiyeti “Anadolu’ da bir köy mezarlığına gömülmek”ti. “Taş maş da istemiyordu”, “Başında bir de çınar ağacı“ olsaydı yetecekti. Fakat O emperyalistlerin uşaklarının en büyük “vatansever” olduğu bir ülkede hala bir “vatan hainiydi”. Ölümü sürgünde, ömrünü hapishanelere bıraktı, idamla yargılandı. Yaşamak şakaya gelmediğinden büyük bir ciddiyetle yaşadı, hem de hiç ölünmeyecekmiş gibi. Ve dışarıda 40 günlük yerde yaprak kıpırdasa O da oradaydı. İdamla yargılanıyorken “ölüm, bir ipte sallanan bir ölü. Bu ölüme bir türlü razı olmuyor gönlüm. Fakat zavallı bir çingenenin kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli geçirecekse eğer ipi boğazıma, mavi gözlerimde korkuyu görmek için boşuna bakacaklar Nazım’a” diyerek, düşünceleri uğruna ölümden korkmadığını gösterecekti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalbi hep en uzak yıldızla birlikte çarptı. Çünkü, “ya ölü yıldızlara götürecektik hayatı, ya da dünyamıza inecekti ölüm”. Bursa hapishanesine atarak tövbekâr olmasını bekleyenlere inat yoldaşlarına ve sevdiklerine gururla “sevdalınız komünisttir, yatar Bursa kalesinde. Mahpus ama zincirini kırmış da yatar” diyebilecek kadar ideallerine bağlıydı. Belki “yatacaktı 10 yıl-15 yıl, daha da yatacağından başka”, fakat O, “sallansaydım bir bayrak gibi ipin ucunda keşke” demeyecek, yaşamakta ayak direyecekti. Ve “asla kararmayacak”tı göğsünün sol tarafındaki cevahir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünlerde O’nun politik kimliğinden korkmaya devam edenler Nazım’ı sadece bir “aşk şairi” olarak anıyorlar. Ancak yine Nazım’ın şiirleri, hiçbir şiirinin politik kimliğinden ayrı düşünülemeyeceğini de gösteriyor. Çünkü “Topraktan, ateşten ve demirden hayatı yaratanların” işçi sınıfının şairiydi O. “Seviyorum insanları, sen kavgamın içinde bir insansın sevgilim, seni seviyorum, kavgamı seviyorum” derken, mevcut burjuva sömürü düzeninin tüm kurulu yapısıyla birlikte, değer yargılarının ve kültürünün de karşısında olduğunu ilan etmekteydi. “Zaten Tahir olmakta ayıp değildi, Zühre olmak da. Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değildi. Bütün iş Tahir ile Zühre olabilmekti”. O “bahçesinde ebruli, hanımeli açan evin yapamazdı yapısını, çalamazdı kapısını”. El kapılarının kapandığı, insanın bir başka insana kul olmadığı sosyalist bir düzendi arzuladığı. O, bilimsel sosyalizmi, şiirleştirerek anlatabilecek kadar özümsemişti. Yani “24 saat Marks”, “24 saat Engels”, “24 saat Lenin”di yaşam felsefesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İdealleriyle, O’nu hapishanelerde yok etmeye çalışan burjuva düzenin tüm engellerini aşıyor, etrafına örülen duvarları bir bir yıkıyordu. Nerede bir isyan, nerede bir başkaldırı olsa kalbi orada çarpıyordu. Yani, “mahpushane duvarlarının arkasındaki dışarıyla birlikte” yaşıyordu. Bazen Sarı Nehre doğru ilerleyen Çin devrimcilerinin yanında, bazen de Hitler faşizmine karşı savaşan partizanlarla oluyordu. Ve memleketini sevdiği için O da asılıyordu Tanya’yla birlikte. Moskova önlerinde dövüşüyordu sonra faşizme karşı. Ve mutluluğun resmini çizemese de, 1961 yazının ortasındaki Küba’nın mutluluğunu hayal edebiliyordu. Mustafa Suphilerle birlikte boğuluyordu Karadeniz’de ve saplanıyordu göğsüne 15 beş kara saplı bıçak. Ve “ballı incirleri hep beraber yiyebilmek ve yarin yanağından gayrı, her yer de hep beraber olabilmek için” kılıçtan geçiriliyordu Bedrettin’in 10 bin müridiyle birlikte. Destanında “yalnız onların maceraları vardı”. Çünkü biliyordu ki; “sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak nasıl çıkardı karanlıklar aydınlığa.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bugün, ülkemizin yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin, emeğimizin, alınterimizin yerli ve emperyalist tekellere resmi satışının imzalandığı parlamentolarından çıkaracakları kararlarla, O’nu hala daha “vatandaş Nazım” yapmak istiyorlar. Ancak Nazım’ın memleket sevgisi “kasaların ve çek defterlerinin içindekiler” değildi. “Şose boylarında açlıktan gebermek, kışın soğuktan it gibi titremek ve sıtmadan ölmek de değildi. Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması, topu da değildi” Nazım Hikmet için vatan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O “kardeşlerim bakmayın sarı saçlı, mavi gözlü olduğuma, ben Asyalı’yım, Afrikalı'yım” derken, “ve bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine” yaşanacak bir gelecekten bahsediyordu. İşte o gelecekte, “Paranın padişahlığı ve yobazın karanlığı” hüküm sürmeyecek, “ve insanlar ellerini korkmadan, düşünmeden, birbirlerinin ellerine bırakarak, yıldızlara bakarak; ‘yaşamak ne güzel şey’ diyeceklerdi.” O’nun arzuladığı gelecekte 17 yaşında çocuklar yaşı büyütülerek asılamayacak, kurşunlanamayacaktı. Hep birlikte “güzel günler görülecek, motorlar ışıklı maviliklere sürülecekti”. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Haziran 2008... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;45 yıldır Nazım Hikmet şiirleriyle yanı başımızda, aramızda. Ama Anadolu’da bir köy mezarlığında değil, Moskova’da bir gömütlükte yatıyor. Başında bir çınar ağacı da yok. Fakat hala “günler ağır, günler ölüm haberleriyle geliyor” ve yine “bize bir parça hüzün bırakarak dimdik gidiyor ölülerimiz, ve biz yine gözyaşı göstermeden ağlamaya devam ediyoruz” gelen ölüm haberlerine. Ancak herşeye rağmen Nazım’ın umudu olan “tohumların tohumu, serpilip gelişen Türkiye işçi sınıfı” bizim de umudumuz olmaya devam ediyor. Çünkü “beklenen günler, güzel günler ellerinizdedir. Haklı günler, büyük günler, gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan, ekmek, gül ve hürriyet günleri…” Ve mutlaka; “dolaşacaktır elbette, en güzel elbisesiyle, işçi tulumuyla bu güzelim memlekette hürriyet”. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazım’ı hapishanelerde teslim alamayanlar, onun adını ders kitaplarına, tekelci bankaların yayınlarına hapsetmeye çalışmaktalar. Adını büyük puntolarla “vatan haini” yazan gazeteler ise artık çoktan Ondan “büyük Türk şairi” diye bahsediyorlar. “Arkadaşlarının kanlı kesik başlarını altın tepsilerde satan”, ‘köşe yazarı aydınları’, belki de yine denize karanfiller bırakıp, şiirlerini okuyarak onu yadedecekler. Yani yine, “ellerimizden geçinen herkes” ona dair yalan söyleyecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat bu kez “bir vapur geçmeyecek Varna önünden” ve onu sadece mısralarına ihanet etmeyenler duyacak. Ve bizler, dillerimizde onun şiirleri ve gelecek “güzel günlere” dair inancımızla safları sıklaştırmaya devam edeceğiz. Ve “Bizden sonra gelenler demir parmaklıklardan değil, asma bahçelerinden seyredecekler bahar sabahlarını, yaz akşamlarını”... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni unutmadık, unutturmayacağız Nazım Hikmet!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-1332555546252082862?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/1332555546252082862/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/3-haziran-1963.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/1332555546252082862'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/1332555546252082862'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/06/3-haziran-1963.html' title='3 Haziran 1963'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-27uFtEnXo5M/TeYcH3wN2BI/AAAAAAAABUI/wirqrn8-xdQ/s72-c/090522naz%2525C4%2525B1m2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-5454620662554419963</id><published>2011-05-30T00:59:00.000-07:00</published><updated>2011-05-30T01:13:36.794-07:00</updated><title type='text'>Hasretinden prangalar eskittim...siir kitabi</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-i1UAH4-XLuk/TeNOtu86UmI/AAAAAAAABUA/0ypCjsvvd-U/s1600/946982tz1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 219px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-i1UAH4-XLuk/TeNOtu86UmI/AAAAAAAABUA/0ypCjsvvd-U/s320/946982tz1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5612416108238361186" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı korkunç sevdadadır&lt;br /&gt;Gökte bulut, dalda kaysı.&lt;br /&gt;Başlar koymağa hapislik.&lt;br /&gt;Karanlık can sıkıntısı...&lt;br /&gt;"Kürdün Gelini"ni söyler maltada biri,&lt;br /&gt;Bense volta'dayım ranza dibinde&lt;br /&gt;Ve hep olmayacak şeyler kurarım,&lt;br /&gt;Gülünç, acemi, çocuksu...Ömrünü yatirmis musallat tasina asi bir ozan o.Atesin ve günesin izini yalcin daglarda otuz üc kursunla Muglalidan hesap sorandir Ahmed Arif.Daglardan sürgün sehir vardiyalarina siir okur Haziran'da ölmek zor diyerek.Uyur uyanik seher yeli talan edilen baris ve kayip analarin cigligidir sehildan jiyane.Uy hawar Muhammed isa askina diyerek meydan okur haramilerin saltanatlarini,Dicledir,Firattir,Botandir,Mem ü Jindir Ahmed Arif.Biliyorum, "sen de mi?" diyeceksin,&lt;br /&gt;Ama akşam erken iniyor mahpushaneye. &lt;br /&gt;Ve dışarda delikanlı bir bahar,&lt;br /&gt;Seviyorum seni,&lt;br /&gt;Çıldırasıya...diyerek Körogludur,Pirsultandir,Börtlücedir,Seyid Riza ü Aliser ile Zerifedir sonra Karayilan,Mechul askerdir imgeleri.Mezapotamyandan Anadoluya kardeslik cagrisiri Ahmed Arif.Utanirim utanirim fukaraliktan/ele güne karsi ciplak ve üsür fidemleri diyerek umud damitir gökce devrimci düslere,sürgün hircin varostur Altindagin yoksullarini anlatir sair.Yüreginde Anadoludur,Otuz üc kursundur,ay karanliktir/yanliz degilsindir,aksam erken iner mahpusaneye,bu zindan,bu kirgin,bu can pazari macera degildir,o bastan basa KÜRDISTAN'dir...Kalbim dinamit kuyusu&lt;br /&gt;Şafakları;&lt;br /&gt;Taaa şafakları&lt;br /&gt;Nice bir&lt;br /&gt;…Yangınları düşer alın çatıma&lt;br /&gt;Gencecik ölüme gitmenin.&lt;br /&gt;Yığılır boşkovanlar, dumanlı&lt;br /&gt;Ve susar mitralyözler kuytularda.&lt;br /&gt;Suskundur,&lt;br /&gt;Karanlıktır,&lt;br /&gt;Kayıtsızdır,&lt;br /&gt;Her namlu.&lt;br /&gt;Beni kurşunlar götürür&lt;br /&gt;Kollarım vurulu&lt;br /&gt;Gözlerim açık.&lt;br /&gt;Şafakları,&lt;br /&gt;Taaa şafakları....berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-5454620662554419963?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/5454620662554419963/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/05/hasretinden-prangalar-eskittimsiir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/5454620662554419963'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/5454620662554419963'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/05/hasretinden-prangalar-eskittimsiir.html' title='Hasretinden prangalar eskittim...siir kitabi'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-i1UAH4-XLuk/TeNOtu86UmI/AAAAAAAABUA/0ypCjsvvd-U/s72-c/946982tz1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-1744811700184221568</id><published>2011-05-03T05:46:00.000-07:00</published><updated>2011-05-03T06:01:09.184-07:00</updated><title type='text'>Secimlerde ergenekoncu balo</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-MoGt2bZ3RBQ/Tb_8jjoGUMI/AAAAAAAABT4/qgM7k79YWDA/s1600/19652_1283774727343_1019351021_30874209_7446543_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-MoGt2bZ3RBQ/Tb_8jjoGUMI/AAAAAAAABT4/qgM7k79YWDA/s320/19652_1283774727343_1019351021_30874209_7446543_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5602474149261234370" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gecmiste ergenekoncu sömürgeci fasist rejimin parlementoda ki yavru kurt CHP,MHP,ANAP,BBP,SP ve onlarin esas yöneticileri MGK araciligiyla Agar/Bucak/Menir/Meral Aksener/Sendiller,Yazicioglu ve onlarca katileri mecliste toplayip onlara dokunulmazlik bahsedenler yine haril haril ergenekoncu fasist militaris gücleri meclise tasimak icin bir birleriyle yarisiyorlar;Simdi yeniden fasistleri,katileri,hirsizlari,halk düsmanlarini,cetecileri,dolandiricilari aklamak icin icin 12 Haziran secimlerine yogun calisiyorlar.Sinan Aygün/Haberal ve onlarca fasist CHP ve MHP ile AKP ile diger partilerden aday.Üstelik bu kez vatan icin köy yakanlar,vatan icin cocuklari infaz edenler,vatan icin gazetecileri katledenler,vatan icin gözaltinda kaybedenlere vatan icin cocuklara tecavüz eden,hirsiz ve ayyas takimilarindan var.Iste burjuvazinin bu partilerine verceginiz oylarin nereye gideceginin cok somut bir örnegi/Gücenmeyin CHP'yi güclendirenler ama bu gercek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyzen Tevfik bu halk düsmanlarina söyle seslenmis......Kime sordumsa seni,dogru cevap vermediler/kimi alcak/kimi hirsiz/kimi deyyus dediler/Künyeni almak icin partine,ettim telefon/bizde kayda göre simdi o mebus degildir diye cevap vermis...Gürsel Tekine gelen soruya ne güzel kapak bu Neyzen siiri....Oda söyle demisti Siyaset Meydaninda...gecmisi bizi ilgilendirmez,partiye üye olan her kes aday olabilir/Ona hatirlatirim ki ÖZKAN TEKIN'i bu senin aday gösterdigin fasist katiller infaz ettiler Okmeydaninda....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yüzleri yok kizarsin domates gibi hani...Oylar bagimsiz sosyalist tutuklu gazetecilere ve BDP adaylarina.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;berdan ildan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-1744811700184221568?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/1744811700184221568/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/05/secimlerde-ergenekoncu-balo.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/1744811700184221568'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/1744811700184221568'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/05/secimlerde-ergenekoncu-balo.html' title='Secimlerde ergenekoncu balo'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-MoGt2bZ3RBQ/Tb_8jjoGUMI/AAAAAAAABT4/qgM7k79YWDA/s72-c/19652_1283774727343_1019351021_30874209_7446543_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-5361786428048995783</id><published>2011-05-01T23:08:00.000-07:00</published><updated>2011-05-01T23:09:48.002-07:00</updated><title type='text'>Sehid Namirin</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-7Hr7ElUULho/Tb5Kpm_wlQI/AAAAAAAABTw/jlt6-w7Kwp8/s1600/24825_388881732570_176677737570_5098516_420654_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 282px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-7Hr7ElUULho/Tb5Kpm_wlQI/AAAAAAAABTw/jlt6-w7Kwp8/s320/24825_388881732570_176677737570_5098516_420654_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5601997065198540034" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Düşmesin bizimle yola: &lt;br /&gt;evinde ağlayanların &lt;br /&gt;göz yaşlarını &lt;br /&gt;boynunda ağır bir &lt;br /&gt;zincir &lt;br /&gt;gibi taşıyanlar &lt;br /&gt;Bıraksın peşimizi &lt;br /&gt;kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar! &lt;br /&gt;İşte: &lt;br /&gt;Şu güneşten &lt;br /&gt;düşen &lt;br /&gt;ateşte &lt;br /&gt;milyonlarla kırmızı yürek yanıyor! &lt;br /&gt;Sen de çıkar &lt;br /&gt;göğsünün kafesinden yüreğini; &lt;br /&gt;şu güneşten &lt;br /&gt;düşen &lt;br /&gt;ateşe fırlat; &lt;br /&gt;yüreğini yüreklerimizin yanına at! Akın var güneşe akın &lt;br /&gt;Güneşi zaaptedeceğiz &lt;br /&gt;Güneşin zaptı yakın! &lt;br /&gt;Biz topraktan, ateşten, sudan, demirden doğduk! &lt;br /&gt;Güneşi emziriyor çocuklarımıza karımız, &lt;br /&gt;toprak kokuyor bakır sakallarımız! &lt;br /&gt;Neşemiz sıcak! &lt;br /&gt;kan kadar sıcak &lt;br /&gt;delikanlıların rüyalarında yanan &lt;br /&gt;o “an” &lt;br /&gt;kadar sıcak! &lt;br /&gt;Merdivenlerimizin çengelini yıldızlara asarak &lt;br /&gt;ölülerimizin başlarına basarak &lt;br /&gt;yükseliyoruz &lt;br /&gt;güneşe doğru! &lt;br /&gt;Ölenler dövüşerek öldüler; &lt;br /&gt;güneşe gömüldüler. &lt;br /&gt;Vaktimiz yok onların matemini tutmaya! &lt;br /&gt;Akın var &lt;br /&gt;güneşe akın &lt;br /&gt;Güneşi zaaaptedeceğiz &lt;br /&gt;Güneşin zaptı yakın!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kavgada ölenler daima dövüşerek ölüyor ve güneşe gömülüyorlardı. Matemlerini tutmaya vakit olmuyordu. Spartaküs’ten beri böyleydi bu. Sömürülenler ve ezilenlerin öfkesine tercüman olup yola düşenler, güneşi zapt etmeye çıkanlar düştüklerinde güneşe, halklarının yürekleri ve belleklerine gömülüyor, süren mücadelenin bayrağı oluyorlardı. Deniz, yanında vurulan Taylan Özgür’ün ölümüne ağlayamamış, matemini tutamamıştı. Tıpkı Vedat Demircioğlu’na, Sinan’a, Kadir’e, Alpaslan’a ağlayamadığı gibi. Devam etmişti mücadelesine. Bir son isteği de olmuştu ama; Taylan’ın yanına gömülmek istemişti. Bu bile yerine getirilmemişti! &lt;br /&gt;Oysa birlikte liseden, üniversiteden başlamışlardı hak aramaya. Özerk demokratik üniversite istemişlerdi birlikte. Eğitim sistemine dair başka pek çok talepleri vardı. Özgürlük istemekteydiler. Atıldıkları hürriyet kavgasıydı. Nâzım’ın dediği gibi: &lt;br /&gt;“Yine kitapları, türküleri, bayraklarıyla geldiler, &lt;br /&gt;dalga dalga aydınlık oldular, &lt;br /&gt;yürüdüler karanlığın üstüne. &lt;br /&gt;Meydanları zaptettiler yine.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürüdüler karanlığın üzerine... &lt;br /&gt;Çok, pek çok yürümüşlerdi, dalga dalga olmuşlardı kitapları, türküleri ve bayraklarıyla. Karanlığın üzerine yürümüşlerdi binlerle, onbinlerle. &lt;br /&gt;Ama en çok bağımsızlık talep etmişlerdi. Kurtuluş Savaşı’ndan güç almış, onun yarım bıraktıklarını tamamlamak istemişlerdi. NATO’ya girmişti Türkiye. Kore’ye Amerikan emperyalizminin peşinde ve tamamen onun emperyalist çıkarları için asker göndermişti. Yüzden çok ikili anlaşma imzalamıştı ABD’yle. Üsler vermişti. Ülkenin bir kısım topraklarında Amerikan bayrağı dalgalanıyordu. Ve ülkeyi topun ağzına koyan atom başlıklı füzeler yerleştirilmişti buralarda, Sovyetler Birliği’ne karşı. Ve 6. filosu limanlarından çıkmıyordu Türkiye’nin. Vietnam elçisi Commer, Türkiye’ye gönderiliyordu. Daha önceden Eisonhower burslu Demirel, başbakan olarak gönderilmişti. Amerikan tekeli Morrison’dan gelmişti, lakabı “Morrison Süleyman”dı. Ülke çoktan yabancı sermayenin talan alanına dönmeye başlamıştı. İşbirlikçi tekeller gericiliğin başlıca kaynağıydı. Denizlerse memleketlerini seviyorlardı. Yurtseverlerdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazım ne güzel anlatmıştı: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“En yakın insanınmış gibi seversin memleketini, &lt;br /&gt;günün birinde, meselâ, Amerika’ya ciro ederler onu &lt;br /&gt;seni de büyük hürriyetinle beraber, &lt;br /&gt;hava üssü olmak hürriyetiyle, &lt;br /&gt;hürsün! &lt;br /&gt;Yapışır yakana kopası elleri Valstrit’in, &lt;br /&gt;günün birinde, diyelim ki, Kore’ye gönderilebilirsin, &lt;br /&gt;büyük hürriyetinle bir çukuru doldurabilirsin, meçhul asker olmak hürriyetiyle, &lt;br /&gt;hürsün! &lt;br /&gt;Bir alet, bir sayı, bir vesile gibi değil &lt;br /&gt;insan gibi yaşamalıyız dersin, &lt;br /&gt;büyük hürriyetinle basarlar kelepçeyi, &lt;br /&gt;yakalanmak, hapse girmek, hattâ asılmak hürriyetiyle, hürsün!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan işbirlikçiliğine, Türkiye’nin Amerikan emperyalizmine bağımlı kılınmasına itiraz etmişler ve asılma hürriyetlerini kullanmışlardı! &lt;br /&gt;Hasretleri, özgür ve kardeşçe yaşamaydı. Özlemleri kuşkusuz sosyalizmdi. &lt;br /&gt;“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür &lt;br /&gt;ve bir orman gibi kardeşçesine, &lt;br /&gt;bu hasret bizim...” diyorlardı. &lt;br /&gt;“Kökleri dışarıda” diyenler çıkmıştı. Ama hiçbirinin adı-sanı hatırlanmıyor. Yurt sevgisiyle ve demokratik bir ülke için mücadeleleriyle, ezilenlerin “ah”ından aldıkları güçle ve kendilerini sadece ve sadece halka emanet ederek, toprağına ve halkına en derinden kök salanlardandılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak &lt;br /&gt;ve ipek bir halıya benzeyen toprak, &lt;br /&gt;bu cehennem, bu cennet bizim” dizeleri dillerindeydi. &lt;br /&gt;Bu toprak herkesten çok onlarındı. Bir Kurtuluş Savaşı’nda kanlarını dökenlerin, bir de onların. Bu cehennem ve bu cennet vatan onlarındı. “Cennet”ten tuttular, tümüyle cennet kılmaya uğraştılar. Cennetin hakkını verdiler. Ama “cehennem”in de hakkını verdiler. Cehennem onları, ayakkabılarını bile bağlamaya fırsat vermeden darağacına çıkardı. &lt;br /&gt;Ancak Deniz’leri, Türkiye’nin bu yüz akı devrimci militanlarını yalnızca yurtseverlikleriyle tanımlamak, onlara haksızlık olur. Yürekleri emperyalizme karşı mücadele verilen dünyanın dört bir köşesinde atıyordu. Vietnam’da, Küba’da ve tüm mücadeleci Latin Amerika’da, Asya ve Afrika’nın ezilen halklarının mücadelesindeydiler. Che’ye selam gönderiyor, Amerikan işgaline karşı yurdunu savunan Ho Chi Minh ile birleşiyorlardı. Dünyanın tüm antiemperyalist direnişlerinden, sosyalist ve ulusal devrimleri ve devrimcilerinden esinleniyorlardı. Taranta Babu da onlarındı, Tanya da. Üstelik Tanya onların geleceğini daha on sekizindeyken önceden yaşamıştı. Deniz, Tanya’yı henüz idamı gündeme gelmediğinde de hiç dilinden düşürmezdi: &lt;br /&gt;“Tanya seslendi kolhozlulara ilmiğin içinden kardeşler üzülmeyin gün yiğitlik günüdür. &lt;br /&gt;soluk aldırmayın faşistlere yakın, yıkın, öldürün.... &lt;br /&gt;bir alman vurdu ağzına partizanın &lt;br /&gt;genç kızın beyaz, yumuk çenesine aktı kan &lt;br /&gt;fakat askerlere dönüp devam etti partizan: &lt;br /&gt;biz iki yüz milyonuz &lt;br /&gt;iki yüz milyon asılır mı? &lt;br /&gt;gidebilirim ben &lt;br /&gt;ama bizimkiler gelecekler teslim olun vakit varken...” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Safları sıklaştırın çocuklar! &lt;br /&gt;Dünya ve Türkiye’de olup bitenlere bakarak kararlarını vermişlerdi çoktan. Bir yandan sosyalizme, 8 Mayıs’ta kazanılan, başında Stalin’in olduğu antifaşist kavgaya bağlıydılar. &lt;br /&gt;“Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar. Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır. &lt;br /&gt;Safları sıklaştırın çocuklar, &lt;br /&gt;bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır” diyorlardı. &lt;br /&gt;Öte yandan kavgaya girmişlerdi. Kararları karardı. Geri dönmek yoktu, sonuna kadar yürüyeceklerdi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ben yanmasam &lt;br /&gt;sen yanmasan &lt;br /&gt;biz yanmasak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Türkiye işçi sınıfına selam duruyor, fabrikaları ve işçi evlerini mekan tutuyor, onlarla eğitim çalışmaları yapıyor, yardımlarına koşuyorlardı. 15-16 Haziran’da örneğin işçi yürüyüş kollarında, hatta “Siz yürüyüşü, eylemi iyi bilirsiniz, gelin” diyen işçilerin isteğiyle kolların başındaydılar. İşçi örgütü kurmuyorlardı, ama işçilerden ayrılmamaya bakıyorlardı. Mücadelelerinin mesajı da en başta buradan oldu: &lt;br /&gt;“Meydanlarda hasretimizi haykıranlara, &lt;br /&gt;toprağa, kitaba, işe hasretimizi, &lt;br /&gt;hasretimizi, ayyıldızı esir bayrağımıza. Paranın padişahlığını, &lt;br /&gt;karanlığını yobazın &lt;br /&gt;ve yabancının roketini yenecek işçi sınıfına selâm!” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeralti sulari emekcileri&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5720632702455846914-5361786428048995783?l=berdanildan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://berdanildan.blogspot.com/feeds/5361786428048995783/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/05/sehid-namirin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/5361786428048995783'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5720632702455846914/posts/default/5361786428048995783'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://berdanildan.blogspot.com/2011/05/sehid-namirin.html' title='Sehid Namirin'/><author><name>Berdan İldan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14429369831227123900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='20' src='http://1.bp.blogspot.com/-AytsydO6CkM/TnYmPLPgHwI/AAAAAAAABYw/dgk9lzOGk8E/s220/167633_197984190219073_100000224818869_920288_3988243_n.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-7Hr7ElUULho/Tb5Kpm_wlQI/AAAAAAAABTw/jlt6-w7Kwp8/s72-c/24825_388881732570_176677737570_5098516_420654_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5720632702455846914.post-2951406272700243398</id><published>2011-04-04T10:11:00.000-07:00</published><updated>2011-04-04T10:23:46.676-07:00</updated><title type='text'>Imamin ordusu.200-298 ....sayfa...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-m4VD9hAQo90/TZn-hG-qsCI/AAAAAAAABTo/NAXEGvfTGcA/s1600/67071.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 226px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-m4VD9hAQo90/TZn-hG-qsCI/AAAAAAAABTo/NAXEGvfTGcA/s320/67071.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5591780257119776802" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Cemaatçi bilinirken cemaatin kurbanı oldu&lt;br /&gt;Uzun, Büyükanıt’ın şikâyeti ile görevinden alınmış gibi göründüğü için o dönem&lt;br /&gt;medyanın liberal demokrat görünümlü kalemleri tarafından AKP iktidarı ve&lt;br /&gt;Başbakan Recep Tayyip Erdoğan askerin sözünden çıkamadığı için eleştirilmişti.&lt;br /&gt;Asker nezdinde de “sakıncalı bir dindar” ve hatta Fethullahçı olarak bilinen Sabri&lt;br /&gt;Uzun, dönemin kudretli Kara Kuvvetleri Komutanı Büyükanıt’ın girişimleriyle&lt;br /&gt;görevinden alınmış gibi görünse de işin aslı öyle değildi. Daha önce Uzun ve&lt;br /&gt;arkadaşlarının sohbet konusu olan bu görevden el çektirilme Hanefi Avcı’nın&lt;br /&gt;Eskişehir Emniyet Müdürü iken yazıp yayımlattığı kitapla kamuoyu tarafından&lt;br /&gt;öğrenildi. Avcı’nın garip iddialarla tutuklanarak cezaevine girmesi sürecini de&lt;br /&gt;başlatan “Haliç’te Yaşayan Simonlar. Dün Devlet Bugün Cemaat” adlı kitabına&lt;br /&gt;göre Büyükanıt, bizzat karşı çıktığı cemaat mensuplarınca kullanılmıştı. Avcı’nın&lt;br /&gt;kitabında bu iddiaları şöyle anlatıyordu:&lt;br /&gt;“Sabri ağabey zaman zaman askerlerin toplumsal olaylara ve güvenlik işlerine&lt;br /&gt;fazla karışmalarına karşı tepki gösteriyor ve bunu her yerde alenen söylüyor, bu&lt;br /&gt;nedenle de askeri cephede tepki çekiyordu. Türkiye’de gerçekleştirilmiş tüm darbe&lt;br /&gt;203&lt;br /&gt;ve müdahalelerle ilgili bilgileri ortaya çıkarıyor, demokrasimizin sürekli asker&lt;br /&gt;gölgesinde kalmasını ve bu tür girişimleri eleştiriyordu. İki astsubay ve bir&lt;br /&gt;itirafçının bir kitapçı dükkânına bomba attıklarının anlaşıldığı Şemdinli olayında,&lt;br /&gt;bu olayı araştıran TBMM Komisyonuna tanık olarak çağrıldığında söylediği&lt;br /&gt;“Hırsız evin içindeyse kilit işe yaramaz” sözü literatüre girmişti. Ancak&lt;br /&gt;konuşmaları nedeniyle Sabri ağabey hakkında askeri cephede olumsuzluk hep vardı&lt;br /&gt;ama onun fark edemediği, kendi cephesinde de olumsuzlukların bu tarihte başlamış&lt;br /&gt;olmasıydı.&lt;br /&gt;Şemdinli olayları hakkında 5 sayfalık rapor hazırlayıp Başbakana verdiği&lt;br /&gt;söylenmiş ve bu rapor Sabah gazetesinde çıkmıştı. Herkes bu raporu Sabri&lt;br /&gt;ağabeyin yazdığını, söylüyordu ama onun bu rapordan haberi yoktu. Zaten Sabri&lt;br /&gt;ağabey eldeki bilgiler ne ise onları veri kabul eder, askeri kişi ve faaliyetleri&lt;br /&gt;eleştirir, asla ekleme çıkarma yapmazdı. Sabah gazetesi bu bilgileri Başbakan İn&lt;br /&gt;yakın çevresinde bulunan bir danışmandan aldığını söylüyordu. İşin aslı bir süre&lt;br /&gt;sonra anlaşıldı. İDBnda birileri beş sayfalık bir rapor hazırlamış. Bu raporu&lt;br /&gt;Başbakanlığı ya da Başbakana vermişti ama bu rapordan Daire Başkanının haberi&lt;br /&gt;yoktu. Bu görülmüş veya alışılmış bir durum değildi…&lt;br /&gt;Yaşar Büyükanıt Paşa emekli olduktan sonra yaptığı bir açıklamada Sabri ağabeyi&lt;br /&gt;(İstihbarat Daire Başkanını) Başbakan’a söyleyerek aldırttığını açıklamıştı. Bence&lt;br /&gt;o zaman Yaşar Paşa’ya Sabri ağabey hakkında en ciddi bilgileri getirenler aslında&lt;br /&gt;en ciddi iğfal edicilerdi ama ne Yaşar Paşa ne de TSK bunları, bu yöntemleri asla&lt;br /&gt;anlayamadı. Yaşar Büyükanıt, Sabri Uzun’u görevden kendisinin aldırttığını&lt;br /&gt;zannetti ama aslında o sadece gerçek alınma sebebine bir perde olmuştu, hem de&lt;br /&gt;kendisinin en fazla karşı çıktığı gruplara hizmet eder tarzda.”&lt;br /&gt;Cemaatçileri şarka gönderdi diye&lt;br /&gt;Avcı’nın kitabında anlattığına göre Uzun’un görevden aldırılmasının tek nedeni ise&lt;br /&gt;başkanlığını yürüttüğü İDB’de şark görevini yapmamış elemanlarını bakanın&lt;br /&gt;ricasına rağmen şarka göndermesiydi. Çünkü iddiaya göre şark hizmetini&lt;br /&gt;yapmayan bu polisler cemaatçiydi ve cemaat, İDB içindeki yapılanmasını bilmeden&lt;br /&gt;şark görevi için doğu ve güneydoğuya gönderen Uzun’dan kendisini deşifre&lt;br /&gt;etmeden bu şekilde intikam almıştı. Bir başka deyişle Emniyet İDB’de örgütlenmiş&lt;br /&gt;cemaat elemanları el altından Büyükanıt’a aktardığı bilgilerle, Büyükanıt’ı&lt;br /&gt;Başbakan’a şikâyet ettirmiş, Erdoğan da Sabri Uzun’u görevden almıştı. Bu iddiayı&lt;br /&gt;da kitabında Avcı şöyle dile getiriyordu: “Peki, tüm bunları neden yapıyorlar diye&lt;br /&gt;sorguladığımda tek sebep şu gibi gözüküyordu: Sabri Bey, istihbarat dairesinde&lt;br /&gt;şark görevini henüz yapmamış olan personeli, bazı arkadaşların hatta Bakan in&lt;br /&gt;isteğine rağmen zorla şarka tayin etmişti. İstihbarat Daire Başkanlığında yıllarca&lt;br /&gt;çalışan bu kişilerin hiç şark illerine gitmemiş olması dışarıdan garip gözüküyordu&lt;br /&gt;204&lt;br /&gt;ve teşkilatta hak ve adaleti gözetmek adına Sabri ağabey bu tayini yapmıştı. Fakat&lt;br /&gt;birileri bu işten son derece rahatsız olmuştu. Nasıl olur da bu kişiler başka illere&lt;br /&gt;tayin edilirdi? Bu kişiler onlara lazımdı, belki de onlar cemaatin önemli&lt;br /&gt;elamanlarıydı. îşte tüm yapılanların arka planında aslında bu mesele vardı, ama&lt;br /&gt;sanıyorum askerler fırsat olarak çıkmış ve kullanılmıştı.”&lt;br /&gt;Uzun’u haklı çıkaran öngörüsü&lt;br /&gt;Türkbank soruşturmasıyla ilgili asılsız bir suçlama nedeniyle hakkında yürütülen&lt;br /&gt;soruşturmada aklanmasından sonra Uzun, birilerinin kendisine yönelik bir komplo&lt;br /&gt;hazırlamaya çalıştığından kuşkuya düşer. Uzun, benzer komplo ve suçlamaların&lt;br /&gt;devam edeceği öngörüsüyle Emniyet Personel Daire Başkanlığı’na bir dilekçe&lt;br /&gt;yazar. Uzun, Türbank’la ilgili olayı da belirterek hakkında aslısız ihbarları içeren&lt;br /&gt;mektuplar gönderilerek kendisi hakkında komplo düzenlenmeye çalışıldığından&lt;br /&gt;şüphelendiğini anlattığı dilekçesine daha önce verdiği mal beyanını yenileyerek&lt;br /&gt;gönderir. Bundan böyle her ay mal beyanını yenileyerek vereceğini de belirtmeyi&lt;br /&gt;ihmal etmez. Oynanan oyunu fark eden Uzun kendisiyle birlikte daha önce&lt;br /&gt;suçlanan arkadaşları İsmail Çalışkan ve Emin Arslan’ı uyarmayı da ihmal etmez.&lt;br /&gt;Ancak Arslan’ın verdiği yanıt kendisinin çok fazla komplocu düşündüğü ve teşkilat&lt;br /&gt;içinden kimsenin böyle kötülükler yapmayacağı olur. Arslan’ın bu iyi niyetli&lt;br /&gt;yaklaşımı ise ileriki bölümlerde anlatacağımız gibi kendisini cezaevine kadar&lt;br /&gt;götürecektir. Uzun’un haklı çıktığı öngörüsü ise haberi dahi olmadan yürütülen bir&lt;br /&gt;soruşturma sonunda hakkında dava açılmasından da kendisini kurtaracaktır.&lt;br /&gt;Başbakan Erdoğan: “Biz getirdik biz aldık”&lt;br /&gt;O zamanlar bu tezgâhların arkasında, kuvvetli bir cemaat örgütlenmesinin&lt;br /&gt;olacağına ihtimal vermeyen Uzun, Şemdinli olaylarından bir süre sonra 22 Mart&lt;br /&gt;2006’da görevinden alınır. Gazeteci Nazlı Ilıcak, o günlerde Kanal 7&lt;br /&gt;televizyonunda yaptığı Sözün Özü programına konuk aldığı Başbakan Erdoğan’a&lt;br /&gt;medya ve kamuoyunda çok tepki çeken bu görevden alınmanın nedenini sorar.&lt;br /&gt;Erdoğan, “Bu siyasi bir karardır. Biz göreve getirdik biz aldık” demekle yetinir.&lt;br /&gt;Erdoğan “Biz getirdik, biz aldık” dese de Şemdinli olaylarıyla ilgili bilgi notunun&lt;br /&gt;kopardığı fırtına sonrasında Uzun’un, bizzat dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı&lt;br /&gt;Büyükanıt tarafından görevden aldırıldığı kesindi. Zaten kendisi de bunu bir&lt;br /&gt;televizyon programında anlatınca Uzun, sözkonusu bilgi notuyla ilgisi olmadığının&lt;br /&gt;anlaşılması için Büyükanıt hakkında 7 Ağustos 2010’da manevi tazminat davası&lt;br /&gt;açtı. Büyükanıt’ın “uydurma beyanatlar veriyor” ifadesiyle Uzun’un kastedildiği&lt;br /&gt;ifade edilen dava dilekçesinde, bu yolla Uzun’un manevi kişiliğine yönelik&lt;br /&gt;saldırıda bulunulduğu, bu beyanla Uzun’un uydurma beyanatlar verebilecek bir&lt;br /&gt;205&lt;br /&gt;kişilikte olduğunun iddia edildiğinin anlaşıldığı ifade edildi. Kadıköy 4. Sulh&lt;br /&gt;Hukuk Mahkemesi’nde görülen dava kitap yazıldığı sırada halen bitmemişti.&lt;br /&gt;İfade alınmadan yürütülen soruşturma&lt;br /&gt;Uzun, görevden alındıktan yaklaşık 2 ay sonra 6 Haziran 2006’da Ankara&lt;br /&gt;Cumhuriyet Başsavcı Yardımcısı Abdullah Ayhan Şen tarafından hakkında&lt;br /&gt;yürütülen bir tahkikat nedeniyle adliyeye çağrılır. Başsavcı yardımcısı Uzun’a&lt;br /&gt;hakkında bir tevdi evrakı (suç duyurusu) olduğunu söyler. Uzun ne ile ilgili&lt;br /&gt;olduğunu sorduğunda mal varlığında aşırı ve usulsüz artış tespit edildiği ve bunları&lt;br /&gt;haksız biçimde elde ettiğiyle suçlandığını öğrenir. İçişleri Bakanlığı müfettişlerince&lt;br /&gt;bir ihbar mektubuna dayanılarak yürütülen soruşturmanın ardından kaynağı belirsiz&lt;br /&gt;mal edindiği gerekçesiyle Uzun hakkında cumhuriyet başsavcılığına suç&lt;br /&gt;duyurusunda bulunulmuştu. Suç duyurusuna kaynaklık eden ihbar mektubu ise&lt;br /&gt;Uzun görevden alınmadan kısa bir süre önce 17 Şubat 2006’da gönderilmişti. Yani&lt;br /&gt;Uzun, 5 yıl aradan sonra yeniden karşısına getirilerek Ergenekon’la ilgili oldukları&lt;br /&gt;öne sürülen 25 generalin adının bulunduğu şemayla ilgili yürütülmek istenen&lt;br /&gt;soruşturmaya istenen ikinci kez olumsuz yanıt verdiğinin hemen ertesinde.&lt;br /&gt;İhbar mektubu hemen işleme konulmuş ve konuyu soruşturmak üzere, Hrant Dink&lt;br /&gt;suikastı sonrasında İstanbul Emniyetiyle ilgili yürütülen soruşturmada da karşımıza&lt;br /&gt;çıkacak olan Mülkiye Müfettişi Mehmet Ali Özkılıç görevlendirilmiştir. Mal&lt;br /&gt;varlığı, banka hesapları hakkında geniş ve detaylı bilgiler bulunan suçlamayı içeren&lt;br /&gt;bir ihbar mektubu gönderilmesi üzerine mülkiye müfettişi Özkılıç tek sözcük&lt;br /&gt;ifadesini bile almadığı Uzun hakkında idari soruşturma yürütüp suçlu bulmuştur.&lt;br /&gt;Ancak tüm bu süreçten Uzun’un haberi dahi yoktur. Müfettiş Özkılıç, suç&lt;br /&gt;duyurusunda bulunduğu Uzun’un zamanında mal bildiriminde bulunmadığını ve&lt;br /&gt;bazı mallarının gelirleriyle orantılı olmadığını iddia ediyordu.&lt;br /&gt;30 bin lira nasıl 90 bin oldu?&lt;br /&gt;Uzun’la ilgili ihbar mektubunda ve düzenlenen soruşturma evrakında birkaç&lt;br /&gt;bankayı ve tapu kayıtlarını içeren bilgiler, Uzun’un banka hesap numaralarını,&lt;br /&gt;çeşitli bankalarda kendi ve eşi adına açılmış hesaplarda büyük meblağlardaki&lt;br /&gt;paraların olduğuna ilişkin sıradan birinin bilemeyeceği zenginlikte detaylar&lt;br /&gt;içeriyordu. Hatta kapanmış bankalardaki hesap numaraları ve bu hesaplardaki para&lt;br /&gt;miktarları hakkında abartılı bilgiler vardı. Müfettiş Özkılılıç’ın raporunda da yer&lt;br /&gt;verilen kayıtlarda tahrifat yapılarak banka hesapları, hesaplardaki paraların&lt;br /&gt;miktarları birkaç defa yazılarak sanki çok fazla para varmış havası yaratılmıştı.&lt;br /&gt;Yazılanları kontrol eden Uzun, bilgilerin doğru olmadığını bir raporla sunacağını&lt;br /&gt;beyan eder. Hemen ardından da Personel Daire Başkanlığı’na düzenli olarak&lt;br /&gt;206&lt;br /&gt;verdiği mal beyanlarının dökümü ile hesaplarının bulunduğu banka kayıtlarını&lt;br /&gt;savcılığa teslim eder. Uzun, savcılığa sunduğu rapor ile Müfettiş Özkılıç’ın suç&lt;br /&gt;duyurusunda yer alanların karşılaştırılması sonunda 30 bin TL’yi 90 bin, 32 bin 800&lt;br /&gt;TL’yi 98 bin 400 ve 8 bin 922 TL’yi de 88 bin TL, 13 bin dolar olan banka&lt;br /&gt;hesabının da 18 bin dolar olarak gösterildiği belirlenir. Bu belgeli savunma üzerine&lt;br /&gt;müfettişlerin “yanlış” rapor düzenlediği ortaya çıkınca Ankara Cumhuriyet&lt;br /&gt;Savcılığı Sabri Uzun’un geliri ile orantısız bir mal varlığı olmadığı gerekçesiyle&lt;br /&gt;soruşturma hakkında kovuşturmaya yer olmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı&lt;br /&gt;verecekti.&lt;br /&gt;Hanefi Avcı’nın kitabında97 anlatılan bu olayın da kaynağının İstihbarat&lt;br /&gt;Dairesindeki Fethullahçı polisler olduğunu iddia ediyordu. Uzun’un mal varlığıyla&lt;br /&gt;ilgili ihbar mektubunun İstihbarat Dairesindeki amirler ve/veya onlarla sıkı irtibatlı&lt;br /&gt;birileri tarafından yazıldığından şüphesi olmadığını belirten Avcı, “Çünkü içeriği&lt;br /&gt;ancak Sabri ağabeye en yakın kişilerin, İstihbarat Dairesi müdür ve amirlerinin&lt;br /&gt;bileceği cinsten şeylerdi. Bugün o ihbar mektuplarının İstihbarat Dairesindeki&lt;br /&gt;cemaat yapısının hep birlikte yazdığından şüphe yoktur” diye yazmıştı.&lt;br /&gt;Sabri Uzun Fethullahçı mı?&lt;br /&gt;Sabri Uzun’la ilgili faslı kapatmadan önce merak edilen bir sorunun yanıtını da&lt;br /&gt;burada verelim. Uzun, 28 Şubat sürecinin karanlık günlerinde cemaat ya da tarikat&lt;br /&gt;bağlantılı olanlardan ziyade sadece dini inançları gereği namaz kıldığı için baskıya&lt;br /&gt;maruz kalan bazı personelini korumuştu. Her tarikatçılık soruşturmasında bu&lt;br /&gt;yüzden adı geçiyordu. Bu yanıtı merak edilen soruyu, “Sabri Uzun tarikatçı,&lt;br /&gt;cemaatçi ya da Fethullahçı mıdır?” diye Uzun’u yakından tanıyan İstanbul’da&lt;br /&gt;görevli Emniyet Müdürlerine sorduk. İşte yanıtı:&lt;br /&gt;“Sabri Uzun’a göre cemaatçi olan devlet memuru şerefsizdir. Bir insan hem&lt;br /&gt;devlette memur, hem cemaatteyse o kişi fahişedir. Devletle nikahı olan bir kişi, eğer&lt;br /&gt;cemaatle yatağa giriyorsa o kişi fahişedir. Cumhuriyet rejiminde bireyin özgürlüğü&lt;br /&gt;esastır. Bireysel özgürlüğünü cemaatlere teslim etmiş olan ve biat kültürünü&lt;br /&gt;benimsemiş insan bir bağ ot için yük taşıyan eşeğe benzer. Özgür olmayan insan,&lt;br /&gt;devletin memuru da olamaz. Devlet memuru 657 sayılı yasaya tabidir, ama&lt;br /&gt;cemaatin memurunun kanunu, kitabı ve kuralı yoktur.&lt;br /&gt;Allah’ın kitabı Kur’an üstüne cemaatin kitabını oturtmuş insanlara, cemaat&lt;br /&gt;memuru denir. Bir çok cemaat mensubu cemaatin emriyle birbirlerin kızkardeşiyle&lt;br /&gt;evlenmiştir. Ortaçağ Avrupası’ndaki kilise papazlarının yönetimi bile, Türkiye’deki&lt;br /&gt;cemaat yönetiminden daha namusludur. İslamiyetteki ilk terör faaliyeti kabul&lt;br /&gt;97 Hanefi Avcı, Haliç’te Yaşayan Simonlar. Dün Devlet Bugün Cemaat&lt;br /&gt;207&lt;br /&gt;edilen Hasan Sabbah98 modeli terörizm bir merkezden yönetiliyordu. Bugün&lt;br /&gt;Türkiye’deki cemaat yönetim modelini kıyaslarsak Hasan Sabbah’ın ki daha&lt;br /&gt;namuslu olduğu anlaşılır.&lt;br /&gt;Devrimci Sol bu ülkede bilinen en kanlı olayları gerçekleştirmiştir. Hatta bir&lt;br /&gt;başbakanı bile öldürmüştür.99 Ancak bu örgüt bile karışmadığı hiç bir olayı&lt;br /&gt;üstlenmediği gibi, yaptığı eylemler bunca kanlı olmasına karşın hepsini&lt;br /&gt;sahiplenmiş, üstlenmiştir. Üstlendikleri olaylarla ilgili açıkladıkları bildirilerin&lt;br /&gt;hepsi yüzde 100 doğrudur.&lt;br /&gt;Türkiye’deki ilk terör eylemleri 2002’de Nuh Mete Yüksel’in ortaya çıkan gizli&lt;br /&gt;çekilmiş seks kasetleri olan cemaat örgütlenmesi, kişiler hakkında düzmece&lt;br /&gt;elektronik postalar, asılsız ihbar mektupları, DVD çekimleri, sahte raporlar ya da&lt;br /&gt;Hanefi Avcı’nın bürosunda bulunduğunu söyledikleri telefon dinleme kayıtları gibi&lt;br /&gt;entrikalarla yargıyı kirletmiştir. Dürüstlük bağlamında bakarsak, terör örgütü&lt;br /&gt;dediğimiz Devrimci Sol, cemaatten daha namusludur, dürüsttür.”&lt;br /&gt;Hedefteki müdürlerin tasfiyesi&lt;br /&gt;Sabri Uzun’un İDB’den başka bir göreve çekilmesinden sonra öncelikli hedef olan&lt;br /&gt;bir kaç emniyet müdürünün daha tasfiye edilmesi gerekiyordu. Çok sürmeden de&lt;br /&gt;bu gerçekleşti. Emniyet Genel Müdür Yardımcıları Emin Arslan, Mustafa Gülcü ve&lt;br /&gt;Celal Uzunkaya, Sakarya Emniyet Müdürü Faruk Ünsal ile Ankara Emniyet&lt;br /&gt;müdürü Orhan Özdemir garip olaylar zinciriyle ardarda hem görevlerinden oldu,&lt;br /&gt;hem de bir süre tutuklu kaldılar. Hepsi de benzer suçlamalarla cezaevine girmişti.&lt;br /&gt;Emin Arslan bir uyuşturucu çetesine ilişkin yürütülen soruşturmada, Mustafa Gülcü&lt;br /&gt;ve Celal Uzunkaya karanlık geçmişi olan bir muhbirin iddialarıyla, Faruk Ünsal da&lt;br /&gt;bir çeteye yardımcı olmakla suçlandı. Bu listenin sonuna ekleyeceğimiz son isim&lt;br /&gt;98 Büyük Selçuklu Devleti zamanında yaşayan Hasan Sabbah (1034 - 1124), tarihin eski ezoterik ve Batıni örgütü&lt;br /&gt;Haşhaşileri kurmuş ve ölene kadar liderliğini yapmıştır. Şii İsmailiye tarikatına mensup bir İranlı olan Sabbah, dini&lt;br /&gt;bir arka plan sayesinde halkın desteğini kazanarak silahlı bir örgüt kurmuş, taraftarlarıyla birlikte Alamut kalesini ele&lt;br /&gt;geçirip burada üslenmiştir. Hakkında bir çok efsane üretilen Sabbah’ın önderliğini yaptığı ve haşhaşla uyuşturduğu&lt;br /&gt;fedailerine sahte bir cennet vadederek, sonunda kendilerinin de öleceklerini bildikleri suikastler yaptırmasıyla nam&lt;br /&gt;salmıştı. Suikastin İngilizce karşılığı olan Assasination kelimesi de, bu tarikatın Arapça ismi olan Haşhaşilikten&lt;br /&gt;çevrilerek İngilizce’ye geçmiştir. Tarikat Moğol istilası yıllarına kadar ayakta kalmıştır. Alamut kalesi ise 1256&lt;br /&gt;yılında Moğol komutan Hülagû Han tarafından savaşmadan alınmış ve sonrasında da yakılıp yıkılmıştır.&lt;br /&gt;99 Nihat Erim (1912-1980), hukuk profesörü. 1945 yılından itibaren çeşitli dönemlerde CHP milletvekili olarak&lt;br /&gt;TBMM’de bulundu. Bakanlık ve babakan yardımcılığı görevlerinde bulundu. Bir dönem gazetecilik de yaptı. 12&lt;br /&gt;Mart 1971 Muhtırası’nın ardından CHP’den ayrılması koşuluyla hükümeti kurmakla görevlendirildi. 26 Mart&lt;br /&gt;1971’de kurduğu partilerüstü hükümet 3 Aralık 1971’de istifa etti. Yeniden hükümeti kurmakla görevlendirildi;&lt;br /&gt;kurduğu II. Erim Hükümeti 22 Mayıs 1972’ye kadar işbaşında kaldı. “Gerekirse demokrasilerin üstüne şal örtmeli”&lt;br /&gt;sözü nedeniyle Aziz Nesin tarafından kendisine Şalcı Nihat denilen Erim; Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf&lt;br /&gt;Aslan’ın idam edilmesine kadar varan Balyoz Harekatı olarak bilinen uygulamaları başlatması nedeniyle Balyoz&lt;br /&gt;lakabıyla da anılırdı. 1977’ye kadar Cumhuriyet Senatosu’nda kontenjan senatörü olarak görev yapan Erim, 12 Mart&lt;br /&gt;dönemindeki uygulamaların sorumlusu olarak görüldüğü için 19 Temmuz 1980’de Dev-Sol tarafından İstanbul’da&lt;br /&gt;silahlı saldırı sonucu öldürüldü.&lt;br /&gt;208&lt;br /&gt;elbette Hanefi Avcı. Cemaatin örgütlenmesine ve tehlikesine ilişkin yazdığı ve çok&lt;br /&gt;gürültü koparan kitabından sonra Stalinist bir örgüte yardım yataklık ettiği&lt;br /&gt;iddiasıyla kendini cezaevinde buldu. İddialara göre hepsi de farklı nedenlerden&lt;br /&gt;dolayı cemaatin hedefindeydi. Emin Arslan, Hanefi Avcı ve henüz kendisine bir&lt;br /&gt;komplo kurulmamış olan Sabri Uzun emniyet camiasında dürüstlüğüyle bilinen ve&lt;br /&gt;aralarında bir kaç yıl kıdem farkı olmakla birlikte aynı ekole mensup polislerdi.&lt;br /&gt;Fethullahçı örgütlenmenin önünde duracak en büyük engellerdi, ki sırayla ya kızak&lt;br /&gt;görevlerle ya da tasfiyelerle saf dışı edildiler. Gülcü ve Uzunkaya ile Faruk Ünsal&lt;br /&gt;da tarikatçı olarak bilinen Erbakan geleneğinden gelen emniyetçcilerdi. Tarikatları&lt;br /&gt;ve cemaatleri en iyi bilen emniyetçilerin arasındalardı.&lt;br /&gt;Cemaattendi ama tasfiye edildi&lt;br /&gt;Şimdi bu emniyetçilerin nasıl ve ne yöntemlerle tasfiye edildiklerine bakmadan&lt;br /&gt;önce İstanbul Emniyetinde yaşanan bir başka tasfiye operasyonuna; Fethullahçı&lt;br /&gt;olduğu da iddia edilen İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler’in&lt;br /&gt;görevden alınmasına gözatmamız gerekiyor. Bu olayı Sabri Uzun’un, hemen&lt;br /&gt;yukarıda anlattığımız Ergenekon soruşturmalarına ilişkin tanıklıkları ve ifadeleri ile&lt;br /&gt;Hanefi Avcı’nın kitabında yapılan konuyla ilgili değerlendirmelerle birlikte&lt;br /&gt;değerlendirdiğimizde karşımıza çıkan tablo ise ürkütücü soruları akla düşürüyor.&lt;br /&gt;Suikastta, en hafifinden “görevi ihmal” bağlamında rolleri müfettiş raporlarıyla&lt;br /&gt;ortaya çıkan ve hepsinin de Fethullahçı olduğu öne sürülen bu emniyetçilerin&lt;br /&gt;suçların örtbas etme gayreti Hrant Dink’in öldürüleceğinin emniyetçiler tarafından&lt;br /&gt;biliniyor olduğu kuşkusunu da beraberinde getiriyor.&lt;br /&gt;Azmettiricisi, tetikçisi, muhbirleri ve yardım edenleriyle adeta davul çalarak&lt;br /&gt;duyurulan Hrant Dink suikastında belirlenen ihmal nedeniyle fatura çıkarılan tek&lt;br /&gt;isim, Fethullahçı olduğu da bilenen İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan&lt;br /&gt;Güler olmuştu. Dink suikastının “büyük ağabeylerinden” Erhan Tuncel’in dönemin&lt;br /&gt;Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek100 üzerinden emniyetin muhbiri&lt;br /&gt;100 Eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, 1985’ten sonra&lt;br /&gt;Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği’nde iki yıl görev yaptı. Özel harp ve istihbarattan sorumlu emniyet müdür&lt;br /&gt;yardımcılığı görevlerinde bulundu. 2004’te Trabzon’a emniyet müdürü olarak atandı. Akyürek’in Trabzon Emniyet&lt;br /&gt;Müdürü olarak görev yaptığı 2004 yılının başından, Mayıs 2006’ya kadar olan süre içerisinde kentte öldürme, linç&lt;br /&gt;girişimi ve bombalama dâhil çok sayıda olay meydana geldi. 24 Ekim 2004’te Mc Donald’s’ta bomba patlaması, 7&lt;br /&gt;Ocak 2005’te Prof. Saadettin Güner’in silahlı saldırıda dört yaşındaki oğluyla birlikte öldürülmesi, 5 Nisan 2005’te&lt;br /&gt;TAYAD’lı bir grup gencin linç edilmeye çalışılması, 5 Şubat 2006’da papaz Andrea Santoro’nun öldürülmesi gibi&lt;br /&gt;olaylar onun döneminde gerçekleşti. Mayıs 2006’da İstihbarat Daire Başkanı olan Akyürek’in adı, 19 Ocak 2007’de&lt;br /&gt;Hrant Dink’in öldürülmesinin ardından cinayetin 1 numaralı zanlısı Erhan Tuncel ile gündeme geldi. Akyürek ve&lt;br /&gt;polis memuru Muhittin Zenit, Dink davasının zanlılarından Yasin Hayal ve arkadaşlarının Dink’i öldüreceği&lt;br /&gt;yönündeki ihbarları değerlendirmemekle suçlandı. Akyürek’in Mc Donald’s’ın bombalanmasından sonra muhbirlik&lt;br /&gt;teklif ettiği Tuncel’in, Mc Donald’s davasından bu nedenle hiç yargılanmadığı ortaya. Ancak, Erhan Tuncel'in polis&lt;br /&gt;muhbiri olarak görevlendirilmesine aracı olan polis memuru Muhittin Zenit’in (Dink suikastı sonrasında Bayburt'ta&lt;br /&gt;görevliyken 2007 Eylül’ünde Ramazan Akyürek'in daire başkanı olduğu Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat&lt;br /&gt;209&lt;br /&gt;olduğu ve cinayeti önceden haber verdiği ortaya çıkmasına karşın Akyürek ise bir&lt;br /&gt;idari ceza almamıştı.&lt;br /&gt;Hayli karışık olan bu konu, ilkin gazeteci Nedim Şener’in, “Hrant Dink Cinayeti ve&lt;br /&gt;İstihbarat Yalanları” isimli kitabında ve Şener’in çalıştığı Milliyet gazetesinde&lt;br /&gt;kaleme aldığı bir haberle dile getirilmişti. O zaman pek gürültü koparmayan bu&lt;br /&gt;bilgiler, Hanefi Avcı’nın yazdığı kitapla yeniden ve hak ettiği ilgili görerek&lt;br /&gt;gündeme gelmişti. Önce Nedim Şener’in Milliyet gazetesinde “Akyürek Yanılttı”&lt;br /&gt;başlığıyla çıkan habere101 gözatalım:&lt;br /&gt;“Hrant Dink olayında İstanbul polisini ‘geçmiş tarihli rapor hazırlamak’la&lt;br /&gt;suçlayan Mülkiye Başmüfettişi Yıldız’ın İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan&lt;br /&gt;Akyürek tarafından ‘yanıltıldığı’ öne sürüldü. İstanbul polisi ‘Agos gazetesi Genel&lt;br /&gt;Yayın Yönetmeni Hrant Dink öldürüldükten sonra geçmiş tarihli rapor&lt;br /&gt;hazırlamak’la suçlayan Mülkiye Başmüfettişi Şükrü Yıldız’ın, cinayetin&lt;br /&gt;azmettiricilerinden Erhan Tuncel’i Trabzon Emniyet Müdürü iken Yardımcı&lt;br /&gt;İstihbarat Elemanı (YİE) yapan İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek&lt;br /&gt;tarafından ‘yanıltıldığı’ öne sürüldü. Bu tespit, İstanbul polisinin Dink cinayeti&lt;br /&gt;konusundaki ihmal iddialarını araştıran Mülkiye Başmüfettişi Akif İkbal tarafından&lt;br /&gt;hazırlanan 19 Mayıs 2008 tarihli son raporda dile getirildi. İkbal, kamu&lt;br /&gt;görevlilerinin Dink cinayetindeki ihmalini araştıran Yıldız’ın yanıltılmasında,&lt;br /&gt;İstihbarat Dairesi Başkanlığı’nın kendisine gönderdiği 6 Mart 2008 tarihli yazının&lt;br /&gt;rolü olduğu belirtildi.&lt;br /&gt;Akyürek’in yanıtı&lt;br /&gt;Yıldız, 3 Mart 2008’de İstihbarat Dairesi Başkanlığı’na bir yazı göndererek,&lt;br /&gt;Trabzon Emniyet Müdürlüğü’nden 17 Şubat 2006’da İstanbul İstihbarat Şube&lt;br /&gt;Müdürlüğü’ne gönderilen yazı hakkında ne gibi teknik incelemelerin yapıldığına&lt;br /&gt;ilişkin LOG kayıtlarının kendisine bildirilmesini istedi. Akyürek, 6 Mart 2008&lt;br /&gt;tarihli yazısında şu bilgiyi verdi: ‘Osman Hayal’in kullandığı 0 538 719 31 81 nolu&lt;br /&gt;telefon hakkında 17 Şubat 2006 ile cinayetin işlendiği 19 Ocak 2007 tarihleri&lt;br /&gt;arasında, İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından herhangi teknik bir&lt;br /&gt;birimine atandı) Mayıs 2007’de tanık olarak alınan ifadesinde bombalama olayını gerçekleştirenin Yasin Hayal&lt;br /&gt;olduğunu öğrendiği halde doğrudan Erhan Tuncel ile irtibata geçmesi, Tuncel’in ne zaman muhbirlik yaptığı&lt;br /&gt;konusunda soru işaretleri uyandırdı. Cinayet sonrası Erhan Tuncel’e ait 48 sayfalık tutanağın 33 sayfası, Akyürek’in&lt;br /&gt;talebi üzerine cumhuriyet savcıları tarafından incelenip imha edilerek devlet sırrı kapsamına girdi. Aydınlık&lt;br /&gt;dergisi, Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunan emekli General Veli Küçük’ün iş ortağı, dönemin&lt;br /&gt;valisi Erol Çakır’ın, Akyürek’in “Fethullahçı” olduğu yönünde sicil hazırladığını iddia etti. Çakır ise iddiaları&lt;br /&gt;yalanladı. Akyürek 16 Ekim 2009’da İDB görevinden alınarak Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı emrine uzman&lt;br /&gt;kadrosuna verildi. Ramazan Akyürek’in göreve iade talebiyle açtığı dava da Ankara 14.Bölge Mahkemesi 15 Şubat&lt;br /&gt;2010’da lehine karar verdi. Ancak Akyürek hala görevine atanmadı.&lt;br /&gt;101 Milliyet Gazetesi, 23 Temmuz 2008&lt;br /&gt;210&lt;br /&gt;çalışmanın yapılmadığı, ekteki LOG kayıtlarından anlaşılmaktadır.’&lt;br /&gt;Yazıda, İstihbarat Değerlendirme Projesi kapsamında, evrak ve Osman Hayal ile&lt;br /&gt;ilgili olarak İstanbul İstihbarat Şube görevlilerince herhangi bir çalışma&lt;br /&gt;yapılmadığı da vurgulandı.&lt;br /&gt;Yazı üzerine rapor&lt;br /&gt;Bu yazı üzerine 11 Mart 2008’de bir rapor hazırlayan Yıldız, Trabzon’dan gelen 17&lt;br /&gt;Şubat 2006 tarihli yazı üzerineYasin Hayal’in ağabeyi hakkındaki ilk bilgisayar&lt;br /&gt;sorgulamasının Dink öldürüldükten üç gün sonra, yani 22 Ocak 2007’de&lt;br /&gt;yapıldığını, Yasin ve Osman Hayal’in kullandığı cep telefonuyla ilgili olarak&lt;br /&gt;cinayet tarihine kadar herhangi bir sorgulama veya teknik çalışmanın&lt;br /&gt;yapılmadığını yazdı.&lt;br /&gt;Yıldız, raporunda, İstanbul istihbarat Şubesi memurlarının Osman Hayal’in adres&lt;br /&gt;çalışması ile ilgili olarak verdikleri 24 Şubat 2006 tarihli personel raporunun,&lt;br /&gt;aslında cinayetten sonra hazırlandığını ve bu nedenle bilgisayar kayıtlarına (LOG)&lt;br /&gt;geçirilemediğini belirtti. Yıldız, Akyürek’in bu yazısına dayanarak hazırladığı&lt;br /&gt;raporda, İstanbul İstihbarat Şubesi Müdürü Ahmet İlhan Güler ile beş görevli&lt;br /&gt;hakkında ‘görevi ihmalden’ soruşturma istedi.&lt;br /&gt;Çöp sepetinde&lt;br /&gt;Görevi ihmalle suçlanan polislerin Bölge İdare Mahkemesi nezdinde yaptıkları&lt;br /&gt;itiraz üzerine görevlendirilen Mülkiye Başmüfettişi İkbal, 19 Mayıs 2008’de yeni&lt;br /&gt;bir rapor hazırladı. İkbal’in raporunda, İstihbarat Dairesi Başkanlığı’nı&lt;br /&gt;yalanlayan yeni belge ve bilgiler yer aldı. Aralarında İstanbul Emniyet&lt;br /&gt;Müdürü Celalettin Cerrah’ın da bulunduğu ve haklarında görevi ihmalden&lt;br /&gt;soruşturma açılması istenen sekiz polisi yargılamaktan kurtaran belgeler,&lt;br /&gt;İstihbarat Şubesi’ndeki Dell marka bir bilgisayardaki ‘silinmiş dosyalar’&lt;br /&gt;bölümünden çıktı. İstihbarat Dairesi Başkanlığı’nın ‘hiç bir teknik inceleme&lt;br /&gt;yapılmamıştır’ iddiasına karşı, çalışmaları zamanında yaptığını belirten polis&lt;br /&gt;memurları, Şube’deki bilgisayarın incelenmesini istedi.&lt;br /&gt;Bunun için, İÜ Bilgisayar Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Başkanı Prof.&lt;br /&gt;Dr. Nizamettin Erduran bilirkişi olarak atandı. Erduran, bilgisayarda ‘telefon&lt;br /&gt;sorguları’ isimli dizinin altında bulunan ‘Yasin Hayal enson xls.’ isimli dosyanın&lt;br /&gt;20 Şubat 2006 günü saat 17.18’de yaratıldığını ve bu dosyanın 8 dakika açık&lt;br /&gt;kaldığını, değişikliklerin saat 17.26’da kaydedildiğini tespit etti.&lt;br /&gt;Başmüfettiş İkbal, raporunun sonuç bölümünde, İstihbarat Dairesi Başkanlığı’nın&lt;br /&gt;Trabzon Emniyet Müdürlüğü’den gönderilen 17 Şubat 2006 tarihli yazısıyla ilgili&lt;br /&gt;olarak, ‘Dink cinayetine kadar bir çalışma yapıldığına ilişkin LOG kayıtlarına&lt;br /&gt;211&lt;br /&gt;rastlanmadığı yönündeki’ 6 Mart 2008 tarihli cevabın soruşturma yapan müfettişi&lt;br /&gt;yanılttığı ifade edildi. Raporda, Yıldız’ın bu yazı üzerine, ‘İstanbul İstihbarat&lt;br /&gt;Şubesi’nin geçmiş tarihli rapor hazırladığı’ sonucuna vararak görevliler hakkında&lt;br /&gt;soruşturma açılmasını istediği belirtildi.”&lt;br /&gt;Cemaatçi müdürlerden gayrıresmi tayin isteği&lt;br /&gt;Karışık gibi görünen bu konu Hanefi Avcı’nın Eskişehir Emniyet müdürü iken&lt;br /&gt;kaleme aldığı kitabında102 da yer almıştı. Kitabın, “Ahmet İlhan Güler’in İstanbul&lt;br /&gt;İstihbarat Şubesinden Alınması” başlıklı bölümünde anlatılan olay ilginç iddialarla&lt;br /&gt;doluydu. Avcı, “Fethullah Hoca’ya sempati duyan ve o gruba mensup kişilerle&lt;br /&gt;dayanışma ve arkadaşlık içinde olan, bununla birlikte görevini çok iyi yapan, siyasi&lt;br /&gt;ya da dinsel görüşlerini işine karıştırmayan biri” diye anlattığı Güler’in, dönemin&lt;br /&gt;İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun’un da İstanbul’da takip edilip, fotoğraflanması&lt;br /&gt;talebine de itiraz ettiğini iddia etti. Güler’in, Ankara Merkez İDB’deki müdürlerin&lt;br /&gt;bu talebine itiraz etmesinden sonra aralarında ilk çatlak yaşandığı da kitapta&lt;br /&gt;belirtildi. Avcı’nın bundan sonraki iddiaları daha garipti: “İl müdüründen&lt;br /&gt;öğrendiğime göre, bir müddet sonra Ahmet’i kış ortasında Ankara’ya çağırmışlar&lt;br /&gt;ve resmi daire dışında bir ortamda muhatap olan aynı arkadaşları, ‘İstanbul&lt;br /&gt;İstihbarat Şubesi görevinden ayrılman lazım. Biz İstanbul’a İstihbarat Şube&lt;br /&gt;Müdürü olarak başka birini atayacağız. Seni istersen İzmir’e verebiliriz’ demişler.&lt;br /&gt;Ahmet bu teklifi kabul etmeyip istenen dilekçeyi vermemiş. Akabinde Hrant Dink’in&lt;br /&gt;öldürülmesi olayı meydana gelince, bu fırsattan istifade Ahmet görevinden alınıp,&lt;br /&gt;yerine Ali Fuat Yılmazer Şube Müdürü olarak atandı. Bana göre Hrant Dink’in&lt;br /&gt;öldürülmesi olmasaydı, Ahmet şubeden yine de alınacaktı. Çünkü isteneni&lt;br /&gt;yapmayacağı ve merkezin İstanbul’daki planlarına uygun davranmayacağı&lt;br /&gt;anlaşılmıştı.”&lt;br /&gt;Taraflı bilirkişi raporu&lt;br /&gt;Güler’in başarılı bir geçmişi olduğunu ve normal prosedürler içinde İstanbul’dan&lt;br /&gt;başka bir ile tayin olmasının sadece isteğiyle olabileceğini ve bu yüzden kendisinin&lt;br /&gt;tayin talebinde bulunmasının istendiğini belirten Avcı, “Ahmet bunu kabul&lt;br /&gt;etmeyince merkezin planlarını uygulaması gecikecekti. İşte bu sıralarda Hrant&lt;br /&gt;Dink öldürüldü. Bu olayın ardından, zaten araları gerilmiş ama bunu belli etmeyen&lt;br /&gt;İDB ile İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde bu durumu fırsata çevirme ve bu olayda&lt;br /&gt;her hatayı ortaya dökme eğilimi başladı. Merkez her türlü arşiv imkânına sahip&lt;br /&gt;olduğunu, Bakanlık ve Genel Müdürlüğün imkânlarını kullanabildiğini ve istenen&lt;br /&gt;102 Hanefi Avcı, Haliç’te Yaşayan Simonlar, Dün devlet Bugün Cemaat, Angora Yayınları&lt;br /&gt;212&lt;br /&gt;müfettişi görevlendirme olanağını elinde bulundurduğunu hesaplayarak bu olayda&lt;br /&gt;üstün gelmeyi planlıyordu. Mesele o kadar büyük boyutlara varmıştı ki Hrant Dink&lt;br /&gt;olayındaki Emniyet mensuplarının kusurlarını araştırmakla görevlendirilen&lt;br /&gt;mülkiye müfettişleri Ahmet’i suçlamak, hatta mahkemede cezalandırmak için&lt;br /&gt;neredeyse sahte evrak bulmaya kadar her şeyi denemekten geri durmuyorlardı”&lt;br /&gt;diye yazdı.&lt;br /&gt;Tanıdık bir müfettiş: Mehmet Ali Özkılıç&lt;br /&gt;Bu soruşturmada görev alan müfettişlerden birisi tanıdık bir isimdi. Yaklaşık 160&lt;br /&gt;mülkiye müfettişi içinden soruşturma için görevlendirilen kişi, Sabri Uzun&lt;br /&gt;hakkında mal varlığı soruşturması yürüten Mehmet Ali Özkılıç’tı. Uzun’un tek&lt;br /&gt;kelime dahi ifadesini almadan yürüttüğü soruşturmada Müfettiş Özkılıç, banka&lt;br /&gt;hesaplarındaki paraları olduğundan fazla gösteren bir rapora imza atmıştı.&lt;br /&gt;Görevlendirilen müfettişlerin Dink suikastında İDB’nin, Trabzon ve İstanbul&lt;br /&gt;polisinden daha fazla olan kusurunu örtbas etme gayreti içinde olduğunu öne süren&lt;br /&gt;Avcı, olayın taraflarının İstanbul’da Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ile Ahmet&lt;br /&gt;İlhan Güler, diğer tarafının da İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek olmasına&lt;br /&gt;rağmen soruşturmanın bilirkişilerinin İstihbarat Dairesi personelinden atandığını&lt;br /&gt;vurguladı. Avcı’nın yanlı bulduğu bilirkişilerin raporlarına dayararak Cerrah ve&lt;br /&gt;Güler’in yargılanması gerektiği yolunda fezleke düzenlenmişti. Ancak İstanbul&lt;br /&gt;Valiliği, Güler’in, “görevi ihmalden” yargılanmasını onaylarken Cerrah için&lt;br /&gt;yargılama izni vermemişti. Güler’in İstanbul İdare Mahkemesi’nde açtığı&lt;br /&gt;yürütmenin durdurulması istemli davada mahkeme iki kez, “Taraflardan biri olan&lt;br /&gt;İstihbarat Daire Başkanı Akyürek’in astları olan kişilerin tarafsız bilirkişi&lt;br /&gt;olamayacağı” gerekçesiyle bozunca yeniden soruşturma yürütüldü.&lt;br /&gt;Müfettiş değişti gerçek ortaya çıktı&lt;br /&gt;Bu soruşturma ise Müfetiş Özkılıç’ın “gayretli” çalışmaları nedeniyle Devlet&lt;br /&gt;Denetleme Kurulu üyeliğine atanması nedeniyle farklı müfettişler görevlendirildi.&lt;br /&gt;Yapılan yeni soruşturmada ise ilk müfettiş raporunun aksine İstanbul’da bulunduğu&lt;br /&gt;ihbarı yapılan Yasin Hayal ve ağabeyinin telefon sorgulamalarının bilgisayarda&lt;br /&gt;yapıldığı ancak silindiğini tespit etti. Yani devletin memuru olan İstanbul İstihbarat&lt;br /&gt;Şubesi polisleri bir şüpheli grubuyla ilgili çalışma yapıp, bu çalışmasını devletin&lt;br /&gt;arşivi olan bilgisayarına kaydetmişti. Ancak silinerek müfettişlerden gizlenen bu&lt;br /&gt;kayıtlar başka bir müfettiş tarafından silindiği yerden bulunup ortaya çıkartılıyordu.&lt;br /&gt;Gerçekleri ortaya çıkart(a)mayan Mülkiye Müfettişi Mehmet Ali Özkılıç, bir üst&lt;br /&gt;göreve Devlet Denetleme Kurulu üyeliğine terfi ederken; komployu ortaya&lt;br /&gt;çıkartma becerisi gösteren Mülkiye Müfettişi Akif İkbal ise her nedense bir üst&lt;br /&gt;213&lt;br /&gt;göreve terfi edemeyip halen İçişleri Bakanlığı’ndaki görevine devam ediyordu. Hal&lt;br /&gt;böyle olunca da akıllara, “Akif İkbal, cemaatçi olmadığı için mi terfi ettirilmedi?”&lt;br /&gt;sorusu geliyordu. Öte yandan yine müfettiş Mehmet Ali Özkılıç tarafından Sabri&lt;br /&gt;Uzun’un banka hesaplarının, “yanlışlıkla” 10 kat fazla gösterilmesi, İstanbul&lt;br /&gt;İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler’in, Dink Cinayeti öncesi yaptırdığı ve&lt;br /&gt;İstihbarat Şubesi’nin bilgisayarına kaydettirdiği çalışmalar, silinerek veya Müfettiş&lt;br /&gt;Özkılıç tarafından ortaya çıkartılmayarak, Güler’in görevden aldırılması,&lt;br /&gt;Ergenekon operasyonları için emniyette altyapı hazırlandığı kuşkusunu&lt;br /&gt;yaratıyordu. Yoksa Ergenekon operasyonları, soruşturması ve davası da bir kurgu&lt;br /&gt;ya da düzmece miydi?&lt;br /&gt;Devletin kayıtlarında sahtekarlık yapmak!&lt;br /&gt;Avcı’nın kitabında bu olay, “İDB telefon detaylarını (HTS raporlarını) kimin ne&lt;br /&gt;zaman hangi numarayı incelediğinin tutulduğu log kayıtlarını değiştirmişti. Bu çok&lt;br /&gt;vahim bir durumdu. Merkez güvenirliliğini yitirmişti. Güvenlik amacıyla tutuları&lt;br /&gt;log kayıtları geçmişte kimin hangi numarayı hangi tarihte incelediğini tutuyordu.&lt;br /&gt;Herhangi bir olay olursa bu kayıtlar incelenip, görevlilerin sorumluluğu tespit&lt;br /&gt;ediliyordu... Bu, sistemin güvenlik supabıydı ama şimdi Daire Başkanlığı bu&lt;br /&gt;kayıtları değiştiriyor, kimin hangi telefonu sorguladığı bilgilerinden istediğini&lt;br /&gt;çıkarabiliyordu. Bu, istediğini de koyabileceği anlamına geliyordu. İlerde&lt;br /&gt;istemediği bir görevli olursa buradaki bilgileri değiştirerek kişilerin&lt;br /&gt;sorumluluklarını değiştirebilecekti. Bu işlemi yapmak için bilgisayar sistem&lt;br /&gt;operatörü dâhil olmak üzere en az 5-6 kişinin bilgisi ve rızası lazımdı. Demek ki&lt;br /&gt;hepsi bu isin içindeydi. Bu işi anlayanlar için çok vahim bir durumdu: Daire&lt;br /&gt;Başkanlığı güvenlik için konan sistemi istediği an değiştiriyordu” diye yazıyordu.&lt;br /&gt;Bu şekilde, devletin elinde bulunan log kayıtlarında yapılan değişiklikleri&lt;br /&gt;gerçekleştirenlerin devletin memurları mıydı yoksa cemaatin militanları mıydı?&lt;br /&gt;Maalesef bu soruların yanıtını Mülkiye Müfettişlerinin raporlarında bulmak&lt;br /&gt;mümkün değildi” diye anlatılmıştı.&lt;br /&gt;Bu olaydan sonra Ahmet İlhan Güler görevinden alınırken yerine atanan ise&lt;br /&gt;Avcı’ya göre, “normalde hiçbir zaman bu göreve gelemeyecek, gerekli niteliklere&lt;br /&gt;sahip olmayan (sol örgütler konusunda, bilgi ve deneyim ile evveliyatında pratik&lt;br /&gt;sokak tecrübesi yeterli olmayan)” olan Ali Fuat Yılmazer oldu. Cemaatçi olduğu&lt;br /&gt;öne sürülen Yılmazer’in İstanbul İstihbarat Şube müdürü olması Avcı tarafından,&lt;br /&gt;“Belli amaçları olanlar, istedikleri gibi faaliyette bulunmak isteyenler bu konuda&lt;br /&gt;kendilerine mani olacak bir engeli daha önlerinden kaldırmış oldular. Danıştay&lt;br /&gt;olayında faillerin Ergenekonla ilişkilendirilmesini Ahmet ve Şammaz, yani İstanbul&lt;br /&gt;Emniyet İstihbarat Şubesi desteklememiştir. Bunun yanlış olduğunu, eldeki&lt;br /&gt;delillerle böyle bir bağlantının kurulamayacağını aksine Alparslan Aslan’ın her&lt;br /&gt;214&lt;br /&gt;eylemden önce ve sonra İstanbul’daki Şeyh Salih Kurter ile irtibat kurduğunu,&lt;br /&gt;Aslan’ın telefon HTS raporları iyi okunursa bu irtibatın daha tutarlı olduğunun&lt;br /&gt;görüleceği aşikârdı. Aslında işte o gün Ahmet’in İstanbul’dan alınması gerektiğine&lt;br /&gt;karar verildiği kanaatindeyim. Ankara, Danıştay olayı ile Ergenekon bağlantısını&lt;br /&gt;kurmak istiyordu. Delilin olup olmaması önemli, değildi, onlar bunu istiyordu o&lt;br /&gt;kadar” diye yorumlandı.&lt;br /&gt;Uyuşturucu avcısı kaçakçı oldu&lt;br /&gt;Sabri Uzun’un İstihbarat Daire Başkanlığı’ndan alınarak kızak bir göreve&lt;br /&gt;çekilmesinden sonra Fethullah cemaatinin, emniyet içinde önlerinde set olacağını&lt;br /&gt;düşündüğü isimlerden ilki Emniyet Genel Müdür Yardımıcısı Emin Arslan’dı.&lt;br /&gt;Yıllarca İstihbarat ve KOM Daire Başkanlığı yapmış ciddi yolsuzluk&lt;br /&gt;operasyonlarına, uyuşturucu ve çete olaylarının deşifre edilmesinde büyük katkısı&lt;br /&gt;olan Arslan, daha önce Türkbank soruşturmasıyla ilgili Sabri Uzun’la birlikte&lt;br /&gt;hakkında ihbar mektubu gönderilenler arasında da vardı. Türkiye kamuoyunun&lt;br /&gt;yakından bildiği Hüseyin Baybaşin ve Urfi Çetinkaya’nın uyuşturucu şebekelerinin&lt;br /&gt;çökertildiği operasyonlar ile Paraşüt, Balina, Örümcek Ağı, Serhat, Sis, Puro ve&lt;br /&gt;Kasırga gibi isimler verilen yolsuzluk operasyonlarını yapan ekibin başında olan&lt;br /&gt;Emin Arslan, Etibank davası sanığı Cavit Çağlar’ın ABD’de yakalanıp Türkiye’ye&lt;br /&gt;getirilmesindeki çabasının ardından KOM Daire Başkanlığı’ndan terfi ettirilerek&lt;br /&gt;Emniyet Genel Müdür Yardımcısı olmuştu. İşte Sabri Uzun ve Hanefi Avcı ile&lt;br /&gt;birlikte görev yaptıkları dönemde siyasetçilerin de içinde olduğu ciddi yolsuzluk&lt;br /&gt;operasyonlarına imza atan bu ekip haliyle birçok kişi tarafından da istenmiyordu.&lt;br /&gt;Nihayetinde amaç hâsıl oldu ve Arslan adının karıştığı bir uyuşturucu&lt;br /&gt;operasyonuyla hem görevinden alındı hem de 9 ay tutukulu kaldı. Neredeyse&lt;br /&gt;medyanın tamamında, savcılık ve polis kaynaklı soruşturma dosyasından sızdırılan&lt;br /&gt;fotoğraflarla Arslan adeta linç edildi. Bu tür soruşturmalarda yaygın bir yöntem&lt;br /&gt;olan dinlenen telefon kayıtlarının medyaya sızdırılması ise Emin Arslan için&lt;br /&gt;yapılmadı. Çünkü Arslan’la Habib Kanat arasında yapılan telefon konuşmalarında&lt;br /&gt;genel olarak sağlık problemleri hakkında konuşuluyordu ve suç olarak&lt;br /&gt;değerlendirmeye alınmamıştı. Arslan ve kendisiyle birlikte aynı soruşturmada&lt;br /&gt;tutuklanan Murat Nemutlu ve Mustafa Aral isimli polislerle ilgili baştan aşağı&lt;br /&gt;gariplikler ve çelişkilerle dolu olan uyuşturucu operasyonunu ve adeta bir&lt;br /&gt;komploya dönüşen süreci daha anlaşılır kılmak için biraz geriye, Emin Arslan’ın&lt;br /&gt;neden hedef haline geldiğini görmemiz gereken olaylara gitmemiz gerekiyor.&lt;br /&gt;İrticacı raporu olanlar terfi ettirildi&lt;br /&gt;215&lt;br /&gt;Emniyet içinde terfilerde ve dolayısıyla kadrolaşmada her zaman siyasi etkiler ön&lt;br /&gt;plandaydı. Özellikle terfilerin siyasetin gölgesinden kurtarılması için önerilenlerin&lt;br /&gt;başında ise, askerlerin terfilerini düzenleyen Yüksek Askeri Şura sistemine benzer&lt;br /&gt;bir model geliyordu. Buradan yola çıkarak polis şurası olarak nitelendirilen Merkez&lt;br /&gt;Değerlendirme Kurulu (MDK) ve Yüksek Değerlendirme Kurulları (YDK)&lt;br /&gt;oluşturuldu. MDK bir üst rütbeye terfi edecek komiser yardımcısı, komiser ve&lt;br /&gt;başkomiserlerin; YDK ise emniyetteki yüksek rütbeli personelin terfilerini yapılan&lt;br /&gt;toplantılarla karara bağlıyordu. 3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra ezici bir&lt;br /&gt;çoğunlukla iktidara AKP gelmiş, İçişleri Bakanlığı koltuğu da Abdülkadir Aksu’ya&lt;br /&gt;verilmişti. İktidar değişiminden 6 ay sonra 8-9 Mayıs 2003’te yüksek rütbeli&lt;br /&gt;polislerin terfilerinin görüşüleceği YDK toplandı. Emniyet Genel Müdürü Gökhan&lt;br /&gt;Aydıner başkanlığında bir araya gelen YDK’nin diğer üyeleri genel müdür&lt;br /&gt;yardımcıları Ramazan Er, Feyzullah Arslan, Abdullah Bolcu, Emin Arslan ve&lt;br /&gt;Necati Altıntaş ile Teftiş Kuru Başkanı Naciye Ekmeçibaşı, Polis Akademisi&lt;br /&gt;Başkanı Tuncay Yılmaz, APK uzmanları eski Emniyet Genel Müdür Yardımcıları&lt;br /&gt;Kamil Tecirlioğlu, Şevket Ayaz ve Adnan Eser’di. Kurul emniyet amirliğinden&lt;br /&gt;emniyet müdürlüğüne terfi edecek 508; 4. sınıf emniyet müdürlüğünden 3. sınıfa&lt;br /&gt;terfi sırası gelen 97; 3. sınıftan 2. sınıfa terfi sırası gelen 238; 2. sınıf emniyet&lt;br /&gt;müdürlüğünden 1. sınıfa terfi sırası gelen 385 personelin durumunu tek tek ele aldı.&lt;br /&gt;En çok 1. sınıfa terfi edecek 385 personelin durumu görüşülürken zorlanıldı. Çünkü&lt;br /&gt;terfi sırasında bekleyen 385 adaya karşılık ancak 84 kadro bulunuyordu.&lt;br /&gt;Terfi bekleyen adayların durumlarının görüşüldüğü toplantılarda terfiye hak&lt;br /&gt;kazanan personelin özlük dosyalarında yer alan cezalardan, başarılara ve aldığı&lt;br /&gt;ödüllere dek hepsi tek tek incelendi. Kurul ahlaki değerlere ters ve maddi&lt;br /&gt;suiistimallere karışan personeli, “özel notu var” şeklinde değerlendirerek liste&lt;br /&gt;dışında tuttu. Kapsam dışı tutulanlar arasında, “irticai faaliyetlerde bulunmak ya da&lt;br /&gt;bu tür faaliyetlere göz yummak” iddiasıyla Başbakanlık Takip Kurulu’nca (BTK)&lt;br /&gt;haklarında “sakıncalı” notu düşülen 21 kişinin dosyaları da vardı.&lt;br /&gt;9 Mayıs 2003’te çalışmalarını tamamlayan YDK, prosedür gereği atama listesini&lt;br /&gt;dönemin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’nun onayına gönderdi. Emniyet&lt;br /&gt;mensuplarının heyecan içinde sonucunu beklediği atama listesi Bakan Aksu&lt;br /&gt;tarafından bir türlü imzalanmıyordu. Aksu’nun Ankara dışında olduğu gerekçesiyle&lt;br /&gt;listenin onaylamadığı söylentisi yayılsa da bir süre sonra işin gerçeği ortaya çıktı.&lt;br /&gt;BTK’nin “kırmızı dosyasında” adı bulunanların terfi ettirilmediğini gören Bakan&lt;br /&gt;Aksu listeyi onaylamıyor, YDK’nin yeniden toplanmasını istiyordu. Oysa listede&lt;br /&gt;yer alan isimlerin terfi durumu da kurulda görüşülmüş ve irticai kimlikleri&lt;br /&gt;nedeniyle bu emniyet mensuplarının terfi ettirilmemesi uygun bulunmuştu.&lt;br /&gt;Normalde terfi ettirilmeyenlerin, Kurul kararlarına karşı İdare Mahkemesi’ne dava&lt;br /&gt;açma hakkı bulunuyordu. Ancak bunun yerine İçişleri Bakanı devreye sokulmuştu.&lt;br /&gt;Kısa süre sonra da, haklarında irticacı yazısı bulunduğu için terfi edemeyen 21&lt;br /&gt;216&lt;br /&gt;emniyet mensubunun dosyalarının yeniden değerlendirmeye alınmasını tavsiye&lt;br /&gt;eden ve Başbakanlık Müsteşarı Fikret Üçcan'ın imzasıyla İçişleri Bakanlığı'na&lt;br /&gt;gönderilen BTK yazısı üzerine YDK 17 Mayıs 2003’te bir kez daha toplandı. Genel&lt;br /&gt;Müdür Gökhan Aydıner’in bu taleple kurulu üyelerini yeniden toplamasına itirazlar&lt;br /&gt;geldi. Gökhan Aydıner ve Genel Müdür Yardımcısı Necati Altıntaş dışındaki&lt;br /&gt;kurulu üyelerinin tamamı ikinci kez toplantı yapmanın kanunsuz olduğunu&lt;br /&gt;mevzuata uygun olarak yapılan toplantıyla da terfilerin gerçekleştirildiğini söyledi.&lt;br /&gt;Aslında Genel Müdür Aydıner’in de bu ikinci toplantıdan çok rahatsız olduğu, bu&lt;br /&gt;nedenle İçişleri Bakanı Aksu ile tartışarak istifa noktasına geldiği duyulmuştu.&lt;br /&gt;Buna rağmen toplantıya devam edildi. Ancak YDK, “yüksek yerlerden” gelen&lt;br /&gt;emirleri uyguladı. Kurul üyelerinden sadece Emniyet Genel Müdür Yardımcısı&lt;br /&gt;Emin Arslan ve APK uzmanı Kamil Tecirlioğlu’nun ikinci toplantının kanuna&lt;br /&gt;aykırı olduğu gerekçesiyle muhalefet şerhi koyduğu bir kararla hakkında irticai&lt;br /&gt;faaliyetlerle ilgili sakıncalar bulunduğu belirtilen 21 personelden 17’sini terfi&lt;br /&gt;ettirdi. Daha sonra Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Necati Altıntaş'ın&lt;br /&gt;başkanlığındaki MDK’nin de iki kez toplanarak, haklarında BTK tarafından benzer&lt;br /&gt;raporlar bulunanlardan 37 komiser, baş komiser ve emniyet amirinin terfi ettirilerek&lt;br /&gt;etkili görevlere getirildiği de ortaya çıktı.103&lt;br /&gt;Muhalefet şerhi Arslan’ı hedef yaptı&lt;br /&gt;Karara muhalif kalan Kamil Tecirlioğlu, teşkilat içinde düzgün kişiliğinin yanı sıra&lt;br /&gt;sorunlara pratik çözüm üreten ve siyasi dalgalanmalardan etkilenmeyen biri olarak&lt;br /&gt;tanınıyordu. Zaten siyasi partilere göre değil göreve ve kanunlara bağlı çizgisi ile&lt;br /&gt;tanındığından görevinden alınarak pasif görev olan APK uzmanlığında sadece&lt;br /&gt;aybaşlarında maaşını aldığı bir göreve getirilmişti. YDK’ye gelecek olana kişilerin&lt;br /&gt;belirlendiği APK uzmanları arasında yapılan gizli bir seçim sonucu terfi&lt;br /&gt;toplantılarına katılabiliyordu. Bu yüzden karara muhalif kalması nedeniyle zaten&lt;br /&gt;herhangi bir “yaptırıma” gerek kalmayan görevdeydi. Fakat sonraki yıllarda bu&lt;br /&gt;tavrının hesabı emniye amiri olan oğluna ödetildi. 2005-2006 yıllarında emniyetin&lt;br /&gt;103 YDK’nin bu toplantılarında terfisi yapılmayanlar arasında, Albayraklar operasyonunda gözaltına alınanlara&lt;br /&gt;işkence yaptığı iddia edilen ve hakkında bazı soruşturmalar yürütülen Adil Serdar Saçan da vardı. Basında çıkan&lt;br /&gt;haberler üzerine Saçan, 22 Eylül 2003’de hem terfi ettirilmeyip başka bir ile tayininin çıkarılması ardından da idari&lt;br /&gt;soruşturmada meslekten çıkartılmasına karar verilince Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Ankara DGM Başsavcılığı&lt;br /&gt;ve Ankara Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Saçan, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu,&lt;br /&gt;Emniyet Genel Müdürü Gökhan Aydıner ile terfi kararına muhalif kalan Emin Arslan ve Kamil Tecirlioğlu dışındaki&lt;br /&gt;Emniyet Genel Müdürlüğü Değerlendirme Kurulu Üyelerini, “Emniyet kadroları içerisinde irticai örgütlenme&lt;br /&gt;yapmak, irticai kadrolaşmayı sağlamak ve irtica tandanslı olmayan müdürleri terfi ettirmemek” suçlamasıyla şikâyet&lt;br /&gt;ediyordu. Ancak suç duyurusuna Ankara DGM ve Cumhuriyet Başsavcılıkları görevsizlik kararı vererek, evrakı&lt;br /&gt;Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. Yargıtay Başsavcısı Nuri Ok da prosedür gereği başvuruları ön&lt;br /&gt;inceleme için İçişleri Bakanlığı’na yolladı. Bakanlık da “suç duyurusunun soyut ve sübjektif olması” gerekçesiyle&lt;br /&gt;“işleme koymama kararı” verdi.&lt;br /&gt;217&lt;br /&gt;pek çok hassas biriminde örneği görüldüğü gibi, kadrosuzluk ve benzeri gibi&lt;br /&gt;görünüşte normal olan bahanelerle başarılı bir personel olan S. Tecirlioğlu&lt;br /&gt;istinbarat hizmetlerinden uzaklaştırıldı.&lt;br /&gt;YDK’nin atamalarına muhalefet şerhi koyarak cemaatin hedef listesine giren Emin&lt;br /&gt;Arslan’la ilgili planlar ise hemen devreye sokuldu. Çünkü aktif bir görev olan&lt;br /&gt;Genel Müdür Yardımcılığı makamında olduğu sürece Emniyette kadrolaşmaya&lt;br /&gt;gidecek olanların önünde engel teşkil edecekti. Terfi toplantısının hemen ertesinde&lt;br /&gt;Emniyetin yurtdışı misyonlarında görev yapacak personelin sınavı yapılmıştı. Dış&lt;br /&gt;İlişkiler Dairesi’nin bağlı olduğu Genel Müdür Yardımcısı da Arslan’dı ve mevzuat&lt;br /&gt;gereği sınav komisyonunun da başkanlığını yapıyordu. Arslan dışında komisyonda&lt;br /&gt;ilgili dairelerin başkanları ile Dış İşleri Bakanlığı yetkililerinin temsilcileri vardı.&lt;br /&gt;Komisyon üyelerinin vereceği oylarla kazananlar belirlenecekti ve kurulda sayısal&lt;br /&gt;olarak üstünlük emniyetçilerdeydi. Arslan bu sınavdan önce, dönemin İçişleri&lt;br /&gt;Bakanlığı Müsteşarlığı Dış İlişkiler Dairesi’nden üst düzey yönetici pozisyonunda&lt;br /&gt;olan R.G. tarafından gönderilen “kazanacaklar listesini” dikkate almayarak objektif&lt;br /&gt;bir seçim yapılmasını sağladı. Daha önce 2002 yılında da 5 yurtdışı irtibat görevi&lt;br /&gt;için yapılan seçimde de, dönemin bir ara geçici bakanlık da yapmış olan müsteşar&lt;br /&gt;Muzaffer Ecemiş’in verdiği isimleri değil hak edenin kazanmasını sağlayan Arslan&lt;br /&gt;bu nedenle soruşturma geçirmişti. O sınavı kazanan adaylar ise müsteşarken&lt;br /&gt;Ecemiş’in çabalarıyla yurtdışına gönderilmemişti. Bunun üzerine sınavı kazananlar,&lt;br /&gt;açtığı davayla idari yargı kararıyla yurdışına gidebilmişti.&lt;br /&gt;Arslan’la ilgili olarak ilk önce, ayrıntılarını geçtiğimiz bölümlerde anlattığımız ve&lt;br /&gt;Arslan’ın yanı sıra Sabri Uzun ve İsmail Çalışkan’ı da hedef alan ihbar mektubu&lt;br /&gt;gönderildi. Bu üst düzey 3 emniyetçi, Alaattin Çakıcı’nın Türkbank ihalesine&lt;br /&gt;yaptığı müdahaleyi ilgililere zamanında haber vermeyip uyarı görevlerini yerine&lt;br /&gt;getirmeyerek “görev kusuru” işlemekle suçlanıyordu. Bu soruşturmadan aklansa da&lt;br /&gt;Emin Arslan, 12 Temmuz 2005’te emekliliğine iki ay kalmış olan bir genel müdür&lt;br /&gt;yardımcısı mahkeme kararı ile görevine döndü gerekçesiyle kızağa alındı. İçişleri&lt;br /&gt;Bakanı Abdülkadir Aksu’nun bilgisinde gerçekleşen operasyon çerçevesinde&lt;br /&gt;Abdullah Bolcu’nun kazandığı idari davada verilen “göreve iade kararı” yürürlüğe&lt;br /&gt;konuldu. Bolcu, yeniden genel müdür yardımcısı olurken, Emin Aslan ise APK&lt;br /&gt;uzmanı olarak kızağa çekildi. Yaklaşık 10 ay sonra 4 Mayıs 2006’da Emin Arslan,&lt;br /&gt;Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin oybirliğiyle verdiği kararla görevine iade&lt;br /&gt;edildi. Ancak Bakanlık Arslan’ı göreve başlatmak yerine karar itiraz etti. İtirazı&lt;br /&gt;görüşen Bölge İdare Mahkemesi de oybirliğiyle Arslan lehine karar verince bu kez&lt;br /&gt;de Bakanlık Danıştay nezdinde itiraz etti. Ancak Danıştay 5. Dairesi 2008 Aralık&lt;br /&gt;ayında oybirliğiyle yine Emin Arslan lehine karar verdi. Danıştay’ın, “kesin iade”&lt;br /&gt;kararıyla görevine iade edilen Arslan’ın artık siyasi etkiyle görevden alınması&lt;br /&gt;imkânsız hale gelmişti. Bundan sonra Arslan’ı görevden almak için tek yol kalmıştı&lt;br /&gt;tutuklanmasını sağlayacak bir suç bulmak.&lt;br /&gt;218&lt;br /&gt;2004 yılında, Emin Arslan’a komplo iddiası&lt;br /&gt;Bu kızak göreve atanmasından önce, Hürriyet Gazetesi yazarı Yalçın Bayer,&lt;br /&gt;Arslan’la ilgili bir başka komplonun da devreye gireceğini iddia eden bir yazı&lt;br /&gt;kaleme almıştı. Ancak bu konuya girmeden önce Arslan’a yönelik düzenleneceği&lt;br /&gt;iddia edilen komploda kimlerin görevlendirildiğini görebilmek için birkaç&lt;br /&gt;anımsatmaya ihtiyacımız var.&lt;br /&gt;Avrupa’daki uyuşturucu pazarında hatırı sayılır bir yeri olan Türkiye mafyasında&lt;br /&gt;1990’lardan itibaren bir tasfiye yaşanmıştı. Hem Türkiye içinde hem de uluslararası&lt;br /&gt;alanda da yürütülen önemli operasyonlara yeraltı dünyasının önemli isimleri birer&lt;br /&gt;birer cezavine girmişti. Bu dönemde operasyon düzenlenen isimlerden biri de&lt;br /&gt;Hüseyin Baybaşın’di. 1995 yılında Akdeniz”de Lucky S gemisinde yakalanan 14&lt;br /&gt;ton uyuşturucunun sahibi olarak aranan Hüseyin Baybaşin, Türk ve Hollanda&lt;br /&gt;polisinin “Siyah Lale” adını verdiği ortak operasyonuyla Hollanda’da 27 Mart&lt;br /&gt;1998’de yakalandı. Yargılama sonucunda 18 yıl hapis cezası alan Baybaşin ve&lt;br /&gt;ailesinin milyon dolarlarla ifade edilen Türkiye, Almanya ve İngiltere’deki tüm mal&lt;br /&gt;varlığına ve bankalardaki paralarına da el konuldu. Kararı temyiz eden Baybaşin&lt;br /&gt;hakkında Hollanda Yüksek Mahkemesi bu kez de 18 yıllık hapis cezasını müebbete&lt;br /&gt;çevirmişti. Aynı alieden Nizamettin Baybaşin 10 Mayıs 2002’de Almanya”da 15&lt;br /&gt;yıl hapis cezasına çarptırılırken Mahmut Baybaşin ise İspanya”da yakalanarak&lt;br /&gt;tutuklandı. Yine 1998’in 14 Ağustos günü noktalanan Matador adı verilen&lt;br /&gt;operasyonla da, aynı zamanda Başbaşin’in en büyük rakibi olan Urfi Çetinkaya ve&lt;br /&gt;çetesine yönelik operasyonlar gerçekleştirilmişti. KOM Daire Başkanlığı’nın ,&lt;br /&gt;İspanya ve Hollanda polisiyle 2 yıl birlikte çalışarak yürüttüğü Türkiye ile Batı&lt;br /&gt;Avrupa ülkeleri arasındaki uyuşturucu trafiğini önlemeye yönelik operasyonlarda,&lt;br /&gt;daha önce polis içindeki bağlantıları nedeniyle bir türlü ele geçirilemeyen&lt;br /&gt;uluslararası uyuşturucu kaçakçısı Urfi Çetinkaya ve ortağı Cemal Nayır ile&lt;br /&gt;adamları yakalanarak tutuklanmışlardı. Bu operasyon sırasında İspanya’dan bir&lt;br /&gt;avukat Emin Arslan ve ekibine rüşvet olarak dağıtılmak üzere 3 milyon dolar&lt;br /&gt;parayla Türkiye’ye gelmişti. İspanyol polisinin yaptığı telefon dinlemeleriyle de&lt;br /&gt;tespit edilen bu girişim, Emin Arslan’a rüşvet teklifinde bulunması halinde&lt;br /&gt;avukatın tutuklanacağından endişe ederek vazgeçmesi üzerine gerçekleşmemişti.&lt;br /&gt;Bu tutumları ve operasyondaki başarıları nedeniyle İspanya; Arslan, operasyon&lt;br /&gt;savcısı ve operasyonda görev yapan iki yöneticiyi “Polis Liyakat Nişanı” ile&lt;br /&gt;ödüllendirmişti. Arslan tutuklandıktan sonra, çetenin ikinci adamı olan Cemal&lt;br /&gt;Nayır tutuklu bulunduğu Edirne cezaevinden bir mektup yazarak 3 milyon dolarlık&lt;br /&gt;rüşvet olayını anımsatıp dalga bile geçmişti.&lt;br /&gt;Bu operasyonlardan 6 yıl sonra Hürriyet Gazetesi yazarlarından Yalçın Bayer, iki&lt;br /&gt;gün üstüste Emin Arslan’ın adının geçtiği iki ayrı yazı kaleme aldı. “Çakıcı'yı&lt;br /&gt;219&lt;br /&gt;yakalayan polislerin başına gelenler”104 başlıklı yazısında Bayer, Türkbank&lt;br /&gt;yolsuzluğuyla ilgili Mesut yılmaz’ın Yüce Divan’da yargılanmasına başlanacağını&lt;br /&gt;anımsatarak, “Bu konuda hazırlanan TBMM Türkbank Soruşturma Komisyonu&lt;br /&gt;raporu oldukça titiz hazırlanmış, ancak yargı karşısına çıkacak Mesut&lt;br /&gt;Yılmaz ve Güneş Taner'den önce bazı bürokratlar hakkında mahkûmiyet kararı&lt;br /&gt;verilmiş gibi görünüyor” diyordu. Bayer, birçok başarılı operasyona imza atan&lt;br /&gt;Emin Arslan ve ekibinin haklarında gönderilen bir ihbar mektubuna dayanılarak,&lt;br /&gt;Türkbank ihalesi öncesi Korkmaz Yiğit-Alattin Çakıcı arasındaki ilişkileri&lt;br /&gt;bilmelerine rağmen uyarı görevlerini yerine getirmeyerek ”görev kusuru” işlemekle&lt;br /&gt;suçlanmasını eleştiriyordu. Bayer ertesi gün de yine Arslan’la ilgili, “Baybaşin&lt;br /&gt;‘Arslan' avında”105 başlıklı bir yazıyla konuya devam etmişti. Bayer ilginç iddialar&lt;br /&gt;ortaya attığı yazısında Arslan ve ekibi hakkında yıpratma kampanyasının çok&lt;br /&gt;önceden tezgáhlandığını gösteren önemli bir belgeye sahip olduğunu söylüyordu:&lt;br /&gt;“2002 yılının İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen'e106 ve Emniyet Genel&lt;br /&gt;Müdürü Kemal Önal'a 3.4.2002 tarihinde resmi bir yazı gelir; konusu Hüseyin&lt;br /&gt;Baybaşin'dir. ‘Çok gizli'damgalı B.05.1EGM.0.09.05.03/1944 numaralı yazıda&lt;br /&gt;uluslararası uyuşturucu kaçakçısı olan Baybaşin'in, Emin Arslan ve ekibine dönük&lt;br /&gt;‘yıpratma’ kampanyası için hazırlık yaptıkları ihbar edilir. İhbarı yapan&lt;br /&gt;da, Baybaşin'i ‘muhbir' olarak kullanan bir yabancı devletin üst düzey emniyet&lt;br /&gt;görevlisidir. Yazıda, ülkesinin muhbir kullanma prosedürü gereği bilgi&lt;br /&gt;veremediğini anlatan yetkili, Baybaşin'in avukatının (muhtemelen Berzan Ekinci)&lt;br /&gt;kendisine gelerek, Türkiye'nin yolsuzluklar içinde bulunan uyuşturucu trafiğini&lt;br /&gt;kontrol eden bir ülke olduğunu, bununla mücadele eden KOM ve başındaki Emin&lt;br /&gt;Arslan ile yardımcısı İsmail Çalışkan'ın da bu işlerden ‘pay' aldığına dair bir plan&lt;br /&gt;yaptıklarını aktarır. Yabancı görevlinin verdiği bilgiye göre; Hüseyin Baybaşin,&lt;br /&gt;1998'de Hollanda polisiyle işbirliği sonucu kendisini 105 kilo eroin ve 5 kilo esrar,&lt;br /&gt;ayrıca silahlarla yakalatan ve 18 yıl (sonradan müeebbete çevrildi) hapis cezası&lt;br /&gt;almasına neden olan Emin Arslan'dan intikam almak istemektedir. Bu oyun başarılı&lt;br /&gt;olursa Baybaşin hakkında mahkumiyet kararının düşeceği hesap edilmektedir!...&lt;br /&gt;Yabancı görevli ayrıca Baybaşin'in hedef aldığı kişilerle (Emin Arslan ve İsmail&lt;br /&gt;Çalışkan) ilgili olarak medya, siyaset ve bürokrasi içinde ‘karalama' kampanyası&lt;br /&gt;düzenlenebileceğini de aktarır.”&lt;br /&gt;Emin Arslan, Yiğit Bulut’un hazırlayıp sunduğu Sansürsüz107 isimli proğrama&lt;br /&gt;telefonla bağlanarak bu iddialarla ilgili görüşlerini aktarmıştı. Hakkındaki&lt;br /&gt;104 Hürriyet Gazetesi, 26 Ağustos 2004&lt;br /&gt;105 Hürriyet Gazetesi, 27 Ağustos 2004&lt;br /&gt;106 Rüştü Kazım Yücelen, Bayer’in köşesinde 28 Ağustos 2004’te yayımlanan açıklamasında , “Arslan’ı KOM Daire&lt;br /&gt;Başkanlığı görevinden benim aldığım doğrudur. Ancak kendisini Emniyet Genel Müdür Yardımcısı yaptım; eskisi&lt;br /&gt;gibi daha yetkili çalışsın diye aynı daireyi kendisine bağlattım. İsteği üzerine yardımcısı İsmail Çalışkan’ı da yerine&lt;br /&gt;daire başkanı yaptım. Yani kızağa alan ben değilim” dedi.&lt;br /&gt;107 Habertürk TV, 7 Aralık 2010&lt;br /&gt;220&lt;br /&gt;komplonun çeteleşmiş cemaat mensupları tarafından yapıldığını belirten Arslan,&lt;br /&gt;“Bu cemaat mensupları ile uyuşturucu kaçakçılarının isteklerinin çakışmasını ve&lt;br /&gt;birlikte hareket etmelerini önce cemaat içindeki sağduyulu ve yanıltılmış kişilerin&lt;br /&gt;düşünmesi gerekir. Bir uyuşturucu kaçakçısının 8 yıl önce benimle ilgili planlarının&lt;br /&gt;neden bu zamanda gerçekleştiğini, bu planların gerçekleşmesi için emniyetin kilit&lt;br /&gt;üniteleri olan Kaçakçılık ve İstihbarat daireleri ile İstanbul ve Ankara’daki ilgili&lt;br /&gt;birimlere kimlerin hâkim olması sonucu Baybaşin’in isteğine uygun operasyon&lt;br /&gt;yapılabildiğine dikkatinizi çekerim. Bana ve Hanefi Avcı’ya yapılan operasyonlar,&lt;br /&gt;emniyet içinde dik duracak ilkeli polislere bir gözdağı verme amacı taşımaktadır.&lt;br /&gt;Çünkü bizim gibilerin, emniyet içindeki bir takım kadrolaşmalara engel olacakları&lt;br /&gt;bilinen bir husustur” dedi.&lt;br /&gt;Ergenekon soruşturmasına adı karıştırıldı&lt;br /&gt;2007 yılında başlayıp hız kesmeden süren Ergenekon soruşturmasının, ikinci&lt;br /&gt;iddianamesinde de Emin Arslan’ın adına yer verilmişti. İddianame açıklandıktan&lt;br /&gt;bir hafta sonra Yeni Şafak Gazetesinde Ali Oktay imzasıyla, “Tetikçinin silahlarını&lt;br /&gt;incelemeyin talimatı” balıklı bir haber108 yayımlanmıştı. Haberde, Ergenekon&lt;br /&gt;sanıklarından Osman Gürbüz’ün1994'te Gebze’de polisle çatıştıktan sonra bırakıp&lt;br /&gt;kaçtığı çantadan çıkan silahlar için dönemin Emniyet Özel Harekat Timleri'nin&lt;br /&gt;başında bulunan Korkut Eken'in Gebze Emniyeti'ni arayarak “silahları&lt;br /&gt;incelemeyin” talimatı verdiği ileri sürülüyordu. Bu iddiayı dile getiren ise ikinci&lt;br /&gt;iddianamenin gizli tanıklarından Yavuz isimli bir eski polisti. Haberde Emin&lt;br /&gt;Arsan’la ilili iddiaların yer aldığı bölüm şöyleydi: “Kendisinin olayın ardından ele&lt;br /&gt;geçirilen silahların kriminal raporlarını almak için görevlendirildiğini anlatan&lt;br /&gt;Yavuz, mühürlü bir poşet içersinde yazı ile birlikte silahları İstanbul'a götürmek&lt;br /&gt;üzere emniyetin merdivenlerinden inerken 'geri dön iş değişti' talimatı verildiğni&lt;br /&gt;belirtti. Amirlerinin elindeki poşet ve silahları geri aldıklarını söyleyen Yavuz,&lt;br /&gt;kendisine içinde ne olduğunu bilmediği mühürlü bir poşetin verildiğini ve bunları&lt;br /&gt;Ankara'ya Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Emin Aslan'a&lt;br /&gt;götürmesinin söylendiğini anlattı. Poşeti Ankara'da Emniyet İstihbarat Daire&lt;br /&gt;Başkanlığı'nın girişindeki güvenlik görevlisine Emin Aslan'a verilmek üzere teslim&lt;br /&gt;ettiğini söyleyen gizli tanık Yavuz, o dönemde Emniyet Genel Müdürlüğü Özel&lt;br /&gt;Harekât Timleri'nin başında bulunan emekli Albay Korkut Eken'in, Gebze&lt;br /&gt;Emniyeti'ni arayarak silahlarla ilgili inceleme yapılmamasını istediğini ileri&lt;br /&gt;sürdü.”&lt;br /&gt;Haberin yayımlanmasından 2 gün sonra yine aynı gazetenin iç sayfalarında gözden&lt;br /&gt;kaçırılan kısacık bir haber vardı: “Emniyet Genel Müdürü Yardımcısı Emin&lt;br /&gt;108 Yeni Şafak Gazetesi, 2 Nisan 2009&lt;br /&gt;221&lt;br /&gt;Arslan, gönderdiği açıklamada, söz konusu olayın Ergenekon iddianamesinde&lt;br /&gt;yanlış yansıdığını belirtti. Arslan, Ergenekon tutuklusu Osman Gürbüz'ün polisle&lt;br /&gt;girdiği çatışmada arkasında bırakılan silah ve eşyaların incelenmesi için Emniyet&lt;br /&gt;Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığı'na gönderildiğini belirtti. Arslan,&lt;br /&gt;ilgili inceleme sonuçlarının da Gebze Adliyesi'ne teslim edildiğini kaydetti.”&lt;br /&gt;“Taraf”tar Hüseyin Baybaşin sahnede&lt;br /&gt;Emin Arslan’ın bu açıklaması elbette gazetede, iddiaların yer aldığı gibi&lt;br /&gt;duyurulmamıştı. Medya üzerinden yürütülen bir operasyonla adı Ergenekon&lt;br /&gt;soruşturmasına da bulaştırılan Emin Arslan’ın adı, ayrıntılarını birazdan&lt;br /&gt;anlatacağımız uyuşturucu operasyonunda tutuklanmasından birkaç ay sonra Taraf&lt;br /&gt;Gazetesinin manşetindeydi. Habere konu olan iddialar ise, Yalçın Bayer’in 2004&lt;br /&gt;yılında Arslan’la ilgili komplo içinde olmakla suçladığı Hüseyin Baybaşin&lt;br /&gt;tarafından dile getirilmişti.&lt;br /&gt;Tarih 5 Ocak 2010. Emin Arslan adının karıştığı uyuşturucu operasyonu&lt;br /&gt;soruşturmasında, polis memurları Murat Nemutlu ve Mustafa Saral’la birlikte&lt;br /&gt;tutuklanarak cezaevine konulmuştur. Taraf Gazetesi’nin manşetinde, “Silah verir&lt;br /&gt;eroin alırdık”109 başlıklı Fırat Alkaç imzasıyla bir haber yayımlanır. Haberde,&lt;br /&gt;uyuşturucu soruşturmasını yürüten Savcı Mehmet Berk’e tutuklu bulunduğu&lt;br /&gt;Hollanda’daki cezaevinden 8 sayfalık bir mektup gönderen Hüseyin Baybaşin’in,&lt;br /&gt;Ergenekon sanığı emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün, polis müdürü Emin Arslan’la&lt;br /&gt;ortak iş yaptığını iddia ettiği anlatılmaktadır. Tutuklu bulunduğu Zootermeer&lt;br /&gt;Cezaevi’nden gazeteye önemli açıklamalar yaptığı belirtilen haberde Baybaşin’in,&lt;br /&gt;“Kısmetim-1 gemisi boş halde batırıldı. Şehmuz Daş konuşmasın diye öldürüldü.&lt;br /&gt;İki ton uyuşturucuyu devlet pazarladı” iddialarında bulunduğu da aktarılıyordu.&lt;br /&gt;Ergenekon’un işaret fişeği sayılan Tuncay Güney’in 2001 yılında verdiği&lt;br /&gt;ifadeyle110 Baybaşin’in anlattıklarını örtüştüğü vurgulanan haberde iddialar şöyle&lt;br /&gt;sıralandı: “Lucky-S gemisi uyuşturucu dolu halde yakalandı bunlar piyasaya&lt;br /&gt;satıldı. Böylece Türkiye ve dünya kamuoyuyla dalga geçildi. Gemideki&lt;br /&gt;uyuşturucunun her gramının nereye teslim edildiğini Mestan Şenel ve Emin Arslan&lt;br /&gt;bilir. Şeyhmuz Daş konuşmasın diye öldürüldü. Ben Necdet Menzir’i de olayın&lt;br /&gt;109 Taraf Gazetesi, 5 Ocak 2010&lt;br /&gt;110 Ergenekon firarisi Tuncay Güney, 2001 yılında polise verdiği ifadede, “Kısmetim-1 gemisindeki eroinin sahibi,&lt;br /&gt;uyuşturucu kaçakçısı Nejat Daş ve Ergenekon örgütüydü. Bir senaryo hazırlandı. Gemi Akdeniz’in ortasında boş&lt;br /&gt;batırılacak ve eroin yurtdışına satılacaktı. O günlerde Daş polisin elindeydi. Üst düzey iki kamu görevlisi gemideki&lt;br /&gt;mala ortak olmak istiyordu. Pazarlıklara dâhil edildiler. Ergenekon adına pazarlığı JİTEM’ci yüzbaşı yürütüyordu.&lt;br /&gt;Geminin delilleri yok etmek için kaçakçılar tarafından nasıl batırıldığı, İstanbul’dan götürülen gazeteciler tarafından&lt;br /&gt;kare kare görüntülendi. İki kamu görevlisinin ortak olduğu eroinin yerine ulaştırıldığını biliyorum. Ergenekon o&lt;br /&gt;yıllarda tamamen yeraltına inerek uyuşturucuya bulaştı. Doğu’dan gelen eroinin Türkiye üzerinden geçişini organize&lt;br /&gt;ediyordu” demişti.&lt;br /&gt;222&lt;br /&gt;içinde biliyordum. Menzir yaptığı açıklamada ‘Ben pay almadım’ demiş. Ama olayı&lt;br /&gt;A’dan Z’ye iyi biliyor. Basında Lucky-S gemisinin içindeki uyuşturucunun suçlusu&lt;br /&gt;olduğum yazıldığı için durum hakkında araştırma yaptım. O operasyona katılan&lt;br /&gt;görevlilerden ve o uyuşturucunun sonradan tekrar yakalanmasında adı geçen&lt;br /&gt;kişilerden öğrendim. Uyuşturucuyu yakalatan bir şahıs ile de görüştüm. Hiçbir&lt;br /&gt;şüpheye yer kalmayacak kadar doğruluğuna inandım ve kamuoyuna açıkladım. Bu&lt;br /&gt;bilgi Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Merkez Komutanlığı ve MİT’in&lt;br /&gt;arşivlerinde de vardır. Lucky-S gemisinde yakalanmış olan uyuşturucunun iki&lt;br /&gt;tonluk kısmı sonradan Türkiye’de yakalandı. Yakalanan madde gemideki&lt;br /&gt;uyuşturucuyla aynıydı. Kısmetim-1 ve Lucky-S gemileri şov için kullanıldı.&lt;br /&gt;Afganistan’a para değil silah gider uyuşturucu gelirdi. Bu pislikleri vatanı&lt;br /&gt;PKK’dan kurtarmak bahanesiyle yapıyorlardı.”&lt;br /&gt;Arslan, Küçük’e yeşil pasaport verdi iddiası&lt;br /&gt;Kısmetim-1 adlı geminin de, içinde uyuşturucu varmış gibi gösterildikten sonra boş&lt;br /&gt;halde iken kasıtlı olarak batırıldığını öne süren Baybaşin, “Kısmetim-1&lt;br /&gt;yakalanmadan yedi-sekiz ay önce emniyet ve istihbarat birimleri bu gemiyi&lt;br /&gt;konuşuyorlardı. Gemi Dubai Ajman limanındayken bir personelinde 12 kilogram&lt;br /&gt;eroin yakalandı. Bundan ötürü Kısmetim-1 limanda bir yıl bekletildi. ABD, İngiliz,&lt;br /&gt;Interpol ve Dubai görevlileri Kısmetim-1 gemisini didik didik aradı. Bir gram&lt;br /&gt;uyuşturucu yoktu gemide. Ancak o dönemde, Türkiye’ye gemilerle uyuşturucu&lt;br /&gt;geldiği, bunların Avrupa ve dünyaya satılmak üzere hazırlandığı konuşuluyordu.&lt;br /&gt;Yahya Demirel, Emin Arslan ve Mestan Şenel ile bu gemi konusunu çok kez&lt;br /&gt;konuştum. Ayrıca, bu gemi gibi o yıllarda onlarca uyuşturucu yüklü gemi ülkeye&lt;br /&gt;gelerek, pazarlandı. Aynı şekilde Azerbaycan üzerinden araçlar da uyuşturucu&lt;br /&gt;madde getiriyordu” diyordu. JİTEM kurucularından Ergenekon sanığı emekli&lt;br /&gt;Tuğgeneral Veli Küçük’le, Mehmet Emin Arslan’ın birçok ortak iş yaptığını&lt;br /&gt;anlatan Baybaşin, “1991 yılında Emin Arslan, Veli Küçük’e verilmek üzere altı adet&lt;br /&gt;sahte yeşil pasaport ve aynı pasaportlar için kimlik ve silah ruhsatı ile birlikte silah&lt;br /&gt;götürüp Üsküdar’da bir oto galerisinde bırakmışlardı. Veli Küçük para yerine&lt;br /&gt;Mehmet Emin Arslan’a bir Mercedes araba teklif etmişti. Arslan, Küçük’ün onlara&lt;br /&gt;vermek istediği arabayı Vatan Caddesi’ndeki benim oto alım-satım yerime&lt;br /&gt;getirdiler. Arslan değerinden fazla para istiyordu. Beyaz bir Mercedesti. Mestan&lt;br /&gt;Şenel’de İstanbul Narkotik Şube Müdürü’ydü” diye iddialarda bulundu.&lt;br /&gt;Baybaşin’in mektubunda birçok ismi de dâhil ederek Emin Arslan’ı suçluyordu.&lt;br /&gt;Ancak iddialarına konu olan tarihlerde Arslan, henüz KOM Dairesi’nde değil,&lt;br /&gt;İstihbarat Dairesi’nde görevli olduğu gibi karaciğer rahatsızlığı nedeniyle de&lt;br /&gt;yurtdışında tedavi görüyordu.&lt;br /&gt;223&lt;br /&gt;Üst düzey polislerin adının karıştığı uyuşturucu operasyonu&lt;br /&gt;Tarihler 15 Eylül 2009’u gösterdiğinde birçok gazetede ya manşetten ya da ilk&lt;br /&gt;sayfada büyük gösterilen haber, İstanbul Emniyet Müdürlüğü polislerinin yaptığı&lt;br /&gt;bir uyuşturucu operasyonuyla ilgiliydi. Haberlere göre İstanbul Narkotik Şube&lt;br /&gt;Müdürlüğü ekipleri, işadamı Habib Kanat'ın uyuşturucu imalatı yapılan depolarını&lt;br /&gt;basmış ve piyasa değeri 2 milyar TL olan uyuşturucu amfetamin hammaddesi ele&lt;br /&gt;geçirilmişti. Haberlerde uzun süredir uyuşturucu ticareti yaptığının bilindiği ancak&lt;br /&gt;aleyhinde yeterli delil bulunamadığı için suçlanamadığı iddia edilen Kanat’ın 1,5&lt;br /&gt;yıldır sürdürülen teknik takip sonucu yakalandığı anlatılıyordu. İddiaya göre teknik&lt;br /&gt;takipler sonucu Kanat’ın Pendik ve Tuzla'da olduğu belirlenen 3 imalathanesi ve&lt;br /&gt;bir deposuna baskın düzenlenmiş ve uyuşturucu hammaddesi olan 3 ton amfetamin&lt;br /&gt;ile 30 ton kimyasal madde ele geçirilmişti. Operasyonda Kanat’la birlikte yüksek&lt;br /&gt;kimya mühendisi Doçent Hüseyin Rıza Işık'ın da aralarında bulunduğu 11 kişinin&lt;br /&gt;gözaltına alındığına da yer veriliyordu. Haberde, Kanat’ın ortağı olduğu ve üretilen&lt;br /&gt;uyuşturucuyu Ortadoğu'ya sevk ettiği öne sürülen zanlılar işadamı Şevket Hidayet&lt;br /&gt;ve oğlu Şıh Mehmet Hidayet’in isimleri ise rumuzlanarak verilmişti. Kimi gazeteler&lt;br /&gt;çetenin lideri olduğu öne sürülen Habib Kanat’ın uyuşturucu paralarıyla cami&lt;br /&gt;yaptığını anlatırken, kimisi de zanlılar arasında bulunan eski kimyager&lt;br /&gt;akademisyen Hüseyin Rıza Işık’ın, polise uyuşturucu operasyonlarında bilirkişilik&lt;br /&gt;yaparken uyuşturucu satıcısına dönüşünün hikâyesini anlatıyordu. İddialar ilginçti&lt;br /&gt;ve haberler ertesi gün de devam etti. Hatta İstanbul Valisi Muammer Güler yanında&lt;br /&gt;İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın’la beraber televizyonlarda basın&lt;br /&gt;açıklaması yaparak Türkiye tarihinin en büyük uyuşturucu operasyonlardan birinin&lt;br /&gt;yapıldığını ve ele geçirilen 400 kilo uyuşturucunun piyasa değerinin 2 milyar lira&lt;br /&gt;olduğundan bahsediyordu. Ancak televizyonlar ve gazetelerde yapılan haberlerde&lt;br /&gt;bu kez öne çıkan unsur, uyuşturucu çetesinin polisten yardım aldığı iddialarıydı.&lt;br /&gt;İddiaların ortasındaki isim ise Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan’dı.&lt;br /&gt;Yine narkotikçi kökenli iki polis müdürü Murat Nemutlu ile Mustafa Aral’ın da&lt;br /&gt;çeteyle bağlantılı olduğunu anlatan kaynağı da yine polis teşkilatı olan haberlerde,&lt;br /&gt;iddiaların Emniyette “deprem” yarattığını ifade ediyordu. Doğan grubu medyasının&lt;br /&gt;daha itidalli yaklaştığı iddialar cemaat medyasının manşetlerindeydi. Hatta Yeni&lt;br /&gt;Şafak Gazetesi, “İki No’lu İsim Uyuşturucu Trafiğinde” manşetinin içinde, daha&lt;br /&gt;önce yayımladıkları ve tekzip de edilen Arslan’ın Ergenekon’la bağı olduğu&lt;br /&gt;yolundaki haberini de yeniden anımsatmıştı.&lt;br /&gt;Arslan nihayet görevinden alındı&lt;br /&gt;Haliyle konuyla ilgili tüm haberler, geçmişte yaptığı başarılı operasyonlarla birçok&lt;br /&gt;uyuşturucu çetesi liderini cezaevine gönderen Emin Arslan üzerinden anlatılmaya&lt;br /&gt;224&lt;br /&gt;başlanmıştı. Arslan, uyuşturucu çetesinin lideri olduğu öne sürülen Habib Kanat’la,&lt;br /&gt;telefon dinlemeleri sırasında ortaya çıkan ilişkisi nedeniyle soruşturma kapsamında&lt;br /&gt;soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Berk’e 17 Eylül 2009&lt;br /&gt;günü ifade vermişti. Yine telefon dinlemelerine takılan, operasyonu yapan KOM&lt;br /&gt;Daire Başkanlığı’na bağlı Köpek Eğitim Merkezi’nde görevli polis müdürü Murat&lt;br /&gt;Nemutlu ile Koruma Daire Başkanlığı’na bağlı Deniz Limanları Şube Müdür&lt;br /&gt;Vekili Mustafa Aral da ifade verenler arasındaydı. Arslan ve iki emniyet müdürü&lt;br /&gt;ifadelerinin ardından tutuklanma talebiyle sevkedildikleri mahkemeden tutuksuz&lt;br /&gt;yargılanmak üzere serbest bırakılsa da, savcılığın hakkında “gizlilik kararı” aldığı&lt;br /&gt;dosyayla ilgili tüm bilgiler devam eden günlerde önce gazetelerin sonra da&lt;br /&gt;televizyonların vazgeçilmez haberleri oldu. Telefon dinleme kayıtları, fiziki takip&lt;br /&gt;tutanakları, BDDK raporları ve tanık anlatımları gibi delillerden yola çıkarak&lt;br /&gt;Arslan ve emniyet müdürleri Nemutlu ile Aral, “Habib Kanat’ı korumak ve&lt;br /&gt;kollamak; Kanat’ın yakalanmasının ertesinde aklanmasını sağlamaya yönelik&lt;br /&gt;girişimlerde bulunarak bu amaçla bilgi, belge ve delil toplamaya çalışmak;&lt;br /&gt;delilleri karartmak ve bilgi sızdırmak; Kanat ve Hüseyin Rıza Işık’la irtibat kurmak&lt;br /&gt;ve şahsi maddi çıkar sağlamak”la suçlanıyordu. Arslan ve Kanat’ın oğullarının bir&lt;br /&gt;dönem ortak şirket kurduğu da iddialar arasındaydı. Sonradan gerçekten de ikilinin&lt;br /&gt;oğullarının bir dönem şirket ortaklıkları olduğu belirlendi. İddianamede, menfaat&lt;br /&gt;teminin kanıt gösterilen olaylar arasında sayılsa da bu ortaklıkla ilgili Emin&lt;br /&gt;Arslan’ın oğlunun ne tanık ne de sanık olarak ifadesi alınmamıştı.&lt;br /&gt;Arslan ve diğer iki polis müdürü iddiaları reddetseler de, Savcı Mehmet Berk’in&lt;br /&gt;tutuksuz yargılanmaya yaptığı itiraz üzerine İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi&lt;br /&gt;heyeti üst düzey 3 polis hakkında 24 Eylül 2009’da tutuklama kararı verdi. Arslan&lt;br /&gt;ile emniyet müdürleri Nemutlu ve Aral kendiliklerinden geldikleri İstanbul&lt;br /&gt;Beşiktaş Adliyesi’nde ertesi gün tutuklandı. Savcı Mehmet Berk tarafından polis&lt;br /&gt;müdürleri hakkında düzenlenen iddianame yaklaşık 4,5 ay sonra, 25 Ocak 2010’da&lt;br /&gt;İstanbul 9.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İlk duruşma tarihi de 4 ay&lt;br /&gt;sonraya 27 Mayıs 2010 tarihine verilmişti. İlk duruşma gününe dek aradan geçen 9&lt;br /&gt;aylık dönemde avukatlarının tüm tahliye talepleri reddedilen emniyet müdürleri&lt;br /&gt;hâkim karşısına çıktıkları ilk duruşmada aylar süren tutukluluktan sonra tahliye&lt;br /&gt;oldular. Ancak Arslan hakkında 24 Eylül ‘de verilen tutuklama kararının aynı gün&lt;br /&gt;İçişleri Bakanlığı’na ulaşmasının ardından görevden alınması için de hemen üçlü&lt;br /&gt;kararname hazırlandı. İçişleri Bakanlığı ile Başbakanlıkta imzalanan kararname&lt;br /&gt;vakit kaybetmeden onay için Çankaya Köşküne gönderildi. Basında çıkan&lt;br /&gt;haberlerden sonra İçişleri Bakanlığı’nın görevlendirdiği iki mülkiye müfettişinin&lt;br /&gt;hazırladığı ilk inceleme raporunda yer alan “olayın medyada yer alması,&lt;br /&gt;kamuoyunda büyük yankılara sebeb olması ve emniyet teşkilatı hakkında&lt;br /&gt;kamuoyunda yanlış düşüncelere yol açması sebebiyle…” şeklindeki gerekçeler ve&lt;br /&gt;tutuklu yargılanıyor olmaları nedeniyle de Arslan ve 2 emniyet müdürü 4 Kasım&lt;br /&gt;225&lt;br /&gt;2009’da açığa alındı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün onayıyla da Emin Arslan 13&lt;br /&gt;Ocak 2010’da merkeze çekildi.&lt;br /&gt;Üç emniyet müdürünün de ortak özelliği çalıştıkları birimlerden kızak görevlere&lt;br /&gt;gönderilmeleri üzerine açtıkları davalar sonunda İdare Mahkemesi kararlarıyla eski&lt;br /&gt;görev yerlerine dönmüş olmasıydı. Murat Nemutlu ve Mustafa Aral KOM Daire&lt;br /&gt;Başkanlığı emrine, Arslan se Emniyet Genel Müdür Yardımcılığı görevine&lt;br /&gt;mahkeme kararıyla dönmüştü. Zaten 2006 yılında Danıştay’ın “kesin iade”&lt;br /&gt;kararıyla görevine dönen ve görevinden alınmasının tek koşulu tutuklanması olan&lt;br /&gt;Arslan’ın da böylece ayağı kaydırılmış oluyordu. Avukatlarının tahliye talepleri&lt;br /&gt;reddedilen polis müdürleri ise haklarında düzenlenen iddianamenin 4 ay sonra&lt;br /&gt;açıklanmasının ardından başlayan yargılamaların 5. ayında, 9 ay tutukluluktan&lt;br /&gt;sonra tahliye oldular. Süreç içinde Habib Kanat’ın aslında Emin Arslan ve diğer iki&lt;br /&gt;müdür için bir dönem çalışan uyuşturucu muhbiri olduğu ve KOM Daire&lt;br /&gt;Başkanlığı’nda, kimliğini gizli tutmak için “X” muhbir diye kaydının bulunduğu&lt;br /&gt;ortaya çıkacaktı. Kanat’ın aynı zamanda, o dönemde KOM Daire Başkanlığı’nda&lt;br /&gt;çalışan görevlilerin de aralarında olduğu birçok amir ve müdürle geçmişte&lt;br /&gt;görüşerek KOM Daire Başkanlığı için bir dönem çalışan uyuşturucu muhbiri&lt;br /&gt;olduğu ve vermiş olduğu bilgilerle ilgili bir çok muhbir görüşme tutanağı&lt;br /&gt;düzenlendiği de ortaya çıkacaktı.&lt;br /&gt;İstihbarat entrikaları&lt;br /&gt;Emniyet müdürlerini cezaevine gönderen sürecin miladı Kaçakçılık ve Organize&lt;br /&gt;Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı (KOM) Narkotik Şube Müdürlüğü’nün&lt;br /&gt;2006’da başlattığı bir soruşturmaydı. Erivan adı verilen uyuşturucu kaçakçılığı&lt;br /&gt;soruşturması kapsamında, 2008 yılının Temmuz ayına kadar Ankara 11. Ağır Ceza&lt;br /&gt;Mahkemesi’nin (ACM) verdiği izinle 148’inin kimliği hakkında bilgi verilmeyerek&lt;br /&gt;“X şahıs” olarak tanımlanan 335 kişiye ait telefon numarasıyla ilgili izleme ve&lt;br /&gt;dinleme kararı alınmıştı. 30 Temmuz 2008’de, operasyondaki görevi telefon&lt;br /&gt;dinlemeleri yapmak olan KOM Daire Başkanlığı Narkotik Şube Müdürlüğü’nde&lt;br /&gt;görevli Hacı Dost isimli polis memuru tarafından bir rapor tanzim edilmişti. Hacı&lt;br /&gt;Dost tarafından tanzim edildiği belirtilen ancak Hacı Aydın Ünlüer isimli polis&lt;br /&gt;tarafından imzalandığı öne sürülen bu raporda Hacı Dost, “Erivan kod adlı teknik&lt;br /&gt;takip destekli planlı projeli çalışmada yapmış olduğum teknik takip ve ‘harici&lt;br /&gt;çalışmalar’ neticesinde Hebo lakaplı, Miço lakaplı ve Şeto lakaplı şahısların sürekli&lt;br /&gt;görüştükleri şahısların daha çok yüz yüze görüştükleri ve bu şahısların bahse konu&lt;br /&gt;organizasyona katıldıkları ve üyeleri ile birlikte hareket ettikleri ve yakın bir&lt;br /&gt;zamanda uyuşturucu madde sevkiyatını gerçekleştirecekleri tarafımdan&lt;br /&gt;değerlendirilmektedir’’ yazıyordu. Bu rapordan yola çıkilarak 30 Temmuz 2008&lt;br /&gt;tarihinde Ankara 11. ACM’den raporda adları geçen kişilerin telefonları için&lt;br /&gt;226&lt;br /&gt;dinleme kararı alınmıştı. Raporda Hebo lakabıyla tanıtılan kişi Habib Kanat, Miço&lt;br /&gt;da oğlu Mustafa Kanat’tı.&lt;br /&gt;2001-2005 yılları arasında emniyete bilgi taşıyan, dinleme kararı çıkartılan yıllardır&lt;br /&gt;adına kayıtlı telefonu da dâhil olmak üzere hakkındaki tüm bilgiler KOM&lt;br /&gt;Dairesinde X muhbir sıfatıyla kaydedilen Habib Kanat haliyle bu daireye bağlı&lt;br /&gt;Narkotik Şube’de görev yapan polislerce de iyi tanınan birisiydi. Daha sonra&lt;br /&gt;davanın sanıkları olan Murat Nemutlu ve Mustafa Aral dahil daha önce KOM&lt;br /&gt;Dairesi Narkotik Şube’de görev yapmış, halen de aynı birimlerde görev yapan,&lt;br /&gt;hatta bu operasyonda görev alan birçok amir ve müdür Habib Kanat’la muhbir&lt;br /&gt;sıfatı ile görüşmüştü. Buna rağmen adli makamlardan dinleme kararı alınırken&lt;br /&gt;Habib Kanat’ın adı ve emniyetle olan muhbir ilişkisi bilinmiyormuş gibi davranılıp&lt;br /&gt;Hebo lakablı bir kişiyi dinlemek için karar alınmıştı. Bir dönem KOM Dairesi&lt;br /&gt;çalışanlarının çok yakından tanıdığı ve emniyetin başka birimlerinden kişilerle de&lt;br /&gt;halen irtibat halinde olan Kanat’la ilgili bu bilgiler teknik takip izni veren adli&lt;br /&gt;makamlardan gizlenmişti. Telefon dinleme izninin alınmasını sağlayan raporda&lt;br /&gt;dikkat çeken bir başka konu da, Hacı Dost isimli polisin, “harici çalışmalar’ sonucu&lt;br /&gt;bir takım bilgiler elde ettiğini öne sürmesiydi. KOM Dairesi Narkotik Şube’de&lt;br /&gt;2005 yılına kadar görev yapan davanın sanıkları olan polis müdürleri Nemutlu ve&lt;br /&gt;Aral, özellikle Ergenekon soruşturmalarında da sıklıkla başvurulan bu konuyu&lt;br /&gt;savunmalarında şöyle açıklıyordu: “Raporda geçen ‘harici çalışmalar’dan kasıt&lt;br /&gt;İDB tarafından isimsiz, imzasız bilgi notu başlığı altında operasyonel birimlere&lt;br /&gt;gönderilen istihbarat notlarını içermektedir. Söz konusu istihbarat notlarına&lt;br /&gt;Emniyette sadece İstihbarat Daire Başkanlığı’nda mevcut teknik imkânlar&lt;br /&gt;sayesinde kişilerin geriye dönük telefon trafiğinden ve arşiv bilgilerinden yola&lt;br /&gt;çıkarak hukuken hiçbir geçerliliği olmayan ve hazırlayan açısından da hiçbir&lt;br /&gt;sorumluluk yüklenmeyen bilgiler bulunmaktadır. Bu sayede hedef olarak seçilen&lt;br /&gt;kişiler art niyetli olunması halinde istenilen her olaya, bir mizansen dâhilinde&lt;br /&gt;hiçbir somut bilgi ve belgeye ihtiyaç duyulmadan rahatça bağlanabilmekte, şüpheli&lt;br /&gt;kişiler ve hayali örgütler yaratılabilmektedir. Ülkemizde son dönemde yaşanan&lt;br /&gt;hukuk karmaşası ve kaotik ortamın oluşmasında yukarıda anlatılan hiçbir hukuki&lt;br /&gt;değeri olmayan, görevlilerin insafına kalmış istihbarı çalışmaların emniyet&lt;br /&gt;birimlerince art niyetli bir şekilde soruşturma aşamalarında kullanılmasının çok&lt;br /&gt;önemli bir paya sahip olduğu yadsınamaz bir gerçektir.”&lt;br /&gt;Polis polisi dinledi savcıdan gizledi&lt;br /&gt;Nemutlu ve Aral’ın bizzat kendilerinin kaleme alarak mahkemeye sunduğu&lt;br /&gt;savunmalarında önemli bir ayrıntı daha vardı. Soruşturmayı yürüten KOM Daire&lt;br /&gt;Başkanlığı Narkotik Şube Müdürlüğü bırakın elindeki muhbir görüşme&lt;br /&gt;tutanaklarını, bilgi ve belgeleri Kanat’ın telefonunun geriye dönük telefon&lt;br /&gt;227&lt;br /&gt;kayıtlarını incelendiğinde dahi Emin Arslan, Murat Nemutlu ve Mustafa Aral’la&lt;br /&gt;ilişki içinde olduğunu bilmekteydi. Nitekim Habib Kanat’ın teknik takibe&lt;br /&gt;başlandığı günün ertesi, yani bir gün sonra dava dosyasında da bulunan Mustafa&lt;br /&gt;Aral ile telefon görüşmesi mevcuttu. Buna rağmen adli makamlardan Habib&lt;br /&gt;Kanat’ın dinleme kararı alınırken bu bilgi ve belgeler bildirilmemiş, gizlenmişti.&lt;br /&gt;Yani Habib Kanat’ın dava dosyasına da giren, telefonunun geriye dönük HTS&lt;br /&gt;kayıtlarının incelenmesinden 3 polis müdürüyle de yıllardır süren bir ilişkisi olduğu&lt;br /&gt;da zaten operasyonu yöneten birimlerce de biliniyordu. Zanlı polis müdürlerinin&lt;br /&gt;savunmalarındaki iddialarına göre mahkemeden telefon dinleme izniyle Habib&lt;br /&gt;Kanat üzerinden kendileri dinlenip, takip altında bulundurulacaklardı.&lt;br /&gt;Kanat’la ilgili alınan yasal takip kararı üzerinden polis müdürlerinin illegal takibi&lt;br /&gt;30 Temmuz 2008’de başladı. Bu takibin illegal olduğu da polis müdürleri hakkında&lt;br /&gt;kamuoyu gözünde suçlu algısı yaratmak için kullanılan medyaya sızdırılan&lt;br /&gt;fotoğraflarla ortaya çıkacaktı.&lt;br /&gt;Hedef uyuşturucu değil polislerdi&lt;br /&gt;Operasyon süresince hakkında hiçbir dinleme ve izleme kararı olmayan Emin&lt;br /&gt;Arslan’ı, Habib Kanat’la çeşitli yerlerde birlikteyken gösteren fotoğraflar, Habib&lt;br /&gt;Kanat’ın yasal olarak takibine başlanıldığı 30 temmuz 2008’den 24 gün önce 7 ve 8&lt;br /&gt;Temmuz 2008 günü çekilmişti. Başta Emin Arslan olmak üzere polis müdürlerinin&lt;br /&gt;tutuklanmasını ve görevden alınmasını sağlayabilmek için bu fotoğraflar medyaya&lt;br /&gt;sansayonel bir şekilde servis edilmişti. İstenilen amaca da ulaşıldı. Star&lt;br /&gt;Gazetesinde, Zafer Kütük imzalı, “Emniyet Müdürünü Yakan Fotoğraflar” başlıklı&lt;br /&gt;haberde111, Arslan ve Kanat’ın birlikte olduğu fotoğraflara yer verilip, “Emniyet&lt;br /&gt;Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan’ın uyuşturucu baronu olduğu iddia edilen&lt;br /&gt;Habip Kanat ile irtibatını kanıtlayan adli delil niteliğindeki fotoğraflara Star ulaştı.&lt;br /&gt;Emin Arslan ile birlikte emniyet müdürleri Mustafa Aral ve Murat Nemutlu’nun,&lt;br /&gt;Kanat ve ekibiyle ortak planlamalar yaptığı buluşmalar, savcılık talimatıyla yapılan&lt;br /&gt;gizli izleme sonucu tespit edildi. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcıları,&lt;br /&gt;tutuklama istemiyle İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine yaptıkları başvuruda bu&lt;br /&gt;fotoğrafları dayanak gösterdi” deniliyordu. Avukatlarının savunmasında Emin&lt;br /&gt;Arslan’ın bu fotoğraflarının çekildiği tarihte hakkında yasal takip izni olmadığı&lt;br /&gt;belirtilerek, polislerin bu durumu savcıdan gizlediğine vurgu yapıldı. Zaten,&lt;br /&gt;“Önleme dinlemesi adı altında ismim yazılmadan telefonumun İMEİ numarası&lt;br /&gt;üzerinden kanunsuz bir şekilde dinlenip eksiğim aranmıştır. Ben bu operasyondan&lt;br /&gt;önce herhangi bir operasyona monte edilmek için izleniyordum” iddiasında&lt;br /&gt;111 Star Gazetesi, 26 Eylül 2009&lt;br /&gt;228&lt;br /&gt;bulunan Arslan’ı doğru söylediği de büyük sansasyon yaratan fotoğrafların dava&lt;br /&gt;dosyasının delilleri arasında olmadığı görülünce ortaya çıktı.&lt;br /&gt;Zanlı polis müdürleri bu konuyu mahkemeye sunmuş oldukları savunmalarında&lt;br /&gt;şöyle izah ediyorlardı:&lt;br /&gt;“Dava dosyasındaki tutanaklar ve fotoğraflar toplumda yaşayan tüm insanların&lt;br /&gt;yaptığı, arkadaşlar arasında sıradan, olağan, umuma açık restorantlarda 2-3 saat&lt;br /&gt;süren sıradan akşam yemeklerini içermektedir. Bu hayatın olağan akışı içerisinde,&lt;br /&gt;sosyal ilişkiler bağlamında gayet normal tavır ve davranışlardır. Ancak&lt;br /&gt;operasyonu yürüten birimler art niyetli olduğundan, hasmane bir tutum&lt;br /&gt;sergilenerek, bu olağan görüşme ve yemeklere ellerinde hiçbir somut bilgi, belge&lt;br /&gt;olmadan, dava dosyasına konu iddialarla hiç alakası olmamasına rağmen örgütsel&lt;br /&gt;görüşmeler olarak niteleyip adli makamları etkileme, kuvvetli suç şüphesi&lt;br /&gt;yaratılarak yanıltma amacıyla kullanmışlardır. Bununla da yetinmemiş görüntüleri&lt;br /&gt;kasten basına sızdırıp medya ile paralel yargılama sağlanmıştır. Bu konu çok&lt;br /&gt;önemlidir. Zira Emin Arslan, Murat Nemutlu ve Mustafa Aral’ın tutuklanma&lt;br /&gt;gerekçelerinden biri fotoğraflı takip tutanaklarıdır. Dava dosyası incelendiğinde&lt;br /&gt;görüleceği üzere dava dosyamızda bulunan görüntülenmiş 8 tane fiziki takip&lt;br /&gt;tutanağının 7’si Nemutlu ve Aral’a aittir. Oysa uyuşturucu imalathanesinin sahibi&lt;br /&gt;olduğu iddia edilen Hüseyin Rıza Işık, bu imalathanede çalıştığı iddia edilen&lt;br /&gt;onlarca insan ve üretilen uyuşturucuyu yurt dışına ihraç edeceği iddia edilen&lt;br /&gt;Hidayet ailesinden bile kimsenin fotoğraflı fiziki takip görüntüleri dava dosyasında&lt;br /&gt;bulunmamaktadır. Tek başına bu konu bile soruşturmayı yürütenlerin nihai&lt;br /&gt;hedefinin uyuşturucu ile mücadele etmek veya iddia olunan örgüt üyelerinin suça&lt;br /&gt;ilişkin faaliyetlerini tespit etmek yerine Arslan, Nemutlu ve Aral’ı anılan&lt;br /&gt;soruşturmanın içerisinde olduğu izlenimini vererek, suça monte edebilmek&lt;br /&gt;olduğunu ortaya koymaktadır. İşte bu sebeple hiçbir somut bilgi ve belge&lt;br /&gt;olmamasına rağmen, art niyet ve hasmane bir tutumla bu akşam yemekleri örgütsel&lt;br /&gt;görüşmeler olarak lanse edilmiş bir suçmuş gibi gösterilmiş ve medya ile yürütülen&lt;br /&gt;paralel yargılamada bu fotoğraflar kullanılmıştır. Zaten bu yemekler gizli saklı&lt;br /&gt;değil aleni, umuma açık yerde yapılmış ve telefonlarda takip edildiğinden&lt;br /&gt;operasyonu yürüten birimlerce bilinmektedir. İlgili birimlerin bunun yerine&lt;br /&gt;uyuşturucu imal ettiği ve ticaretini yaptığı iddia edilen şahısları takip edip tüm&lt;br /&gt;faaliyetlerini ve ilişkilerini deşifre etmesi gerekmez miydi? Böyle yapılsaydı dava&lt;br /&gt;dosyamızda çok önemli bir konumda olduğu iddia edilen Hidayet ailesinden şaibeli&lt;br /&gt;bir şekilde firar olmazdı. İddia olunan uyuşturucunun kime, nasıl, ne şekilde gittiği,&lt;br /&gt;gideceği tespit edilebilirdi. Bu yapılmamıştır. Çünkü bu operasyonda asıl amaç ve&lt;br /&gt;hedef emniyet görevlileridir. Bu dava dosyası incelendiğinde açıkça görülmektedir.&lt;br /&gt;Ayrıca görüntüler ve takipler sadece restoranlarla sınırlı kalmıştır. Buna da bir&lt;br /&gt;anlam verememekteyiz. Acaba yemeğe katılanlar yemekten sonra nereye&lt;br /&gt;229&lt;br /&gt;gidiyorlar? Bu nasıl izlemedir? Amaç uyuşturucuya yönelik faaliyetleri izlemek&lt;br /&gt;midir? Yoksa fotoğraf çekmek midir?”&lt;br /&gt;Ancak amaç hâsıl olmuş, medyanın yaptığı yargısız infazla Arslan, Nemutlu ve&lt;br /&gt;Aral hakkında hüküm verilmişti. Fotoğrafların yayımlanmasından bir gün sonra&lt;br /&gt;Hürriyet gazetesinde Toygun Atilla imzalı, “Emin Abi’yi çok severim” başlıklı&lt;br /&gt;haberde de112, Arslan’ı cezaevine yollayan operasyonun arkasındaki isim olan&lt;br /&gt;KOM Daire Başkanı Ahmet Pek, “Soruşturmanın gizliliği bizim namusumuzdur.&lt;br /&gt;Operasyon sürdüğü sırada ve şahıslar adliyeye gidene kadar emniyetten en ufak bir&lt;br /&gt;sızma olmamıştır” diyerek fotoğrafların sızdırıldığı adresin savcılık veya başka bir&lt;br /&gt;emniye birimi olduğunu işaret ediyordu.&lt;br /&gt;Kendini sanık yapan ihbarcı!&lt;br /&gt;Ankara’da KOM Daire Başkanlığı’nın bizzat yürüttüğü bu operasyon bir telefon&lt;br /&gt;ihbarıyla başlamış 9 Eylül 2009 tarihinde düzenlenen operasyondan 2 gün önceye&lt;br /&gt;kadar takibi yapılarak 7 Eylül 2009’da İstanbul polisine devredilmişti. 21 Aralık&lt;br /&gt;2008’de KOM Daire Başkanlığı Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün&lt;br /&gt;telefonuna yapılan ihbar, “İstanbul ili Tuzla ilçesinde bulunan ve muhtemelen bir&lt;br /&gt;deri fabrikasında, 0546 684 77 41 numaralı telefonu kullanan Aydın ve 0533 651&lt;br /&gt;78 28 numaralı telefonu kullanan Hıdır isimli şahıslar tarafından uyuşturucu hap&lt;br /&gt;üretildiğinin ve bu üretilen hapların 1-2 gün içerisinde başka bir depoya&lt;br /&gt;nakledileceğinin, daha sonra yüklü miktardaki hapların Kilis'te bulunan bazı&lt;br /&gt;şahıslar vasıtasıyla deniz veya karayolu ile İstanbul ilinden Suriye'ye sevkiyatının&lt;br /&gt;yapılacağının ihbar edilmiştir” diye resmi tutanaklara kaydedilmişti. İhbar üzerine&lt;br /&gt;Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan alınan telefon dinleme izniyle de soruşturma&lt;br /&gt;başlatılmıştı. Her gün yüzlerce ihbarın yapıldığı polis, hafta sonunda Kilis’te bir&lt;br /&gt;sabit numaradan yapılan ihbarı ciddiye alıp aynı gün teknik takip kararı aldırtmıştı.&lt;br /&gt;Kilis ya da suça konu olan İstanbul Emniyeti ya da 155’e değil de Ankara KOM&lt;br /&gt;Daire Başkanlığı Narkotik Şube Müdürlüğü’ne yapılan bu ihbar için kullanılan&lt;br /&gt;telefon numarası da araştırılmamıştı. Öte yandan ihbarcı Hıdır’ın da, yürütülen&lt;br /&gt;Erivan soruşturması kapsamında telefonları dinlenen Hüseyin Rıza Işık’la 2, Settar&lt;br /&gt;Gürlek’le 3 ve Naci Altaç’la da bir kez olmak üzere toplam 6 görüşme yaptığı da&lt;br /&gt;ortaya çıkacaktı. Bu görüşmelerinden ve telefonları da dinlenen Hüseyin Rıza&lt;br /&gt;Işık’ın akrabası olması nedeniyle Erivan soruşturmasını yürüten KOM şubesi&lt;br /&gt;polisleri tarafından Hıdır Mehmet Murat Özdemir ismiyle tanınıyordu. Hatta Hıdır&lt;br /&gt;Özdemir’in 2 Aralık 2008’de Settar Gürlek’le yaptığı kayıt altına alınan telefon&lt;br /&gt;görüşmesine göre, kimya fabrikasında üretilen 430 kg uyuşturucu malzeme Emin&lt;br /&gt;isimli şahsa verilmişti. Ancak bu bilgilere karşın Hıdır Özdemir polis tarafından hiç&lt;br /&gt;112 Hürriyet Gazetesi, 27 Eylül 2009&lt;br /&gt;230&lt;br /&gt;tanınmıyormuş gibi adli makamlardan bilgi saklanarak, kendisini de sanık yapacak&lt;br /&gt;olan açılacak yeni soruşturmanın telefon dinleme izinleri alınmasını sağlayan ihbarı&lt;br /&gt;yapan kişi olarak gösterilmişti.&lt;br /&gt;Sanık emniyet müdürleri Murat Nemutlu ile Mustafa Aral’ın avukatlarının&lt;br /&gt;savunmalarında KOM Şubesinin uyuşturucu imalatı yapıldığı belirtilen Hüseyin&lt;br /&gt;Rıza Işık’a ait fabrikayı da ihbar yapılmadan önce izleme ve takip altına aldığı da&lt;br /&gt;öne sürülüyordu. Yapılan ihbara konu olan bilgilerin de bu takip neticesi elde&lt;br /&gt;edilen bulgular sonucu mizansen hazırlandığı da savunmada dile getirilen iddialar&lt;br /&gt;arasındaydı. Telefon dinlenmeleri sonucunda da, ihbarda adları geçen Aydın ve&lt;br /&gt;Hıdır isimli kişilerin Hüseyin Rıza Işık ve Mehmet Naci Altaç’ın kontrolünde ve&lt;br /&gt;yönetiminde İstanbul Tuzla Organize Deri Sanayi Bölgesinde bulunan bir&lt;br /&gt;fabrikanın sentetik uyuşturucu imalathanesi olarak kullanıldığının tespit edildiği de&lt;br /&gt;iddia ediliyordu. Genişletilen soruşturmada 5 gün sonra, 21 Aralık 2008’de telefon&lt;br /&gt;dinleme izni alınan şüpheli sayısı 16’ya çıkmıştı. İddiaya göre ulaşılan bu isimlerin&lt;br /&gt;de Şevket Hidayet ile oğlu Şıhmehmet Hidayet, Habib Kanat, Suriye uyruklu Nazır&lt;br /&gt;Koja ve Settar Gürlek’le de bağlantılı oldukları tespit ediliyordu ve bu&lt;br /&gt;soruşturmanın yeni isimleri KOM Daire Başkanlığı tarafından bilinen kişilerdi.&lt;br /&gt;Çünkü bizzat dairenin Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince&lt;br /&gt;yürütülen Erivan isimli soruşturmanın da zanlıları arasındalardı.&lt;br /&gt;Garipliklerle dolu soruşturma dosyası&lt;br /&gt;İki ayrı soruşturmada benzer isimlerle karşılaşılınca Erivan dosyasından ayrı olarak&lt;br /&gt;3 emniyet müdürünün tutuklanmasını sağlayacak Baykuş-Hassas Burun ismiyle&lt;br /&gt;yeni bir soruşturma açıldı. Halbuki olayla ilgili şüpheli tüm şahıslar, uyuşturucu&lt;br /&gt;imalathanesi olduğu iddia edilen işyerleri ve dolayısıyla yetkili kurumlar İstanbul&lt;br /&gt;savcılığı ve emniyeti olması gerekirken ve yasal zorunluluk da yerine&lt;br /&gt;getirilmeyerek operasyondan iki gün öncesine kadar istanbul’da hiçbir kuruma&lt;br /&gt;haber verilmemişti. Bu durum 8 Eylül 2009’a yani operasyondan 1 gün öncesine&lt;br /&gt;dek sürdü. Sözkonusu dosyanın iddia edilen suç merkezinin İstanbul olması&lt;br /&gt;dolayısıyla ilk soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı yetkisizlik&lt;br /&gt;kararıyla dosyayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi.&lt;br /&gt;Ankara’dan Savcı Cemil Tuğtekin tarafından gönderilen ve 354 kişinin dinlendiği&lt;br /&gt;Erivan operasyonuyla ilgili soruşturma dosyalarında, telefon dinlemelerine de&lt;br /&gt;takılmış olan Emin Arslan, Murat Nemutlu ve Mustafa Aral’a herhangi bir suç isnat&lt;br /&gt;edilmiyordu. Hatta Arslan’ın adı dahi olmayan dosya inceleme tutanağında&lt;br /&gt;Nemutlu ve Aral kastedilerek, “sanıkların bazı emniyet mensupları ile mahiyeti&lt;br /&gt;tespit edilemeyen irtibat ve ilişkisinin varlığına” değinilmekle yetiniliyordu.&lt;br /&gt;Medyada “çok meşhur uyuşturucu baronu” olarak tanıtılan ve yıllardır polisin&lt;br /&gt;takibinde olmasına karşın suçu delillendirilemediği öne sürülen Habip Kanat’la&lt;br /&gt;231&lt;br /&gt;ilgili olarak da Ankara savcılığının 8 Eylül 2009’da verdiği yetkisizlik kararında,&lt;br /&gt;bu kadar ünlü birinin 15 yıldır oturduğu İstanbul’daki evi bile tespit edilememiş&lt;br /&gt;görünüyordu. Kanat örgüt üyesi olarak, Hüseyin Rıza Işık da örgüt lideri olarak&lt;br /&gt;gösterilmişti. Ancak dosyanın İstanbul’a ulaşmasından bir gün sonra 9 Eylül&lt;br /&gt;2009’da yapılan operasyonun ardından Habib Kanat bir anda örgüt lideri&lt;br /&gt;oluvermişti. Yaklaşık 9 ay boyunca soruşturmayı takip eden Ankara savcısının&lt;br /&gt;tesbit edemediğini İstanbul polisi ve cumhuriyet savcısı Mehmet Berk bir gün&lt;br /&gt;içinde tesbit edebilmişti. İlginçtir dosyada, yıllardır adına kayıtlı telefonu kullanan,&lt;br /&gt;polisin çok meşhur ve yıllardır yakalanamayan “uyuşturucu baronu” olarak tanıttığı&lt;br /&gt;Habip Kanat için alınan dinleme kararına ismi yerine Hebo lakabı yazılmıştı. İzni&lt;br /&gt;veren, aynı zamanda Bülent Arınç’a suikast iddiası nedeniyle Seferberlik Tetkik&lt;br /&gt;Kurulu’ndaki “kozmik odayı” da arayan Ankara 11. Ağır Ceza Hâkimi Kadir&lt;br /&gt;Kayan da, açık kimliğinin tespit edilmesine gerek bile duyulmayan bu telefon&lt;br /&gt;dinleme talebine olumlu yanıt vermişti. Zaten dosyada dinleme kararı alınanların&lt;br /&gt;yaklaşık yarısına denk gelen 148 kişi hakkında kimlikleri belirtilmeden “X kişi”&lt;br /&gt;denilmişti. 30 Temmuz 2008’de Habib Kanat’ın ilk 3 ay için telefon dinlemesi&lt;br /&gt;talebinde KOM Dairesi Narkotik Şube Müdürlüğü, “Erivan adlı projeli çalışmanın&lt;br /&gt;organizasyonunun üyeleriyle çok sık görüştüğü, çok kısa bir süre içerisinde&lt;br /&gt;uyuşturucu sevkiyatının yapılacağı, organizasyon üyeleriyle birlikte hareket&lt;br /&gt;edilmesi” gerekçesini sunsa da, dava dosyasında yer alan Kanat’ın 30 Temmuz-28&lt;br /&gt;Ekim 2008 tarihleri arasındaki ilk 3 aylık dönemdeki dava dosyasında suç unsuru&lt;br /&gt;olduğu iddiasıyla bulunan toplam 24 telefon görüşmesinin 8’i Murat Nemutlu, 5’i&lt;br /&gt;Emin Arslan, 3’ü Mustafa Aral, 5’i de oğlu Mustafa Kanat’la kalan 3’ü de yanında&lt;br /&gt;çalışan işçilerle yaptıkları konuşmalardı. Başka bir deyişle Kanat’ların iddia edilen&lt;br /&gt;uyuşturucu çetesiyle ilgili hiçbir telefon görüşmesi ve faaliyeti tesbit edilememişti.&lt;br /&gt;Habib Kanat’ın dinlenen telefon görüşmelerinin yüzde 70’i hedef olan emniyet&lt;br /&gt;görevlileriyle yapılan telefon konuşmalarıydı. Telefon konuşmalarında suç unsuru&lt;br /&gt;bulunamamasına karşın sonraki dönemde bu dinleme izinleri uzatılmıştı. Teknik&lt;br /&gt;takibin yanı sıra fiziki takip için de izin alınmasına karşın Habib Kanat’la ilgili&lt;br /&gt;uyuşturucu kaçakçısı olduğu iddia edilen dava dosyasındaki şüphelilerden hiç&lt;br /&gt;kimseyle hiçbir fiziki takip tutanağı dosyada yoktu. Habib Kanat’ın 23 sanıklı&lt;br /&gt;İstanbul merkezli dava dosyasında bulunan 8 adet görüntülü fiziki takip&lt;br /&gt;tutanaklarının 7’si Ankara’da ikamet eden ve görev yapan zanlı emniyet&lt;br /&gt;görevlilerine aitti. Oysa uyuşturucu imalathanesinin sahibi olduğu iddia edilen&lt;br /&gt;Hüseyin Rıza Işık, bu imalathanede çalıştığı iddia edilen onlarca insan ve üretilen&lt;br /&gt;uyuşturucuyu yurt dışına ihraç edeceği iddia edilen Hidayet ailesinden bile&lt;br /&gt;kimsenin fotoğraflı fiziki takip görüntüleri dava dosyasında bulunmuyordu.&lt;br /&gt;İlginçtir Emniyet Müdürleri Murat Nemutlu ve Mustafa Aral, dava dosyasının aynı&lt;br /&gt;anda hem teknik takip hem de gizli izleme tedbirine başvurulan yegane&lt;br /&gt;şüphelilerdi. Uyuşturucu imalatının lideri olduğu iddia edilen Hüseyin Rıza Işık’ın&lt;br /&gt;232&lt;br /&gt;teknik takibine başlanılan 3 Kasım 2008’den yaklaşık 2 ay sonra 29 Aralık&lt;br /&gt;2008’de; üretilen uyuşturucuyu yurt dışına ihraç edeceği iddia edilen Hidayet&lt;br /&gt;ailesinin üyelerine teknik takibin başladığı 31 Temmuz 2008’den yaklaşık 1 yıl&lt;br /&gt;sonra 12 Haziran 2009’da ve hatta uyuşturucu imalathanesi olduğu iddia edilen&lt;br /&gt;İstanbul Tuzla ve Pendik’teki fabrikalara bile Nemutlu ve Aral’dan aylar sonra gizli&lt;br /&gt;izleme tedbirlerine başvurulmuştu.&lt;br /&gt;Habib Kanat’ın Erivan dosyası kapsamında dinlemesi yapılan 335 telefon&lt;br /&gt;numarasından hiçbiriyle de görüşmesi bulunmuyordu. Yani dava dosyasında Habib&lt;br /&gt;Kanat’la ilgili uyuşturucu üretimi ya da ticareti yapıldığını kanıtlayan ne bir&lt;br /&gt;fotoğraf ne de bir telefon dinleme kaydı bulunmaktaydı. Ama yine de telefon&lt;br /&gt;dinleme izinleri KOM Dairesi Narkotik Şubesi’nin ısrarı üzerine mahkemece&lt;br /&gt;uzatılmıştı. Zanlı emniyet müdürleri savunmalarında bu çelişkiyi, “Habib Kanat’ın&lt;br /&gt;teknik takibinin uzatılması sağlanarak, onun üzerinden nihai hedef olan emniyet&lt;br /&gt;görevlilerinin teknik takibine devam edilebilmiştir. Yani sonuç olarak emniyet&lt;br /&gt;görevlilerinin takip altında bulundurulabilmesi için adli makamlar kandırılmış, suç&lt;br /&gt;uydurulmuş ve açıkça görev kötüye kullanılarak suç işlenmiştir” diye açıklıyordu.&lt;br /&gt;Hangi polis yalan söyledi?&lt;br /&gt;Polis müdürlerini sanık haline getiren soruşturma dosyası gerçekten de garipliklerle&lt;br /&gt;doluydu. Aynı dosyanın sanıklarından ve uyuşturucuyu imal ettiği öne sürülen&lt;br /&gt;Hüseyin Rıza Işık, KOM Daire Başkanlığı’nın takibi altındayken aynı anda başka&lt;br /&gt;bir suç soruşturması iddiasıyla İstanbul polisince de teknik takip altında&lt;br /&gt;bulunuyordu. 12 Mart 2009’da İstanbul Narkotik Şube Müdürlüğü, bir muhbir&lt;br /&gt;aracılığıyla elde ettikleri bilgilere dayanarak Hüseyin Rıza Işık ve Ali Kın ile Fuat,&lt;br /&gt;Abdullah ve İbrahim isimli kişilere ait telefonlar hakkında izleme kararı aldırtmıştı.&lt;br /&gt;İstanbul polisinin planlı, projeli bu soruşturma dosyası yapılan teknik takipler&lt;br /&gt;sonucu bir suç unsuru tespit edilemediği gerekçesiyle 27 Nisan 2009’da&lt;br /&gt;kapatılmıştı. “Doktor” lakaplı Işık’ın aynı numaralı telefonları, kendisini cezaevine&lt;br /&gt;gönderen KOM Daire Başkanlığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında da 3 Kasım&lt;br /&gt;2008’den bu yana teknik takip altındaydı. Yani soruşturma ile ilgili aynı telefon&lt;br /&gt;hatları hem İstanbul Narkotik hem de Ankara KOM Daire Başkanlığı Narkotik&lt;br /&gt;Şubesi’nce takip ediliyordu. Mevzuata göre de İstanbul polisinin yürüttüğü&lt;br /&gt;çalışmayı KOM Daire Başkanlığı’nın ilgili birimine bildirme zorunluluğu olduğu&lt;br /&gt;için Işık’la ilgili soruşturmadan bilgi sahibiydi. Buna rağmen kendilerinin de aynı&lt;br /&gt;şüpheliyle ilgili bir çalışma yürüttüğü İstanbul polisine bildirilmemişti. İlginç olan&lt;br /&gt;ise aynı süreçte hem Ankara KOM hem de İstanbul narkotik birimlerinin teknik&lt;br /&gt;takibi altında bulunan Işık’la ilgili İstanbul polisinin herhangi bir suç unsuru tespit&lt;br /&gt;edememiş olmasıydı. Bu nedenle Işık’la ilgili teknik takibe 1, 5ay sonra son&lt;br /&gt;verilmişti.&lt;br /&gt;233&lt;br /&gt;İstanbul Emniyeti’nin Işık hakkında teknik takip destekli projeli çalışma yürüttüğü&lt;br /&gt;ve suç unsuru bulamayarak kapattığı soruşturma dosyası 12 Mart ile 27 Nisan 2009&lt;br /&gt;tarihleri arasında yürütülmüştü. KOM Narkotik Şubesi’nin yürüttüğü&lt;br /&gt;soruşturmanın da şüphelisi olan Işık’ın aynı tarih aralığını kapsayan dönemdeki&lt;br /&gt;dinleme kayıtlarıyla ilgili, İstanbul emniyetinin aksine Hüseyin Rıza Işık’a ait 11&lt;br /&gt;adet suç unsuru olduğu iddia edilen telefon görüşmesi emniyet müdürleriyle&lt;br /&gt;birlikte tutuklanmasına neden olan dava dosyasına konulmuştu. Yani hukuken aynı&lt;br /&gt;kişiyle ilgili çalışma yürüten İstanbul ve Ankara polisinden birisi adli makamları&lt;br /&gt;yanıltıyordu. Ya bir suç gizleniyor ya da olmadığı halde suç uyduruluyordu. Öte&lt;br /&gt;yandan İstanbul polisinin suç unsuru tespit edemediği bu döneme ilişkin KOM&lt;br /&gt;Dairesi ekiplerinin yürüttüğü çalışma sırasında, “önemli gelişmeler olduğunu” adli&lt;br /&gt;makamlara bildirerek Ankara 11. ACM’den uyuşturucu üretildiği iddia edilen 4&lt;br /&gt;adet kimya fabrikasına gizli izleme kararı almıştı. Bu karar uyarınca yapılan&lt;br /&gt;çalışmalarda da fabrikalar görüntülenerek takipler yapılmış, suç unsuru görüşmeler&lt;br /&gt;tespit edilmiş ve bilgiler dava dosyasına da konulmuştu. Ancak KOM Dairesi bu&lt;br /&gt;suç tespitlerini ne İstanbul polisine ne de İstanbul adli makamlarına bildirme gereği&lt;br /&gt;duymamıştı.&lt;br /&gt;Uyuşturucu sevkıyatı var sanık yok&lt;br /&gt;KOM Daire Başkanlığı Narkotik Şube polislerinin yaptığı teknik ve fiziki takipler&lt;br /&gt;sonunda hazırladığı 17 Mayıs 2009 tarihli iki ayrı rapor ve tutanakta da garip bir&lt;br /&gt;olay yer alıyordu. Raporlara göre, polis müdürlerini tutuklatan operasyondan&lt;br /&gt;yaklaşık 4 ay önce 16 Mayıs 2009’da Hüseyin Rıza Işık’ın, Fırat isimli bir kişiyle&lt;br /&gt;yaptığı ve dava dosyasında şüpheli olduğu belirtilen bir telefon görüşmesi&lt;br /&gt;dinlemeye takılmıştı. Bu görüşmenin ardından yine teknik takip altında bulunan&lt;br /&gt;Mustafa Kulak, uyuşturucu imalatı yapıldığı öne sürülen izlenen fabrikadan çıkarak&lt;br /&gt;yakın civarda Sebahattin Akdemir isimli kişiyle bir otomobil içinde görüşmüştü.&lt;br /&gt;Raporda, yaklaşık 10 dakika süren bu görüşmenin ardından tekrar fabrikaya geldiği&lt;br /&gt;belirtilen Kulak’ın uyuşturucu maddesi Captagon ve Extacy tabletlerinin ana&lt;br /&gt;maddesini alıp şüpheli Sebahattin Akdemir’e verdiği anlatılıyordu. Bu teslimat&lt;br /&gt;üzerine uyuşturucu maddenin başka bir imalathaneye götürülerek tablete&lt;br /&gt;dönüştürüleceği değerlendirmesi üzerine polis Akdemir’in kullandığı 34VA 4435&lt;br /&gt;plakalı aracı takibe başladı. Ancak rapora göre Akdemir, Kocaeli Karamürsel’de&lt;br /&gt;kaybedilmişti. Bu olay üzerine de Ankara 11. ACM’den Akdemir’in telefonları için&lt;br /&gt;de teknik takip kararı alınmıştı. Zanlı polis müdürleri savunmalarında bu olayla&lt;br /&gt;ilgili suç işlenerek ilgili polislerin görevlerini kötüye kullandığını öne sürüyordu.&lt;br /&gt;Yasalar uyarınca kolluk birimlerinin bir suçu gördüğü an bunu bertaraf etmek&lt;br /&gt;zorunda olduğunu belirttikleri savunmalarında polis müdürleri, özellikle&lt;br /&gt;uyuşturucu operasyonlarında polisin menfaat temin etmesinin önüne geçmek için&lt;br /&gt;234&lt;br /&gt;1990’lı yılların sonlarında hayata geçirilen 4208 sayılı kanunla kontrollü teslimat&lt;br /&gt;uygulaması getirildiğini anlatıyordu. Yasaya göre kolluk kuvvetlerinin suçu&lt;br /&gt;gördüğü anda bertaraf etme mecburiyetinin bir istinası olarak düzenlenen bu&lt;br /&gt;uygulamada, savcılıktan alınacak bir kararla suç eşyasının gideceği son yere kadar&lt;br /&gt;takip edip tüm suçluların yakalanması hedeflenmişti. Türkiye’de sadece Ankara&lt;br /&gt;Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan alınabilen kontrollü teslimat kararının alınabilmesi,&lt;br /&gt;uygulaması ve koordinesinden ise sadece KOM Daire Başkanlığı yetkiliydi. Ancak&lt;br /&gt;ilginçtir yukarıda anlatılan olayla ilgili, hem de bir uyuşturucu suçu soruşturması&lt;br /&gt;yürütmesine karşın KOM Daire Başkanlığı Narkotik Şube ekipleri kontrollü&lt;br /&gt;teslimat kararı almamıştı. Dava dosyasına da konulan fiziki takip tutanağına göre&lt;br /&gt;Hüseyin Rıza Işık’a ait uyuşturucu imal edildiği öne sürülen fabrikadan, polisçe&lt;br /&gt;bilinen kişiler tarafından yüklü miktarda uyuşturucunun çıktığı görülmüş, bir araca&lt;br /&gt;yüklendiği tespit edilmiş ama suçüstü yapılıp operasyon düzenlenmemişti.&lt;br /&gt;Uyuşturucunun naklinde kullanılan plakası bilinen ve takip altındaki araç Kocaeli&lt;br /&gt;Karamürsel’e kadar takip edilmiş ancak kontrollü teslimat kararı alınmamıştı.&lt;br /&gt;Takip edilen uyuşturucu yüklü olduğu düşünülen ve Karamürsel’de bir adrese&lt;br /&gt;kadar takip edilen araç ortadan kaybolunca da takibe son verilmişti. Ancak buna&lt;br /&gt;rağmen, uyuşturucunun çıktığı öne sürülen Işık’a ait fabrikaya da yönelik bir&lt;br /&gt;operasyon yapılmamıştı. İlginçtir, raporlarda sözkonusu olay uyuşturucu sevkiyatı&lt;br /&gt;olarak anılsa da uyuşturucuyu kaçırdığı ve piyasaya sürdüğü iddia edilen&lt;br /&gt;Kocaeli’ndeki şüpheliler hakkında başlatılan telefon izleme ve dinleme&lt;br /&gt;çalışmalarına da 18 Ağustos 2009’da suç unsuru bulunamadığı gerekçesiyle son&lt;br /&gt;verilmişti. Dava dosyasına konulan raporlarda uyuşturucu madde üretimi ve&lt;br /&gt;sevkiyatı yapılmasına örnek olarak anlatılan bu olayla ilgili şüphelilerin hiçbirisi&lt;br /&gt;ise dava dosyasında sanık olarak yer almıyordu. Hüseyin Rıza Işık’ın yanında&lt;br /&gt;çalışanlara da, operasyonlardan sonra gözaltına alındıklarında bu konuyla ilgili&lt;br /&gt;alınan ifadelerinde tek bir soru dahi sorulmamıştı.&lt;br /&gt;Gaziantep’te serbest kaldı İstanbul’da tutuklandı&lt;br /&gt;Yine polis müdürlerinin dava dosyasında ilintili olaylar arasında bulunan&lt;br /&gt;ilginçliklerden biri de 13 Ağustos 2009’da Gaziantep’te Mehmet Özcan Turna’ya&lt;br /&gt;ait bir araçta 302 kilo laktoz ve kafein yakalanmasıydı. Soruşturma dosyasında yer&lt;br /&gt;alan fiziki ve teknik takip tutanakları ile raporlara göre Hüseyin Rıza Işık’ın&lt;br /&gt;uyuşturucu imal edildiği iddia edilen kimya fabrikasından Mehmet Özcan&lt;br /&gt;Turna’nın uyuşturucu almıştı. İddiaya göre uyuşturucu maddeyi “üstü açık kasa bir&lt;br /&gt;kamyonete” yükleyen Turna Sakarya, Düzce, Bolu, Ankara, Aksaray, Niğde ve&lt;br /&gt;Adana güzergâhını izleyerek Gaziantep’e dek götürmüştü. Gaziantep polisi de il&lt;br /&gt;merkezinde Turna’yı yakalamıştı. Ancak mahkemeye sevkedilen Turna serbest&lt;br /&gt;bırakılmıştı. Çünkü kamyonette yapılan aramada bulunan uyuşturucu değil 302 kilo&lt;br /&gt;235&lt;br /&gt;kafein ve laktozdu. Takibi yapan ekiplerin kaleme aldığı fiziki takip tutanaklarında&lt;br /&gt;ve iddianamede yazıldığına göre takip esnasında aracın bir ara gözden kaybolduğu&lt;br /&gt;ve bu nedenle uyuşturucu maddenin değişmiş olabileceği imasında bulunuluyordu.&lt;br /&gt;İddianameye göre laktoz ve kafeinle değiştiği öne sürülen uyuşturucu maddenin&lt;br /&gt;Hüseyin Rıza Işık’a ait kimya fabrikasında üretildiği tespit edilmişti. Ancak bu&lt;br /&gt;tespite rağmen operasyon yapılıp kimse gözaltına alınmadığı gibi uyuşturucu&lt;br /&gt;madde Özcan Turna’nın açık kasa aracına yüklenmişti. İlginçtir bu yükleme işlemi&lt;br /&gt;esnasında da suçüstü yapılıp kimse yakalanmamıştı. İzlemeyi yapan ekiplerin daha&lt;br /&gt;büyük bir operasyonu engellememek için böyle bir uygulamaya gittiği&lt;br /&gt;düşünülebilir. KOM Daire Başkanlığı polislerinin kontrollü teslimat kararı almadan&lt;br /&gt;takip ettiği ve uyuşturucu yüklü olduğu iddia edilen kamyonetiyle 7 kent geçerek&lt;br /&gt;Gaziantep’e kadar gelen şüpheli Turna hakkında, mevzuata ve yasalara aykırı&lt;br /&gt;olmasına karşın İstanbul olmak üzere güzergâh üzerindeki hiçbir emniyeti ve adli&lt;br /&gt;makamlarına bilgi verilmemişti. KOM polislerinin, Gaziantep Emniyeti’ne verdiği&lt;br /&gt;bilgi üzerine de Turna yakalanmıştı. Ancak Gaziantep polisinin düzenlediği&lt;br /&gt;tutanakta ise yakalamanın şüphe üzerine yapılan arama sonucu gerçekleştiği&lt;br /&gt;yazılmıştı. Dava dosyasında uyuşturucu sevkiyatı olarak anlatılan bu olaydan sonra&lt;br /&gt;dahi Işık ve ekibi ile uyuşturucu üretildiği öne sürülen fabrikasına yönelik herhangi&lt;br /&gt;bir operasyon düzenlenmemişti. İlginçtir, bu olayın şüphelisi olarak görülen ve&lt;br /&gt;mahkemeden serbest kalan Mehmet Özcan Turna ise, polis müdürlerinin de&lt;br /&gt;zanlıları arasında yer alan 9 Eylül 2009’da yapılan operasyonun dava dosyasıyla&lt;br /&gt;ilgili 3 ay sonra, 31 Aralık 2009’da gözaltına alınmıştı. Gaziantep’te çıkarıldığı&lt;br /&gt;mahkemeden serbest kalan Turna aynı suçlama nedeniyle, İstanbul’da yürütülen&lt;br /&gt;kovuşturmada ise avukatı olmadan sanık olarak ifadesinin alınmasının ardından&lt;br /&gt;tutuklanarak cezaevine konuldu. İstanbul’dan aldıktan sonra 7 kent geçerek&lt;br /&gt;Gaziantep’e giden Turna’nın aracında yapılan aramada bulunamayan&lt;br /&gt;uyuşturucunun akıbeti ise meçhul kalmıştı.&lt;br /&gt;Sabıkalılar değil polisler izlendi&lt;br /&gt;Eylül ayı başında ise birden bire soruşturmayı yürüten KOM Dairesi ile Ankara&lt;br /&gt;Savcılığı arasında çok hızlı bir evrak sirkülasyonuyla, alelacele soruşturmanın&lt;br /&gt;İstanbul’a devredilmesi için gereken hazırlıkların yapıldığı ilginç bir takım&lt;br /&gt;gelişmeler yaşanmaya başlamıştı. 04 Eylül 2009’da Ankara Cumhuriyet Baş&lt;br /&gt;Savcılığı KOM Daire Başkanlığı’ndan, polis müdürlerini tutuklatan 2008/768 sayılı&lt;br /&gt;dava dosyasına ait soruşturma evrakında bulunan tüm telefon izleme ve dinlemeler&lt;br /&gt;ve görüntü kayıtları ile tutanakları incelenmek üzere istemişti. KOM Daire&lt;br /&gt;Başkanlığı da bu talebi aynı gün yerine getirirken aynı zamanda “gizli görüşmelerin&lt;br /&gt;yapıldığı çok önemli bir yer” diye belirtilerek 12 Mart 2009’da izleme kararı&lt;br /&gt;aldırılan Habib Kanat’a ait olan Ataşehir’ deki bir evin gizli izlemesine son&lt;br /&gt;236&lt;br /&gt;verilmişti. Yine aynı gün, Hüseyin Rıza Işık’a ait olan ve 15 Nisan 2009’dan&lt;br /&gt;itibaren uyuşturucu imalathanesi olduğu iddiasıyla takip altında bulundurulan&lt;br /&gt;fabrikayla ilgili gizli izleme kararı da sonlandırılmıştı. 4 Eylül 2009 günü trafiğinde&lt;br /&gt;yer alan bir başka isim de dava dosyasında üretildiği iddia edilen uyuşturucunun&lt;br /&gt;yurt dışına gönderilmesinden sorumlu tutulan çete lidereri arasında sayılan Şevket&lt;br /&gt;Hidayet ile Nazır Koja ve Mehmet Kestane ilgiliydi. Bu üç şüpheli hakkında 12&lt;br /&gt;Haziran 2009’da Ankara 11. ACM’den alınan gizli izleme kararına, soruşturmayla&lt;br /&gt;ilgili haklarında herhangi bir suç unsuru bulunamadığı gerekçesiyle son verilerek o&lt;br /&gt;güne dek yapılan kayıtları da imha edilmişti. KOM Daire Başkanlığı ekiplerinin&lt;br /&gt;hakkında suç unsuru bulamadığı Şevket Hidayet, İstanbul polisinin operasyon&lt;br /&gt;yaptığı 9 Eylül 2009 günü sırra kadem basarak açılan davanın firari sanığı olacaktı.&lt;br /&gt;KOM Dairesi ile Ankara Savcılığı arasındaki yoğun evrak trafiğinin yaşandığı 4&lt;br /&gt;Eylül 2009 günü aralarında Hidayet ailesinin üyelerinin de bulunduğu toplam 13&lt;br /&gt;kişiye ait telefon hatlarının teknik takibine de son verilmişti. KOM Dairesi&lt;br /&gt;Narkotik Şube ekipleri, birçoğu daha önceden uyuşturucu madde kaçakçılığından&lt;br /&gt;defalarca yakalanan ve sabıkaları bulunan soruşturma dosyasının ana şüphelisi&lt;br /&gt;durumunda olanlar ile uyuşturucu imalathanesi olduğu iddia edilen yerlerin gizli&lt;br /&gt;izleme ve teknik takip takiplerine son verirken polis müdürleri Murat Nemutlu ve&lt;br /&gt;Mustafa Aral’ın gizli izleme ve teknik takip tedbirlerini ise devam ettirimişti. Hatta&lt;br /&gt;bu evrak trafiğinin yaşanmasından iki gün önce, KOM polisleri 2 Eylül 2009’da&lt;br /&gt;polis müdürü Mustafa Aral’ın teknik takibi mahkeme kararıyla uzattırmıştı.&lt;br /&gt;Savcı hızlı çıktı&lt;br /&gt;Ankara’dan bir polis memuru kuryeyle gönderilen 9 adet CD, yaklaşık 1,5 yıllık&lt;br /&gt;telefon dinleme kayıtları ile 7 klasörlük dosyayı kapsayan soruşturmanın&lt;br /&gt;İstanbul’daki savcısı Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı tarafından Mehmet Berk&lt;br /&gt;olarak tayin edilmişti. Hanefi Avcı’nı kitabına göre yine cemaat oyunuyla görevdin&lt;br /&gt;olan ve tutuklanan Sakarya Emniyet Müdürü Faruk Ünsal’ın soruşturmasını da&lt;br /&gt;yürüten savcı olan Mehmet Berk aynı zamanda Balyoz davasının da soruşturma&lt;br /&gt;savcılığını yaparken bu görevden alınmıştı. Polis müdürlerinin zanlıları arasında&lt;br /&gt;bulunduğu dosyanın, görevli 20 den fazla savcı arasından kendisinin seçilmesini&lt;br /&gt;daha önce de Sakarya Emniyet Müdürü Faruk Ünsal’ın davasına baktığı için&lt;br /&gt;olabileceğini belirten Savcı Mehmet Berk, iddiasına göre polislerin önceden&lt;br /&gt;kendisini dosya hakkında bilgilendirdiğini de söylüyordu.113 Savcı Berk, aynı gün&lt;br /&gt;bir kaç saat içinde binlerce sayfayı incelemeyi başararak Ankara’dan 6 şüpheliyle&lt;br /&gt;gelen dosyadaki zanlı sayısını da 23’e çıkardı. Ankara’dan gelen ve yaklaşık bir yıl&lt;br /&gt;süren soruşturma dosyasında Hüseyin Rıza Işık örgüt lideri Habib Kanat ise örgüt&lt;br /&gt;113 Star Gazetesi, 30 ağustos 2010. Şamil Tayyar: “Savcı Açtı Ağzını Yumdu Gözünü”&lt;br /&gt;237&lt;br /&gt;üyesi olarak gösterilmişti. Ancak dosya Savcı Berk’e teslim edildikten bir gün&lt;br /&gt;sonra bu kez Habib Kanat örgüt lideri oluvermişti. İşler o kadar hızlı yürüyordu ki&lt;br /&gt;Savcı Berk gerekli evrakları ve yazışmaları da yapıp hâkimden tüm şüphelilerin ev&lt;br /&gt;ve iş yerlerinde arama yapılmasını, suç konusu eşyalara el konulmasını,&lt;br /&gt;yakalanmalarını, suç unsuru olursa el konulmasını kapsayan bir karar da&lt;br /&gt;çıkarttırmıştı. Sözkonusu hâkim kararının gönderildiği İstanbul polisi de aynı&lt;br /&gt;günün gecesi operasyon yaparak zanlıları gözaltına alıyordu.&lt;br /&gt;30 ton denildi 500 gram uyuşturucu çıktı&lt;br /&gt;9 Eylül 2009 günü soruşturmanın tamamlayan polis operasyon için düğmeye&lt;br /&gt;basarak ve seri baskınlar gerçekleştirdi. Zanlılar tarafından uyuşturucu üretiminde&lt;br /&gt;kullanıldığı öne sürülen iki fabrika, bir depo ve depo/ imalathane olarak kullanılan&lt;br /&gt;inşaatta yapılan aramalarda iddianameye göre toplam 446 kg amfetamin ile&lt;br /&gt;amfetamin ve türevlerinin sentezinde kullanılan toplam toplam 9 ton 65 kg 300&lt;br /&gt;gram kimyasal madde ele geçirildi. Uyuşturucu olduğu ya da uyuşturucu&lt;br /&gt;üretiminde kullanıldığı iddia edilen yüklü miktardaki bu kimyasalların Adli Tıp&lt;br /&gt;Kurumu laboratuarında yapılan incelemeleri sonucu hazırlanan rapor 2010 Ekim&lt;br /&gt;ayında yapılan davanın 2. duruşmasında mahkeme dosyasına girmişti. Raporda da&lt;br /&gt;iddianamede yazanın aksine ele geçirildiği iddia edilen saf bir uyuşturucunun&lt;br /&gt;olmadığı, içlerinde piyasadan kolaylıkla temin edilebilen birçok yasal maddenin de&lt;br /&gt;bulunduğu ve yine yasal kimyasal maddelerle karıştırılmış homojen olmayan 50&lt;br /&gt;litrelik bir sıvının içinde piyasa değeri 800 lira olan toplam 530 gram amfetamin&lt;br /&gt;etken maddesini içerir sıvı bir maddenin bulunduğu belirtiliyordu. Konuyla ilgili&lt;br /&gt;polis ve savcılığın verdiği bilgilere dayanılarak yazılan medyada çıkan haberlerde&lt;br /&gt;ise, 200 milyon captagon hap yapmaya yetecek miktarda 36 ton Amfetamin&lt;br /&gt;maddesi ele geçirildiği yazılmıştı. Aslında Adli Tıp Kurumu’nun incelemesinden&lt;br /&gt;önce Emniyet Kriminal laboratuarında yapılan incelemeleri sonucu hazırlanan ve&lt;br /&gt;benzer tespitler içeren 27 Ekim 2009 tarihli raporlar daha 14 Ocak 2010’da&lt;br /&gt;açıklanan iddianame hazırlanmadan önce savcılığa ulaştırılmıştı. Ancak Savcı&lt;br /&gt;Berk, emniyetin raporunda 473 gram olarak belirtilen uyuşturucu amfetamini&lt;br /&gt;iddianamesine “yanlışlıkla”, “…toplam daralı ağırlığı 473 kg.150 gr. (net ağırlığı&lt;br /&gt;446.100 gr.) gelen uyuşturucu amfetamin maddesi…” diyerek yazmıştı.&lt;br /&gt;Bu arada Erivan operasyonu kapsamında yürütülen soruşturmada 3 Kasım&lt;br /&gt;2008’den itibaren telefonları için dinleme, 29 Aralık 2008’de de gizli izleme kararı&lt;br /&gt;alınan Hüseyin Rıza Işık, polis olay tutanağı ve iddianamedeki değerlendirmelere&lt;br /&gt;göre, kendisine ait kimya fabrikasındaki yasadışı uyuşturucu üretime 19 Kasım&lt;br /&gt;2008’de başlamıştı. Dava dosyasına da konulan çeşitli tarihlerde yapılan ve kayıt&lt;br /&gt;altına alınan telefon konuşmalarına göreyse; “29 Kasım 2008’de Hüseyin Rıza Işık,&lt;br /&gt;238&lt;br /&gt;Settar Gürlek, Gül Çetintaş ve Mustafa Fehmi Okay arasındaki telefon&lt;br /&gt;görüşmelerinden 60 kg civarında yasadışı mal üretildiği; 2 Aralık 2008’de Settar&lt;br /&gt;Gürlek ve Hıdır Mehmet Murat Özdemir arasındaki telefon görüşmelerinde kimya&lt;br /&gt;fabrikasında üretilen 430 kg uyuşturucu malzemeyi Emin isimli şahsa verdikleri;&lt;br /&gt;02 Aralık 2008’de Mustafa Fehmi Okay ve Mehmet Naci Altaç arasındaki telefon&lt;br /&gt;görüşmelerinde bu kimya fabrikasında 240 kg uyuşturucu üretimi yapıldığı; 20&lt;br /&gt;Aralık 2008’de Hüseyin Rıza Işık ve Naci Altaç arasındaki telefon görüşmelerinde&lt;br /&gt;75 kg uyuşturucu maddeden bahsedildiği; 24 ve 25 Aralık 2008 tarihinde Settar&lt;br /&gt;Gürlek, Naci Altaç ve Hüseyin Rıza Işık arasındaki telefon görüşmelerinde&lt;br /&gt;belirtilen kimya fabrikasındaki yasadışı 75 kg uyuşturucu üretildiği”&lt;br /&gt;değerlendiriliyordu.&lt;br /&gt;Yani bu konuşmalara ve değerlendirmelere bakarak toplamda 805 kg yasadışı&lt;br /&gt;uyuşturucu üretildiği tespit edilmişti. Zanlılar teknik takip altında bulunmalarına ve&lt;br /&gt;uyuşturucu ürettikleri de tespit edilmesine karşın ne adli makamlar bilgilendirildi&lt;br /&gt;ne de suçüstü operasyonu yapıldı. Hatta iddialar doğruysa bu nedenle üretilen 805&lt;br /&gt;kilogram uyuşturucu piyasaya sürülmüştü. Bu miktar davaya konu olan&lt;br /&gt;soruşturmada ele geçirilen uyuşturucunun çok fazla üzerindeydi ama&lt;br /&gt;bulunamamıştı.&lt;br /&gt;Çete lideriyken tanık oldu&lt;br /&gt;Erivan soruşturmasında telefonları teknik takip altında bulundurulanlardan biri de,&lt;br /&gt;uyuşturucu ticareti yaptığı öne sürülen şebekenin lideri/organizatörü diye anılan&lt;br /&gt;Osman Çelik’ti. Polisin, Erivan soruşturmasıyla ilgili savcılığa gönderdiği telefon&lt;br /&gt;dinlenmesi talep yazısında uyuşturucu ticareti yaptığı öne sürülen şebekenin&lt;br /&gt;lideri/organizatörü diye anılan Osman Çelik, polis müdürlerinin sanıkları arasında&lt;br /&gt;olduğu soruşturmanın da tanığı olacaktı. 10 ayrı telefonu 28 Kasım 2008’ dek takip&lt;br /&gt;altında bulundurulup dinlenen Çelik ile Süleyman Akdemir isimli zanlılar arasında&lt;br /&gt;geçen görüşmelerde aynı zamanda Akdemir’in eniştesi olan Şevket Hidayet ile&lt;br /&gt;irtibat olduğu tespit edilmişti. Hatta Hidayet ile Suriye’de bulunduğu anlaşılan&lt;br /&gt;kayınbiraderi Süleyman Akdemir arasında uyuşturucu parasının bölüşümünden&lt;br /&gt;kaynaklanan bir sorun bulunduğu ve Osman Çelik’in de bu ihtilafı göndermek&lt;br /&gt;üzere devreye girdiği yapılan dinlemelerden tespit edilmişti. Dinlemelerden Hebo&lt;br /&gt;diye anılan Habib Kanat’ın da hemşerisi olan Şevket Hidayet'le bağlantısının da&lt;br /&gt;deşifre edildiği iddia ediliyordu.&lt;br /&gt;Üç emniyet müdürünün tutuklandığı soruşturmada Çelik’le beraber, bazıları polis&lt;br /&gt;olan 12 kişinin tanıklığına başvurulmuştu. 11 kişinin tanık ifadesi soruşturmayı&lt;br /&gt;yürüten Savcı Mehmet Berk tarafından alınırken, ilginç bir şekilde Osman Çelik’in&lt;br /&gt;ifadesi ise savcı yerine polis tarafından ve yanında avukatı yokken alınıyordu.&lt;br /&gt;Habib Kanat’ı tanımayan ve daha önce hiç görmeyen Çelik ifadesinde, tanıdığını&lt;br /&gt;239&lt;br /&gt;söylediği Şevket Hidayet ve akrabası Süleyman Akdemir arasındaki bir para&lt;br /&gt;alışverişinden ötürü yaşanan ihtilafı çözmek için arabulucuk yaptığını söyledi.&lt;br /&gt;Çelik’e, 7 Ekim 2008’de Süleyman Akdemir’le bu ihtilafı çözmek için yaptığı ve&lt;br /&gt;kayıt altına alınan telefon görüşmesiyle ilgili sorular da soruldu. Konuşmalarda&lt;br /&gt;Şevket ve ağabeyi Halil Hidayet’in Suriye’ye giderek Süleyman Akdemir’le&lt;br /&gt;görüştüğünü belirten Çelik, “Benim de bir kez Suriye’de Süleyman'ın yanında&lt;br /&gt;tanışmış olduğum ve ‘Ağa’ olarak bildiğim uyuşturucu kaçakçılığı yaptığını&lt;br /&gt;duyduğum şahıs da yanlarındaymış. Süleyman Akdemir geçmişte yüzyüze&lt;br /&gt;yaptığımız görüşmelerde bana Şevket Hidayet’in uyuşturucu kaçakçılığı işleri&lt;br /&gt;olduğunu ve İstanbul’da olan hemşerisi Habib isimli kişiyle bu işi yaptıklarını&lt;br /&gt;söylemişti. Habib’den aldığı uyuşturucuları Arap ülkelerine gönderen Şevket&lt;br /&gt;Hidayet’in bu nedenle Habib’e 7-8 milyon dolar da borcu olduğunu Süleyman&lt;br /&gt;Akdemir bana söyledi. Habib’in arkasında güvendiği bir yerlerin olduğunu,&lt;br /&gt;arkasında devletin olabileceğini de söyledi” dedi. Habib’i tanımadığını sadece&lt;br /&gt;ismini duyduğunu belirten Çelik, “Bundan 3-4 ay önce yapılan uyuşturucu&lt;br /&gt;operasyonu ile ilgili gazetelerde uyuşturucu baronu olarak Habib Kanat ismini&lt;br /&gt;okuyunca ve arkasında Emniyet Müdürleri olduğunu görünce Süleyman'ın bana&lt;br /&gt;bahsettiği, Şevket Hidayet’in borçlandığı ve ‘arkasında devlet var’ dediği Habib’in&lt;br /&gt;bu kişi olduğunu anladım” diyerek kendisinin nasıl tanık olduğunu da açıklamış&lt;br /&gt;oluyordu.&lt;br /&gt;Çelik’in ifadesinde, tanımadığı ancak basına yansıyan haberlerden sonra Süleyman&lt;br /&gt;Akdemir’in telefonda bahsettiği kişinin Habib Kanat olduğunu anladığını&lt;br /&gt;söylerken, sözkonusu telefon görüşmesinin diğer muhatabı olan Süleyman&lt;br /&gt;Akdemir’e bu konuyla ilgili soru yöneltilmemişti. Davayla ilgili 16 Şubat 2010’da&lt;br /&gt;tutuklanarak cezaevine konulan ve Habib Kanat’ı da tanıyan kişi konumunda&lt;br /&gt;bulunan Akdemir, tutuklu olduğu için istenildiği anda ifadesine&lt;br /&gt;başvurulabilecekken onun yerine Kanat’ı tanımayan Çelik’in ifadesi alınıyordu.&lt;br /&gt;Zanlı polis müdürleri savunmalarında bu çelişkili durumla ilgili olarak, Habib&lt;br /&gt;Kanat’ı hiç tanımadığı bilinen Osman Çelik’in bizzat soruyturmayı yürüten&lt;br /&gt;polislerce bu şekilde ifade vermesi için yönlendirildiği imasında bulunuyordu.&lt;br /&gt;Şüphelisi olduğu davanın tanığı da oldu&lt;br /&gt;Soruşturmada tanık olarak ifadesi alınanlardan biri de, sözkonusu uyuşturucu&lt;br /&gt;operasyonuyla ilintili bir soruşturmada tutuklanan Serkan Kaymakçı’ydı. Dinlenen&lt;br /&gt;telefon konuşmalarına göre, daha önce KOM Dairesi Narkotik Şubesi’nin bir&lt;br /&gt;operasyonuyla yakalanan ve hüküm giyen sabıkalı Serkan Kaymakçı’nın Hüseyin&lt;br /&gt;Rıza Işık’la irtibat kurduğu ve uyuşturucu alacağı tespit edilmişti. Kaymakçı’nın&lt;br /&gt;yolu bir kez daha, geçmişte kendisinin tutuklanmasına neden olan Emin Arslan,&lt;br /&gt;Murat Nemutlu ve Mustafa Aral ile operasyona neden olan ihbarı yapan Habib&lt;br /&gt;240&lt;br /&gt;Kanat’la da kesişmişti. Hepsiyle de arasında husumet vardı. Sanık polis müdürleri&lt;br /&gt;Murat Nemutlu ve Mustafa Aral’ın iddiasına göre de, bu husumet çıkar karşılığı&lt;br /&gt;kullanılmıştı.&lt;br /&gt;2001 yılında Habib Kanat, Emin Arslan’la aralarında yıllar sürecek bir arkadaşlığı&lt;br /&gt;da başlatan şikâyeti için İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü’ne başvurmuştu. Daha&lt;br /&gt;önce fidye amaçlı olarak kendisini Bulgaristan’da kaçıran “Tilki” lakaplı Selim&lt;br /&gt;Gezer tarafından tehdit edildiğini öne sürüyordu. Şikâyet dilekçesi verirken&lt;br /&gt;tanıştığı Ahmet Akpak isimli gazetecinin aracılığıyla da Habib Kanat kendini&lt;br /&gt;Ankara’da KOM Daire Başkanı Emin Arslan’ın karşısında buldu. Selim Gezer’in&lt;br /&gt;tehditlerini anlatan Kanat, aynı zamanda uyuşturucu ticaretiyle ilgili bilgiler de&lt;br /&gt;veriyordu. Böylece kendisini emniyetin uyuşturucu muhbiri yapan süreç de&lt;br /&gt;başlamış oldu. Arslan verdiği bilgiler üzerine Habib Kanat’ı, o dönemde KOM&lt;br /&gt;Narkotik Şubesi’nde, görevleri gereği muhbirlerle görüşmeye yetkili Operasyon&lt;br /&gt;Bürosu’nun amirleri olan ve Murat Nemutlu ve Mustafa Aral’a yönlendirir Verilen&lt;br /&gt;bilgiler doğrultusunda da birkaç yıl içinde önemli operasyonlar yapılsa da Kanat,&lt;br /&gt;bu operasyonların karşılığında ihbarcılara devlet tarafından verilen parayı almayıp&lt;br /&gt;isminin de gizli kalmasını istedi.&lt;br /&gt;Kanat’ın verdiği bilgilerle yapılan, Murat Nemutlu ve Mustafa Aral’ın da katıldığı&lt;br /&gt;operasyonlardan biri de, 2003 yılında Kayseri’de gerçekleştirilen Serkan&lt;br /&gt;Kaymakçı’nın da yakalandığı Erciyes operasyonudur. Teyzesinin oğlu olan Selim&lt;br /&gt;Gezer’in uyuşturucu çetesine yönelik yapılan Erciyes adı verilen operasyonda&lt;br /&gt;yakalanan Kaymakçı 12 yıl 6 ay hapis cezası almıştı. Selim Gezer ve Kaymakçı bu&lt;br /&gt;olaydan ötürü, muhbirlik yaptıklarını düşündüğü Habib Kanat’ı suçluyordu. Daha&lt;br /&gt;önce de yine uyuşturucu suçlamasıyla yakalanmış olan Kaymakçı bir kez daha&lt;br /&gt;cezaevine girdikten 2 yıl sonra 2008 Kasım’ında tahliye edildi. Birkaç ay sonra da,&lt;br /&gt;üniversitede öğrenci olduğu sırada hocasıyken, birlikte uyuşturucu işine girdiği&lt;br /&gt;kendisi gibi sabıkalı olan Hüseyin Rıza Işık’la irtibat kurdu. Işık’a 6 bin dolar veren&lt;br /&gt;Kaymakçı, bu paranın karşılığında uyuşturucu hammaddesi olarak kullanacağı&lt;br /&gt;Amfetamin alacaktı. Işık’ın, 30 Mayıs 2009’dan itibaren dinlemeye alınan&lt;br /&gt;telefonunu arayan bu kişinin kimliğini araştıran polis, uyuşturucudan sabıkası olan&lt;br /&gt;Serkan Kaymakçı’nın bilgilerine ulaşacaktı. Telefonlarının dinlendiğinden habersiz&lt;br /&gt;olan iki eski sabıkalı, 7 Haziran 2009 günü buluştu. İstanbul Kurtköy’deki&lt;br /&gt;buluşmaya arkadaşı Adnan Suzhun’la giden Kaymakçı aldığı 6 kilo 190 gram&lt;br /&gt;olduğu belirlenen amfetaminle yola çıktıktan sonra Çamlıca gişeleri çıkışında polis&lt;br /&gt;kontrolünde yakalandı. Ancak diğer soruşturmanın deşifre edilmemesi için, rutin&lt;br /&gt;bir kontrol sırasında yakalandığı izlenimi verilen Kaymakçı ve Suzhun gözaltına&lt;br /&gt;alındı. Daha sonra sonra sevkedildikleri Üsküdar Cumhuriyet Savcılığı’nda&lt;br /&gt;Kaymakçı tutuklanırken, Suzhun tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.&lt;br /&gt;Kaymakçı’nın ifadelerinde amfetamini aldığını söylediği Hüseyin Rıza Işık 18&lt;br /&gt;Haziran 2009’da gözaltına alınsa da çıkarıldığı savcılıkta tutuksuz yargılanmak&lt;br /&gt;241&lt;br /&gt;üzere serbest bırakıldı. 25 Haziran 2009’da da Işık, Kaymakçı ve Suzhun hakkında&lt;br /&gt;dava açıldı.&lt;br /&gt;Kaymakçı’nın ifadelerini KOM Dairesi mi hazırladı?&lt;br /&gt;Serkan Kaymakçı, emniyet müdürlerinin de dâhil edildiği soruşturma kapsamında,&lt;br /&gt;şüpheli olarak ifade verdi. İddianame hazırlanmadan iki hafta önce 30 Aralık 2009&lt;br /&gt;günü avukatı olmadan savunmasını yapan Kaymakçı’nın savcı tarafından tanık&lt;br /&gt;olarak da ifadesine başvuruldu. Kaymakçı 1996’da akrabası olan Selim Gezer’in&lt;br /&gt;yanında Bulgaristan’dayken Habib Kanat’la tanıştığını belirterek, “Habib’le Selim&lt;br /&gt;1998 yılından itibaren birlikte amfetamin işi yaptılar. Habib’in ya ortak olarak ya&lt;br /&gt;da satın alma yoluyla Selim'den amfetamin temin ettiğini, Türkiye'ye ve Arap&lt;br /&gt;ülkelerine sevk ettiğini biliyorum. 1999 yılı gibi ya Habib artık Selim’le çalışmak&lt;br /&gt;istemedi ya kendisine başka bir ortak buldu bilemiyorum, ancak bir kırılma noktası&lt;br /&gt;oldu. Araları bozuldu, parasal anlaşmazlığa düştüler. Ben o sırada&lt;br /&gt;İstanbul'daydım. Habib Kanat'ın kaçırılma olayını duydum, ancak bu gün bile&lt;br /&gt;sorduğumda Selim Gezer kaçırma olayını kendisinin yaptırmadığını, Habib&lt;br /&gt;Kanat'ın da onun yaptığını iddia ettiğini biliyorum. Habib'in bu olaydan sonra&lt;br /&gt;Bulgaristan'la irtibatı kesildi” dedi. Şevket Hidayet ve ailesinin uyuşturucu&lt;br /&gt;piyasasında her zaman adı geçen kişiler olduğunu belirten Kaymakçı, “Habib&lt;br /&gt;Kanat’ın da Emniyetle olan bağlantılarını bilmem. Hüseyin Rıza Işık’la amfetamin&lt;br /&gt;piyasası içerisinde olan Habib Kanat arasında nasıl bir ticari ilişki gelişti&lt;br /&gt;bilemem” diye konuştu. Captagon üretiminin hammaddesi olan amfetamini&lt;br /&gt;Hüseyin Rıza Işık’tan aldığını itiraf etmesine karşın Savcı Mehmet Berk&lt;br /&gt;iddianamede Kaymakçı için, “Amfetamin maddesini Hüseyin Rıza Işık'tan alması&lt;br /&gt;dışında soruşturma dosyası şüphelileriyle örgütsel ilişkisine ve dosyamız&lt;br /&gt;kapsamında yapılan operasyonda ele geçirilen uyuşturucuyla irtibatına dair bir&lt;br /&gt;delil ve iddia bulunmadığından, yakalattığı amfetaminden ötürü de hâlihazırda&lt;br /&gt;yargılandığından hakkında soruşturma dosyamızda ek kovuşturmaya yer&lt;br /&gt;olmadığına dair karar verilmiştir” diyerek takipsizlik kararı verdi. Savcı Berk,&lt;br /&gt;mahkemenin dosya birleştirme kararı vermesi halinde de Kaymakçı hakkında etkin&lt;br /&gt;pişmanlık hükümlerinin dikkate alınmasını istedi. Ancak Kaymakçı’nın etkin&lt;br /&gt;pişmanlıktan faydalanma hakkı yoktu. Polis müdürleri Murat Nemutlu ve Mustafa&lt;br /&gt;Aral’ın, yaptıkları savunmalarda en çok üzerinde durdukları konulardan biri de&lt;br /&gt;buydu. Sanık polis müdürleri olayla ilgili telefon dinleme kayıtları, fiziki takip&lt;br /&gt;belgeleri ve görüntüleri olmasına karşın soruşturmayı yapan Üsküdar savcılığından&lt;br /&gt;gizlenerek adil bir yargılama yapılmasının engellendiğini öne sürdü. Işık’a ait&lt;br /&gt;fabrikaya baskın yapılmayıp iddialar doğruysa uyuşturucu üretimine devam&lt;br /&gt;edilmesine göz yumulduğunu savunan Nemutlu ve Aral savunmalarında, “Olayı&lt;br /&gt;başından sonuna dek bilen KOM Daire Başkanlığı Serkan Kaymakçı’ ya ait aracın&lt;br /&gt;242&lt;br /&gt;bagajında yakalanan uyuşturucu maddenin içinde bulunduğu ve Mustafa Kulak ile&lt;br /&gt;fabrikada çalışan diğer şahısların parmak izlerinin bulunabileceği poşetler&lt;br /&gt;üzerinde parmak izi, DNA araştırması gibi hiçbir kriminal inceleme dahi&lt;br /&gt;yaptırmamıştır. Oysa aynı KOM Daire Başkanlığı bizlerin uyuşturucuyla, bahsi&lt;br /&gt;geçen kimya fabrikalarıyla ve suç organizasyonuyla hiçbir alakalarının olmadığını&lt;br /&gt;bilmelerine rağmen, cezaevindeyken kan numunelerimizi aldırarak fabrikayla ilgili&lt;br /&gt;DNA ve kriminal inceleme yaptırmışlardır. Bu da KOM Dairesinin bize karşı olan&lt;br /&gt;hasmane ve art niyetli tutumu açıkça ortaya koymaktadır” diyorlardı.&lt;br /&gt;Sanık polis müdürlerinin, Serkan Kaymakçı’nın operasyonu yapan polis tarafından&lt;br /&gt;kullanıldığı ve KOM Dairesinin de pazarlık yaptığı gibi daha ciddi iddiaları da&lt;br /&gt;vardı. İddiaya göre Kaymakçı rutin bir trafik uygulanmasında yakalanmış gibi&lt;br /&gt;gösterilerek etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanması sağlanacak, KOM&lt;br /&gt;Dairesinin belirlediği kişilere ve amacına yönelik şekilde ifade verirse de ceza&lt;br /&gt;almadan kurtulacaktır. Ancak Üsküdar Ağır Ceza Mahkemesi’nin tutuklamasıyla&lt;br /&gt;bu planın bozulduğunu savunan Nemutlu ve Aral iddialarını şöyle dile getirdi:&lt;br /&gt;“KOM Daire Başkanlığı Serkan Kaymakçı‘yı kurtarabilmek için daha başka yasa&lt;br /&gt;dışı yöntemler uygulamaya koymuştur. Tutuklanmamıza neden olan operasyondan&lt;br /&gt;3 ay sonra 29 Aralık 2009’da Kaymakçı’nın tutuklu bulunduğu Maltepe Cezaevine&lt;br /&gt;soruşturmayı yürüten KOM Daire Başkanlığı ve İstanbul Narkotik Şube’de görevli&lt;br /&gt;Emniyet Amiri Murat Çelik ile polis memurları KOM Narkotik Şube&lt;br /&gt;Müdürlüğü’nde görevli Gani Kuştutan ve İstanbul Narkotik Şube Müdürlüğü’nde&lt;br /&gt;görevli Yalçın Atal gitmiştir. Bu polisler Kaymakçı ile bir mülakat yapıp bunu&lt;br /&gt;tutanağa bağlamışlardır. Serkan Kaymakçı bu mülakatın ertesi günü 30 Aralık&lt;br /&gt;2009’da dava dosyamıza ait iddianameyi hazırlayan Savcı Mehmet Berk’e yanında&lt;br /&gt;avukatı dahi olmadan şüpheli ve tanık sıfatıyla ifade vermiştir. Bu ifade de&lt;br /&gt;yakalattığı uyuşturucu maddenin nereye gideceği, yakalanan bu uyuşturucuyla ne&lt;br /&gt;yapılacağından ziyade bir gün önce mülakat yaptığı polislerin ona dikte ettirdiği,&lt;br /&gt;yönlendirdiği şekilde bir beyanda bulunmuştur. Nitekim bu ifadenin mükâfatı&lt;br /&gt;olduğunu düşündüren bir şekilde Serkan Kaymakçı takipsizlik kararıyla dosyamızın&lt;br /&gt;kovuşturmasından çıkarılmak istenmiştir.”&lt;br /&gt;Kanat ve Hidayet’ten 500 bin doları kimler istedi?&lt;br /&gt;Serkan Kaymakçı’nın gözaltına alınıp tutuklandığı olayı izlemek üzere KOM&lt;br /&gt;Dairesi Narkotik Şube ekipleri de İstanbul’daydı. Aynı tarihlerde hem telefonları&lt;br /&gt;dinlenen hem de fiziki takip altında bulundurulan polis müdürleri Murat Nemutlu&lt;br /&gt;ve Mustafa Aral bir meslektaşlarının düğünü için 13 -14 Haziran 2009 günlerinde&lt;br /&gt;İstanbul’a gelmişti. İki polis müdürü soruşturmanın baş şüphelisi konumundaki&lt;br /&gt;Habib Kanat’la telefonla konuşmuşlar hatta buluşmuşlardı. Ancak bu telefon&lt;br /&gt;konuşmaları, polis tarafından dinlenip kayıt altına alınıyor olmasına rağmen dava&lt;br /&gt;243&lt;br /&gt;dosyasına konulmamıştı. Polis müdürlerinin iddiasına göre konuşmaların içeriği,&lt;br /&gt;davanın seyrini tümden değiştirebilirdi. Çünkü Habib Kanat devletin imkânlarını&lt;br /&gt;kullanan bazı kişilerin haber gönderdiklerini, yürütülen bir uyuşturucu&lt;br /&gt;operasyonuna Hidayet ailesi ile birlikte adının karıştırıldığını ve kurtulması için&lt;br /&gt;500 bin dolar para istendiğini söylüyordu. Kanat, kendisine bu bilgiyi verenin&lt;br /&gt;hemşerisi Coşkun Karabaşoğlu olduğunu onun da yine Kilisli bir avukat olan&lt;br /&gt;Muammer Fazlı Ağaoğlu’nun aracılığını yaptığını da anlattı. İddialarına göre aynı&lt;br /&gt;teklifin Hidayet ailesine de gittiğini belirten Kanat, para verilmediği takdirde&lt;br /&gt;Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan’ın dahi kendisini&lt;br /&gt;kurtaramayacağının söylendiğini de takip altında bulundurulan telefonlarından&lt;br /&gt;zanlı polis müdürlerine söz konusu operasyondan aylar önce aktardı. Kanat’a,&lt;br /&gt;yürütülen soruşturmanın detaylarına ilişkin bilgiler de verilmişti. Kanat kendisine&lt;br /&gt;düşmanlık besleyen Selim Gezer ile polis ya da jandarma içinden suça bulaşan bir&lt;br /&gt;grubun olabileceğini de söylüyordu. Kanat, konudan haberdar ettiği Emin Arslan’ın&lt;br /&gt;da kendisine, “Konuyu çöz, isimleri tespit et hemen yasal işlemlere başlayalım”&lt;br /&gt;dediğini de anlatmıştı. Bu konuyla ilgili dava dosyasında yer alan tek dinleme&lt;br /&gt;kaydı 514 numarasıyla kaydedilen telefon konuşmalarıydı. Ancak Habib Kanat ile&lt;br /&gt;Murat Nemutlu arasında geçen yaklaşık 30 dakikalık bu görüşmenin esas konusu&lt;br /&gt;olan 500 bin dolar para istenmesinden iddianamede hiç bahsedilmemişti. İşin daha&lt;br /&gt;ilginci bu telefon görüşmesi ile ilgili Savcı Berk ne Nemutlu’ya ne de Habib&lt;br /&gt;Kanat’a tek bir soru bile sormamış ama sözkonusu konuşmanın içinden&lt;br /&gt;cımbızlanarak çıkarılmış bazı cümleleri de, iddianameye konu olan suçlamalarının&lt;br /&gt;kanıtı olarak sunmuştu.&lt;br /&gt;Savcılık iddiaları araştırmadı&lt;br /&gt;Kanat’ın bu iddiaları hem kendisi hem de konudan haberdar olan suçlanan polis&lt;br /&gt;müdürleri tarafından savcılık sorgusunda ve mahkemede de tekrarlandı. Kanat’ın&lt;br /&gt;avukatları, tehdide aracılık yapan avukat Fazlıoğlu’nun ifadesinin alınmasını talep&lt;br /&gt;etse de savcılık bu konuyu araştırmaya hiç gerek duymadı. Sanık polislerin&lt;br /&gt;avukatları da savunmalarında müvekkillerinin bu olayı araştırıp ortaya çıkarmak&lt;br /&gt;üzere oldukları için haksız yere suçlanarak soruşturmaya dâhil edildiğini öne sürdü.&lt;br /&gt;500 bin dolar para istenen bir diğer taraf olan, soruşturmanın baş zanlıları&lt;br /&gt;arasındaki alan Hidayet ailesinden hiç kimse yakalanmamıştı. 9 Eylül 2009’da&lt;br /&gt;yapılan baskından 5 gün önce 4 Eylül 2009’da Hidayet ailesinin telefon dinlemeleri&lt;br /&gt;ve fiziki izlemeleri, soruşturmayı yürüten KOM Dairesi’nce sona erdirilmişti.&lt;br /&gt;Operasyon sırasında da Hidayet ailesinin İstanbul’da bulunan ve KOM polislerince&lt;br /&gt;aylar önce tespit edilen evlerine yönelik hiçbir operasyon da yapılmamıştı.&lt;br /&gt;Soruşturma dosyasının baş zanlıları arasında gösterilen Hidayet ailesine yönelik&lt;br /&gt;gariplikler bu kadarla sınırlı değildi. Hidayet’lerin Gaziantep’te bulunan ikamet&lt;br /&gt;244&lt;br /&gt;adreslerine yapılan operasyonlarda eş zamanlı olması gerekirken, adeta&lt;br /&gt;kaçmalarına fırsat tanır bir şekilde İstanbul’daki baskınlardan 6 saat sonra&lt;br /&gt;gerçekleştiriliyordu. Bunların yanı sıra bu aramalara KOM Dairesi’nden hiçbir&lt;br /&gt;görevli de katılmamıştı. Bu gariplikleri savunmalarında sıralayan Nemutlu ve Aral,&lt;br /&gt;bu şantajı yapanların bizzat soruşturmayı yürüten polisler olduğunu öne sürüyordu.&lt;br /&gt;Zanlı polis müdürleri savunmalarında vurguladıkları bazı konularla, Hidayet&lt;br /&gt;ailesinin kendilerinden istenilen 500 bin dolar rüşvetin verildiğini de ima&lt;br /&gt;ediyorlardı. Operasyondan 5 gün önce 4 Eylül 2009’da soruşturmayı yürüten KOM&lt;br /&gt;Dairesi’nin, Hidayet ailesine yönelik teknik takip ve gizli izlemeye son verdiğini&lt;br /&gt;belirten polis müdürleri, “Operasyon sırasında Hidayet ailesinin istanbul’da&lt;br /&gt;bulunan ve soruşturmayı yürüten KOM Dairesi’nce anılan operasyondan aylar&lt;br /&gt;önce tespit edilen ikamet adreslerinde hiçbir arama yapılmaması ve operasyon&lt;br /&gt;düzenlenmemesi; yine anılan operasyonda Hidayet ailesinin Gaziantep’te bulunan&lt;br /&gt;ikametine eş zamanlı olması gereken bir operasyonda, operasyon başladıktan&lt;br /&gt;yaklaşık 6 saat sonra polisçe gidilmesi çok manidardır. Anılan operasyonda bu&lt;br /&gt;haliyle soruşturmayı yürüten KOM Dairesi’nce bahsi geçen 514 nolu tape&lt;br /&gt;içeriğinden de anlaşıldığı üzere şantaj yoluyla para istenen dava dosyamızda halen&lt;br /&gt;firar olarak aranan Hidayet ailesi fertlerinin yakalanmaması için büyük çaba sarf&lt;br /&gt;edildiği ve yukarıda anlatıldığı şekilde kasten yakalanmadığı açık ve net olarak&lt;br /&gt;ortaya çıkmaktadır. Habib Kanat ve Hidayet ailesinin dava dosyamızda halen firar&lt;br /&gt;olarak aranılan bazı üyelerinden 500 bin dolar menfaat temini ile ilgili sızdırılan&lt;br /&gt;bilgiler genel verilerin derlenmesiyle oluşturulan bilgiler değil tam tersi sadece&lt;br /&gt;bazı kişilerin sahip olabileceği spesifik bilgilerden oluşmaktadır. Bahse konu tape&lt;br /&gt;içeriğinde geçen, ‘Sen bu adamla ne diye ilgileniyorsun diye Emin Arslan’ı&lt;br /&gt;sorguya çekmişler abi’ gibi cümlelerden bilgiyi sızdıranların Habib Kanat’la Emin&lt;br /&gt;Arslan arasındaki ilişkiyi bildiklerini ortaya koymaktadır. Bu bilgi herkesin sahip&lt;br /&gt;olabileceği değil ancak Kanat’ın telefonunu takip edenlerce öğrenilebilecek&lt;br /&gt;spesifik bir bilgidir” diyordu.&lt;br /&gt;İlginç olan bir başka husus da Mustafa Aral ve Murat Nemutlu’nun bu konuyu&lt;br /&gt;konuşmak üzere Habib Kanat’la buluştuklarını gösteren fiziki takip fotoğrafları&lt;br /&gt;basına “uyuşturucu ortaklığı” ve örgütsel görüşmeler” diye sızdırılırken bu&lt;br /&gt;operasyonların hiç birinde ses kaydının yapılmamış olmasıydı. Oysa ki, operasyonu&lt;br /&gt;yürüten KOM Daire Başkanlığı’nda 4-5 metre mesafeden kulağın duyabileceği ses&lt;br /&gt;kalitesinden daha net ses kaydı yapabilen nano teknoloji cihazları bulunuyordu.&lt;br /&gt;Emin Arslan, Murat Nemutlu ve Mustafa Aral iddianamede uyuşturucu&lt;br /&gt;tacirlerinden menfaat temin etmekle suçlanmalarına karşın, BDDK’dan talep edilen&lt;br /&gt;inceleme sonuçlarında polis müdürlerinin geriye dönük son 10 yılı kapsayan&lt;br /&gt;verdikleri mal beyanına aykırı herhangi bir mal varlığı ya da para hesabı tespit&lt;br /&gt;edilememişti. Savcılık suçlamada bulunmasına karşın, tezlerini çürütecek&lt;br /&gt;BDDK’den elde edilen zanlı emniyet müdürlerinin lehinde olan bilgilere kanunen&lt;br /&gt;245&lt;br /&gt;belirtmesi gerektiği halde iddianamede yer vermemişti. Savcı Berk polis müdürleri&lt;br /&gt;Nemutlu ve Aral’ın Habib Kanat’la lüks restorantlarda yemek yiyerek bu şekilde&lt;br /&gt;menfaat temin ettikleri iddiasında bulunurken 14 ay içerisinde toplam 4 kez olan bu&lt;br /&gt;yemeklerin hesaplarının sadece ikisinin polis müdürlerince ödendiği ortaya&lt;br /&gt;çıkmıştı. KOM Dairesi’nce hazırlanan polis müdürleri ile Habib Kanat arasındaki&lt;br /&gt;telefon görüşme sayılarını içeren HTS raporlarının da kuvvetli suç şüphesi&lt;br /&gt;yaratmak amacıyla kasten fazla gösterilerek iddianameye geçirildiği ve&lt;br /&gt;soruşturmayı yürüten KOM dairesince rakamların kasten manüple edildiği de&lt;br /&gt;avukatlar tarafından belirlenerek ispat edilmişti.&lt;br /&gt;Savcı, Arslan’ı tutuklamayı kafasına koydu&lt;br /&gt;İstanbul polisinin düzenlediği operasyonla ilgili olay tutanağında Emin Arslan’ın&lt;br /&gt;ismi yoktu. Ama savcı Mehmet Berk operasyon yapıldıktan sonra, Ankara&lt;br /&gt;Savcılığının bir suç unsuru görmediği Emin Arslan’ın konuşmalarını suç isnat&lt;br /&gt;edecek biçimde yorumlayarak dava dosyasına Arslan’ı da eklemişti. Ancak Arslan&lt;br /&gt;hâkimlikten serbest bırakılınca Savcı Berk hemen bir itiraz yazısı kaleme aldı.&lt;br /&gt;Savcı Berk, 1998 yılında Suudi Arabistan yetkililerinden gelen yazılara, o dönemde&lt;br /&gt;KOM Dairesi Başkanı olan Emin Arslan’ın gereğini yapmadığını iddia ediyordu.&lt;br /&gt;Savcı Berk bu iddiasına kanıt olarak da dosyaya koyduğu 17 Nisan 1998 ve 4&lt;br /&gt;Kasım 1998 tarihli Suudi yetkililerden geldiğini öne sürdüğü yazıları eklemişti.&lt;br /&gt;Ancak iddia edilenin aksine 17 Nisan 1998 tarihli yazı, Suudi yetkililerin ihbarına&lt;br /&gt;ilişkin çalışmaların başladığını bildiren KOM Narkotik Şubesi’nin cevabıydı.&lt;br /&gt;Diğeri ise yine KOM dairesinin yazdığı ve Suudi yetkililerin verdikleri bilgiler&lt;br /&gt;doğrultusunda yapılan çalışmalar sonucu bilginin asılsız çıktığını bildiriyordu.&lt;br /&gt;İddianamede Kanat’ın çocuklarıyla Arslan’ın oğlunun ortak şirket kurduğu ve polis&lt;br /&gt;müdürünün bu yolla maddi menfaat temin ettiği de öne sürülüyordu. Ancak BDDK&lt;br /&gt;araştırmalarından mal varlığında geliriyle orantısız bir durum tespit edilememişti.&lt;br /&gt;Menfaat temin ettiği öne sürülen oğlunun ortak olduğu şirket de zarar etmiş ve&lt;br /&gt;Arslan’ın oğlu da ortaklıktan ayrılmıştı. Arslan oğlunun maaşlı olarak çalıştığı&lt;br /&gt;şirketten, kar etmeleri durumunda para alacağını ancak şirketin zarar ettiğini&lt;br /&gt;söylüyordu. Hatta iddiasına göre oğlu borçlarını ödeyebilmek için de arabasını&lt;br /&gt;satmıştı. İşin ilginci savcılık Arslan’ın maddi menfaate aracılık etmekle suçladığı&lt;br /&gt;oğlunun ne sanık ne tanık olarak ifadesini bile almamıştı.&lt;br /&gt;Adli emantteki suç delili değiştirildi&lt;br /&gt;Emin Arslan’ı illegal biçimde takip ederek fotoğraflayan polislerden biri, yine gizli&lt;br /&gt;çekim yaparken suçüstü yakalanacaktı. Haklarında tutuklama kararı verilmesinin&lt;br /&gt;ertesi günü 25 Eylül 2009’da, teslim olan Arslan ve emniyet müdürleri Nemutlu ve&lt;br /&gt;246&lt;br /&gt;Aral Beşiktaş Adliyesi’nde mahkeme sıralarını bekliyordu. Bu sırada Arslan,&lt;br /&gt;elindeki sürekli anahtarlıkla çevrelerinde dolaşan bir kişiden şüphelendi. Yıllarca&lt;br /&gt;istihbaratçılık yapan Arslan, şüpheli kişinin elindeki anahtarlık biçimindeki&lt;br /&gt;kamerayla gizli gizli fotoğraflarını çektiğini anlayarak üzerine atladı. Çaycı&lt;br /&gt;olduğunu söyleyen kişi kaçmaya çalışırken Nemutlu ve Aral tarafından yakalandı&lt;br /&gt;ve Emin Arslan şahsın elinden kamerayı aldı. Adliyede görevli polislerin el&lt;br /&gt;koyduğu anahtarlığın gizli kamera olduğu anlaşılırken, çaycı olduğunu söyleyen&lt;br /&gt;ancak İstihbarat Şubesi polislerinden olduğu belirlenen şüpheli de gözaltına&lt;br /&gt;alınarak Beşiktaş Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. El konulan anahtarlık ise&lt;br /&gt;Arslan’ın avukatları tarafından tutanakla birlikte savcıya teslim edildi. Sonraki&lt;br /&gt;günlerde ise gizli kamera şeklindeki anahtarlığın, üzerinde anahtarı bile olmayan&lt;br /&gt;düz sıradan bir cipin anahtarlıkla değiştirildiği ve suçüstü yakalanan polisin de&lt;br /&gt;cipin şoförü olarak başka bir görev için o anda mahkemede bulunan bir memur&lt;br /&gt;olduğu şeklinde kayıt tutulduğu ortaya çıktı. Gizli kamera çekimi yapan polis&lt;br /&gt;hakkında suç duyurusunda bulunan Arslan’ın avukatları adli emanette tutulan bu&lt;br /&gt;önemli suç delilinin değiştirildiğini de 17 Şubat 2010’da tutanakla kayıt altına aldı.&lt;br /&gt;Bir yıldır İstanbul İstihbarat Şube Teknik Takip Büro Amirliği’nde çalışan ve&lt;br /&gt;suçüstü yakalanan Ufuk Ö., savcılık ifadesinde, “Emin Arslan’ı görüntülemek gibi&lt;br /&gt;bir amacım yoktu. Orada başka bir görev için bulunuyordum” demişti. İfadesinin&lt;br /&gt;ardından serbest bırakılan Ufuk Ö. hakkında, “Görevi kötüye kullanmak” ve&lt;br /&gt;“Kişisel verileri kanuna aykırı olarak kaydetmek” suçlamalarıyla yürütülen adli&lt;br /&gt;soruşturmada ise takipsizlik kararı verildi. Olaya tanık olan adliye personeli de&lt;br /&gt;dâhil herkes ifadesini değiştirmişti.&lt;br /&gt;Dosyaya geç konulan suçsuzluk belgeleri&lt;br /&gt;Arslan’ın, dava dosyasının delili bile olmayan fotoğraflarıyla beraber basına&lt;br /&gt;sızdırılan ve zanlı polislerin ne kadar çok suça bulaştığı algısını besleyen bir diğer&lt;br /&gt;belge ise 1998 yılında Suudi Arabistan ve 24 Mart 2000’de Bulgaristan makamları&lt;br /&gt;tarfından, Habib Kanat’la ilgili yapılan iki ayrı ihbarı gösteriyordu. İddianamede&lt;br /&gt;yer verilen bu iki belgeyle ilgili Arslan’ın, ilişkide olduğu Kanat’ı korumak için&lt;br /&gt;uyuşturucu işi yaptığına dair hakkında gelen ihbarlarla ilgili herhangi bir işlem&lt;br /&gt;yapmadığı öne sürülüyordu. Arslan’ın, o tirahte henüz tanışmadığı Kanat&lt;br /&gt;hakkındaki bu raporlar da, fotoğraflarla birlikte Arslan’ın bilgi sakladığı&lt;br /&gt;iddialarıyla medyaya servis edilmişti. Savcılık sorgusunda konuyla ilgili,&lt;br /&gt;“Bulgaristan’da alacak, verecek meselesi sonucu Selim Gezer, Habib Kanat’ı&lt;br /&gt;kaçırmıştı. Gezer’in kayınperederi, Bulgaristan’da önemli bir mevkiide. Gezer bu&lt;br /&gt;imkânını kullanarak Kanat hakkında ‘Uyuşturucu ticareti yapıyor’ şeklinde raporlar&lt;br /&gt;göndertti. Raporu araştırdık. Ancak iddiayı destekleyen hiç bir delil bulunamadı.&lt;br /&gt;Suudi Arabistan tarafından böyle bir bilgi gelmedi ya da bana ulaşmadı” diye&lt;br /&gt;247&lt;br /&gt;savunma yapmıştı. Gerçekten de ihbarların geldiği dönemde KOM Daire&lt;br /&gt;Başkanlığı hem İnterpol hem de Türkiye’deki ilgili illere yazı göndererek, Kanat’la&lt;br /&gt;ilgili bir tahkikat yürütülmüş ancak ihbarları doğrulayan bulgulara ulaşılamadığını&lt;br /&gt;içeren yazışmalar yapılmıştı. Ancak Arslan’ın bu iddialardan kendisini temize&lt;br /&gt;çıkaracak sözkonusu resmi yazışmalar ise suçlayıcı yazıların aksine Arslan,&lt;br /&gt;Nemutlu ve Aral tutuklandıktan sonra dosyaya konulmuştu Buna rağmen Savcı&lt;br /&gt;Mehmet Berk’in düzenlediği iddianamede, “Örgüt lideri şüpheli Habip Kanat'ı&lt;br /&gt;görev yaptıkları birimin nüfuzundan da istifade ederek kolladıkları, bu şahıs&lt;br /&gt;hakkında bir takibat ve soruşturma yapılmasını engelledikleri, şahıs hakkında&lt;br /&gt;yapılan ihbarları, iddiaları ve düzenlenen raporları değerlendirmeye almadıkları (24&lt;br /&gt;Mart 2000 tarihinde Bulgaristan makamları tarafından yapılan ihbar doğrudan&lt;br /&gt;anılan dönemde Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanı olarak&lt;br /&gt;görev yapan Emin Arslan'a gönderilmiştir)...” şeklinde ifadeler kullanıldı.&lt;br /&gt;Yıllarca, emniyete kimliği gizli kalmak kaydıyla bilgi taşıyan ve hatta bir tek adli&lt;br /&gt;sicil kaydı ve sabıkası dahi olmayan Habib Kanat’ın muhbir olduğu da bu&lt;br /&gt;soruşturmayla ortaya çıkmıştı. Ancak soruşturmayı yürüten KOM Daire&lt;br /&gt;Başkanlığı, Kanat’ın 2001 yılında Emin Arslan tarafından yönlendirildiği Narkotik&lt;br /&gt;Şubenin kayıtlı bir muhbiri olduğu bilgisini de savcılıktan gizlemiş, hatta aksini&lt;br /&gt;iddia etmişti. KOM Daire Başkanlığı 7 Eylül 2009’da savcılığa yazdığı yazıda,&lt;br /&gt;“Habip Kanat’ın kayıtlı muhbir olmadığı, muhbir olarak bilgisinden&lt;br /&gt;yararlanılmadığını” yazmıştı. Ancak Emin Arslan, Murat Nemutlu ve Mustafa&lt;br /&gt;Aral 25 Eylül 2009 tarihinde tutuklandıktan sonra avukatların ısrarıyla savcılığın&lt;br /&gt;tekrar sorması sonucu KOM Daire Başkanlığı’ndan 16 Ekim 2009 ve 03 Kasım&lt;br /&gt;2009 tarihlerinde gönderilen yazılarda Habip Kanat’ın muhbir olarak verdiği&lt;br /&gt;bilgiler yer alıyordu. Habip Kanat’ın ilk duruşmada mahkemede yazılı ve sözlü&lt;br /&gt;olarak verdiği ifadesinde belirttiğine göre, Arslan’ı mahkûm etmek isteyen Savcı&lt;br /&gt;Mehmet Berk, Habip Kanat’a; “Seni ve oğlunu kurtarırım. Bana Emin Arslan&lt;br /&gt;aleyhinde ifade ver. O dört yıldız lazım bana” demişti. Arslan’ın bu iddiaları bizzat&lt;br /&gt;Habib Kanat tarafından da ilk duruşmada mahkemede açıklanmıştı. Savcı Berk’in&lt;br /&gt;benzer baskı ve teklifi, eski İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Kimyager Hüseyin&lt;br /&gt;Rıza Işık daha gözaltındayken, İstanbul Emniyet Müdürlüğüne giderek yaptığı da&lt;br /&gt;ilk duruşmada Hüseyin Rıza Işık tarafından mahkeme heyetine açıklanmıştı.&lt;br /&gt;Emniyet müdürleri neden hedef oldu?&lt;br /&gt;Zanlı emniyet müdürleri mahkemeye sundukları yazılı ve sözlü savunmalarında;&lt;br /&gt;KOM Dairesinin operasyonun hedefinin uyuşturucu ticaretinden ziyade Emin&lt;br /&gt;Arslan’ın Emniyet Genel Müdür Yardımcılığı görevinden alınarak yerine atama&lt;br /&gt;yapılmasını sağlamak olduğunu öne sürüyordu. Nemutlu ve Aral’ın da, KOM&lt;br /&gt;Dairesi’nde örgütlü olduğunu öne sürdükleri Fethullah Gülen yanlısı polislerin&lt;br /&gt;248&lt;br /&gt;içinde yer almamaları nedeniyle hedef haline geldiği de savunmada belirtiliyordu.&lt;br /&gt;Bu polis müdürlerinin bir diğer ortak noktası ise üçünün de çalıştıkları&lt;br /&gt;görevlerinden haksız bir şekilde alınmaları üzerine yargı kararı ile görev yerlerine&lt;br /&gt;geri dönmeleriydi. Emin Arslan 2006 yılında görevinden alınmış ancak Danıştay’ın&lt;br /&gt;görev kesin iade kararıyla dönmüştü. Murat Nemutlu 2007’de KOM Dairesi’nden&lt;br /&gt;Ankara Emniyeti’ne, 2008’de ise Afyon Emniyet Müdürlüğü’ne tayin edilmişti.&lt;br /&gt;Mustafa Aral da 2005’de KOM Dairesi’nden Kastamonu Emniyeti’ne&lt;br /&gt;gönderilmişti. 2005’ten beri KOM Daire Başkanı olan ve polis müdürlerinin&lt;br /&gt;tutuklandığı uyuşturucu operasyonunu da bizzat yürüten Ahmet Pek tarafından&lt;br /&gt;tayinleri çıkarılan Nemutlu ve Aral da, tıpkı Arslan gibi mahkeme kararıyla&lt;br /&gt;görevlerine iade edilmişti. Ancak yargı kararına rağmen görevlendirilmeleri&lt;br /&gt;yapılmayınca Nemutlu ve Aral, KOM Daire Başkanı Ahmet Pek ve diğer&lt;br /&gt;yöneticileri hakkında şikâyet dilekçesi de vermişti.&lt;br /&gt;Cemaatçi akademisyen Önder Aytaç’ın yorumu&lt;br /&gt;Polis Akademisi öğretim üyesi olmasının yanı sıra kamuoyunda daha çok cemaatçi&lt;br /&gt;kimliğiyle bilinen Önder Aytaç, bir dönem yazarı olduğu Taraf Gazetesinde “Emin&lt;br /&gt;Aslan aslansa ‘Semiz Kuş’ da ne?” başlıklı bir yazı kaleme almıştı114. Polis&lt;br /&gt;müdürlerinin adının karıştırıldığı olayı analiz eden Aytaç, emniyet camiasında&lt;br /&gt;Emin Arslan’ın nasıl tanındığıyla ilgili önemli tespitler yapıyordu. Gerçi sonradan,&lt;br /&gt;özellikle Hanefi Avcı’nın yazdığı kitaptan sonra bu yazısındaki tespitlere aykırı&lt;br /&gt;birçok başka yazı kaleme alsa da, yazının polis teşkilatında herkesin ortak görüşünü&lt;br /&gt;yansıtan Arslan’la ilgil bölümünde Aytaç şöyle demişti: “Emin Arslan’ın devrimci&lt;br /&gt;kişiliği ve özellikle de onun hakkında medyada yer alan iddiaların sunuluşu, benim&lt;br /&gt;de bu söylenenlere ‘inanmama’ hakkımı kullanmama neden oluyor. Arslan; tabu&lt;br /&gt;kıran, kendisi ile çalışanları satmayan, yeniliklere açık, monşer ve dürüst birisidir.&lt;br /&gt;O ‘korkak ve pusucu’ değil, risk alabilen cesur birisidir. Yıllar önce Hürriyet’ten&lt;br /&gt;Kadir Ercan’ın 1. sayfadan sürmanşet olan ‘İşte 5. kat çetesi’ haberinden sonra;&lt;br /&gt;hakkında açılan soruşturmalarda bile; ‘Ben, siz istiyorsunuz diye insanları&lt;br /&gt;harcayamam, dediklerinizi ispatlayın, hukuk tartsın ve değerlendirsin’ deme&lt;br /&gt;yürekliliğini göstermiştir. Aynı direnci, ‘Emniyet’te Alevi yapılanma var’ diyenlere&lt;br /&gt;karşı da ifade etmiştir. 28 Şubat sürecindeki Polis Yüksek Şûrası’nda, Hanefi&lt;br /&gt;Avcı’nın 1. Sınıf Emniyet Müdürü olmasına karşı çıkan ‘tatlı su demokratlarına’&lt;br /&gt;karşı da, onu savunup hakkını koruyan birisidir.&lt;br /&gt;Aslan, ne ‘Semiz Kuş’a, ne ‘Hacı Müdür’e, ne Karanlık derginin bile kendisinden&lt;br /&gt;özür dilediği ‘özel güvenlik milyonerine’, ne de AK Parti iktidarında ‘hidayete eren&lt;br /&gt;müdürlere’ benzer. İşte bu nedenle de Başbakan Erdoğan’ın da, Bakan Atalay’ın&lt;br /&gt;114 Taraf Gazetesi, 21 Eylül 2009&lt;br /&gt;249&lt;br /&gt;da adamıymış gibi davrananlara inat, kişilikli ve karakterli bir duruş sergiler.&lt;br /&gt;Ergenekon yanlısı yayınlara bilgiler servis eden ‘Semiz Kuş’lara bile&lt;br /&gt;dokunulmayan bir yerde, Aslan hakkında sa(v)lananlara karşı ben, yargı son sözü&lt;br /&gt;söyleyene kadar, inanmama hakkımı kullanıyorum.&lt;br /&gt;Tolga Şardan, Saygı Öztürk haberlerinde gözlemlediğimiz şekliyle, muhabirler,&lt;br /&gt;haber olacak Emniyetçi ile ilgili bilgileri önceden alıyorsa, burada bilin ki –bu&lt;br /&gt;dönemin- ‘Semiz Kuş’u sayesinde medya üzerinden operasyon yapılıyordur. Emin&lt;br /&gt;Aslan’a karşı yapılan bu operasyonu, onun bu görevde kalması ile serbestçe at&lt;br /&gt;koşturamayan ‘Semiz Kuş(lar)’da ve uzantısı menfaat çetesinde aramakta yarar&lt;br /&gt;vardır.”&lt;br /&gt;“Devrimci mi Karargâh mı?”&lt;br /&gt;Devrimci Karargâh (DK) adı, Türkiye’nin siyasi çizgisini değiştiren Ergenekon&lt;br /&gt;soruşturmalarından sonra girdi ülke gündemine. Başta pek adını duyuramadığı iki&lt;br /&gt;eylem yaptı. Ama Bostancı’da yaşanan ve televizyon ekranlarından ilginç bir&lt;br /&gt;şekilde naklen yayınlanan saatler süren çatışma görüntüleriyle belleklerde yer etti.&lt;br /&gt;Bir emniyet müdürünün, Hanefi Avcı’nın Fethullah cemaatini hedef alan bir kitap&lt;br /&gt;yazmasından sonra bu örgüte yardım yataklık ettiği iddiasıyla tutuklanmasıyla da&lt;br /&gt;örgütün adı herkesin hafızasına kazındı adeta. Ama bir o kadar da soru işareti&lt;br /&gt;doğurmuştu. “Var mı yok mu?”, “Kim bunlar?, “Devletin örgütü”, “Ergenekon’un&lt;br /&gt;örgütü” ya da az da olsa “Gerçek devrimciler” olduklarına yönelik şehir efsaneleri&lt;br /&gt;aldı yürüdü. Bu efsanelerin hangisi gerçek bilmiyoruz. Ama özellikle son&lt;br /&gt;çevrelerde, pek açık dillendirilmese de ortada şaibeli bir durum olduğu da herkesin&lt;br /&gt;ortak fikri neredeyse. Gazeteci Gürkan Hacır da, “Tuhaf bir örgüt; Devrimci&lt;br /&gt;Karargâh”115 başlıklı yazısında, “Türkiye’nin 40 yıllık silahlı sol örgüt tarihine&lt;br /&gt;tepeden paraşütle iniverdi. 2008’de ilk eylemleriyle duyduk. Şimdi en çok&lt;br /&gt;konuştuğumuz örgüt oldu. Ne bir gelenekten geliyorlar, ne de bir tabanları var.&lt;br /&gt;Sosyalist solun içinde dostları yok. Bir yığın komplo ve dedikoduyla beraber solun&lt;br /&gt;alışık olmadığı bir yığın tuhaflıkla devrim yolunda (!) ilerliyorlar. Emniyet Müdürü&lt;br /&gt;Hanefi Avcı’nın tutuklanmasıyla beraber gözler bir anda DK örgütüne çevrildi.&lt;br /&gt;Peki, nereden çıktı bu örgüt?” diyerek bu kuşkuları dile getiriyordu.&lt;br /&gt;Bir dönem Sky Türk televizyonunda da program yapan Hacıroğlu, cezaevine&lt;br /&gt;girmeden önce konuk ettiği Sarp Kuray’ın116 televizyon ekranlarından&lt;br /&gt;söylediklerini anımsatıyordu: “Kuray, Devrimci Karargâh’ın öncülü sayılan 16&lt;br /&gt;Haziran örgütünün lideri olmakla suçlanıyordu. TV ekranından bu örgütle&lt;br /&gt;yollarının nasıl ayrıldığını anlatmıştı. ‘Örgütün 1990’lı yıllardaki bütün&lt;br /&gt;eylemlerinden beni sorumlu tuttular. Oysa eylemleri benim talimatım dışında&lt;br /&gt;115 Akşam Gazetesi, 3 Ekim 2010&lt;br /&gt;116 SkyTürk, Gürkan Hacır ile Şimdiki Zaman, 10 Temmuz 2008&lt;br /&gt;250&lt;br /&gt;yapanlar şu an dışarıda rahatça geziyor. Bense tek suçlu olarak müebbet hapis&lt;br /&gt;aldım. Örgüt benim kontrolümden daha başında çıkmıştı. Beni hainlikle suçlayıp&lt;br /&gt;attılar. Örgüte bu kadar istihbarat nasıl geliyordu, ben de anlamadım zaten’&lt;br /&gt;demişti.”&lt;br /&gt;Gazeteci Ayça Söylemez de, bir internet sitesinde yayınlanan ve daha sonra bazı&lt;br /&gt;gazetelerin de kullandığı DK operasyonlarını irdeleyen, “Devrimci mi karargâh mı”&lt;br /&gt;başlıklı117 analitik bir yazı kaleme almıştı. Söylemez, yazısında Sarp Kuray’ın o&lt;br /&gt;dönemki bazı yol arkadaşlarını İsyan ve Tevekkül adlı kitabında, “1988 yılından&lt;br /&gt;sonra oluşturulan 16 Haziran Hareketi süreci ile başlayan tartışma 1991 yılında&lt;br /&gt;bir ayrışma ile noktalanmıştır. Bu tartışma sürecini en açık biçimde takip&lt;br /&gt;edebileceğiniz belge, yargılandığım mahkeme dosyalarındaki polise teslim edilen&lt;br /&gt;bantların çözümlenmeleriyle ortaya çıkan 480 sayfalık konuşma dokümanlarıdır.&lt;br /&gt;1988’den 1991’e kadar aşağı yukarı günbegün, ülkedeki sorumlu kişiler (Serdar&lt;br /&gt;Kaya) tarafından bilgim dışında banda alınmış konuşmalarım kasetler halinde&lt;br /&gt;polisin eline geçmiştir” diye anlattıktan sonra Kuray’ın bu kişilerin bir yıl sonra da&lt;br /&gt;tahliye olduklarını yazdığını da belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devrimci tedrisattan geçmiş kahvehane üslubu&lt;br /&gt;DK’nin internet sitesinde yer verilen bir yazıda örgütün nereden çıktığı, “2005&lt;br /&gt;yılının yaz aylarında, Bedrettin Hareketi ve 16 Haziran Hareketi kadrolarının&lt;br /&gt;Türkiye devrimci hareketinin dibe vurmuş konumu ve bundan çıkış yolları üzerine&lt;br /&gt;yaptıkları ilk tartışmalar, hızla savaşkan bir sosyalizm çizgisini devrimci bir direniş&lt;br /&gt;merkezi olan Kürt özgürlük çizgisiyle yoldaşlaştırarak Türkiye sosyalizminde&lt;br /&gt;egemenliğini sürdüren oportünizme ve reformizme alternatif devrimci bir yol çizme&lt;br /&gt;görevinde birleşik bir örgütsel yapı oluşturma kararına vardı”118 diye&lt;br /&gt;özetleniyordu. Ancak ne yaptıklarıyla eylemler ne de internet sitesi üzerinden&lt;br /&gt;haklarında çıkan haberlerle ilgili girdiği polemikler özellikle sosyalist sol ve hatta&lt;br /&gt;illegal örgütler gözünde dahi DK hakkındaki şaibeleri gidermeye yetmedi. Hele ki&lt;br /&gt;kullandığı üslup sosyalist solun alışıldık dilinden ve jargonundan hayli uzaktı.&lt;br /&gt;Bildirilerinde, açıklamalarında politik bir dilden ziyade, bol sloganla süslenmiş&lt;br /&gt;daha çok devrimci tedrisattan geçmiş bir kahvehane üslubunu barındıran söylemler&lt;br /&gt;bulunuyordu. Hanefi Avcı’nın da DK ile ilişkilendirilerek tutuklanmasıyla ilgili&lt;br /&gt;operasyonlardan sonra 24 Eylül 2010’da internet sitesinde yapılan açıklamada119 bu&lt;br /&gt;çok açık görülüyordu. Mesela, Hanefi Avcı’yla DK arasındaki ilişkiyi kuran köprü&lt;br /&gt;vaziyetteki kişi olan Necdet Kılıç’la ilgili, “Bu kişinin yapımızla herhangi bir&lt;br /&gt;bilinen ilişkisi ya da kaydı yoktur. Hele ki iddia edildiği gibi finansörümüz ise,&lt;br /&gt;117 http://baskahaber.blogspot.com/2010/09/devrimci-mi-karargâh-m.html&lt;br /&gt;118 http://www.devrimciKarargâh.com/09nolu.html&lt;br /&gt;119 http://www.devrimcikarargâh.com/11nolu.html&lt;br /&gt;251&lt;br /&gt;yaşadığımız mali sıkıntılarımız üzerinden kolayca diyebiliriz ki, Allah onu nasıl&lt;br /&gt;biliyorsa öyle yapsın!” yazılmıştı. Sosyalist ya da devrimci sol çevrelerin&lt;br /&gt;kullandığı dilin aksine, hem yukarıda verilen örnekte hem de aynı açıklamada hem&lt;br /&gt;de, daha öncekilerde olduğu gibi Fethullah Gülen yine hedefte olduğu, “Fethullahçı&lt;br /&gt;gericiliğin militan devrimciliği en ilkel yalanlarla kirletme çabası, sağdakileri&lt;br /&gt;geçtik, demokratından solcusuna tüm Türkiye liberallerinin devrim karşıtlıklarının&lt;br /&gt;ve korkularının doğal bir algısı olarak kolayca kabul gördüğü sürece, AKP’nin&lt;br /&gt;tasfiye etmeye niyetlendiği kim varsa DK yapılanmamıza dâhil edileceği ortadadır.&lt;br /&gt;Asıl korkumuz bu gidişle örgütte bize yer kalmayacağı üzerinedir” denilen satırlara&lt;br /&gt;bakarak DK’de ince bir mizah olduğunu da söylemek mümkün. Kendileri dışında&lt;br /&gt;kalan sol yapıların da eleştirildiği aynı açıklamada, diğer sosyalist solun,&lt;br /&gt;üzerlerindeki şaibe nedeniyle kendilerini dışlamalarına ilişkin yazdıkları da hiç&lt;br /&gt;yabana atılır gibi değildi. Açıklamada Ankara, İstanbul ve İzmir’de operasyona&lt;br /&gt;yönelik yapılan protesto açıklamalarında Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) ve&lt;br /&gt;Toplumsal Özgürlük Platformu (TÖP) ile Red Dergisi ile Bilinç ve Gelecek Dergisi&lt;br /&gt;çalışanlarının anılırken DK’nin yayını olduğu öne sürülen Demokratik Dönüşüm&lt;br /&gt;dergisi çalışanlarıyla ilgili herhangi bir şey söylenmemesi, örgütün dışlanıyor&lt;br /&gt;olması eleştiriliyordu. Derginin, Türkiye’de uzun yıllardır unutulan ve&lt;br /&gt;unutturulmaya çalışılan “savaşkan sosyalizm anlayışını” ve bu anlayışın Kürt&lt;br /&gt;özgürlükçülüğü ile yoldaşlaşmasını savunduğu için “düşman” diye adlandırılan&lt;br /&gt;devlet tarafından hedef seçildiği belirtilen açıklamada şöyle deniliyordu:&lt;br /&gt;“Sosyalist ortam, sırf bu dergi düşmanın gözünde Devrimci Karargâh’la&lt;br /&gt;ilişkilendiği için bu dergiyi savunan bir açıklama yapmaktan özellikle kaçınıyor.&lt;br /&gt;Demokratik Dönüşüm’ün yasaklanmış olmasına gerici iktidarın demokratik&lt;br /&gt;alanlara tecavüzüne karşı çıkma sorumluluğu ile tavır alınacağına, bunu böyle bir&lt;br /&gt;otosansüre gerekçe kılmak ya da başka sözlerle salonlarda su gibi okudukları&lt;br /&gt;Brecht’in ilgili şiirini mücadele alanlarında bir anda unutuvermek ise tam da&lt;br /&gt;statüko sosyalizminin meşrebine uygun bir tavır oluyor. Bu tavırla düşmana verilen&lt;br /&gt;mesaj açıktır: ‘Bizim Devrimci Karargâh’ın gündemleştirmeye çalıştığı çizgi ile&lt;br /&gt;alakamız yoktur, biz cici sosyalistleriz’. Hayrını görsünler.&lt;br /&gt;Devrim karşıtı, özü Laz İsmail’in ‘ilerlemeci’ TKP’sinde mayalanan Veysi&lt;br /&gt;Sarısözen, Devrimci Karargâh yapılanmasını ‘varsa’ parantezine alarak&lt;br /&gt;hakkımızda şaibe yaratmaya çalışan bir üslup kullanıyor. Oluşmasıyla ve&lt;br /&gt;eylemleriyle artık dost düşman herkesin bilgisi dâhilinde olan Devrimci Karargâh&lt;br /&gt;yapılanmasının varlığı, hele ki kurucu komutanının ağzından şehadetinin hemen&lt;br /&gt;öncesinde de ilan edilmişse bu harekete ve varlığına saygısızlık kimsenin haddi&lt;br /&gt;değildir… Doğrudur, Hareketimiz çıkış momentine uygun bir yeniden üretim&lt;br /&gt;sürecini henüz oluşturamamıştır. Türkiye devrimci hareketinin bugününde bu&lt;br /&gt;durumda olan; geçmiş militan çizgilerini sürdürmekten uzun süredir uzak düşmüş&lt;br /&gt;birçok örgüt mevcuttur… Devrimin savaşkan bir sosyalizm anlayışıyla gelişeceğini&lt;br /&gt;252&lt;br /&gt;ideolojik ve politik olarak inkâr edenler açısından bu, onların kendi sağ&lt;br /&gt;çizgilerinin doğruluğuna bir kanıt olarak değerlendirilebilir. Ama hiçbir öznel&lt;br /&gt;doğruluk iddiası, devrimci hareketlerin varlıklarını inkâr ve çizgilerini şaibe altına&lt;br /&gt;alma hakkını kimseye vermez.”&lt;br /&gt;DK= Bedreddini Hareketi+16 Haziran+Devrimci Sol&lt;br /&gt;Örgütün, adıyla anılmadan önce, sol çevrelerde Bedreddini Hareketi diye&lt;br /&gt;bilindiğini söylemek mümkün. Ancak tarihsel geçmiş bağlamında değerlendirilirse&lt;br /&gt;1980 öncesindeki Partizan Yolu hareketine kadar inilebilir. Zaten Partizan&lt;br /&gt;Yolu’nun kurucusu olan Serdar Kaya da şu anda DK’nin lideri olarak anılıyor.&lt;br /&gt;Ancak DK’nin 30 yıllık geçmişe sahip örgütsel ve ideolojik bir birikimin sonucu&lt;br /&gt;çıkmış bir yapılanma olduğunu söylemek zor. Ergenekon soruşturmalarının&lt;br /&gt;Amirallere Suikast iddianamesi diye bilinen dosyasındaki ek delil klasörleri&lt;br /&gt;arasında yer alan, İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nce hazırlanan 9&lt;br /&gt;Aralık 2009 tarihli rapor, DK’nin kuruluşuyla ilgili bilgiler içeriyordu. Rapora göre&lt;br /&gt;DK’nin kökeni Partizan Yolu’nun içinden çıkma, Sarp Kuray’ın120 liderliğindeki 16&lt;br /&gt;Haziran Hareketiydi. 1988’de Paris’te yapılan bir toplantıyla kuruluşunu ilan eden&lt;br /&gt;bu örgütün darbede deşifre olmamış kadroları Lübnan’da Bekaa kamplarında silahlı&lt;br /&gt;eğitim alıp Türkiye’de birçok silahlı ve bombalı saldırı gerçekleştirse de 1990&lt;br /&gt;yılındaki operasyonlarla çökertilmişti. Örgütün Türkiye’deki lideri Serdar Kaya ve&lt;br /&gt;eylemleri gerçekleştiren askeri kadrosu da tutuklanmıştı. Serdar Kaya’nın&lt;br /&gt;cezaevinden, Paris’te bulunan Sarp Kuray’a gönderdiği mektupta ağır eleştiriler&lt;br /&gt;yöneltmesi sonucu dağılma yaşandı. Yunanistan’da 1991’de yapılan kongreyle de&lt;br /&gt;Kuray ve bir grup arkadaşı örgütten ayrıldı. Kuray, örgütün o dönem Türkiye’de&lt;br /&gt;bulunan lideri Serdar Kaya’nın kendisine gönderdiği örgütsel raporlar yüzünden&lt;br /&gt;yargılandığı davada verilen müebbet hapis cezasını Yargıtay’ın da onaylamasından&lt;br /&gt;sonra 2010 yılında, Fransa’dan Türkiye’ye döndükten 10 yıl sonra tutuklanarak&lt;br /&gt;cezaevine konuldu. Bu arada Serdar Kaya tutuksuz yargılanmak üzere serbest&lt;br /&gt;bırakılınca Hollanda’ya kaçtı.&lt;br /&gt;120 Eski Ankara Valisi Enver Kuray’ın oğlu olan Sarp Kuray’ın dayısı da Yassıada duruşmalarının savcısı Ömer&lt;br /&gt;Egesel’di. Hukuk Fakültesi ve Deniz Harp Okulu’nu bitirse de sol sosyalist faaliyetlerinden ötürü 1965’te ordudan&lt;br /&gt;atıldı. Fikirlerinden etkilendiği Doktor Hikmet Kıvılcımlı çizgisini savunan bir taraftar grubu oluşturdu. 1969’da&lt;br /&gt;Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) ve Dev-Genç içerisindeki faaliyetler yürüten Kuray, 1971 darbesinden sonra&lt;br /&gt;tutuklandı. İdam istemiyle yargılanıp 24 yıl ceza alsa da 4 yıl tutukluluğun ardından 1975 yılında çıkan özel afla&lt;br /&gt;serbest bırakıldı. Daha sonra da yurtdışına çıktı. Kuray ve arkadaşları yurtdışındayken kurduğu Partizan Yolu isimli&lt;br /&gt;örgüt 1988’de yapılan toplantıyla kendini feshettiğini duyurdu. Örgüt 15-16 Haziran işçi hareketlerinden esinlenerek&lt;br /&gt;16 Haziran Hareketi adıyla yoluna devam etti. 1990’da çökertilirken örgütten ertesi yıl da Kuray tasfiye edildi. Daha&lt;br /&gt;sonra Türkiye’ye dönen ve bir finans şirketi kurup yöneten ancak iflas eden Kuray, 30 Ekim 2008’de SHP’ye&lt;br /&gt;katılmış ve Parti Meclisi üyeliğine seçilmişti. Ancak Kuray 16 Haziran örgütünü kurup yönettiği ve örgüt adına&lt;br /&gt;öldürme, yaralama ve bombalama gibi çok sayıda eylemin talimatını verdiği gerekçesiyle çarptırıldığı müebbet hapis&lt;br /&gt;cezasının Yargıtay’da onaylanmasından sonra 4 Şubat 2009’da tutuklandı.&lt;br /&gt;253&lt;br /&gt;Bu arada 1999’da Sosyalist İşçi Partisi’nden (SİP) ayrılan ve Sosyalist Birlik&lt;br /&gt;Hareketi (SBH) diye anılan grup, aralarında Bostancı çatışmasında öldürülen Orhan&lt;br /&gt;Yılmazkaya’nın da bulunduğu yapıyla bir araya gelip Gerçek Çevresi adıyla&lt;br /&gt;faaliyet yürütmeye başlamıştı. 2004’de Bedreddin Hareketi adını alarak aynı isimle&lt;br /&gt;bir de dergi çıkaran grup kısa süre sonra silahlı mücadele yürütülüp&lt;br /&gt;yürütülmeyeceği konusundaki fikir ayrılığı nedeniyle yılın sonuna doğru kendini&lt;br /&gt;feshetti. Silahlı mücadele yanlısı olmayanlar Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP)&lt;br /&gt;içinden ayrılan bir grubun 2002 yılında kurduğu Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP)&lt;br /&gt;içinde faaliyet göstermeye devam etti. Zaten, Hanefi Avcı’nın da dâhil olduğu&lt;br /&gt;operasyonlarda SDP’li grupla Devrimci Karargâh arasındaki ilişki de buradan yola&lt;br /&gt;çıkılarak kurulmuştu. Orhan Yılmazkaya’nın bilgisayarında Bedrettin Hareketine&lt;br /&gt;ilişkin yazıların arasında, “SDP içinde faaliyet yürüten arkadaşların bulunduğuna”&lt;br /&gt;dair ibareler üzerine de her haliyle komplo olduğu belli olan bir operasyonla&lt;br /&gt;SDP’liler bu örgüt soruşturmasına dâhil edilmiş oldu.&lt;br /&gt;Bedrettin Hareketi içinde Orhan Yılmazkaya ile birlikte silahlı mücadeleyi&lt;br /&gt;savunanlar kendilerine lojistik destek sağlayan PKK’nın önce İran sonra da Kuzey&lt;br /&gt;Irak’taki kamplarında askeri ve teorik eğitim aldı. Bedrettin Hareketi kadroları, 16&lt;br /&gt;Haziran örgütünün yeniden canlandırılması için faaliyete geçen ekiple bir araya&lt;br /&gt;gelerek 2005 yazında DK adını aldı. Örgüt üyeleri 2008 yılında tekrar Türkiye’ye&lt;br /&gt;döndü. Aynı yılın sonunda da DK’ye, Devrimci Sol121 Bedri Yağan grubu da&lt;br /&gt;katıldı. Polis raporlarına göre de sonradan TKP/K (SODAP) ve DSİH (Kaldıraç)&lt;br /&gt;örgütleri ile TİKKO ve PKK’dan ayrılanlar kimi militanlar da bu örgüte katıldı.&lt;br /&gt;Örgütün silahlı eylemler yapan askeri kadrosu Bekaa’da bulunan kamplarda askeri&lt;br /&gt;eğitim gördüğü için PKK’nın üst düzey kadrosu ile kurdukları ilişkiyi günümüze&lt;br /&gt;kadar sürdürdü. Siyaseten de PKK çizgisine yakın duran DK, bildirilerinde Kürt&lt;br /&gt;mücadelesine verdiği desteği de hiçbir zaman gizlemedi.&lt;br /&gt;Devrimci Karargâh Kimin Karargâhı?&lt;br /&gt;Örgütün, kendi adına açtığı internet sitesi İngilizcede şirket anlamına gelen&lt;br /&gt;company sözcüğünün kısaltması olan “com” uzantılıydı. Basit bir ayrıntı gibi&lt;br /&gt;görünse de antikapitalist, emekçi sınıfın mücadelesini verdiğini iddia eden bir&lt;br /&gt;örgütün, benzer siyasetleri savunanların yaptığı gibi “net, info, org” yerine “com”&lt;br /&gt;121 1978 yılında kurulan ve Dev-Sol olarak da bilinen Devrimci Sol, 12 Eylül 1980 öncesinde pek çok saldırı olayına&lt;br /&gt;karıştı. 1989’dan itibaren tekrar saldırılarını arttıran Dev-Sol içerisinde Bedri Yağan ile Dursun Karataş arasında&lt;br /&gt;başlayan liderlik mücadelesi iç savaşa dönüştü. İki tarafın yanlıları arasında ölümlerle ve yaralanmalarla sonuçlanan&lt;br /&gt;çatışmalar oldu. Örgüt içindeki bölünmeyi değerlendiren güvenlik güçleri 1992 yılından itibaren peş peşe yaptıkları&lt;br /&gt;operasyonlarla başta Yağan olmak üzere pek çok örgüt liderinin öldürüldüğü operasyonlara imza attı. Ciddi yargısız&lt;br /&gt;infaz suçlamaları yapına operasyonlardan sağ kurtulanlar da cezaevine konuldu. Örgüt içinde devam eden ayrışma&lt;br /&gt;sonunda Dursun Karataş ve taraftarları 1994 yılında DHKP-C adını alarak yoluna devam etti. Az sayıdaki Yağan’cı&lt;br /&gt;kadrolar da Dev-Sol adını kullanmaya devam etti.&lt;br /&gt;254&lt;br /&gt;şeklinde bir adresi alması hayli garipti. Hollanda Amsterdam’dan sunucu hizmeti&lt;br /&gt;sağlayan bir şirketten alınan www.devrimcikarargâh.com adresini Mahir Çayan ve&lt;br /&gt;Deniz Gezmiş’ten türetildiği anlaşılan Mahir Deniz ismiyle alan kişi adres olarak&lt;br /&gt;da İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne komşu olan Vatan Caddesi No:121 adresini&lt;br /&gt;vermişti. Ergenekon’la bağlantılı olduğu öne sürülen örgütün internet sitesinin&lt;br /&gt;faaliyete başladığı tarih de Ergenekon’un ilk iddianamesinin açıklandığı 14&lt;br /&gt;Temmuz 2008’den bir ay öncesine 12 Haziran 2008’e aitti. Herhangi bir siyasi&lt;br /&gt;geçmişi, örgütsel altyapısı, kadrosu, kendini tanımladığı ideolojik bir belge&lt;br /&gt;doküman bulunmayan örgütle ilgili bu kuşkular polis tarafından hazırlanan bir&lt;br /&gt;raporda da dile getirilmişti. İnternet sitesini açmasından 2 ay sonra da ilk eylemini&lt;br /&gt;yapan DK örgütüyle ilgili İstanbul Emniyeti Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü&lt;br /&gt;tarafından hazırlanan 9 Aralık 2009 tarihli, “Devrimci Karargâh Terör Örgütü&lt;br /&gt;Ergenekon Bağlantısı Değerlendirme Raporu” nda internet sitesinde ve yapılan&lt;br /&gt;operasyonlarda ele geçirilen dijital malzemelerde örgütün herhangi bir tüzük, mali&lt;br /&gt;yapısı, özeleştiri, görevlendirme türü belge ya da bulgulara rastlanılmadığı&lt;br /&gt;belirtiliyordu. Tüzük ve programının bulunmamasının örgüt hakkında şüphe&lt;br /&gt;uyandırdığı vurgulanan raporda şöyle deniliyordu:&lt;br /&gt;“Özellikle sol örgütler, fikir birliği içindeki yandaşları ile bir araya gelerek&lt;br /&gt;kuracakları örgüt hakkında geniş tahliller ve stratejiler ortaya koyarlar.&lt;br /&gt;Tartışmalar ve öneriler getirirler. Anlaşma halinde örgütün ismini, bayrağını&lt;br /&gt;belirleyerek tüzük üzerinde çalışma yaparlar. Tüzük neticelenince kongre yapılarak&lt;br /&gt;genel sekreter, MK (merkez komite) üyeleri ve görevlendirmelerle örgütün yapısı&lt;br /&gt;belirlenir. Legal-illegal kuruluşlar, yayın kurulu oluşturulur, mali yapısı ele&lt;br /&gt;alınarak kongre sonuçlandırılır. Yapılan bu aşamalar örgütün tarihi açısından&lt;br /&gt;raporlanarak arşivlenir. İnternet ortamında da örgütün programı, amacı ve tüzüğü&lt;br /&gt;ile illegal yayınlarına yer verildiği hep görülmüştür. Oysaki DK herhangi bir&lt;br /&gt;kongre yapmayarak tüzük ve programları ile organlarını oluşturmadan büyük çaplı&lt;br /&gt;eylemlere başlamıştır. Ayrıca bünyesinde bulunan 16 Haziran Hareketi ile&lt;br /&gt;Bedreddini Hareketi’nin 2005 yılının yaz aylarında birleşmesinde ve DK ismi ile&lt;br /&gt;ortaya çıktıktan sonra Devrimci Sol örgütü ile birleşmesinde herhangi bir kongre&lt;br /&gt;emareleri bulunamamıştır. Yine örgütün kuruluş aşamasında yapmış olduğu&lt;br /&gt;açıklamalarda amacının ‘Türkiye’de devrimci yapıyı bir araya getirme ve&lt;br /&gt;birleştirme” olduğunu açıklamasında da büyük çelişki vardır. Bu çelişkinin&lt;br /&gt;başında; devrimci yapının ideolojisinin, komünizm ve komünist fikir adamlarının&lt;br /&gt;(Karl Marx, Lenin, Mao vb) ideolojilerinden yola çıkarak, Türkiye’deki sol&lt;br /&gt;örgütleri bir araya getirmesi lazım iken, örgütün açıklamalarında bu keskin durum&lt;br /&gt;bulunmamaktadır. Terör örgütüne yönelik olarak yapılan operasyonlarda ele&lt;br /&gt;geçirilen belgeler ve örgüt mensuplarının yapılan iletişim tespitlerinde örgütün hali&lt;br /&gt;hazırda mevcut bir altyapısını olmadığı görülmüştür. Örgütün ismini duyurduğu&lt;br /&gt;tarihle birlikte başlayan eylemlerinde hedeflerinin daha önce sol örgütlerde pek&lt;br /&gt;255&lt;br /&gt;rastlanılmayan türde sansasyonel boyutta olduğu, sol örgütlerin genelde sivil halk&lt;br /&gt;ayrımı yaparken DK’nin bu ayrımı yapmadığı, eylemlerinde yüksek düzeyde&lt;br /&gt;patlayıcı kullanarak sivil insan kalabalığının bulunduğu hedeflere yöneldiği&lt;br /&gt;görülmüştür.”&lt;br /&gt;Selimiye Kışlasına havan mermisi&lt;br /&gt;Türkiye’de PKK dışında en çok silahlı eyleme girişen örgüt olan DHKP-C, ardı&lt;br /&gt;ardına yediği operasyonlar ve kadrolarının cezaevlerinde ya da birçoğunda yargısız&lt;br /&gt;infaz kuşkusu dile getirilen çatışmalarda ölmüştü. Özellikle batı kentlerinde silahlı&lt;br /&gt;ve bombalı saldırılar düzenleyen örgüt, lideri Dursun Karataş’ın da kanserden&lt;br /&gt;ölmesinden sonra sessizliğe gömülmüştü. Derken 2008 yılında adını ilk kez&lt;br /&gt;Selimiye Kışlası’na yönelik havan toplu saldırıyla duyuran bir örgüt, Devrimci&lt;br /&gt;Karargâh (DK) ortaya çıktı. Silahlı mücadele yürüten sol örgütler, eğer yeni&lt;br /&gt;kurulduysa ortaya çıkışını mutlaka sansasyonel bir eyleme yaparlardı. DK’de&lt;br /&gt;geleneği bozmadı ama polis raporunda da dile getirildiği gibi sivil halk ayrımı&lt;br /&gt;yapmamıştı. 7 Ağustos 2008 günü Üsküdar Karacaahmet Mezarlığı’ndan ateşlenen&lt;br /&gt;el yapımı 4 havan mermisi, hedeflenen yer olan 1. Ordu Komutanlığı’nın&lt;br /&gt;bulunduğu Selimiye Kışlası’na değil, 300 metre uzaktaki Üsküdar Belediyesi ek&lt;br /&gt;hizmet binasının bahçesindeki çöp konteynırına isabet etmiş ve 4 kişinin&lt;br /&gt;yaralanmasına neden olmuştu. Diğerleri de mezarlıktaki ağaçlara isabet edip&lt;br /&gt;patlamıştı. Bu olaydan 4 ay sonra da örgütün hedefi AKP İstanbul İl Başkanlığı&lt;br /&gt;binası oldu. 1 Aralık 2008 günü, binanın giriş katında patlayan parça tesirli bomba&lt;br /&gt;4’ü polis 10 kişinin yaralanmasına yol açtı, Yaralılardan polis memuru Hüsnü Uyan&lt;br /&gt;bir kaç hafta sonra da tedavi gördüğü hastanede öldü. Bu saldırının organize ediliş&lt;br /&gt;biçimi ise biraz garipti. İddiaya göre DK militanları, Sütlüce’deki AKP il&lt;br /&gt;merkezindeki bir güvenlik görevlisinin internetten cep telefonu siparişi verdiğini&lt;br /&gt;tespit etmişlerdi. Eylemden iki gün önce, deneme amaçlı olarak AKP il binasına&lt;br /&gt;tesadüfen tanışılan bir kurye olan İbrahim Şahin aracılığıyla kitap gönderildi.&lt;br /&gt;Saldırı günü de kurye Şahin’e yeniden telefon açılarak yine AKP’ye bir paket&lt;br /&gt;gönderileceği söylendi. İçinde bomba olan paketi, sipariş edilen cep telefonuymuş&lt;br /&gt;gibi görevlinin adına gönderilmişti. Kurye Şahin’in paket teslim edip ayrılmasından&lt;br /&gt;kısa süre sonra da patlama meydana gelmişti. Teslimat kâğıdına kendi kimlik&lt;br /&gt;bilgilerin yazdığı için Şahin gözaltına alınarak tutuklandı.&lt;br /&gt;Antisemitik bir örgüt&lt;br /&gt;12 Ocak 2009’da ise örgütün hedefinde bu kez İsrail sermayeli Bank Pozitif vardı.&lt;br /&gt;Bankanın İstanbul 4. Levent şubesine gece düzenlenen bombalı saldırıda maddi&lt;br /&gt;hasar meydana gelmişti. Her üç saldırıyı da internet yoluyla DK üstlenmişti. Bank&lt;br /&gt;256&lt;br /&gt;Pozitif’e yönelik saldırıdan sonra yayınlanan bildiride kullanılan dil ise buram&lt;br /&gt;buram antisemitizm kokuyordu: “Selam Olsun İstanbul’dan Gazze’ye” başlıklı&lt;br /&gt;bildiride122, Bank Pozitif’in İsrail’in en büyük bankası olan Bank Hapoalim’in&lt;br /&gt;Türkiye ayağı olduğu belirtilerek, “Siyonist finans kuruluşu Bank Hapoalim, 2005&lt;br /&gt;yılında Türkiye’ye girmiş, 2008 Mart ayındaki sermaye artışıyla Bank Pozitif’teki&lt;br /&gt;payını yüzde 65’e yükseltmiştir. BankPozitif, halis muhlis Siyonist İsrail bankasıdır.&lt;br /&gt;Bankanın hâlihazırdaki 9 kişilik yönetim kurulu üyelerinin beşi İsrail vatandaşı,&lt;br /&gt;birisinin adı ise Zion Kenan’dır. İlişki bu kadar nettir… Devrimci Karargâh,&lt;br /&gt;Siyonist İsrail devletiyle girişilen her tür askeri, ekonomik, kültürel ilişkiyi hedef&lt;br /&gt;alma kararlılığındadır. Bunu daha önce değişik vesilelerle dile getiren örgütümüz,&lt;br /&gt;bu sözünü tutmuş olmanın huzuru içindedir. Ama dahası da gelecektir. Buradan,&lt;br /&gt;İsrail’le ilişki geliştiren her Türkiye cumhuriyeti vatandaşını ve kurumunu, özelkamu&lt;br /&gt;ayrımı yapmadan uyarıyoruz. İlişkilerinize bir an önce son verin. Aynen ırkçı&lt;br /&gt;hükümet döneminde Güney Afrika’ya yapıldığı gibi, İsrail de her tür araçla boykot&lt;br /&gt;edilmelidir. Akademisyenler ortak bilimsel çalışma yapmamalı, iş adamları üç beş&lt;br /&gt;kanlı kuruş kazanıp Gazze’de çocukların katlini finanse etmekten vazgeçmeli,&lt;br /&gt;sporcular İsrailli sporcularla maç yapmamalıdır” deniliyordu.&lt;br /&gt;Türkiye solunun örgütlerinin İsrail’in Siyonizm eksenli politikalarına ve Filistin’de&lt;br /&gt;yaşanan insan hakları ihlallerini yönelik karşı tutumu biliniyordu ancak ilk kez&lt;br /&gt;resmi sivil ayrımı yapmadan herkesin hedef olacağın söyleyen bir örgüt ortaya&lt;br /&gt;çıkmıştı. Örgütün genel çizgisi ve kullandığı dilde de sürekli antisemitizm vurgusu&lt;br /&gt;ve İsrail düşmanlığı öne çıkarılıyordu. Hatta örgütün hemen sonra yayınladığı bir&lt;br /&gt;başka bildiride ise Türkiye solunun İsrail’e karşı tutumu sert biçimde&lt;br /&gt;eleştiriliyordu.&lt;br /&gt;DK’nin internet sitesinde yer alan, “Kahrolsun emperyalizm ve siyonizm”&lt;br /&gt;sloganını başlığa taşıdıkları yazı da123 yine örgütün antisemitik tutumuna atıf&lt;br /&gt;yapabileceğimiz bir diğer örnek. Yazıda, “Yahudinin sırrını onun dininde&lt;br /&gt;aramayalım, dininin sırrını gerçek Yahudide arayalım.&lt;br /&gt;Yahudiliğin seküler temeli nedir? Pratik ihtiyaç, kendi çıkarı.&lt;br /&gt;Yahudinin dünyevi dini nedir? Tüccarlık.&lt;br /&gt;Dünyevi Tanrısı nedir? Para.&lt;br /&gt;Tamam o halde!&lt;br /&gt;Tüccarlıktan ve paradan, bunun sonucunda da pratik, gerçek Yahudilikten&lt;br /&gt;kurtuluş, zamanımızın öz-kurtuluşu olurdu.&lt;br /&gt;Dolayısıyla Yahudiliği şimdiki zamanın genel bir toplum karşıtı unsuru olarak;&lt;br /&gt;tarihsel gelişimin bugünkü yüksek seviyesinde zorunlu olarak çözülmeye başlaması&lt;br /&gt;gereken bir unsur olarak görüyoruz&lt;br /&gt;122 http://www.devrimciKarargâh.com/05nolu.html&lt;br /&gt;123 http://www.devrimciKarargâh.com/filistin.html&lt;br /&gt;257&lt;br /&gt;Son tahlilde insanlığın Yahudilikten kurtuluşu, Yahudilerin de kurtuluşudur…” diye&lt;br /&gt;Karl Marx’ın, “Yahudi Meselesi”124 adlı eserine atıf yapıldıktan sonra, “Dünyada&lt;br /&gt;Yahudiliği besleyip büyüten emperyalizmdir. Bu demektir ki aslında dünyada&lt;br /&gt;emperyalizmi yıkmak Yahudiliği yok etmekten, Yahudiliği yok etmek emperyalizmi&lt;br /&gt;yıkmaktan ayrı ele alınamaz. Uluslararası proletaryanın zaferi emperyalizmi ve&lt;br /&gt;Yahudiliği tarihe gömdüğü gün gerçekleşmiş olacaktır” deniliyordu.&lt;br /&gt;Türkiye devrimci soluna Siyonizm eleştirisi&lt;br /&gt;Ardı ardına yaşanan bombalı saldırılardan sonra İstanbul polisinin yaptığı&lt;br /&gt;operasyonlarda DK örgütü üyesi olduğu öne sürülen 8 kişi gözaltına alınmıştı. Polis&lt;br /&gt;13 Ocak 2009’da yapılan operasyonlar sonucunda gözaltına aldığı kişilerin, 1'nci&lt;br /&gt;Ordu Komutanlığı Selimiye Kışlası'na havan saldırısı ve AKP İl Merkezi'ne&lt;br /&gt;bombalı saldırı olaylarıyla ilgileri olduğu öne sürüyordu.&lt;br /&gt;Saldırılardan sonra yapılan çalışmalarda ise örgütle ilgili oldukları ve saldırıları&lt;br /&gt;koordine ettiği öne sürülen Cemal Bozkurt ile birlikte 8 kişi gözaltına alınmıştı.&lt;br /&gt;AKP il binasına bombalı paket götüren kurye İbrahim Şahin’in, paketi kendisine&lt;br /&gt;veren kişi olarak teşhis ettiği Bozkurt tutuklanırken, diğer zanlılar serbest bırakıldı.&lt;br /&gt;Sözkonusu bildiri de bu operasyonlardan sonra yayınlandı. “Tel Aviv’in Saldırısı&lt;br /&gt;Püskürtüldü”125 başlıklı bildiride sözkonusu operasyonların İsrail Bankası’nın&lt;br /&gt;hedef olmasından sonra yapıldığı belirtilerek, “Yahudi sermayesinin merkezine&lt;br /&gt;saldırımız İstanbul’dan Gazze’deki direnişi selamlamak içindi, TC hükümetinin&lt;br /&gt;DK’ye yönelik saldırısı Tel Aviv’den İstanbul’daki Filistin halkının kurtuluş&lt;br /&gt;mücadelesine verilen desteği söndürmek içindi” denildikten sonra genel olarak&lt;br /&gt;Türkiye solu özelde de kendini devrimci diye tanımlayan sol çevreler şöyle&lt;br /&gt;eleştiriliyordu: “Devrimci geçmişine öykünmelerle kattığı, uğruna şehitler verdiği&lt;br /&gt;Filistin direnişi için ne yaptı? Hamas’ı İslamcı olduğu için beğenmeyen Kemalizm&lt;br /&gt;inmeli laisist, modernist bilincinin prangalarına mı tutsaktı? Kendisini&lt;br /&gt;Yunanistan’daki direnişe yakın gördüğü kadar Gazze’deki direnişten uzak tutacak&lt;br /&gt;kertede doğu halklarına sırtını dönmüş batı hayranı, Tanzimat solcusu kimliğinden&lt;br /&gt;bu kadar mı hoşnuttu? Ya da emperyalist-siyonist beyaz terörün terbiyesiyle,&lt;br /&gt;‘halkların kardeşliği’ adına Yahudi devletinin bekasını tanıyacak kertede ideolojikpolitik&lt;br /&gt;rönesanslara uğrayıp ikinci enternasyonal solculuğuyla mı bütünleşmişti?&lt;br /&gt;Bununla, yakın günlerin emperyalist-siyonist saldırganlıklarını meşru göreceklerini&lt;br /&gt;124 Dedesi hahambaşı, babası ise Protestanlığa dönmüş görünerek mesleği olan avukatlığı yapabilen ve haliyle&lt;br /&gt;kendiside Yahudi olan Karl Marx elbette bugünkü yaygınlıkta bilinen anlamda bir antisemitist değildi. Ama Marx,&lt;br /&gt;ısrarlı biçimde modernitede kötü olan her şeyin kaynağının Yahudilik olduğunu öne sürerdi. Marx, Yahudi meselesi&lt;br /&gt;eserinde “Paraya tapan Yahudi” tasviriyle, hem insanın bencilleşmesine hem de paranın tanrılaştırılmasından yola&lt;br /&gt;çıkarak kapitalizme yönelik ciddi eleştiri yöneltir.&lt;br /&gt;125 http://www.devrimciKarargâh.com/06nolu.html&lt;br /&gt;258&lt;br /&gt;şimdiden teyid altına mı almış oluyorlardı?... Devrimci olmanın ahlakı sizi&lt;br /&gt;içinizden yakalamıyorsa, sözler yetersiz kalır.”&lt;br /&gt;Tartışmalı bir örgüt haline geldi&lt;br /&gt;Bu üç eyleme karşın yine de DK, ilgilileri dışında kimsenin aklında yer etmedi. Ta&lt;br /&gt;ki 27 Nisan 2009’da Bostancı’da yaşanan ve televizyon kanallarından naklen&lt;br /&gt;yayınlanan çatışmaya kadar. Örgütün kurucularından Orhan Yılmazkaya adlı DK&lt;br /&gt;militanı, polislerle saatler süren çatışma sonunda öldürülmüştü. 7 kişinin&lt;br /&gt;yaralandığı çatışmada Başkomiser Semih Balaban ile çatışmayı izleyen Mazlum&lt;br /&gt;Şeker isimli çocuk da hayatını kaybetmişti. Sonra seri operasyonlar yapılmış ve&lt;br /&gt;birçok kişi gözaltına alınmış ya da tutuklanmıştı. DK’nin adını, eğer kaldıysa&lt;br /&gt;duymayanlara da duyuran, elbette Hanefi Avcı’nın, bu örgüte yardım yataklık ettiği&lt;br /&gt;iddiasıyla gözaltına alınıp 28 Eylül 2010’da tutuklanması oldu. İddialara göre&lt;br /&gt;Hanefi Avcı, yakın arkadaşım dediği Necdet Kılıç’ın DK örgütünün yöneticisi&lt;br /&gt;olduğu iddiasıyla gözaltına alınmasından sonra kendisi de örgüte yardım etmek ve&lt;br /&gt;hazırlık soruşturmasını ihlal etmek iddiasıyla tutuklanmıştı. İşte bu iki sansasyonel&lt;br /&gt;olaydan sonra da adı, bildirilerinde savunduğu mücadelede izleyeceğini duyurduğu&lt;br /&gt;sertlik, antisemitik dili ve ortaya çıkan bağlantıları nedeniyle bir çok kişinin&lt;br /&gt;varlığından bile şüphe ettiği ya da varsa “devlet güdümlü” olduğuna inanılan bir&lt;br /&gt;örgüt haline geldi Devrimci Karargâh. Liderliğini yurtdışında bulunan Serdar&lt;br /&gt;Kaya’nın yaptığı öne sürülen DK, sol örgütler arasında da tartışma konusuydu.&lt;br /&gt;Herkes böyle bir örgütün kurulduğundan, var olduğundan, kendilerine lojistik&lt;br /&gt;destek veren PKK kamplarında silahlı eğitimler yaptıklarından ve yurtdışındaki&lt;br /&gt;örgütlenmesinden haberdardı ama soru işaretleri de vardı. Bu soru işaretlerine hem&lt;br /&gt;neden olan hem de arttıransa örgütün Ergenekon’la ilintili olduğuna dair çıkan&lt;br /&gt;haberlerdi.&lt;br /&gt;Cemaat medyası tedavüle soktu&lt;br /&gt;Bostancı’daki çatışmadan bir süre önce DK adı, başta STV Haber olmak üzere&lt;br /&gt;cemaat medyasında sıkça dile getirilmişti. Ergenekon’un birinci iddianamesinden&lt;br /&gt;yola çıkılarak hazırlanan ilk haber 20 Mart 2009 günü yayınlandı. “Şok ifadeler”126&lt;br /&gt;başlığıyla duyurulun haberde bazı örgütlerin Ergenekon’la bağının ortaya çıktığı&lt;br /&gt;sürülerek yeni bir örgütün, DK’nin devreye sokulduğu öne sürülüyordu. “Şiddet&lt;br /&gt;eylemlerinde bulunan Hizbullah, PKK, DHKP-C, MLKP gibi terör örgütlerinin&lt;br /&gt;Ergenekon bağlantıları ortaya çıktı. Terör örgütlerinden kopmalar yaşanıyor.&lt;br /&gt;Teröre bulaşmış kitleler kendi içlerinde sorgulamalara başladılar. Bütün bu&lt;br /&gt;126 http://www.samanyoluhaber.com/h_224589_sok-ifadeler---izle.html&lt;br /&gt;259&lt;br /&gt;kaçışları yeni ve adı kirlenmemiş bir örgüt etrafında toparlamak ve ülkemizde akan&lt;br /&gt;kanı devam ettirmek için DK diye bir örgüt çıkarılmıştır” denilen haberde örgütün&lt;br /&gt;uyuşturucu kaçakçıları tarafından finanse edildiği öne sürülüyordu. 1998’de&lt;br /&gt;Nizamettin Baybaşin ile birlikte uyuşturucu kaçakçılığı yapma suçundan&lt;br /&gt;Hollanda'da, 2007’de de da kokain satma suçundan Türkiye'de yakalanarak&lt;br /&gt;tutuklanan bir uyuşturucu kaçakçısının ifadelerine dayanılarak hazırlandığı&lt;br /&gt;söylenen haberde, “Ben bazı devlet görevlileriyle görüşüyorum. Aldığım talimat&lt;br /&gt;doğrultusunda ve onların bilgisi dâhilinde uyuşturucu kaçakçılığı yaparak DK terör&lt;br /&gt;örgütünü finanse ediyorum'' diye ifade verdiği de iddia ediliyordu. Ergenekon&lt;br /&gt;davasında gizli tanık olan uyuşturucu satıcısının ifadelerinde DK’nin eylem&lt;br /&gt;planlarının da geçtiği belirtilen haberde, örgütün alınan karar doğrultusunda dağda&lt;br /&gt;asker öldürmekle bir yere varılamayacağı ve Güngören eylemine127 benzer şekilde&lt;br /&gt;şehirlerde kanlı eylemler gerçekleştirilerek kamuoyu oluşturulmak istendiği öne&lt;br /&gt;sürülüyordu. İfadelerde DK’nin bazı sendikalarla bağlantılı olduğu iddia edilerek,&lt;br /&gt;“DK terör örgütü mevcut hükümete karşı şiddet eylemlerini tırmandırırken, legal&lt;br /&gt;alandaki uzantıları olan sendikalar da işçileri hareketlendireceklerdi. Legal ve&lt;br /&gt;illegal eylemler birbirlerini destekler tarzda devam ettirilerek bu şekilde sonuç&lt;br /&gt;alınması amaçlanıyor” deniliyordu.&lt;br /&gt;Desa direnişini de Ergenekon örgütlemiş!!!&lt;br /&gt;Aynı haber kanalı kısa süre sonra da bu “acar gazetecilik” başarısına devam etti.&lt;br /&gt;Bir gün önceki haberinin kaynağı olan “muteber gizli tanığın” ifadelerinde geçen&lt;br /&gt;Ergenekon bağlantılı sendika ve AKP hükümetini zor durumda bırakacak olan işçi&lt;br /&gt;eyleminin de adı konulmuştu: Deri-İş Sendikası ve Desa direnişi.128 Fethullah&lt;br /&gt;Gülen cemaatine bağlı STV Haber kanalında 22 Mart 2009 günü yayınlanan haber&lt;br /&gt;“ETÖ’den akılalmaz oyunlar”129 başlıklıydı. Haberde öne sürülen ve bolca&lt;br /&gt;Ergenekon sosuna bulanmış iddialar deyim yerindeyse deli saçması gibiydi. Her ne&lt;br /&gt;kadar iddia olsa da, Ergenekon’la ilgili olduğu için kesin doğrular içeriyormuş gibi&lt;br /&gt;sunulan haberde, “Ergenekon Terör Örgütü’nün, bazı sendikaları kullanarak işçiler&lt;br /&gt;127 Güngören’de 27 Temmuz 2008’de bir çöp konteynırı ve yakınına konulan iki ayrı bombanın patlaması sonucu&lt;br /&gt;biri doğmamış bebek 18 kişi ölmüş, 54 kişi de yaralanmıştı. PKK’nin düzenlediği öne sürülen saldırıdan sonra&lt;br /&gt;gözaltına alınanlardan 9 kişi hakkında İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılmıştı. Ancak olayla ilgileri&lt;br /&gt;olmadığını belirten zanlılara da bombalı saldırıdan değil, PKK örgütü üyeliğinden dava açılması soru işareti&lt;br /&gt;doğurmuştu. Saldırının asil failinin de yakalanamadığı açıklanmıştı.&lt;br /&gt;128 Deri işçisi Emine Arslan, 8 yıl boyunca çalıştığı DESA’nın İstanbul Sefaköy’deki fabrikasından Türkiye Deri-İŞ&lt;br /&gt;Sendikası’na üye olduğu ve diğer işçileri örgütlediği için 2008 Temmuzunda, hak ettiği alacakları da ödenmeden&lt;br /&gt;işten çıkarıldı. Düzce’deki fabrikadan da 41 işçe aynı gerekçelerle işten atıldı. Düzce’deki işçiler 418, direnişin&lt;br /&gt;sembol ismi olan Emine Arslan da Sefaköy’de 352 gün boyunca fabrikanın önünde her gün çadır kurarak eylem&lt;br /&gt;yaptı. Uluslar arası kamuoyundan da destek gören eylemler sürerken açılan davalar işçiler lehine sonuçlandı.&lt;br /&gt;Yargıtay’ın işçilerin haklı bulunduğu işe iade davasını onaması üzerine de eylem sona erdi.&lt;br /&gt;129 http://www.samanyoluhaber.com/ShowNews.aspx?NewsId=224717&amp;AspxAutoDetectCookieSupport=1&lt;br /&gt;260&lt;br /&gt;üzerinden akıl almaz oyunlar tezgâhladıkları ortaya çıktı” deniliyordu.&lt;br /&gt;Ergenekon’un gizli tanıklarına dayandırılan haberde anlatılanlara göre Ergenekon’a&lt;br /&gt;bağlı DK örgütü, sendikalar aracılığıyla işçileri sokağa dökecek ve kargaşa&lt;br /&gt;çıkaracaktı. Böylece legal eylemler illegal eylemlerle desteklenerek hükümet zor&lt;br /&gt;durumda bırakılacaktı. Gizli tanığa göre terör örgütü, mevcut hükümete karşı şiddet&lt;br /&gt;eylemlerini tırmandırırken, legal alandaki uzantıları işçileri hareketlendireceklerdi.&lt;br /&gt;Tüm bunlar anlatılırken, ekranda ise yüzü maskeli bir kişi gösterilerek habere&lt;br /&gt;inandırıcılık katılmaya çalışılıyordu. Bir süre daha örgüt hakkında bilgi veren&lt;br /&gt;haberde, “Sendikaların desteği ile işçilerin işsiz kalmasını ve böylece krizin&lt;br /&gt;derinleşmesini planlayan Ergenekon’un oyunu, gizli tanık ifadelerinde ayrıntılı bir&lt;br /&gt;şekilde yer alıyor. Türkiye’nin en önemli deri firmalarından birinin yönetim kurulu&lt;br /&gt;başkanı, oynanan sendika oyunun bakın nasıl anlatıyor” denilerek söz DESA&lt;br /&gt;deriye getiriliyordu.&lt;br /&gt;“İşte bu tezgâh, Türkiye’nin en köklü tekstil firmalarından Desa Deri’de de&lt;br /&gt;uygulanmaya çalışılmış. Çok iyi şartlarda çalışan işçilerin bir kısmı ortada hiçbir&lt;br /&gt;sorun yokken iş yavaşlatmaya başlamış” denildikten sonra da söz Desa patronu&lt;br /&gt;Melih Çelet’e veriliyordu. Çelet de sanki işçiler ve sendika Ergenekoncuymuş gibi&lt;br /&gt;konuşuyordu.: “Bir anda çok iyi giden huzurlu bir iş ortamı, bir takım işi&lt;br /&gt;yavaşlatma işi bozmayla ilgili bazı arkadaşlarımız tarafından bu hareketler&lt;br /&gt;başlayınca ilk önce uyarılarımızı yaptık. Tekrar aynı huzuru ve iş etiği açısından&lt;br /&gt;gerekli iş ortamına tekrar dönülmesi için çaba gösterdik... İş akdi feshedilenler&lt;br /&gt;kapının önüne çıktılar ve bir direniş başlattılar. Bu direniş sırasında ve&lt;br /&gt;kendilerinin sendika mensubu olduklarını ve bundan dolayı da iş akitlerinin&lt;br /&gt;feshedildiği savı ile firmaya karşı dava açtı… Bunlardan bir kısmı sendika&lt;br /&gt;mensubuymuş bir kısmı da iş akdi feshedildikten sonra aynı gün ve ertesi gün&lt;br /&gt;sendika mensubu olmuş.”&lt;br /&gt;Herhangi bir belgeye, resmi bir bilgiye dayanmayan bu haberle, fabrikasında&lt;br /&gt;çalışan işçileri sendikaya üye oldukları için işten atan Desa Deri patronu STV&lt;br /&gt;ekranlarından aklanmaya çalışılıyordu. Desa Deri’deki direnişin sembol ismi haline&lt;br /&gt;gelen ve haberde Ergenekon’la ilintili olduğu iması yapılan Emine Arslan bir basın&lt;br /&gt;toplantısı yaptı. Patronunun kendisine daha önce de vatan haini ve terörist dediğini&lt;br /&gt;aktaran Arslan, “Tamamen yalan ve uydurma bu habere göre anayasal hakkımı&lt;br /&gt;kullanmak suç gibi gösterilmiş. Peki, bu hakkı kullanmanın engellenmesi suç değil&lt;br /&gt;mi? Madem işyerinde huzur vardı neden öğlen yemeğine çıkarmıyordu, neden&lt;br /&gt;günlerce evimize gidemiyorduk, neden emeğimizin hakkını alamıyorduk. İşsizlik&lt;br /&gt;korkusundan işçiler sesini çıkarmayınca o da huzur var sanmış galiba” diyordu.&lt;br /&gt;Kısa süre sonra cemaat medyasının assolisti Zaman Gazetesi de koroya dâhil&lt;br /&gt;oluyordu. Fatih Uğur imzalı, “Müthiş iddia: Devrimci Karargâh'ı Ergenekon&lt;br /&gt;261&lt;br /&gt;kurdu”130 başlıklı haber aslında STV Haber’de yayımlananla aynı içerikteydi.&lt;br /&gt;Cemaatin televizyonunda görsel olarak hazırlanan haber, Zaman gazetesi&lt;br /&gt;aracılığıyla da bu kez yazılı hale getirilmiş ve DK’nin, “Ergenekon'un kullandığı&lt;br /&gt;PKK, Hizbullah, DHKP/C ve MLKP gibi terör örgütlerinin işlevsizleştiği&lt;br /&gt;gerekçesiyle kurulduğu” öne sürülmüştü. Haberdeki bir başka ayrıntı ise, Zaman&lt;br /&gt;gazetesinde de tıpkı diğer medya organlarında olduğu gibi daha önce PKK’nın&lt;br /&gt;yaptığı yazılan Güngören saldırısını bu kez DK’nin yaptığı öne sürülüyordu.&lt;br /&gt;Gözaltına alınan gizli tanık ve sanık ifadelerine göre yazıldığı belirtilen haberde&lt;br /&gt;Güngören saldırısı Ergenekon’la da bağ kurularak şöyle yer aldı: “Ergenekon terör&lt;br /&gt;örgütü soruşturması kapsamındaki 7. dalga, 1 Temmuz 2008'de gerçekleştirildi.&lt;br /&gt;Emekli orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon'un da aralarında bulunduğu&lt;br /&gt;çok sayıda kişi gözaltına alındı. Söz konusu operasyondan 26 gün sonra, 27&lt;br /&gt;Temmuz 2008'de İstanbul Güngören'de korkunç bir bombalı saldırı düzenlendi.”&lt;br /&gt;Fethullah Gülen’e Siyonist yakıştırması&lt;br /&gt;STV Haber’le başlayıp Zaman gazetesiyle devam eden haberler cemaat bağlantılı&lt;br /&gt;tüm yayınlarda ve internet sitelerinde yer almıştı. Derken, 24 Mart 2009’da&lt;br /&gt;Ergenekoncu olmakla suçlanan DK de bir bildiri131 yayımlayarak hem haberi&lt;br /&gt;yalanlıyor hem de AKP ve Fethullah Gülen’i ağır sözlerle eleştiriyordu:&lt;br /&gt;“Fethullahçı medya karşı devrimin topyekûn saldırır borazanının çaldı!” başlıklı&lt;br /&gt;bildiride Fethullah Gülen siyonist olmakla suçlanıyordu. “İt ürüyor, demek ki&lt;br /&gt;kervan yürüyor” diye nitelenen haberlerle ilgili de, “Fethullahcı medyanın tipik&lt;br /&gt;sofu alıklığının ürünü ilkel demagoji ve yalanlardır... Ekonomik kriz Ergenekon&lt;br /&gt;çuvalının içine konularak örtülmeye çalışılıyor… STV Haber kanalının yayınları,&lt;br /&gt;işçi sınıfına yönelik saldırıların başlayacağının göstergesidir” denilerek, Fethullah&lt;br /&gt;Gülen ve cemaatinden “Amerikancı – Siyonist” diye bahsediliyordu. Bildiride,&lt;br /&gt;Desa direnişi için de, “Bizim ne yazık ki yiğit Desa işçilerinin örgütlenmesinde ve&lt;br /&gt;direnişinde herhangi bir katkımız olmadı. Onlara ve mücadelelerine duyduğumuz&lt;br /&gt;saygı, sempati ve gönül bağının dışında organik bir ilişkilenmemiz de olamadı.&lt;br /&gt;Keşke olabilseydi… Devrimci Karargâh, Desa işçisiyle gıyaben de olsa siper&lt;br /&gt;yoldaşlığını paylaşmaktan onur duymuştur, büyük güç almıştır.”&lt;br /&gt;Naklen yayınlanan çatışma&lt;br /&gt;Bu haberlerden bir ay sonra, 27 Nisan 2009’da da meşhur Bostancı baskını ve&lt;br /&gt;çatışması gerçekleşti. 1977 katliamından sonra ilk kez Taksim’de kutlanması&lt;br /&gt;kesinleşen 1 Mayıs öncesinde yaşanan bu çatışma ilginç bir şekilde TV kanallarının&lt;br /&gt;130 Zaman Gazetesi, 23 Mart 2009&lt;br /&gt;131 http://www.devrimcikarargâh.com/07nolu.html&lt;br /&gt;262&lt;br /&gt;naklen yayımlamasına izin verilerek gerçekleşti. En sıradan olayda dahi çevre&lt;br /&gt;güvenliğini yüzlerce metre öteden alan polis, kameramanlar başta olmak üzere tüm&lt;br /&gt;gazetecilerin çatışma bölgesine girmesine izin verdiği gibi görev gereği değil&lt;br /&gt;meraktan çevrede biriken vatandaşlara da sesini çıkarmamıştı. Bu nedenle de zaten&lt;br /&gt;olayları izleyen 16 yaşındaki bir çocuk ölürken, NTV kameramanı İlhan Kandaz da&lt;br /&gt;hafif yaralanmıştı. Başkomiser Semih Balaban’ın da öldüğü çatışmada 8 polis de&lt;br /&gt;yaralanmıştı. Aylar süren Ergenekon soruşturmasının ortaya çıkan iddianamesiyle&lt;br /&gt;dolaşıma sokulan DK örgütü, cemaat medyasının haberleriyle de Ergenekon’la&lt;br /&gt;ilintilendirilmiş nihayetinde de herkesin naklen izlediği 6 saatlik bir çatışmayla&lt;br /&gt;belleklere kazınmıştı. Orhan Yılmazkaya’nın öldürüldüğü çatışmanın yaşandığı ev&lt;br /&gt;de dâhil olmak üzere 60 ayrı adrese operasyon düzenlenmişti. Gözaltına alınan 40&lt;br /&gt;kişiden 29’u, naklen yaşanan çatışma görüntülerinin dehşetiyle de, adeta sorgusuz&lt;br /&gt;sualsiz tutuklanmıştı. Yapılan aramalarda ve incelemelerde örgütün Türkiye&lt;br /&gt;sorumlusu olduğu belirtilen Orhan Yılmazkaya’nın gazetecilik ve editörlük yaptığı,&lt;br /&gt;hamamlar üzerine yazdığı kitabına tanıtım kokteyli yapıp televizyona çıktığı da&lt;br /&gt;belirlendi. Yılmazkaya’nın örgüt sürecinde PKK kamplarında askeri eğitim alırken&lt;br /&gt;yaptığı konuşmalar ve kamptaki günlerini anlatan adeta bir belgesel kıvamındaki&lt;br /&gt;video kayıtlarını bulunması da illegaliteye geçmiş biri için tuhaftı. Bu arada&lt;br /&gt;DK’nin ne kanlı bir Ergenekon bağlantılı örgüt olduğuna yönelik haberlerden de&lt;br /&gt;geçilmiyordu. Vatan Gazetesi İnternet Yayın Editörü Aylin Duruoğlu da&lt;br /&gt;tutuklananlar arasındaydı. Tıpkı diğerleri gibi mahkeme önüne çıkabilmek için&lt;br /&gt;neredeyse 1 yıl beklemiş ve ilk duruşmada tahliye edilmişti.&lt;br /&gt;DK ile Ergenekon arasındaki bağı itirafçılar kurdu&lt;br /&gt;Devrimci Karargâh, Ergenekon’un üçüncü iddianamesindeki gizli tanık ve&lt;br /&gt;itirafçıların ifadelerinde PKK’dan kaçanların sığındığı şehir yapılanması olarak&lt;br /&gt;gösteriliyordu. Bir gizli tanığa göre de DK, Ergenekon’un kullandığı Hizbullah,&lt;br /&gt;DHKP/C ve MLKP gibi terör örgütlerinin işlevsizleştiği gerekçesiyle kurulmuştu.&lt;br /&gt;Polis raporlarında altı çizilen kuşkular, gizli tanık ve itirafçı ifadeleriyle de&lt;br /&gt;Ergenekon’un denetiminde olduğu izlenimi uyandırılsa da DK daha çok&lt;br /&gt;Ergenekon’la ilintili gibi gösterilmeye çalışılan ve bu amaçla bir takım emareler&lt;br /&gt;ortaya atılan devlet denetiminde bir örgüt gibi görünüyordu. Zaten itirafçı ve gizli&lt;br /&gt;tanıkların ifadelerini doğrulayacak delillerin bulunmasını sağlayacak ihbar 15&lt;br /&gt;Temmuz 2009’da, İstanbul polisine yapıldı. Elektronik posta yoluyla gönderilen&lt;br /&gt;ihbarda bazı denizci askerlerin Gölcük’teki ev adresleri de verilerek uyuşturucu&lt;br /&gt;ticareti yaptıkları öne sürülüyordu. İhbar üzerine 17 Temmuz 2009’da polis hepsi&lt;br /&gt;de Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda rütbeli askerlere ait olan birçok eve baskın&lt;br /&gt;düzenledi. Sonradan hepsi de Ergenekon sanığı olan Yiğithan Göksu, Yakut Aksoy,&lt;br /&gt;Ülkü Öztürk, Tarık Ayabakan, Sinan Efe Noyan, Sezgin Demirel, Oğuz Dağnık,&lt;br /&gt;263&lt;br /&gt;Mehmet Orhan Yücel, Koray Kemiksiz, Halit Mehmet Ergül, Fatih Göktaş, Faruk&lt;br /&gt;Akın, Burak Özkan, Burak Düzalan, Burak Amaç, Barbaros Mercan, Alperen&lt;br /&gt;Erdoğan, Ali Seyhur Güçlü’nün evlerinde yapılan aramalarda 100 adet fişek ile 500&lt;br /&gt;gram patlayıcı maddenin yanı sıra az miktarda esrar, ectasy ve captagon haplar ile&lt;br /&gt;Abdulah Öcalan bazı kitapları ve içlerinde çok sayıda örgütsel doküman olarak&lt;br /&gt;değerlendirilen belgeler ile fişleme kayıtlarının yer aldığı taşınabilir hafıza kartları&lt;br /&gt;bulduğu açıklandı. Teğmenlerin yapılan adli tıp muayenelerinde uyuşturucu&lt;br /&gt;kullandıklarını gösteren bir emareye rastlanmasa da polis dijital hafıza kartıyla&lt;br /&gt;ilgili yaptığı incelemede denizci askerlerle Devrimci Karargâh örgütü arasında bağ&lt;br /&gt;kuracak delillere ulaştığını öne sürüyordu. Hafıza kartında yer alan dokümanların&lt;br /&gt;yapılan incelemesinde ise adeta 2 ay sonra yurtdışından elektronik posta yoluyla&lt;br /&gt;gönderilecek olan DK ile ilgili ihbarı doğrulayacak bulgular elde edilmişti. Hafıza&lt;br /&gt;kartında DK örgütünün bildirileri, PKK’nin silahlı kanadı HPG Ana Karargâh&lt;br /&gt;Komutanlığı’nın yaptığı bazı açıklamalar, Bostancı’da polisle girdiği çatışmada&lt;br /&gt;öldürülen Orhan Yılmazkaya’nın konuşma kayıtları ve video görüntülerinin de&lt;br /&gt;bulunduğu tespit edilmişti. Ayrıca bazı fişleme kayıtları ile DK ile bağlantılı&lt;br /&gt;“Karargâh Evleri” diye anılan bir takım adresler ve evde kalacak kişilere ilişkin&lt;br /&gt;görevlendirmeler yapıldığının tespit edildiği de iddia ediliyordu. Ancak bu hafıza&lt;br /&gt;kartlarının, söz konusu olan askerlerin hiçbirinin bilgisayarında kullanılmadığı&lt;br /&gt;ortaya çıkacaktı.&lt;br /&gt;Hafıza kartının içinde, bahriyeli subaylar ile Devrimci Karargâh örgütü arasında&lt;br /&gt;bağ kurulmasına neden olan “Nisan Bülteni” isimli belge de yer alıyordu. Söz&lt;br /&gt;konusu belgede “Başkanımızdan” başlığı altında, “Tarihte olduğu gibi yine&lt;br /&gt;devrimci Harbiyeliler emperyalist güçlerin oyunlarını bozacaktır. Elleri kolları&lt;br /&gt;bağlanmış hareketsiz hale gelmiş komutanlarına tekrar mücadele kararlılığını&lt;br /&gt;kazandırmak için yaratıcı motor gücü olacaklardır. Selam olsun devrimci&lt;br /&gt;karargâhın aydınlığını rehber edinen tüm kardeşlerime” ifadeleri yer alıyordu. Aynı&lt;br /&gt;belgede “Doğu Perinçek Başkanımızın Emirleri” alt başlığı altında Ergenekon&lt;br /&gt;sanıklarından Perinçek tarafından emir ve talimatların verilerek örgüt tabanına&lt;br /&gt;aktarıldığı öne sürülen şu ifadeler yer alıyordu: “Moraller ve motivasyon zirvede&lt;br /&gt;tutulsun bu konuda her türlü faaliyet organize edilsin. İçerdekilere ve ailelerine&lt;br /&gt;yardımlar aksatılmasın ihtiyaca göre aidatlar arttırılsın. Atlas güvenlik, E.A. ve&lt;br /&gt;diğer emekliler hainleri bulmada aktif kullanılsın. Levent Bektaş’ın ekiplerinin&lt;br /&gt;yerine yeni ekipler kurulsun. Yeni timlerin oluşturulmasını Mücahit Erakyol Albay&lt;br /&gt;organize etsin. Poyrazköy’de kalan malzemeler korunaklı bölgelere dağıtılsın.&lt;br /&gt;Karargâhın emri olmadan hiçbir operasyonel eylem yapılmayacak bu konuda son&lt;br /&gt;emir yetkisi Levent Bektaş’ındır. Genç subayların fikri altyapılarının ve&lt;br /&gt;ideolojilerinin sağlam temellere oturabilmesi için eğitim ve kamp çalışmaları&lt;br /&gt;yapılsın, bu bağlamda doküman ve materyallerin ulaştırılma kanalları kontrol&lt;br /&gt;edilsin. Yayınlar takip edilip çözümlemesi yapılmalı. Genç teğmenler arasında&lt;br /&gt;264&lt;br /&gt;taban çalışmaları için A.Y.’in ekibi harekete geçirilecek. İnternet yoğun bir şekilde&lt;br /&gt;propaganda faaliyetleri için kullanılacak. Devrimci Karargâh’taki çekirdek&lt;br /&gt;kadronun evleri ile Aydınlanma ve yeni adam kazanma evleri birbirinden&lt;br /&gt;ayrılacak, irtibatları kesilecek. (Devrim fikrinin genç subaylar arasında geniş&lt;br /&gt;tabana yayılması için yeni projeler geliştirilecek). Emirlerin iletiminde köprü&lt;br /&gt;elemanlar kullanılacak. Deşifre olanlar derhal görevden alınacak Karargâh dışı&lt;br /&gt;görevler verilecek. Aydın Ortabaşı, ÇYDD’den gelen parasal kaynakların&lt;br /&gt;miktarlarının Perinçek’in emirleri doğrultusunda artırılması. Diğer parasal kaynak&lt;br /&gt;konusunda yeni satış kanalları (maddeler) oluşturulacak. Aydın Ortabaşı’nın&lt;br /&gt;mezun ettiği kız öğrenciler, yapının sivil tabanına, hızlı bir şekilde kazandırılması&lt;br /&gt;için organizasyonlar yapılacak. Devrimci teğmenlerin yeteneklerini artırıcı&lt;br /&gt;eğitimlerden geçirilecek, emir ve görevler yeteneklerine göre verilecek. Yandaş&lt;br /&gt;medya ve onları yönlendirenler Komutanlarımızı kuşatmışlardır. Devrimci&lt;br /&gt;Subaylar Komutanlarımıza dinamizm kazandıracak eylemleri hayata geçirecektir.”&lt;br /&gt;Denizci teğmenlerin evinde bulunduğu öne sürülen hafıza kartındaki “Nisan&lt;br /&gt;Bülteni” ile “Başkanımızdan” başlıklı dokümanlar, Yılmazkaya’nın öldürüldüğü&lt;br /&gt;operasyonlarla ilgili tutuklananlar hakkında 15 Ağustos 2009’da hazırlanan&lt;br /&gt;Devrimci Karargâh Davası iddianamesinde de yer alıyordu. İki metin arasında&lt;br /&gt;farklılıkların olduğu belge, Devrimci Karargâh İddianamesi’nde ise şöyle yer&lt;br /&gt;alıyordu:&lt;br /&gt;“Nisan Bülteni isimli bir sayfadan oluşan ve ‘Başkanımızdan’ başlıklı belgede&lt;br /&gt;‘Doğu Perinçek Başkanımızın emirleri’ altbaşlığı ile devam eden maddeler&lt;br /&gt;arasında şüpheli Aylin Duruoğlu’nun (Devrimci Karargâh soruşturmasında&lt;br /&gt;tutuklanan Vatan gazetesi çalışanı) tahliye kampanyalarına genç teğmenlerin&lt;br /&gt;destek vermesinin istenildiği, bu konuya ilişkin de ‘S.D. organize edecek’ şeklinde&lt;br /&gt;ibarelerin bulunduğu, yine aynı belgeler içerisinde ‘başkandan gelen emirler&lt;br /&gt;doğrultusunda yapılan görevlendirmeler’ başlığı altında Devrimci Karargâh terör&lt;br /&gt;örgütüne yönelik çalışma ve belgelerin bulunduğu anlaşılmıştır.”&lt;br /&gt;Denizci teğmenler Barbaros Mercan, Sinan Efe Noyan ve Faruk Akın’ın&lt;br /&gt;Değirmendere’deki evlerinde yapılan aramada ise iddiaya göre buzdolabının arka&lt;br /&gt;kısmındaki motor bölümünde siyah poşet içerisinde biri siyah, diğeri beyaz iki&lt;br /&gt;poşet daha bulunmuştu. Bu poşetlerin içinde ise, “Alb. Tayfun Duman’dan gelecek&lt;br /&gt;fizibiliteye göre Uğur ve Metin Paşa’ya yapılacak operasyonun detay ve tarihlerini&lt;br /&gt;Levent Bektaş, Orhan Yücel Albay üzerinden iletecek. Size teslim edilen&lt;br /&gt;malzemeleri korunaklı bir yerde tutunuz” yazılı bir not kâğıdı da ele geçirildi. Polis&lt;br /&gt;Laboratuvarı’nda yapılan incelemede yazının 19 sanıktan hiçbirinin el ürünü&lt;br /&gt;olmadığı tespit edilse de teğmenler hakkında eski DKK Metin Ataç ile dönemin&lt;br /&gt;donanma komutanı ve sonradan DKK olan Eşref Uğur Yiğit’e ‘suikast’ yapılacağı&lt;br /&gt;iddiasıyla oluşturulan amirallere suikast iddianamesinin sanıkları oldular. Sanık&lt;br /&gt;bahriyeliler tüm suçlamaları reddederken, evlerinde bulunan uyuşturucu ve içinde&lt;br /&gt;265&lt;br /&gt;örgütsel dokümanlar bulunan hafıza kartlarının da aramalar sırasında polis&lt;br /&gt;tarafından yerleştirildiğini savunsalar da tutuklanmaktan kurtulamadılar. Ergenekon&lt;br /&gt;bağlantılı Poyrazköy iddianamesinde de DK ile Ergenekon arasındaki bağlantıyı&lt;br /&gt;Tuğamiral Levent Görgeç’in sağladığı da öne sürülmüştü. Poyrazköy&lt;br /&gt;İddianamesi’nde yer alan bir belgede, “Devrimci Karargâh’taki çekirdek kadronun&lt;br /&gt;diğerleri ile olan bağlantılarının yapıya zarar vermeyecek şekilde ayrıştırılmasını&lt;br /&gt;Levent Görgeç sağlayacak” deniliyordu.&lt;br /&gt;Devrimci Karargâh kimin karargâhı?&lt;br /&gt;Teğmenlerin evinden video görüntüleri ve konuşma kayıtları çıktığı öne sürülen&lt;br /&gt;Yılmazkaya’nın ölümü üzerine örgütün Türkiye’deki sorumlusunun kim olduğuna&lt;br /&gt;dair tevatürler dışında bir bilgi olmasa da, gözaltına alınıp tutuklandıktan sonra&lt;br /&gt;medyada yer alan haberlere göre bu ismin Ulaş Erdoğan olduğu iddia edildi. Ulaş&lt;br /&gt;Erdoğan’ın polisteki kaydı hırsızlık ve resmi belgede sahteciliğin yanı sıra MLKP&lt;br /&gt;davasındandı. Bu örgütle ilintili olduğu gerekçesiyle 1995’te tutuklanıp yaklaşık&lt;br /&gt;1,5 yıl cezaevinde kalmış ve beraat etmişti. MLKP’den de cezaevindeyken&lt;br /&gt;kopmuştu. Tahliye olduktan 2 ay sonra da ülkücü kimliğiyle bilinen Düzceli bir&lt;br /&gt;Çerkez tanıdığı aracılığıyla gittiği Çeçenistan’da, Vahabilik temelli bir bağımsızlık&lt;br /&gt;mücadelesi veren Çeçenlerin safında Ruslara karşı 14 ay boyunca savaşmıştı. 1998&lt;br /&gt;sonunda da illegal şekilde karayoluyla Türkiye’ye dönüp hemen askere giden&lt;br /&gt;Erdoğan, teskeresinin ardından da ÖDP içinde faaliyet yürütmüş sonra da DK’li&lt;br /&gt;oluvermişti. Bu süreçte de kardeşinin kimliğiyle dolaşıp pasaport alan ve illegal&lt;br /&gt;yollardan Yunanistan, Azerbaycan ve Gürcistan’a gidip gelebilen ve hiç birinde&lt;br /&gt;yakalanmayan Ulaş Erdoğan, gelen bir ihbar maili üzerine başlatılan çalışmalar&lt;br /&gt;sonunda da polis tarafından gözaltına alınıp tutuklanmıştı.&lt;br /&gt;Ulaş Erdoğan 2 Ekim 2009’daki polis ifadesinde, medyada yazıldığı gibi DK’nin&lt;br /&gt;Türkiye sorumlusu olmadığı belirterek ilginç şeyler anlattı. Daha önce MLKP&lt;br /&gt;davasından tutuklanıp beraat eden Erdoğan, Adapazarlı bir Çerkez tanıdığı&lt;br /&gt;aracılığıyla da Çeçenistan’a gidip savaşmıştı. İşçi olduğunu belirten Erdoğan,&lt;br /&gt;Çeçenistan dönüşü askere gidip gelmiş sonra da babasından ötürü tanıdığı Serdar&lt;br /&gt;Kaya ile bağlantı kurarak DK örgütü üyesi olmuştu. Basın-İş Sendikasının&lt;br /&gt;yöneticilerinden olan babası Rüştü Erdoğan, 1980 darbesi sonrasında 8 yıl&lt;br /&gt;cezaevinde kalan Ulaş Erdoğan, ortak bir tanıdıkları vasıtasıyla Serdar Kaya’nın&lt;br /&gt;elektronik posta adresini edindiğini ifadesinde anlattı. Bir süre yazışmalarının&lt;br /&gt;ardından Kaya’nın kendisine yeni bir oluşumdan bahsettiğini ve yüzyüze konuşmak&lt;br /&gt;için de 2009 Ağustos’unda, kardeşinin kimliğini kullanarak aldığı pasaportla gittiği&lt;br /&gt;Hırvatistan’da bir araya geldiklerini belirten Kaya, “Zagrep’te buluştuk. Yanında&lt;br /&gt;Rıza ve İlhan adında 2 kişi daha vardı. Bana adının DK olduğu yeni oluşumu ve ne&lt;br /&gt;yapmak istediklerini anlattılar. Eski solun pasifize olduğunu, ucuz Beyoğlu&lt;br /&gt;266&lt;br /&gt;solculuğuna 1 bütün bunları da DK gibi savaşçı bir yapının gerçekleştirebileceğini&lt;br /&gt;söylediler. Ben de beraber hareket edebileceğimizi söyledim. Ertesi gün de&lt;br /&gt;Türkiye’ye döndüm” dedi. (Polise verdiği ifadesinde Hırvatistan’a gittiğini söylese&lt;br /&gt;de Erdoğan, … İlk duruşmada Zagreb’e gittiğini, ancak pasaport kontrolünde&lt;br /&gt;kapıdan çevirildiğini saklamadı. Erdoğan’ın bu açıklaması, pasaportundaki girişine&lt;br /&gt;izin verilmediğine ilişkin ibareyle de kanıtlandı.)&lt;br /&gt;Serdar Kaya tarafından İzmir, Denizli ve Aydın illerini kapsayan Ege bölgesi&lt;br /&gt;sorumlusu tayin edildiğini belirten Erdoğan bu amaçla sık sık söz konusu illere&lt;br /&gt;giderek liseli gençleri örgütlemeye çalıştığını söyledi. Zagreb dönüşünde elektronik&lt;br /&gt;posta yoluyla gelen bir talimat üzerine Kartal’da buluştuğu tanımadığı 70&lt;br /&gt;yaşlarındaki bir adamın kendisine bir hafıza kartını verdiğin belirten Erdoğan,&lt;br /&gt;“Evde incelediğimde içinde DK konferans belgeleri; askeri milis ve legal alandaki&lt;br /&gt;yapılar ile çalışma şekillerinin yanında bir de şifreli yazışma ile ilgili bir anahtarın&lt;br /&gt;bulunduğunu gördüm. Ayrıca bomba yapımı ile ilgili bilgiler de mevcuttu. Ama ben&lt;br /&gt;Çeçenistan’da savaştığımdan askeri konularda kendimi yeterli görmekteydim” diye&lt;br /&gt;ifade verdi.&lt;br /&gt;Hafıza kartının içinde yapılması gereken eylemlerden de bahsedildiğini anlatan&lt;br /&gt;Erdoğan kendisinden DK ve Ergenekon ilişkisi hakkındaki yayınlardan dolayı&lt;br /&gt;Zaman gazetesi, işçi ölümleri nedeniyle tersane sahiplerine, Kürt sorunuyla ilgili&lt;br /&gt;demokratik açılım konusunda da İstanbul ve Ege’deki limanlarda bulunan yatların&lt;br /&gt;kundaklanarak yakılması ve zengin semtlerde lüks araçların yakılması eylemlerinin&lt;br /&gt;yapmasının istendiğini söyledi. Ancak kaya ile yaptığı yazışmalarda bu eylemlerin&lt;br /&gt;yanlış olduğunu ve örgütlemeye çalıştığı gençleri bu saldırılarda kullanmayacağını&lt;br /&gt;söylediğini belirten Erdoğan, Mehmet Ağar’ı uzun namlulu silahla vurma teklifinde&lt;br /&gt;bulunduğunu anlattı. Kaya’nın bu teklife, “Asla olmaz” diyerek tepki gösterdiğini&lt;br /&gt;belirten Erdoğan, “Benden istenen eylemleri Serdar Kaya’yı oyalayarak&lt;br /&gt;yapmadım. Bu eylemlerin Kürt açılım sürecinde yapılmasının istenmesi, Mehmet&lt;br /&gt;Ağar’a yönelik eyleme karşı çıkılması ve DK örgütü ile Ergenekon arasında&lt;br /&gt;bağlantı olduğuna yönelik basında yer alan haberler ben de çeliş doğuruyordu.&lt;br /&gt;Zaten Serdar Kaya ile ilgili 1990’lı yıllardan beri derin ve karanlık bağlantıları&lt;br /&gt;olduğu yönünde kuşkularım vardı. Daha doğrusu net bilgilere dayanan kuşkulardı.&lt;br /&gt;Kaya’nın JİTEM yetkilileriyle görüşürken görüldüğünü babamdan duymuştum.&lt;br /&gt;Ayrıca Sarp Kuray’ın Beşiktaş’ta MİT görevlileriyle birkaç kez görüşürken&lt;br /&gt;görülmesi ve bu görüşmelerden birinin video kaydının derin ilişkiler kanalıyla&lt;br /&gt;Serdar Kaya’ya ulaşması gibi konuları bildiğimden artık midem bulanıyordu”&lt;br /&gt;iddialarında bulundu. Serdar Kaya’nın verdiği eylem talimatları ve DK’nin&lt;br /&gt;yaptıklarının da Kaya’nın JİTEM bağlantısıyla ilgili şüpheleri net olarak&lt;br /&gt;doğruladığını vurgulayan Erdoğan, “Serdar Kaya’nın devrime ve devrimci&lt;br /&gt;mücadeleye hizmet etmeyecek ancak Ergenekon çetesinin istekleri ve beklentilerini&lt;br /&gt;karşılayacak eylemlere bizi yöneltmeye çalışması kabul edilir değildi. Serdar&lt;br /&gt;267&lt;br /&gt;Kaya’nın talimatıyla buluştuğum bir kişinin belinde şarjörünün altında Türk&lt;br /&gt;bayrağı olan bir tabanca vardı. Bana , ‘Türkiye kazanını karıştıracağız’ diyen bu&lt;br /&gt;kişinin derin ve karanlık ilişkilerde olan birisidir diye düşünüyorum” diyordu.&lt;br /&gt;Ancak mahkeme aşamasında Ulaş Erdoğan, polis sorgusunda avukatı Rasim Öz’ün&lt;br /&gt;yönlendirmesiyle bu şekilde konuştuğunu belirterek verdiği ifadeyi tamamen&lt;br /&gt;reddetti. 3 Haziran 2010’daki bu ilk duruşmada poliste verdiği ifadelerin tümünü&lt;br /&gt;reddeden Erdoğan işkence gördüğünü öne sürüyordu. Kendisinden çıkmayan&lt;br /&gt;birçok belge ve bilgiye ilişkin ifadeler imzalatıldığını öne süren Erdoğan, “A4&lt;br /&gt;kağıdına hazırladıkları evrakları gösterip ezberlememi istediler. Arkadaşlarımın iyi&lt;br /&gt;olup olmadığını bilmeden yapmayacağımı söyledim, kameralardan gösterdiler. 4&lt;br /&gt;gün avukat görmedim. 3. Gün gözüm bağlıyken karşıma birini oturttular ve&lt;br /&gt;Ergenekon bağlantılarını anlattı… Serdar Kaya sadece baba dostumdur. Ne&lt;br /&gt;hukukumuz, ne de politik birlikteliğimiz vardır… İfadelerime Sarp Kuray’ı&lt;br /&gt;yerleştirmişler ama bu şekilde ifade vermedim. Sarıyer’de Ergenekoncu Ayhan&lt;br /&gt;diye biriyle buluşmadım… Bu operasyon fiyaskodur. Suç üretilmiştir. Semih&lt;br /&gt;Balaban’ın intikamını alacağız diye bağırdılar” diyecekti. Mahkeme dosyasına&lt;br /&gt;giren elektronik posta yazışmaları, kurduğu ilişkiler, paraya karşı zaafı ve&lt;br /&gt;yalanlarına bakılırsa Ulaş Erdoğan devrimci faaliyet yürüten bir örgüt üyesinden&lt;br /&gt;ziyade, yasadışı bir örgütü dolandırmaya çalışan bir profil çiziyordu. Bunu&lt;br /&gt;yaparken de çevresinde kendisine selam verenleri dahi haberleri olmadan&lt;br /&gt;yalanlarına ortak ederek, herkesin başını yakmıştı.&lt;br /&gt;Yine elektronik posta ihbarı&lt;br /&gt;Ulaş Erdoğan’ın gözaltına alınıp tutuklandığı operasyon 29 Eylül 2009’da&lt;br /&gt;yapılmıştı. İstanbul, Ankara, Denizli, Aydın ve Diyarbakır’da 18 ayrı eve yapılan&lt;br /&gt;operasyonların gerekçesi ise, “devlet büyüklerine suikast hazırlığı yapıldığı”&lt;br /&gt;şeklindeki ihbar ve tespitler olarak açıklanmıştı. Her ne kadar Erdoğan kabul&lt;br /&gt;etmese de polis fezlekesinde örgütün Türkiye sorumlusu olduğu ve kendisine bağlı&lt;br /&gt;milis grubunun çökertildiği ifade ediliyordu. Erdoğan’ın yukarıda belirtilen&lt;br /&gt;sorgusunda anlattığı eylemlerin yanı sıra uçak kaçırılacağı da belirtiliyordu. Suikast&lt;br /&gt;düzenlenecek devlet büyükleri de Mehmet Ağar ve eski İstanbul Emniyet Müdürü&lt;br /&gt;Celalettin Cerrah olarak yer almıştı. Basına “11 Eylül benzeri saldırı yapacaklardı”&lt;br /&gt;ya da “Mehmet Ağar’a suikast planlamışlar” diye yer alan haberlere konu olsa da&lt;br /&gt;ilginçtir sanıkların hiç birine polis sorgusunda bu konuda tek bir soru&lt;br /&gt;yöneltilmemişti.&lt;br /&gt;Polisin, suikast hazırlığında olduğuna yönelik tespitinin kaynağı ise Ergenekon&lt;br /&gt;soruşturmalarında sıklıkla karşımıza çıktığı şekilde, operasyondan 1 ay önce 30&lt;br /&gt;Ağustos 2009’da polise yine bir elektronik postayla yapılan ihbardı. Bu tür illegal&lt;br /&gt;yapılarda yer alanların bilgisi sorumluluk alanıyla sınırlı iken ihbarı yapan kişi&lt;br /&gt;268&lt;br /&gt;ilginçtir neredeyse örgüte ilişkin tüm ayrıntıları biliyordu. Aynı zamanda ihbarında&lt;br /&gt;isim ve eşkâl vermeden Kocaeli’nde askerlerden yardım aldıklarını da öne süren&lt;br /&gt;meçhul ihbarcının iddiaları ile bazı “muteber itirafçıların” DK’nin Ergenekon&lt;br /&gt;denetiminde olduğuna ilişin ifadelerinin medyayla servis edilmesiyle birlikte&lt;br /&gt;Ergenekon soruşturmasında tutuklanan denizci subaylarla DK arasında kurulan bağ&lt;br /&gt;kamuoyu nezdinde de doğrulanarak “meşru” hale gelmiş oluyordu. DK örgütü&lt;br /&gt;içindeyken 27 Nisan 2009 operasyonu sonrası bazı asker şahıslar tarafından&lt;br /&gt;yurtdışına çıkarıldığını belirten ihbarcı Türkiye’den çıkışı ve Avrupa’da&lt;br /&gt;yaşadıklarıyla örgütün derin yapılarca kullanıldığını anladığını söylüyordu. Orhan&lt;br /&gt;Yılmazkaya’nın öldürüldüğü Bostancı operasyonu sırasında Emniyet, MİT ya da&lt;br /&gt;askeriye içinden bir yetkilinin, “bulunduğunuz yeri terkedin” uyarısıyla kaçtıklarını&lt;br /&gt;belirten ihbarcı bu konuyu örgütün Avrupa’daki yöneticisine sorduğunda da&lt;br /&gt;Emniyet ve MİT’i ima eden doğrular nitelikte cevap aldığını söylüyordu. Örgütün&lt;br /&gt;elinde bulunan silah, patlayıcı ve mühimmatın Ergenekon yapılanması tarafından&lt;br /&gt;verildiğini öne süren ihbarcı, “Bize PKK tarafından İstanbul’da birçok silah&lt;br /&gt;patlayıcı verildi. Ama en son bir askeri yetkili tarafından çok miktarda askeriyeye&lt;br /&gt;ait silah, patlayıcı ve teçhizat verildi. Biz üslerimize neden bunlardan silah alıyoruz&lt;br /&gt;dediğimizde, ‘Askeriye içinde solcu subaylar var onlar bize destek sunuyorlar’&lt;br /&gt;denildi. Ama görüyorum ki bizi yurtdışına çıkartanlar da bize silah mühimmat&lt;br /&gt;verenler de Ergenekon’un ta kendisi ve bu örgüt Ergenekon ve PKK kontrolünde ve&lt;br /&gt;denetiminde bir yapı” diyordu. Kürt sorununa ilişkin demokratik açılımın&lt;br /&gt;konuşulduğu süreçte yeni eylemliliklere girileceği anlatılan ihbarda, PKK’nın&lt;br /&gt;batıda yaptığı eylemlerin DK tarafından üstlenileceği de belirtiliyordu. İlk önce&lt;br /&gt;Mehmet Ağar’ın hedef olduğunu ancak Bostancı operasyonundan sonra bundan&lt;br /&gt;vazgeçilerek Celalettin Cerrah’ın öncelikli hedef haline geldiğine de yer verilen&lt;br /&gt;ihbarda bu konu, “Eğer Orhan Yılmazkaya öldürülmesiydi kendi timiyle birlikte&lt;br /&gt;Mehmet Ağar’a suikast planlıyorlardı. Ama bu Orhan Yılmazkaya’dan sonra&lt;br /&gt;değişti. Önceliği Celalettin Cerrah aldı. Bu eylemi Orhan Yılmazkaya Müfrezesi&lt;br /&gt;adı altında İstanbul’da konuşlandırılan çok iyi eğitim almış DK savaşçıları&lt;br /&gt;tarafından gerçekleştirilecek. Bu yüzden son bir ay içerisinde İstanbul’a A4&lt;br /&gt;patlayıcı gönderildi. Celalettin Cerrah’la ilgili tüm istihbarat çalışmaları MİT’ten&lt;br /&gt;ve askeriyenin bir kesiminden geliyor” diye anlatılıyordu. Örgütün Merter ve&lt;br /&gt;Bahçelievler’de bulunan hücreev ve silahların konulduğu depolarından da&lt;br /&gt;bahsedilen ihbarda DK’yi Ergenekon’un yönettiği, emirlerin bazı asker şahıslar&lt;br /&gt;üzerinden yurtdışına ve oradaki aktif kadrolar vasıtasıyla da kuryelerle militanlara&lt;br /&gt;ulaştırıldığı da anlatılıyordu. Bir Avrupa ülkesinde sığınmacı statüsünde olduğunu&lt;br /&gt;belirten ihbarcı elektronik postasında Türkiye’deki militanlara para aktarımının da&lt;br /&gt;Western Union aracılığıyla yapıldığını anlatıyordu. Bu ihbardan sonra polis DK’ye&lt;br /&gt;yönelik ikinci en büyük operasyonunu gerçekleştirmişti. Gözaltına alınan Erdoğan&lt;br /&gt;da tesadüf bu ya ihbarda yer alan konulara benzer ifadeler vermişti. Mehmet Ağar’a&lt;br /&gt;269&lt;br /&gt;yönelik suikast yapmak istediğinden bahseden Erdoğan, Ergenekon’un denetiminde&lt;br /&gt;olduğundan kuşkulandığı örgüt adına kendisine yurtdışından Western Union&lt;br /&gt;aracılığıyla bir kaç kez para gönderildiğini de anlatmıştı.&lt;br /&gt;Olmaz demeyin size de çıkabilir&lt;br /&gt;DK ile ilgili 1 Ekim 2009 tarihli ilk iddianamede 17 kişi hakkında dava açılmıştı.&lt;br /&gt;Ulaş Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu 18 kişinin gözaltına alınıp 8’inin&lt;br /&gt;tutuklandığı operasyonlarla ilgili iddianamede 11 Şubat 2010’da kabul edildi. Ulaş&lt;br /&gt;Erdoğan’ın ifadelerine dayanılarak hazırlanan polis fezlekesinden yola çıkılarak&lt;br /&gt;hazırlanan iddianamede DK’nin Ergenekon’un taşeron yapılanması olduğu&lt;br /&gt;vurgulanıyordu. İddianamenin ek delil klasörleri arasında ise polisin HTS kayıtları&lt;br /&gt;üzerinden yaptığı araştırma sonucunda bazı DK sanıklarının, kimi Ergenekon&lt;br /&gt;sanıklarıyla “dolaylı yoldan görüştükleri” de iddia ediliyordu. Yani DK sanıklarının&lt;br /&gt;tanıdığı ancak Ergenekon ya da DK davalarında sanık ya da şüpheli konumunda&lt;br /&gt;olmayan kişilerin kimi Ergenekon sanıklarıyla da telefon irtibatları olduğu&lt;br /&gt;anlamına geliyordu. Ama bu ilişki ağı özellikle cemaat medyasında, Ergenekon’la&lt;br /&gt;DK arasındaki irtibatı gösteren delil gibi kamuoyuna aktarıldı. İlk iddianamede&lt;br /&gt;özellikle gazeteci Aylin Duruoğlu’nun, üniversite döneminden arkadaşı olan Orhan&lt;br /&gt;Yılmazkaya ile bir kez buluşup çay içmesi üzerine tutuklanıp sanık olması çok&lt;br /&gt;eleştirilmişti. İkinci iddianamenin sanıklarıyla ilgili en az bu kadar garip ilişki ağını&lt;br /&gt;gösteren bir haber de Radikal gazetesinde İsmail Saymaz imzasıyla yayımlanmıştı.&lt;br /&gt;“Devrimci Karargâh'ta ikinci perde: Sevgili de sanık, arkadaş da”132 başlıklı haber&lt;br /&gt;ilgili ilgisiz herkesin Ergenekon ya da DK soruşturmasının sanıkları arasında yer&lt;br /&gt;alabileceğini kanıtlıyordu adeta. “Bostancı çatışmasından sonra yeniden&lt;br /&gt;yapılanmaya giriştiği öne sürülen Devrimci Karargâh'ın ikinci iddianamesi de ilki&lt;br /&gt;gibi geniş bir sanık yelpazesinden oluşuyor: Sanığın sevgilisi, onun okul&lt;br /&gt;arkadaşları, onların sevgilileri, iş arkadaşları...” denilen haberde, “Bostancı’daki&lt;br /&gt;çatışmadan sonra yeniden yapılanmaya girişen yasadışı Devrimci Karargâh’a&lt;br /&gt;(DK) yönelik ikinci operasyonun iddianamesi hazırlandı. Sekizi tutuklu 18 sanıklı&lt;br /&gt;ikinci iddianame, ‘Bir kez yemek yemek, iki kez buluşup çay içmek’ gibi ilişkilerin&lt;br /&gt;‘örgütsel bağ’ sayıldığı ilk iddianameyi aratmıyor. Bu kez de, DK’nin yeniden&lt;br /&gt;yapılanması için görevlendirilen Ulaş Erdoğan’ın, kendisini ‘İskender’ diye&lt;br /&gt;tanıtarak dâhil olduğu ev ve iş arkadaşları, Denizli’deki sevgilisi ve onun&lt;br /&gt;arkadaşları ‘sanık’ durumuna düştü. Ayrıca örgütün legal yayın organı olduğu öne&lt;br /&gt;sürülen Demokratik Dönüşüm’ün Kartal’daki bürosuna giden bir siyasi aktivist, bu&lt;br /&gt;dergiye iki yazı yazan bir sendikacı, bir vicdani retçi de sanıklar arasında...” diye&lt;br /&gt;devam ediyordu.&lt;br /&gt;132 Radikal Gazetesi, 16 Şubat 2010&lt;br /&gt;270&lt;br /&gt;Erdoğan’ın ifadesine göre, Ocak 2009’da yasal sol grup olan İleri Gençler&lt;br /&gt;Derneği’nin (İGD) Taksim’deki bürosuna takıldığı ve kendisini kardeşinin adıyla&lt;br /&gt;İskender diye tanıttığı belirtilen haberin devamı ise şöyleydi: “İGD Genel Başkanı&lt;br /&gt;Zafer Kaygın ve Genel Sekreter Gökhan Aydın ile Sabiha Gökçen Havalimanı’nda&lt;br /&gt;uçak temizliği yapan bir şirkette işe girdi. Üçlü nisanda Pendik’te eve çıktı.&lt;br /&gt;Erdoğan’ın çalışma arkadaşı Cenk Büyükkahraman da aralarına katıldı. Bu evi&lt;br /&gt;zaman zaman Zafer Kaygın’ın Aydın’da üniversitede okuyan kardeşi Barış Kaygın,&lt;br /&gt;Yeditepe Üniversitesi’nde okuyan Fırat Efe, havalimanında çalışan Ozan Eryılmaz&lt;br /&gt;da ziyaret ediyordu. Erdoğan, Zafer Kaygın sayesinde Denizli’de öğrenci olan&lt;br /&gt;Gamze Özdemir’le tanışıp sevgili oldu. Artık sık sık Denizli’ye gidiyor, Özdemir’in&lt;br /&gt;evinde kalıyordu. Özdemir’in ev arkadaşları da üniversite öğrencisi olan Ülkü&lt;br /&gt;Duran ve Banu Çıvgın’dı. Evin müdavimleri arasında Ülkü Duran’ın sevgilisi&lt;br /&gt;Onur Sarıefe ile arkadaşları Salih Umut Bulduk, Serkan Karabulut ve Ahmet&lt;br /&gt;Gülaydı vardı. Gençlerin tamamı, başka bir legal sol grup olan ‘Denizli Eğitim&lt;br /&gt;Dayanışması Derneği’ne üyeydi. Erdoğan, örgütün legal yayın organı olduğunu&lt;br /&gt;belirttiği Demokratik Dönüşüm’ün Kartal’daki bürosuna devam ediyordu. Büroda,&lt;br /&gt;kamuoyunda ‘Demokrasi için Birlik Hareketi’ ya da ‘Çatı Partisi’ adıyla bilinen&lt;br /&gt;yeni ve legal sol oluşumun Kartal ayağında çalışan Volkan Karakuş da vardı.&lt;br /&gt;Karakuş, Erdoğan’la bu büroda tanışmıştı.&lt;br /&gt;Büroya gelenlerden bir diğeri de Türk asıllı İsviçre vatandaşı ve Uluslarası İnşaat&lt;br /&gt;İşçiler Sendikası (UNİA) uzmanı Murad Akıncılar’dı. Akıncılar üç sayı çıkabilen&lt;br /&gt;dergiye sendikacılıkla ilgili iki yazı yazdı. Akıncılar, Erdoğan’ı tanımadığını,&lt;br /&gt;Karakuş’u ise Çatı Partisi’nden bildiğini söylüyordu. İHD Vicdani Ret Komisyonu&lt;br /&gt;üyesi ve Vicdani Ret Platformu’ndan Kudret Köksal da Çatı Parti Girişim’nde yer&lt;br /&gt;alıyor, Akıncılar ve Karakuş’la tanışıyordu. Köksal Kaysı da Kudret Köksal’ın&lt;br /&gt;arkadaşıydı.&lt;br /&gt;Tüm bu 18 sanıktan Erdoğan, Zafer ve Barış Kaygın kardeşler, Cenk&lt;br /&gt;Büyükkahraman, Gökhan Aydın, Onur Sarıefe, Murad Akıncılar ve Volkan Karakuş&lt;br /&gt;tutuklandı. Bu sanıklara ilişkin şu ‘bağlar’ gösteriliyordu:&lt;br /&gt;Akıncılar’ın parmak izinin bulunduğu belirtilen bir kitabın Erdoğan’ın evinde&lt;br /&gt;çıkması, Karakuş’un dergi bürosuna gitmesi ve ailesinin evinde DK Tüzüğü olduğu&lt;br /&gt;ileri sürülen üç sayfalık yazı bulunması.&lt;br /&gt;Erdoğan’ın Serdar Kaya ile bir yazışmasında ‘Cenk arkadaş işçi örgütlenmesinde&lt;br /&gt;bilgi sahibi değil’demesi, Cenk Büyükkahraman’ı; ‘Onur, Denizli’de DGC (Denizli&lt;br /&gt;Gençlik Cephesi) konumunda’ diye yazması, Onur Sarıefe’yi; ‘Yunanistan’a&lt;br /&gt;kaçmak istiyor’ notunu düşmesi de Barış Kaygın’ı tutuklamaya yetti.&lt;br /&gt;Ayrıca Erdoğan’ın ev arkadaşları olan Büyükkahraman, Zafer Kaygın ve Gökhan&lt;br /&gt;Aydın’la ilgili de, Sabiha Gökçen Havalimanı ile ilgili krokiler, çalıştıkları şirkete&lt;br /&gt;dair bilgilerin bulunması bir diğer tutuklanma nedeni oldu. Ancak hiçbir aramada,&lt;br /&gt;silah ya da patlayıcı bulunmadı. Ulaş Erdoğan da ifadesinde, kendisi dışında hiçbir&lt;br /&gt;271&lt;br /&gt;şüphelinin DK ile ilişkili olmadığını söylemişti. İddianamede sanıklardan Erdoğan&lt;br /&gt;için ‘terör örgütü kurma ve yönetme’ suçundan 15, ‘resmi belgede sahtecilik’&lt;br /&gt;suçunu iki kez işlediğinden 15 yıla, ‘kişisel verileri hukuka aykırı biçimde elde&lt;br /&gt;etme’den dört yıla kadar hapis cezası isteniyor. Zafer Aydın, Cenk Büyükkahraman&lt;br /&gt;ve Gökhan Aydın için 14 yıla, diğer sanıklar için de sadece ‘örgüt üyeliğinden’ 10&lt;br /&gt;yıla kadar ceza talebi var.”&lt;br /&gt;ANF aracılığıyla yalanlanan iddialar&lt;br /&gt;PKK’ya yakınlığıyla bilinen ANF Haber Ajansı 24 Şubat 2010’da “DK yetkilisi”&lt;br /&gt;diye duyurduğu Emir Adnan Demirci’yle bir röportaj yapmıştı.133 Kendileri&lt;br /&gt;dışındaki Sosyalist Türkiye solunu liberal statükocu olmakla eleşkiren Ekinci,&lt;br /&gt;örgütlerinin PKK’yla olan ilişkisinin devlet nezdinde yarattığı korku nedeniyle bu&lt;br /&gt;kadar büyük hedef olduklarını söylüyordu. Örgütlerine karşı özel bir propaganda&lt;br /&gt;faaliyeti yürütüldüğünü ve kendilerine yönelik saldırının kapsamlı olduğunu&lt;br /&gt;belirten Emir Adnan Demirci haklarında ortaya atılan iddialarla ilgili de, “Önce&lt;br /&gt;uyuşturucu mafyasıyla finanse edildiğimizi, ardından Desa işçisini provoke&lt;br /&gt;ettiğimizi söylediler. Ergenekon torbasının içine tıkıp, işini bitirmek istediler. Bir&lt;br /&gt;taraftan da JİTEM’le bağlantımız olduğunu söylüyorlar, diğer taraftan PKK’den&lt;br /&gt;beslendiğimizi. Nükleer ve biyolojik saldırı hazırlıkları yaptığımızı söylediler. Bu&lt;br /&gt;yetmedi KDP tarafından kurulduğumuz bu kez iddia edildi. İşçi Partisi’ne ait&lt;br /&gt;‘Karargâh Evleri’ ile bizim adımız, çağrışımlardan yararlanarak binlerce kez&lt;br /&gt;tekrar edilerek DK, Ergenekon dosyalarına sokulmak istendi. Fethullahçı medya&lt;br /&gt;tümüyle yalana dayalı propaganda yürüttü” diye yanıtlıyordu.&lt;br /&gt;Türkiye solunun Kürt meselesi ve PKK hakkındaki tutumunu da, “Kürtlere, tamam&lt;br /&gt;sizinle kardeş olarak yaşarız ama siz de ayrılmak istemeyin diye propaganda yapan&lt;br /&gt;Türk solcusu Türk sömürgeciliğinin sözcüsüdür” diye eleştiren Demirci örgütünün&lt;br /&gt;PKK’yla olan ilişkisini de şöyle anlatıyordu:&lt;br /&gt;“Ezen ulus devrimciliği, bu hakkını kullanıp kullanmama isteğinden bağımsız&lt;br /&gt;olarak, ezilen ulusun ayrılma hakkının sınırsız propagandası ve örgütlenmesi&lt;br /&gt;temelinde soruna yaklaşır. DK, devrimci sosyalizmin bu ilkesini, benzer&lt;br /&gt;başkalarıyla yüksek sesle ifade eden bir yapı olarak var oldu… Bu yüzden, Türkiye&lt;br /&gt;devrimci hareketinin uzun bir süredir Kürt özgürlük hareketine arkasını&lt;br /&gt;dönmesinden sonra, DK’nin Kürt özgürlük hareketiyle yoldaşlaşma çabaları,&lt;br /&gt;sömürgeci ve sömürücü Türkiye oligarşisine karşı halklarımızın özgürlüğü ve&lt;br /&gt;kardeşliği adına, pratik değeri küçük de olsa siyasal değeri oldukça büyük bir&lt;br /&gt;mana ifade etmektedir… Kendi statüko örgütlenmesindeki liberal ve yasalcı Türk&lt;br /&gt;solcusunun Kürt’e yakınlaşıp TC’yle başını derde sokması beklenemez… Türk solu,&lt;br /&gt;133 http://www.devrimcikarargâh.com/ANF.html&lt;br /&gt;272&lt;br /&gt;özellikle pratik gücünden düştükten sonra iyice doktriner oldu ve her şeyi sadece&lt;br /&gt;yazılan çizilen üzerinden değerlendirme kolaycılığını seçti. Devrimci hareketimiz,&lt;br /&gt;ne yazık ki, tarihsel süreçleri, zorunlulukları okuma yönteminden ve onu devinimi&lt;br /&gt;içinde izleme yeteneğinden yoksundur. Bu nedenle özellikle post modern&lt;br /&gt;kavramlarla desteklenen paradigmal değişiklikler üzerinden Kürt hareketine sırtını&lt;br /&gt;dönmek, hem de bunu Marksizm adına yapmak onlar için kolay oldu. Biz ise,&lt;br /&gt;bölgede tarihin nasıl akabileceğine dair kestirimlerde bulunarak, bir devrimci&lt;br /&gt;iradenin bu tarihsel akışta nasıl tavır takınabileceğine dair zorunlulukları&lt;br /&gt;keşfetmeye çalıştık. Ve bu değerlendirmelerimiz üzerinden Kürt özgürlük&lt;br /&gt;hareketinin, gel-gitlere bir an olsun takılmadan, devrimci tutumu konusunda&lt;br /&gt;bilincimizi son derece açık tuttuk… Elbette önce şunları belirlemekte yarar vardır.&lt;br /&gt;Kürt özgürlük hareketi ve DK iki ayrı zeminin, birisi Kürdistan’ın diğeri Türkiye&lt;br /&gt;devriminin örgütlenmeleridir. Dolayısıyla bir ve ortak düşmana karşı devrimci bir&lt;br /&gt;dayanışma içinde olmaları ne kadar doğal ve istenir bir durumsa, aynı düşmanla&lt;br /&gt;farklı düzeylerde ilişkilenmenin bir gereği olarak farklı hatta ters taktiksel süreçler&lt;br /&gt;içinde bulunmaları da mümkündür. Keşke Türkiye devrimci hareketi de Kürt&lt;br /&gt;özgürlük hareketi gibi güçlü bir siyasal nüfuza ve manevra etkinliğine sahip olsaydı&lt;br /&gt;da siyasal mücadelenin bu zenginliklerini tartışabilseydik. Ancak gerçeklik böyle&lt;br /&gt;değildi.”&lt;br /&gt;DK ile Ergenekon arasında bağ kurulmasıyla ilgili soruları da yanıtlayan Demirci,&lt;br /&gt;Doğu Perinçek’e yönelik ağır eleştirilerde de bulunuyor, örgütün yöneticisi olarak&lt;br /&gt;tutuklanan ve adeta “itirafçılık” benzeri ifadeler veren Ulaş Erdoğan’ı da “düşmüş&lt;br /&gt;unsur” olarak niteleyip şöyle konuşuyordu:&lt;br /&gt;“Orhan yoldaşımızın Ergenekoncularla telefon konuşması yaptığı üzerinden bizi&lt;br /&gt;Ergenekon davasına katacaklarını söylüyorlardı, ardından tutuklu kimi&lt;br /&gt;teğmenlerin bilgisayarında yoldaşımızın resimleri çıktığı için bizi yeni Ergenekon&lt;br /&gt;davasına katacaklarını yazdılar. Hatta Doğu Perinçek’e ait olduğu iddia edilen&lt;br /&gt;kimi bildirileri bizim adımızla deşifre etmeye kalktılar, onların İşçi Partisi’ne ait&lt;br /&gt;olduğu iddia edilen Karargâh Evleri ile bizim adımız, çağrışımlardan yararlanarak&lt;br /&gt;ve bilerek, inatla bu yanlışlık binlerce kez tekrar edilerek DK Ergenekon&lt;br /&gt;dosyalarına sokulmak istendi… Oysa DK’nin Doğu Perinçek’e ve çizgisine bakışı&lt;br /&gt;bellidir, onları sol içinde bile görmez, burjuvazinin devrimcilere karşı bir&lt;br /&gt;örgütlenmesi olarak görür… Bizim PKK’ye karşı KDP tarafından kurulduğumuza&lt;br /&gt;dair itirafçı ifadeleri, olmadı düşürülmüş kimi unsurların ‘duydukları’ üzerinden&lt;br /&gt;Ergenekon’la bağlantılanmamıza çalışıldı. Ama artık uzun zamandır bu yalanların&lt;br /&gt;sadece Fethullahçı medyanın kendisinin söyleyip kendisinin dinlediği bir&lt;br /&gt;değersizlik içine düşmekte olduğunu görmekteyiz. Çünkü Fethullahçı medya&lt;br /&gt;tümüyle yalana dayalı propagandasını sadece bize karşı değil, devlet içindeki&lt;br /&gt;muhalifleri de dâhil, kendine karşıt kimi görüyorsa, o kadar yaygın kullandı ki artık&lt;br /&gt;yalancı çoban durumuna düşmüş durumdadır.”&lt;br /&gt;273&lt;br /&gt;Ergenekon’un örgütü mü yoksa buna inanmamız mı isteniyor?&lt;br /&gt;Yukarıda anlatılanların özcesi DK’nin ne menem bir örgüt olduğuna ilişkin&lt;br /&gt;tevatürün çok olduğu. Şurası kesin ki böyle bir örğüt var. Ama bir başka kesinlik de&lt;br /&gt;bu örgütün bağımsız hareket etmediği. Söylemeye çalıştığımız DK’nin&lt;br /&gt;Ergenekon’cu olduğu değil tam aksine Ergenekon güdümünde olduğuna&lt;br /&gt;inanmamız istenen devlet güdümlü bir örgüt olduğu. Bu noktada örgütten&lt;br /&gt;birileriyle devlet arasında bir ilişki olduğuna yönelik kesin bir hükme varamıyoruz.&lt;br /&gt;Ama kısa zamanda fark ederek ve yapmak istedikleri kimi eylemlere “yol vererek”,&lt;br /&gt;varolan süreçte Ergenekon’un güdümünde bir örgüt algısı yaratılmaya çalışılmış&lt;br /&gt;gibi göründüğünü söylemek mümkün. Bu tespitimiz, elbette ki örgüt içinde yer alan&lt;br /&gt;herkesi kapsamıyor. Zaten bu türü ilişkiler de örgütün içinde yer alan her unsurla&lt;br /&gt;kurulmaz. Sarp Kuray’ın, “1988’den 1991’e kadar aşağı yukarı günbegün, ülkedeki&lt;br /&gt;sorumlu kişiler tarafından bilgim dışında banda alınmış konuşmalarım kasetler&lt;br /&gt;halinde polisin eline geçmiştir” dediğini anımsatıp son sözü AKP hatta cemaat&lt;br /&gt;güdümlü yazar Emre Aköz’e bırakalım. Aköz, “Devrimci Karargâh: Böyle bir&lt;br /&gt;solcu örgüt hakikaten var mı?”134 başlıklı yazısında şöyle diyordu: “Hanefi&lt;br /&gt;Avcı birçok gazeteciye yolladığı mektubu bana da göndermiş. İlk cümlesi şöyle:&lt;br /&gt;‘Hayatı terör örgütleriyle mücadelede geçmiş, 34 yıllık bir polis müdürünü bir&lt;br /&gt;anda sol terör örgütlerine yardım yapan bir kişiye dönüştüren hukuk sistemi adil&lt;br /&gt;değildir.’&lt;br /&gt;Avcı ‘sol terör örgütleri’ derken Devrimci Karargâh'ı kastediyor.&lt;br /&gt;İtirazım var: Bence Devrimci Karargâh ‘yapay’ bir örgüt!&lt;br /&gt;Şu anlamda yapay... Gençler genellikle 16-17 yaşlarında halisane duygu ve&lt;br /&gt;ideallerle sol bir örgüte ilgi duyar...&lt;br /&gt;Ancak zaman insanları değiştirir. Hareket yıllar içinde teröre kayabilir. Hatta&lt;br /&gt;çeşitli güçlerin maşası haline gelebilir.&lt;br /&gt;Dursun Karataş'ın (1952-2008) yönettiği DHKP/C bu tür örgütlere iyi bir örnektir.&lt;br /&gt;Ben Devrimci Karargâh'ın o tip bir ‘çekirdekten yetişmiş yoldaşlar’ örgütü&lt;br /&gt;olduğunu sanmıyorum.&lt;br /&gt;Sanki bir irade, gerek gördüğü elemanları toplamış, eğitmiş ve ‘Arkadaşlar sizin&lt;br /&gt;adınız artık Devrimci Karargâh’ demiş.&lt;br /&gt;İstihbaratçıların tekniklerini kullanan, havayolu şirketlerine ilgi duyan, yurtdışı&lt;br /&gt;bağlantıları olan ve gizli servis gibi çalışan ‘toplama’ bir örgüt bu...&lt;br /&gt;Nasıl yani? 34 yılın Hanefi Avcı'sı bu ‘teorisiz’ ve ‘tabansız’ takıma mı ‘sol terör&lt;br /&gt;örgütü’ diyor?&lt;br /&gt;134 Sabah Gazetesi 13 Ekim 2010&lt;br /&gt;274&lt;br /&gt;Bu grubun özelliği, sol maskesi altında, kimi odakların taşeronluğunu yapmaktan&lt;br /&gt;ibaret.&lt;br /&gt;Not: Bazı solcular ise Devrimci Karargâh'ın Emniyet tarafından ‘kurgulanmış’ bir&lt;br /&gt;‘hayali örgüt’ olduğunu iddia ediyor. ‘Toplama’ ya da ‘kurgu’... İstihbaratçı&lt;br /&gt;Hanefi Avcı'nın Devrimci Karargâh'ın aslında ne olduğunu bilmemesi imkânsız.&lt;br /&gt;Peki, niye ‘sol terör örgütü’ diyor ısrarla?”&lt;br /&gt;Önce birkaç hatırlatma&lt;br /&gt;Devrimci Karargâh’la ilgili gariplikler ve tesdüfler zinciri elbet burada bitmedi.&lt;br /&gt;Kısa süre sonra tüm Türkiye’nin konuşup, tartıştığı ama kısa süre sonra da her&lt;br /&gt;zaman olduğu gibi unuttuğu bir olayla tekrar gündeme giriverdi bu örgüt. Emniyet&lt;br /&gt;Müdürü Hanefi Avcı’nın yazdığı kitapla. Hemen herkes ya da en azından ilgilisinin&lt;br /&gt;bildiği kitabı burada uzun uzun anlatmaya gerek yok. Ama emniyette cemaatçi&lt;br /&gt;örgütlenmeyi konu edinen bir kitapta, bu iddiayı dile getiren bir emniyet&lt;br /&gt;müdürünün başına gelenlerin irdelenmesi elzemdi. Elbette Avcı’nın özellikle AKP&lt;br /&gt;ve Gülen cemaatine yakınlıktan öte bir tavır sergileyen ve “liberaller” diye anılan&lt;br /&gt;kesimde yarattığı yarılmaya da burada yer vermek gerekirdi. Ancak “liberal&lt;br /&gt;jakoben” cenahı; her şeyin kolay unutulduğu, toplumsal belleğin balık hafızasıyla&lt;br /&gt;ölçüldüğü bir ülkede bu ayrışmayı aşması hiç de zor olmadığı için irdelemeye&lt;br /&gt;gerek duymadık. Kitabın çıktığı ilk günlerde Avcı’yla telefonla konuşanlardan biri&lt;br /&gt;de bendim. Kendisini tanıyordum. Bu tanışmayı sağlayan da yıllar önce, Susurluk&lt;br /&gt;yıldızı olarak parladığı dönemde hakkında işkenceci olduğuna dair yaptığım bir&lt;br /&gt;haberdi. Aslında iki haber demek daha doğru olur. Radikal gazetesinde yayımlanan&lt;br /&gt;bu haberlerden ilki Hanefi Avcı’nın işkencelerinin mağduru olan Şaban Dayanan’ın&lt;br /&gt;yaşadıklarını, diğeri de işkenceci Avcı ile mağduru Dayanan’ın yüzleşmesini konu&lt;br /&gt;ediniyordu. O günden bu yana da zaman zaman telefonla hal hatır sorulan bir ilişki&lt;br /&gt;bağlamında sürdü bu tanışıklık. Elbette ki kitabı piyasaya çıktıktan sonra&lt;br /&gt;aramalarımız sıklaştı. Yazılanlara ilişkin fikir alışverişinde bulunuldu. Konuşmaları&lt;br /&gt;uzun uzun anlatmaya gerek yok elbet. Ama TV ekranlarından, gazete sayfalarından&lt;br /&gt;ve internet üzerinden Hanefi Avcı’yı tanıyan ya da görüşen gazetecilere ilişkin&lt;br /&gt;estirilen fırtınaya bakınca ve hele de yasal olan ve olmayan yollarla dinlenen&lt;br /&gt;telefon konuşmalarının tam da Avcı’nın işaret ettiği gibi cemaat güdümlü medya&lt;br /&gt;organlarına servis edildiği bir ortamda ister istemez bir açıklama gereği yapmak&lt;br /&gt;farz oluyor. Ortalığa saçılan ve muhataplarının çoğunun montajlı iddiasında&lt;br /&gt;bulunduğu bu telefon konuşmalarından yola çıkılarak, isimsiz ihbar mektuplarıyla&lt;br /&gt;ya da gizli tanık/itirafçı müesseseleriyle ilgili ilgisiz herkesin akla hayale&lt;br /&gt;gelmeyecek suçlamalarla bir torbaya konulup sanık, zanlı ya da en hafifinden&lt;br /&gt;Ergenekon savunucusu yapıldığı bir ortamda bir açıklama yapmak gereklilik.&lt;br /&gt;275&lt;br /&gt;Avcı ile yaptığımız telefon konuşmasında da kendisine söylediğim üzere kitabının&lt;br /&gt;eksik kısmı kanımca işkenceciliğiyle yüzleşememesiydi. Evet, Hanefi Avcı, meslek&lt;br /&gt;yaşamının bir döneminde işkenceciydi. Her ne kadar kendisi daha sonra bununla&lt;br /&gt;yüzleşmeye çalışıp ve hatta kimi mağdurlarını bulup, birisi bu satırların yazarının&lt;br /&gt;tanıklığında olmak üzere özür dilemiş olsa da bu bir dönem işkenceci olduğunu&lt;br /&gt;değiştirmeyecektir. Avcı yakasına, rahatlatmaya çalıştığı vicdanına yapışıp kalan&lt;br /&gt;bu insanlık suçunun anımsatıldığı katıldığı NTV’de yayınlanan programda da,&lt;br /&gt;“1990’lı yılların sonuna kadar devletin tek sorgu tekniği işkenceydi, bir insanı&lt;br /&gt;alarak sorgulamaktı. Burada şahısları suçlamak kolay, bugün Türkiye’nin hiçbir&lt;br /&gt;yerinde işkence yapılmıyor ancak 1999’a kadar her yerde yapılıyordu” diyerek&lt;br /&gt;geçiştirmeyi tercih etti. Her ne kadar mağdurlarını bulup kendisiyle görüşmeyi&lt;br /&gt;kabul edenlerinden özür dilese de, işkencenin öyle mahcup bir nedamet gösterisiyle&lt;br /&gt;geçiştirilemeyecek kadar ağır bir insanlık suçu olduğunu hukuk eğitimi almış Avcı&lt;br /&gt;da en az bizler kadar biliyordur. Ama hem kitabında yer vermemiş olmasından hem&lt;br /&gt;de sorulan soruları “devlet politikası buydu” diye geçiştirmesinden Avcı’nın&lt;br /&gt;kamuoyu nezdinde kendisinin aynı zamanda eski bir işkenceci olarak anımsanmak&lt;br /&gt;istemediğini söylemek mümkündü ki kendiside sonradan bunu ifade etti zaten.&lt;br /&gt;İşkenceci Avcı’nın hem de gazetecilerin tanıklığında özür dilemiş olması, Türkiye&lt;br /&gt;gibi insanlık suçu karnesinin her daim kırık olduğu bir ülkede o dönem için elbette&lt;br /&gt;olumlu ve beklenmedik bir adımdı. Şu ana dek başka bir örneğini de anımsıyor&lt;br /&gt;değilim. Ancak keşke, aradan neredeyse 15 yıl geçtikten sonra yazdığı ve özellikle&lt;br /&gt;işlenen konusu itibarıyla kamuoyunun gündeminden düşmeyeceğini bildiği tuğla&lt;br /&gt;gibi kitabının üçte ikisini ayırdığı meslek anılarının arasında da bu konuyla&lt;br /&gt;hesaplaşabilseydi. Hem de bunu kimlerle yaptığını, kimlerin kendilerini&lt;br /&gt;görevlendirdiğini, ne hissettiğini neden pişman olduğunu anlatarak, bu suça dahil&lt;br /&gt;olan herkesin ismini de vererek yapabilseydi. Yapsaydı ve insanlar kendisini&lt;br /&gt;gördüğünde bir işkenceciyle karşılaşmanın ürpertisini de hissetseydi ne&lt;br /&gt;kaybedecekti? Belki kendisinin ya da özrünü ve dostluğunu kabul edenlerin değil&lt;br /&gt;ama başta bizzat kendi tezgâhından geçen diğerleri olmak üzere tüm işkence&lt;br /&gt;mağdurlarının ve işkencenin zaman aşımı işlemeyecek bir insanlık suçu olduğunu&lt;br /&gt;düşünenlerin umurunda olacaktı bu hesaplaşma. Yapmadı.&lt;br /&gt;Eksiğini olduğunu söylediğimiz kitapta suçlananlar yanında suçlanmayanlar da var&lt;br /&gt;elbet. Avcı, tıpkı Susurluk döneminde olduğu gibi yine bir devlet ya da sistem&lt;br /&gt;eleştirisi sonucunda kendisini demir parmaklıklar ardında buldu. Avcı’nın kitabının&lt;br /&gt;en çok tartışma yaratan bölümünü oluşturan ve en az destekçileri kadar da karşıtını&lt;br /&gt;bulan Fethullah Gülen cemaatine ilişkin eleştirileri ve suçlamalarının dayanak&lt;br /&gt;noktasını kendisine yönelik bir komployu fark etmesinin yanı sıra Ergenekon&lt;br /&gt;soruşturmasının da oluşturduğunu söylemek yanlış bir tespit olmaz. Ancak&lt;br /&gt;Avcı’nın Türkiye’nin Susurluk’tan sonra derin devleti paçasından yakalayabildiği&lt;br /&gt;ikinci önemli milat kabul edilen Ergenekon soruşturmasının yürütülüş biçimi ve&lt;br /&gt;276&lt;br /&gt;içeriğinde yaşanan kimi hukuksuzlukları göz önüne sermeye çalışmakta seçtiği&lt;br /&gt;örnek olan Hrant Dink suikastı ile kanlı Danıştay baskını ele alınış biçimiyle en&lt;br /&gt;büyük yanlışları olarak önümüzde duruyordu.&lt;br /&gt;Avcı kitabında, Hrant Dink suikastının “milliyetçi arkadaş çevresinin”&lt;br /&gt;gerçekleştirildiği bir tepki olarak gördüğünü ve çözüldüğünü öne sürüyor. Tetiği&lt;br /&gt;çekenin, silahı ve hatta mermileri temin edenin bile bulunarak yargı önüne&lt;br /&gt;çıkarılarak çözüldüğünü anlatıyor. Eğer sıradan bir sokak kavgasında işlenen bir&lt;br /&gt;cinayet olsaydı, Dink’in öldürülmesini sıradan bir polisiye olay gibi ele alan&lt;br /&gt;Avcı’ya hak verilebilirdi. Ancak sözkonusu kişi devletin, kimi ulusalcı ve&lt;br /&gt;milliyetçi çevrelerin hedefinde olan, tehdit alan bir kişiyse bunu söylemek nasıl&lt;br /&gt;mümkün olabilirdi? Dink’i ölüme götüren olaylar zincirinde yer alan polis ve asker&lt;br /&gt;kamu görevlilerinin en hafifinden ihmal boyutuyla bu suikasta olan katkıları ya da&lt;br /&gt;iştiraklerini görmek istemiyordu Avcı. Bunun nedenin de, tıpkı kitabında eleştirdiği&lt;br /&gt;“kol kırılır yen içinde kalır” mantığı üzerinden yaptığını iddia etmemiz de&lt;br /&gt;mümkün. Avcı, kendisinin de Gülen Cemaatine mensup olduğu öne sürülmesine&lt;br /&gt;karşın bizzat cemaatçiler tarafından yerinden edilmek istenen eski İstanbul&lt;br /&gt;Emniyeti İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler’i korumaya çalışırken bilerek&lt;br /&gt;ya da bilmeyerek tam da bu tuzağın içine düşüyor aslında. Avcı’nın benzer bir&lt;br /&gt;yanlışa da Danıştay suikastı bağlamında Ergenekon soruşturmalarının bütününe&lt;br /&gt;yönelik getirdiği eleştiri de görmek de mümkün. “Acaba Avcı gerçekten kimi&lt;br /&gt;hukuksuzlukların yaşandığı, yürütülüş biçimi, içeriği ve sanıklarıyla gerçekten&lt;br /&gt;sorgulanmaya muhtaç yanları bulunan Ergenekon soruşturmasını zayıf göstermek&lt;br /&gt;için bu örnekler üzerinden yola mı çıktı?” diye bir kuşku düşüyor insanın içine. Ki&lt;br /&gt;kitabın devlet ve cemaat diye ayrılmış iki ayrı bölümünde de ele alınan Ergenekon&lt;br /&gt;soruşturmaları ilk bölümde Türkiye’ye demokratikleşmeye götürecek bir adım&lt;br /&gt;olarak görünürken sonradan ciddi kuşkular barındıran bir dava haline dönmüş&lt;br /&gt;durumda. Ancak şu sorunun yanıtını özellikle AKP yandaşı ve cemaat medyasının&lt;br /&gt;vermesi şart: “Hanefi Avcı’nın kitabında yazılanlarda cemaat yerine Ergenekon&lt;br /&gt;sözcüğünü koysak acaba neler yazarlardı?”&lt;br /&gt;Bir kitap yazdım hayatım…&lt;br /&gt;Susurluk’taki kazayla ortaya dökülen kirli ilişkiler ağının, Emniyet İstihbarat Daire&lt;br /&gt;Başkanı olarak TBMM’de kurulan Susurluk Araştırma Komisyonu’na verdiği&lt;br /&gt;ifadelerle kısmen aydıntılabilmesini sağlayan Avcı o dönem kamuoyunun&lt;br /&gt;gözbebeğiydi. Basına kaynağı belirsiz bilgiler sızdırmakla da suçlanan Avcı’nın bir&lt;br /&gt;dönemin işkencecilerinden olduğu da kısa zamanda ortaya çıktı. Ancak yaptığı&lt;br /&gt;işkencelerin kurbanlarının bazılarından özür dileyerek kendisinden hayli söz ettiren&lt;br /&gt;Avcı daha sonraki süreçte de yapılan bir dizi yolsuzluk operasyonunda önemli rol&lt;br /&gt;üstlenmişti. Ancak Hanefi Avcı, KOM Daire Başkanlığı’nın ardından kızak&lt;br /&gt;277&lt;br /&gt;sayılacak bir görevle önce Edirne’ye ardından da Eskişehir’e emniyet müdürü&lt;br /&gt;olarak atanmıştı. “İl emniyet müdürlüğü nasıl kızak görev olur?” diye soranlara&lt;br /&gt;Avcı’nın görevlendirildiği Edirne ve Eskişehir’in AKP’nin iktidar olamadığı&lt;br /&gt;kentler olduğunu anımsatmakta fayda var. Yolsuzluklar konusunda dürüstlüğünden&lt;br /&gt;hükümet dâhil kimsenin kuşku duymadığı Avcı’nın, AKP’li bir yönetimin olduğu&lt;br /&gt;kentlerde kazara da olsa bir yolsuzluk tespit etmesi istenen bir durumdu çünkü.&lt;br /&gt;Ancak özellikle Eskişehir için bu sözkonusu olmadı. Avcı’nın uzun süren sessizlik&lt;br /&gt;dönemini bozan ise çarpıcı iddialar ortaya attığı yazdığı kitabı oldu. 20 Ağustos&lt;br /&gt;2010’da piyasaya çıkan “Haliçte Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat”&lt;br /&gt;adını verdiği kitabında Avcı, Fethullah Gülen cemaatinin devleti ele geçirdiğini&lt;br /&gt;iddia ediyordu. Kitabında telefonlarının dinlemeye alındığını, komployu fark&lt;br /&gt;edince de İçişleri Bakanı'na şikâyette bulunduğu anlatan Avcı, tüm yaşananları&lt;br /&gt;Başbakan'ın Başdanışmanına anlattığını, aradan aylar geçmesine rağmen herhangi&lt;br /&gt;bir gelişme olmayınca da kitap yazmaya karar verdiğini söylüyordu. 28 Şubat&lt;br /&gt;sürecinde takındığı tutum nedeniyle de Fethullahçılar başta olmak üzere İslamcı&lt;br /&gt;cenahın adeta taptığı bu isim, 13 yıl sonra yazdığı bir kitapla baş düşman ilan&lt;br /&gt;edilmiş oldu. Başta cemaat medyası ve bu gruba angaje gazeteci ve yazarlardan&lt;br /&gt;Avcı’ya yönelik organize bir saldırı başladı. Önce kitabın, Avcı’nın terfi&lt;br /&gt;edememesine yönelik öfkeyle yazıldığını ve manipülasyon amaçlı olduğu&lt;br /&gt;söyleniyordu. Bu yorumun nedeni ise Avcı’nın, inandırıcı bir belge ortaya&lt;br /&gt;koyamadığı gibi anlattığı olayları sübjektif yorumlayarak ortalığı bulandırması diye&lt;br /&gt;açıklanıyordu. En önemlisi ve bizce haklı da duran bir eleştiri ise Avcı’nın&lt;br /&gt;Ergenekon soruşturmalarını ciddiye almayarak, Hrant Dink suikastı ve Danıştay&lt;br /&gt;saldırılarının çözüldüğünü iddia etmesiydi.&lt;br /&gt;Cemaat devleti ele geçirdi&lt;br /&gt;600 sayfalık kitabın ilk kısmında Avcı, polislik görevindeki anılarından ve Kürt&lt;br /&gt;sorununa ilişkin bir takım siyasi çözüm önerilerinden bahsediyordu. Fırtına&lt;br /&gt;koparan ise Fethullahçıların emniyet başta olmak üzere bürokrasisindeki&lt;br /&gt;örgütlülüklerinin artık devleti ele geçirme biçimine dönüştüğü iddialarının dile&lt;br /&gt;getirdiği “Cemaat” başlıklı bölüm nedeniyle oldu. Özellikle AKP taraftarları ile&lt;br /&gt;cemaat medyası tarafından Avcı’nın, Anayasa’da kısmi değişiklikler öngören 12&lt;br /&gt;Eylül 2010 referandumundan önce piyasaya çıkan kitabın ısmarlama olduğu ve&lt;br /&gt;zihinleri bulandırarak referandumda “hayır”cı kanadın önünü açma saiki ile hareket&lt;br /&gt;edilmesini sağlamak, Ergenekon ve Balyoz soruşturmaları ile yakın arkadaşı olan&lt;br /&gt;Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan hakkında yürütülen soruşturmayı&lt;br /&gt;akamete uğratmak için kitabını yazdığı öne sürülüyordu. Bu iddiaları kanıtlamak&lt;br /&gt;için de “yandaş” diye anılan medyada adeta bir savaş başlatılmıştı. Avcı kitabında&lt;br /&gt;Emniyet, yargı ve TSK içindeki Fethullahçı yapılanma sorunun çözülmesi&lt;br /&gt;278&lt;br /&gt;gerektiğini, aksi halde insanların özgürlüğü ve hayatı ile özel sektör ile holdinglerin&lt;br /&gt;tehlike altında olduğunu dile getiriyordu. Avcı, cemaate bağlı polislerin, savcıların&lt;br /&gt;cemaatin amaçlarına göre davrandığını belirtirken Emniyet'in de cemaate bağlı&lt;br /&gt;imamlar tarafından yönetildiğini de söylüyordu. Özellikle büyük illerde görevli&lt;br /&gt;polislerin bir kısmının sorumluları olan Emniyet Müdürleri ve valileri değil cemaat&lt;br /&gt;imamını amirleri olarak kabul ettiklerini belirten Avcı, “Hatta etrafları cemaat&lt;br /&gt;mensubu müdür ve amirler tarafından sarılmış durumda. Bu durumun farkındalar&lt;br /&gt;ve kısmen biliyorlar ama bilmiyor gibi davranıyorlar. Bazı operasyonları kendileri&lt;br /&gt;değil, cemaat yanlısı polisler ile cemaat yanlısı savcılar cemaat imamlarının&lt;br /&gt;talimatları ile yürütüyorlar... Olay bir örgütün, cemaatin devlet içerisindeki&lt;br /&gt;elemanları vasıtasıyla yürüttüğü örgütsel bir faaliyettir, karşımızdaki kişiler polis,&lt;br /&gt;hâkim ve savcı değil, örgütün cemaatin elemanlarıdır. Devletin hukukunu değil,&lt;br /&gt;cemaatin talimatlarını yerine getirmektedirler. İstanbul, Ankara, Erzurum ve&lt;br /&gt;İzmir'deki bazı özel yetkili savcılar ile bu iller dışındaki bazı polis birimleri&lt;br /&gt;arasında illegal bir ilişkinin varlığı açıkça gözükmektedir… Gördüğüm manzara&lt;br /&gt;korkunç, kadrolu devlet adamları devleti yönetemiyor. Emniyet Genel Müdürü,&lt;br /&gt;hatta İçişleri Bakanı haklı olduğunu bildiği bir kişiyi, doğruluğundan emin olduğu&lt;br /&gt;bir olayı ya da davayı savunamıyor, güvendiği ve inandığı adamları tuzağa&lt;br /&gt;düşürülüyor, haysiyetleriyle oynanıyor ama onlar bu kişilere sahip çıkamıyorlar.&lt;br /&gt;Kozanlı Ömer kod adlı Osman Hilmi Özdil mi yoksa Emniyet Genel Müdürü, Daire&lt;br /&gt;Başkanları mı polis teşkilatını yönetiyor?” diye soruyordu.&lt;br /&gt;Emin Arslan’a kefil olunca dinlendi&lt;br /&gt;Hanefi Avcı kitabında, Emin Arslan'a “Ben yaparım o yapmaz” şeklinde kefil&lt;br /&gt;olduktan sonra İstanbul Emniyet'indeki cemaat lideri konumundaki polis şeflerinin,&lt;br /&gt;kendisinin toplumdaki saygınlığımı sarsmak için kendisine komplo kurduğunu ve&lt;br /&gt;telefonlarını dinlemeye aldığını anlatıyordu. Kendisine bizzat cemaat içinden üst&lt;br /&gt;düzey bir polisin haber verdiğini belirten Avcı, bunun üzerine İçişleri Bakanı Beşir&lt;br /&gt;Atalay'a giderek Emniyet İstihbarat Dairesi'nin kanunsuz dinleme yaptığını,&lt;br /&gt;yalnızca kendisini değil birçok kişiyi dinlediğini, özellikle Emniyet ve İçişleri&lt;br /&gt;Bakanlığı yöneticilerini isim vererek dinlediklerini anlattığını da kitabında yazdı.&lt;br /&gt;Avcı, cemaatle ilgisi bulunmayan ancak bu durumu kanıksamış görünen Emniyet&lt;br /&gt;Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal’a da gider, durumu ve temaslarını bir de ona&lt;br /&gt;anlatır. Başına gelen hukuksuzuluğu çözmek için yasal haklarını sonuna kadar&lt;br /&gt;kullanmaya çalışan Avcı, kendisi de Ergenekon savcıları tarafından -hem de&lt;br /&gt;mahkeme kararıyla dinlendiği ortaya çıkan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut&lt;br /&gt;Cengiz Engin’e de gider. Başsavcı, Fatih Savcılığına suç duyurusunda bulunması&lt;br /&gt;ister. Adli yollardan denetim yolu bulmak ve dinleme kararı veren hâkimlerle ilgili&lt;br /&gt;işlem yaptırmayı amaçlayan Avcı Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı’ya da durumu&lt;br /&gt;279&lt;br /&gt;anlatır. Sonra da Ergenekon üyesi olmakla itham edilen Ankara Başsavcısı’nı da&lt;br /&gt;bilgilendirir. Hazırladığı şikâyet ve ihbar dilekçelerini de Adalet ve İçişleri&lt;br /&gt;Bakanlıkları, İstanbul ve Ankara Başsavcılıkları, Ankara ve İstanbul Özel Yetkili&lt;br /&gt;Başsavcı Vekillikleri, Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı ve Başbakanlık’a iletir.&lt;br /&gt;Avcı dilekçeleri kurumlara ulaştırdıktan sonra Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e&lt;br /&gt;gider. “Hâkimler isimsiz çok sayıda dinleme kararı alıyor” diye ihbarda bulunur.&lt;br /&gt;“Dinlemeler konusuna hâkim” durumdaki Bakan Ergin, isimsiz dinleme&lt;br /&gt;olamayacağını söyler. Teyit için dinleme ve teknik takibin merkezi&lt;br /&gt;Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının Başkanı’nı arar. Başkan Fethi Bey ne&lt;br /&gt;yazık ki Bakan Ergin’i teyit etmez, “istihbari dinlemelerde çok sayıda isimsiz&lt;br /&gt;dinleme bulunduğunu” bildirir. Kitaptan anlaşılana göre Adalet Bakanı Ergin,&lt;br /&gt;dinleme mağduru Avcı’yı, “Dilekçe vermene gerek yok. Dilekçe olmadan da&lt;br /&gt;denetleme yapılabilir. Sen dilekçeyi geri çek” diye ikna etmeye de çalışır. Ama&lt;br /&gt;Avcı, hem de hukuksuz dinlemelerin nasıl ortaya çıkarılacağını anlattığı bir not&lt;br /&gt;ilave ederek şikâyet dilekçesini vermekten geri durmaz.&lt;br /&gt;İçi
